Mersin Ticaret Borsası'nda Abdullah Özdemir yeniden başkanlığa seçildi

Ana Sayfa » Gündem » TEDAŞ ya görevini yap, ya da çekil birileri gereğini yapsın... Abdullah Ayan yazdı

TEDAŞ ya görevini yap, ya da çekil birileri gereğini yapsın... Abdullah Ayan yazdı

Kent içi aydınlatma işinin tek sahibi olmalı, tüm kurumlar yetkilerini Belediyelere devretmeli...

 
 
TEDAŞ ya görevini yap, ya da çekil birileri gereğini yapsın... Abdullah Ayan yazdı
Mersin, Ankara bağımlısı bürokrasiden çok çekti ama birinciliği kime verirsin deseler kesinlikle TEDAŞ derim.

Aklım erdi ereli sayısını unuttuğum kadar çok isim değiştirdiği için kamuoyu algısına en yakın unvanıyla TEDAŞ diyorum. Yoksa bazen TEK olarak çıktı, bazen EDAŞ...

Ama sonuçta evlerimize, iş yerlerimize, sanayi tesislerine elektrik sağlayan, yolları aydınlatan kurumdan söz ediyorum.

Mersin' e diğer kurumlardan çok çektirmesinin veya bir başka ifadeyle anlatmak gerekirse, verdiği hizmette en cimri davrandığı kentler sıralamasında en üste koymasının mantıklı bir açıklaması yok. Ama rivayetler, sorunu irdelediğinizde öne sürülen yığınla mazeret, bahane var.

Çok değil on yıl öncesine kadar iki damla yağmurda elektriklerin kesilmesine öyle şartlanmıştık ki, uzaklarda şimşek çakıp ta karanlıkta kalmadığımız an hayretle birbirimize bakar, "hayırdır inşallah" diye tahtaya vururduk.

On yıl dediysem bugün de nispeten azalmasına rağmen benzer çileyi çekenlerin oranı çekmeyenlerden fazladır.

Bugün elektrikler kesilse de yazdığımız şu yazının silinmemesi çok önemli bir yenilik ama hayatımıza girmesi çok eskilere dayanmıyor.

Eskiden nasıl mıydı?

Bilgisayarın başına oturmuş kaleme almaya çalıştığınız bir yazıyı zamana karşı yarışan gazeteye yetiştirmeye çalışıyorsunuz. Mizanpajı yapan arkadaş ta, hazırladığı sayfaları bir an önce başına bir iş gelmeden matbaaya ulaştırmaya çalışıyor.

Derken tam o an elektrik gidiyor. Genel arıza mı, olağan kesinti mi, kafasına bir şeyler takılan teknik ekibin girdiği trafoda şalter indirmesi mi? Kafanızda yüzlerce soru ama daha da önemlisi şu giden meretin ne zaman geri geleceği, geldiği anda yeniden gidip gitmeyeceği gibisinden bir sürü denklem...

Peki nedeni neydi?

Neden ülkenin başka kentlerinde çok önce çözülen bir sorun Mersin' de çözülmüyordu? Bu kötü kadere neden mahkûm edilmiştik?

Elektrik hatlarının kent içinde yer altına alınması ve kötü hava koşullarından etkilenmemesi çok eskilere dayanmıyor ama iktidarlar bazı kentlere bu konuda ayrıcalıklı davranırken bazılarını da ihmal ederek bir nevi cezalandırdılar.

Aslında Mersin ve Adana elektrik üretim ve dağıtımında doğal kaynakları nedeniyle çok şanslı iki kent.

İki Belediyenin ve il özel idare yönetimlerinin de ortaklıklarıyla kurulan Türkiye'nin ilk özel elektrik kuruluşu Seyhan ve Berdan ırmakları üzerinde inşa edilen santraller sayesinde Çukurova Bölgesi uzunca süre Türkiye'nin bu alanda en şanslı vahasıydı...

Derken 1980'lerin sonunda Çukurova Elektrik' te devlet özel sektör dışında kalan payını satıp çıktı ve Adana-Mersin elektrik üretim, dağıtımı Uzan' lara geçti.

Mersin ve Adana' nın bu alanda kaderini değiştirecek süreç te böyle başladı.

Uzan' lar daha kazançlı olan yeni santral yapımına ağırlık verirken, kent içi alt yapıya çivi çakmadılar.

1990' lı yılları Mersinli her bakımdan karanlık yıllar olarak anımsar ama o zahiri karanlık yanında gerçeğini de ağız tadıyla, doyasıya yaşamıştır.

Son on yılda yaşananlara gelince...

Önce Uzan'lar battı ve Mersin elektrik işinin sahibi de kaybolunca derdimizi anlatacak Marko Paşa'yı aradık yıllarca.

Derken Mir Dengir Fırat' ın yoğun çabalarıyla 2007-2008 yıllarında 100 trilyon paranın kente aktarılması sayesinde ana arterlerin büyükçe bölümünde nakil hatları yer altına indirildi. Gelin görün ki tüm kentin elektrifikasyon alt yapısının tamamlanması için çok daha fazla para gerekiyordu ama Dengir Fırat gibi Mersin'i gerçekten seven siyasetçi sahneden ayrılmıştı.

Bir süre sonra da Mersin'in de yer aldığı ve Adana, Osmaniye, Gaziantep, Kilis, Hatay' da kapsayan tüm bölgenin elektrik dağıtım işi ihaleyle Sabancı'ların Enerjisa şirketine devredildi.

Tarih mi: 15.3.2013, yani okumakta olduğunuz bu yazı aslında yeni muhatabımızın (başka bir ifade kullanacaktım ya neyse) belli olduğu günün birinci yıl dönümü...

Ne zaman kentin bir sorununu dile getirsek mevcut TEDAŞ yetkilileri, yeni patron Enerjisa' nın bir yıldır tam olarak tamamlanmayan devir işlemleri, envanterlerle uğraştığını, devir bittikten sonra sorun çözmeye sıra geleceğini bildiriyor.

Oysa Mersin'in alt yapı sorunları dağ olmuş bekliyor.

Sadece o da değil, ana caddelerdeki aydınlatmada yaşanan sorunlar şöyle dursun, ortaya çıkan arızaları bile giderecek, hatta muhatap olacak merciyi bile elektriği bırakıp mum ışığında arıyoruz.

Son örneği kentin en işlek, prestijli GMK ve Adnan Menderes Bulvarlarında yaşananlar. Belediye bulvarları yeniden düzenlerken, orta refüjlerde meydana gelen arızaları kendisi gidermek istiyor ama resmiyette sahibi TEDAŞ olan bir işe belediyenin el atması yetki aşımı anlamına geliyor ve suç...

TEDAŞ yetkililerine iletiliyor sorun ama alınan yanıt klasik: "Biz dükkanı kapatıyoruz, az biraz sabredin yeni patronunuzla ortak çözeceksiniz"

Adamlar kendi açılarından haklı.

Ama vatandaş yetkinin kimde olduğuna bakmıyor, bakmak zorunda da değil, biz bulvarlarımızın, caddelerimizin hatta her sokağımızın aydınlatılmasını istiyoruz ve bu bizim en doğal hakkımız. Bu hizmeti isterken de hizmeti kimin yerine getireceği, sokağı aydınlatan lambanın kim tarafından değiştirileceği bizim derdimiz değil ki...

Gelin görün ki, genel algı gereği, belki de seçtiğimiz insanlar olmaları nedeniyle yakalarına daha kolay yapıştığımız Belediyeleri suçluyoruz.

Belediyelerinse eli kolu bağlı. Bakım, tadilat bir yana lamba değiştirmeleri bile yasal değil. Yaparlarsa ne mi olur? İlk denetimde ortaya çıkar ve vatandaşın sokağını aydınlatan Belediye Başkanı yapılan işin bedelini cebinden ödemek zorunda kalır.

Çözüm mü?

Çözüm çok basit: Tüm bulvarları hatta il içinde kalan tüm yolları Karayollarından devralan Belediyeler aynı uygulamayı elektrik alanında da yapıp, dağıtıcı şirketle protokol imzalayacak ve 'Hürmüz yedi kocadan' kurtulmuş olacak...

Bulvarından sokağına kent içi aydınlatmanın önemini yeterince anlatacak bilimsel bir veriyle bitireyim yazıyı:

15 ülkede 62 test yolunda yapılan araştırmalar gösteriyor ki; gece aydınlatılan yollarda kaza sayısı %13 ila %75 oranlarında azalmakta...

Aydınlatmanın kriminal suçları önleme üzerine etkisini araştırmak için yapılan çalışma sonuçları ise çok daha çarpıcı ve Valisinden, belediye başkanına herkese sandığından fazla sorumluluk yüklüyor:

İşte OECD ülkeleri istatistik verileri: Kent içi yollar ve alanlar kriterlere uygun olarak aydınlatıldığında suç işleme oranları %20, suçların şiddeti ise %40 oranında düşmekte...

Tek başına bu istatistikler bile söze gerek bırakmıyor. Çaresi mi? Tüm kurumların yasal çerçevede yüklediği sorumluluğun bilincine varmak.

Örneğin hiç ilgisi gibi görünmezken her ilde Vali veya yerine koyacağı Vali yrd katılımıyla oluşturulacak il aydınlatma komisyonu...

Adını ben uydurmuş değilim.  Yürürlüğe koyulma tarihi de öyle tarihten önceki zamana dayanmıyor.

Temmuz 2013'te Resmi Gazetede yayınlanıp yürürlüğe giren yönetmeliğe göre illerin genel aydınlatması Vali başkanlığında kurulan ve BŞ ya da normal Belediye Başkanıyla kimi aktörlerin yer alacağı bir komisyon eliyle yürütülüyor.

Merak eden o yönetmeliği bulur;il, kent, ilçe,kasabadan yola çıkıp en dar sokağa, hatta çıkmaza kadar aydınlatma işinin nasıl yapılacağını kurallara bağlıyor.

Uyan, uymayanın sorunu kendine.

Ama bildiğim bir şey var; Mersinin Valisi, büyükşehir, ilçe belediye başkanları her türlü sorumluluk yüklenmeye hazır aktörü var ama vatandaşı asıl ilgilendiren yanını, gereğini yerine getiren kurumları yok.

Çare mi?

Ne siz sorun ne ben anlatayım...

Her kurum ve kişinin kendisine, iktidara, hatta ilindeki dengelere göre bir hesabı var. Atılan tüm adımlar, oluşturulan tüm komisyonlar da o dengelere göre ayarlanıyor...

Olan mı? Olan sokaktaki vatandaşa oluyor ve o vatandaş kimin umurunda...

 
 
20 Mart 2014 Perşembe 09:06
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:09
  • Güneş05:52
  • Öğlen12:50
  • İkindi16:34
  • Akşam19:30
  • Yatsı21:01
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
30
20
3
7
63
2
Başakşehir
30
19
5
6
62
3
Beşiktaş
29
17
8
4
59
4
Fenerbahçe
29
16
9
4
57
5
Trabzonspor
30
12
10
8
46
6
Sivasspor
30
13
5
12
44
7
Kayserispor
30
12
8
10
44
8
Göztepe
29
12
7
10
43
9
Kasımpaşa
29
11
7
11
40
10
Malatyaspor
29
10
8
11
38
11
Bursaspor
30
10
6
14
36
12
Antalyaspor
29
9
8
12
35
13
Akhisar Bld.Spor
29
9
7
13
34
14
Alanyaspor
30
9
5
16
32
15
Osmanlıspor
30
8
8
14
32
16
Gençlerbirliği
30
7
9
14
30
17
Konyaspor
29
7
8
14
29
18
Karabükspor
30
3
3
24
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1912 - SSCB Komünist Partisi'nin yayın organı Pravda gazetesinin ilk sayısı yayımlandı.
1920 - İtilaf Devletleri, Osmanlı hükümetini Paris'te toplanacak sulh konferansına davet etti.
1924 - Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü kuruldu. Anadolu demiryollarının devletleştirilmesine ilişkin yasa benimsendi.
1933 - Türkiye ile Osmanlı Düyunu Umumiye Hamilleri arasında imzalanan antlaşmayla Osmanlı borçlarının tasfiyesi sağlandı.
1940 - Siirt'in güneyindeki Beşiri yakınlarındaki Raman Dağı'nda 1042 metre derinlikte petrol bulundu.
1947 - Türkiye'ye yabancı sermaye girişine izin veren yasa kabul edildi.
1962 - Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Hakimler Kurulu'nun kurulmasına karar verildi.
1970 - Dünya Günü ilk kez kutlandı.
1975 - Barbara Walters, American Broadcasting Corporation adlı yayın kuruluşu ile beş yıllığına 5 milyon dolarlık anlaşma imzalayarak en yüksek ücreti alan televizyon haber sunucusu oldu.
1983 - Batı Almanya dergisi Der Stern, Hitler'in Günlükleri ni gün ışığına çıkardığını ileri sürdü ve bazı bölümlerini yayımladı. Sonradan bu günlüklerin sahte olduğu ortaya çıktı.
1987 - Dil Derneği kuruldu.
1992 - Meksika'nın ikinci büyük şehri Guadalajara'da, kanalizasyon sistemine karışan benzinin patlaması sonucu 206 kişi öldü, 500 kişi yaralandı, 15.000 kişi evsiz kaldı.
2004 - Kuzey Kore'de iki tren çarpıştı: 150 kişi öldü.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
19.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu011228303945
 
On Numara
16.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02131417192730333742455253555760657072757780
 
Sayısal Loto
21.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu050618414349
 
Şans Topu
18.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu080919202510
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji