Özdemir,'Narenciye Sektöründe Ana Sorun Katma Değer Eksikliği'

Ana Sayfa » Kültür & Sanat » Tekkanat "Ne Yaparsanız Yapın Farklı Olun”

Tekkanat "Ne Yaparsanız Yapın Farklı Olun”

Mersin Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Mehmet Tekkanat'a göre tiyatro, sıradan insanların işi değil.Bir yaşam felsefesini aktarıyor ve diyor ki; “ne yaparsanız yapın, farklı olun"

 
 
Tekkanat
Mehmet Koçak’ın Mersin Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Mehmet TEKKANAT’la söyleşisi…

Tiyatro adına, Tiyatrocu olmak isteyenlere çok şey öğretmiş olan bu sanat adamını benim kadar sizlerin de yakından tanımasını istedim. Kurucusu olduğu Mersin’in ilk özel tiyatro salonu olan Yenişehir Tiyatrosu Altan Erkekli Sahnesi’nde gerçekleştirdiğim kısa söyleşiyi sizlerle paylaşıyorum.



Koçak - Söyleşimize başlarken biraz kişisel geçmişinizden bahsedelim isterseniz. Eğitiminiz, ailenizin etkisi, tiyatroya başlamanız… Bu konularda bize biraz bilgi verir misiniz?


M.T- Öncelikle aile yapısından söz etmem gerek. Güneydoğu kökenli, yoksulluğun, yoksunluğun ve cehaletin sarmaladığı, dokuz çocuklu bir ailenin yedinci çocuğuyum. Okuma ve okutma kültürünün yanından bile geçmediği bir ailenin ferdiyim. Kızların okutulmadığı, erkeklerin de en fazla ilkokulu bitirebildiği bir aile.


İlkokuldan sonra okutulmadım. Üç yıl boyunca yalvardım “beni okula yazdırın” diye. Olmayınca kendim kendimi zorla da olsa ortaokula yazdırdım. Liseyi bitirebildim. Üniversiteyi kazandım, ama kimseden bir destek göremeyince gidemedim.


Tiyatroyla lise yıllarında tanıştım. Ama beni aralarına almadılar. Ben de bacadan girdim. Liseden sonra Mersin Bölge Tiyatrosu’na giden arkadaşlarımın peşinden gittim. Orada da beni almadılar. “Senden tiyatrocu olmaz, simit sat daha iyi” dediler. Ama ben yılmadım, “simidi de sahnede satacağım” diye kafaya koymuştum bir kere. Mersin’de tiyatronun ustaları diye bildiğim insanlardan destek istedim, hep başlarından savdılar. Aileme gelince; hayatlarında tiyatro diye bir şey duymamış aileme “tiyatrocu olacağım” dediğimde, “soytarı mı olacaksın, adam gibi bir meslek sahibi ol” yanıtını aldım.




Mersin’deki “ustaların” beni başlarından savmak için yaptıkları en iyi şey “oku” demeleriydi. Bana bilmediğim, tanımadığım birkaç tiyatro ustalarının kitaplarını önerdiler. Ben de o kitapları bulup okumaya başladım. Okuyordum ama hiçbir şey anlamıyordum. Anlamadığımı sanıyordum… Bir süre sonra o kitaplardan damıttığım bilgileri, bana “bu kitapları oku” diyen ustalarımla paylaşmak istediğimde, halen de Mersin’in gerçeği olan şeyle karşılaştım. Hiç biri o kitapları doğru dürüst okumamıştı. O anda, doğru yolda olduğumu sezdim ve deliler gibi okumaya devam ettim. Beni tiyatrodan uzaklaştırmasınlar diye de, gereken her şeyi (yerleri silmek, çay yapmak, dekor taşımak vs) yaptım. Birkaç yıl sonra ayıp olmasın diye birkaç kelimelik bir rol için bana şans verildi. Bir çıktım sahneye ve o günden sonra hiç inmedim.


Mersin bana dar gelmeye başladı. Hiçbir şey bilmeden, düşünmeden, hiçbir tanıdığım olmayan, sanatın merkezi olduğu söylenen İstanbul’a gittim.

Koçak - Tiyatro geçmişinize baktığımızda birçok usta oyuncu ile aynı sahneyi paylaştığınızı görüyoruz. Bunun sizin için olumlu yönleri olmalı. Nelerdir onlar?


M.T- İstanbul’da yaşamak ve ayakta kalmak için çeşitli işlerde çalıştım. Bu arada Ortaköy Kültür Merkezi’nde tiyatro kurslarına katıldım. Benim için dönüm noktası orası oldu. Çünkü orada çok değerli ustalardan ders alma ve onlarla çalışma fırsatı buldum. Yavuzer Çetinkaya, Zeki Göker, Cevat Çapan gibi ustalarla, Grup Yorum gibi Türkiye müzik tarihine damga vurmuş bir grupla birlikte çalışma ve onlardan yararlanma fırsatım oldu. Daha sonra İstanbul Bizim Tiyatro’da Zafer Diper gibi bir ustayla çalıştım. Orada çok değerli tiyatrocularla sahneyi paylaştım.



İstanbul’da tiyatro yapabilmek ve ekmeğimi kazanabilmek için birçok alanda çalıştım. Telos Yayınevi’nde ofis boyluktan editörlüğe kadar her şeyi yaptım. Burada çok değerli yazarlarla çizerlerle tanışma olanağım oldu. Limon ve Leman Mizah Dergilerinde mizah yazarlığı, sinema filmleri deneyimlerim de bu dönemde oldu.


Şimdilerde “ünlü” olan Settar Tanrıöver’le birlikte çocuk tiyatrosunda oynadık ve İstanbul’da adım atmadığımız semt kalmadı. Yine şimdilerde “ünlü” olan, Hakan Yılmaz ve Janset’in de içinde olduğu bir grupla Türkiye’nin ilk özel televizyonunda “Çizgi Show” gösterileri yaptık.


Bütün bu ustalar ve onlarla yaptığımız çalışmalar, benim tiyatroya ve yaşama bakışımı sağlam temellere oturttu. Onlardan öğrendiğim, damıttığım bilgileri, on tane konservatuar bitirseydim öğrenemezdim. Bu gün binlerce genç arkadaşımı bu edindiğim ve üstüne koyduğum bilgi ve birikimlerimle, tiyatroyla, konservatuarla tanıştırdım, onlara doğru bir yön verebildim.



Koçak - Türkiye’de tiyatro denince aklınıza ilk gelen cümle nedir?


M.T- Shakspeare’in Hamlet oyunundaki cümle gelir. “Var olmak mı yok olmak mı? Bütün sorun bu”


Koçak - Sanat ne içindir? İnsan neden sanat yapar?


M.T- Bence sanat kendim içindir. Kendimi mutlu etmek içindir. Ben kendimi mutlu edebiliyorsam, sahneden ulaşabildiğim insanları da mutlu edebiliyorum demektir. Kısaca sanat önce insan içindir. Kendini ve dolayısıyla insanları mutlu etmek için sanat yapar insan.

Koçak - Şu ana kadar sanat yaşamınızda unutamadığınız anılar vardır. Birini bizimle paylaşır mısınız?


M.T- Binlerce var elbette. İstanbul’a gittiğim ve Çizgi Show’a başladığımız günlerdi. Rahmetli Annem, benim ne meslek yaptığımı anlamıyordu. “Madem tiyatrocusun neden televizyonda göremiyoruz“ derdi. Çekimi yaptık ve Salı Pazarı adlı programın içinde yayınlanacaktı. Anneme telefon açtım, “şu gün televizyona çıkacağım” dedim. Skeçlerden birinde yüzüm görünüyordu. Bir skeçte de “eşek-deve atışması” vardı. Eşeği ben seslendiriyordum. Program yayınlandıktan sonra, annemi aradım. “Anne, çıktım televizyona gördün mü” dedim. “Evet, oğlum, gördüm” dedi gururla. O eşek bendim anne, tanıdın mı” dedim. “ Evet, oğlum, tanıdım, hiç değişmemişsin” dedi.


Koçak - Eşinizin de sizinle aynı mesleği yaptığını ve drama eğitmeni olduğunu biliyoruz. Bunun size ya da ailenize sağladığı bir artı var mıdır?


M.T- Eşim Sabahat Tekkanat, çocuk gelişimi mezunudur. Evlendikten sonra tiyatroya ve dramaya yönlendirdim. Gerekli eğitimi aldıktan sonra bu alanda kendini geliştirdi.

Öncelikle bir ailede her bireyin kendi ayakları üstünde durmasını bilmesi taraftarıyım. Sanatla uğraşan bir insanın evliliği yürütmesi çok zordur. Bizler zaten tiyatroyla evliyiz ve tiyatro kuma istemez. İşimiz çok streslidir. Çünkü yaratıcılığa dayalı zor bir meslek, daha doğrusu bir yaşam biçimidir. Sizi ve işinizi anlamayan biriyle tüm yaşamı paylaşamazsınız. Eşim, benim mesleğimi yapmaya ve zorluklarını görmeye başlayınca sağlıklı bir aile olabildik. Her konuda birbirimizi destekledik.



Koçak - Söyleşimizin sonuna gelirken son olarak şunu sormak istiyorum. Sahne hayatının dışında nasıl bir Mehmet Tekkanat var?


M.T- Farklı biri yok aslında. Çünkü benim için her yer sahne ve ben gerek sahnede gerekse yaşamda sahte olan her şeye karşıyım. Yaşamda ne kadar samimiysem sahnede de aynı samimiyetle olmaya çalışırım. Sanırım beni diğerlerinden ayıran özellik de budur. Son olarak, öğrencilerime söylediğim bir yaşam felsefemi aktarayım, “ne yaparsanız yapın, farklı olun. Sıradan olacaksanız bu işi yapmayın, çünkü sıradan insanların işi değildir tiyatro”.


Koçak - Bu eski öğrencinize zaman ayırıp sorularımı içtenlikle cevapladığınız için teşekkür ediyorum.


M.T- Ben de ustanın sözünü dinleyip, farklı olmaya çalışıp, hayatında farklılık yarattığın için sana teşekkür ederim.

Söyleşi / Mehmet Koçak
 
 
3 Aralık 2012 Pazartesi 09:40
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak06:05
  • Güneş07:44
  • Öğlen13:03
  • İkindi15:46
  • Akşam18:03
  • Yatsı19:31
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Fenerbahçe
18
10
6
2
36
2
Başakşehir
17
11
3
3
36
3
Galatasaray
17
11
2
4
35
4
Beşiktaş
17
8
6
3
30
5
Kayserispor
17
8
6
3
30
6
Göztepe
18
9
3
6
30
7
Trabzonspor
17
8
5
4
29
8
Sivasspor
17
8
2
7
26
9
Bursaspor
17
7
4
6
25
10
Malatyaspor
18
6
5
7
23
11
Kasımpaşa
18
6
4
8
22
12
Akhisarspor
17
5
4
8
19
13
Aytemiz Alanyaspor
18
5
3
10
18
14
Osmanlıspor
18
5
3
10
18
15
Gençlerbirliği
18
4
5
9
17
16
Antalyaspor
17
4
5
8
17
17
Konyaspor
17
4
3
10
15
18
Karabükspor
18
2
3
13
9
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1522 - Rodos'un Osmanlı donanmasınca fethi.
1774 - Osmanlı Padişahı III. Mustafa öldü. I. Abdülhamit tahta çıktı.
1793 - Vatana ihanetten suçlu bulunan Fransa kralı XVI. Louis, giyotinle idam edildi.
1899 - Opel ilk otomobilini üretti.
1908 - New York belediyesinin aldığı bir kararla kadınların toplum içinde sigara içmeleri yasaklandı.
1911 - İlk Monte Carlo Rallisi başladı.
1921 - İtalyan Komünist Partisi kuruldu.
1924 - Vladimir İlyiç Lenin öldü.
1925 - Arnavutluk Cumhuriyeti ilan edildi.
1941 - II. Dünya Savaşı: Avustralya ve Birleşik Krallık birlikleri Tobruk-Libya'ya saldırı başlattı.
1942 - II. Dünya Savaşı: Kuzey Afrika cephesinde Rommel'in Sirenayka taarruzu.
1942 - Askerlik süresi üç yıla çıkarıldı.
1943 - Varlık Vergisi ödemesinin son günüydü. Vergisini ödemeyen mükelleflerin ev ve işyerlerindeki malları haczedildi, daha sonra da icra yoluyla satış yöntemiyle vergileri tahsil edildi.
1946 - Türkiye İş ve İşçi Bulma Kurumu kuruldu.
1951 - Kore'den ilk hasta ve yaralı kafilesi, Ankara'ya geldi.
1952 - Milli Savunma Bakanlığı, Kore'de 34 subay, 46 astsubay ve 1252 erin şehit olduğunu açıkladı.
1952 - Eski Ordu milletvekili, mizah dergisi Akbaba'nın sahibi Yusuf Ziya Ortaç Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etti.
1954 - İlk nükleer denizaltı Nautilus, Connecticut'ta denize indirildi.
1958 - Lefkoşa'da taksim lehine gösteri yapan Kıbrıslı Türk gençlerine İngiliz askerleri müdahale etti; bir genç ağır yaralandı, altı kişi tutuklandı.
1959 - Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Ülkü Arman ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu birer yıl hapse mahkum oldu; gazete bir ay süreyle kapatıldı. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun "Nalıncı Keseri" başlıklı yazısı dava konusu olmuştu.
1961 - Saraçhane Tiyatrosu açıldı. İlk olarak Cevat Fehmi Başkut'un Hacıyatmaz oyunu sahnelendi.
1963 - 21-25 Ocak'da şiddetli soğuklar ülkenin her yanını etkiledi. Elektrikler, sular kesildi, trenler yollarda kaldı; Uludağ'da kar kalınlığı 25 metre.
1967 - Türkiye Milli Talebe Federasyonu'nun beş yöneticisi günü tutuklandı. Sencer Güneşsoy, Baykan Kalaba, Naci Özdemir, Hüsnü Temiz, Kâzım Musa bir gün önce polis tarafından mühürlenen federasyon binasına girmek istemişlerdi.
1967 - Uluslararası Las Vegas Maratonu'nda İsmail Akçay ikinci oldu. İsmail Akçay'ın derecesi 2 saat, 23 dakika, 3 saniyeydi.
1970 - Jumbo-Jet Boeing 747 ticari seferlerine başladı.
1972 - Cidde'ye yaptığı Hac seferinden dönen Marmara adlı THY uçağı 5 kişilik mürettebatıyla düştü. Hostes Hülya Maviler yanarak öldü, diğerleri yaralı olarak kurtarıldı.
1976 - Concorde, Londra-Bahreyn ve Paris-Rio de Janeiro hatlarında ticari uçuşlarına başladı.
1977 - Amerika Birleşik Devletleri başkanı Jimmy Carter, Vietnam savaşı sırasındaki asker kaçaklarının hemen hepsini affetti.
1981 - 444 gündür Tahran'da rehin tutulan Amerikalılar serbest bırakıldı.
1981 - Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz'ü öldürmekten sanık sağ eylemci İbrahim Çiftçi, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'nce üçüncü kez ölüm cezasına çarptırıldı.
1983 - Eski İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan tahliye edildi. İsvan, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davasında yargılanmaktaydı.
1985 - 1983'ten beri süren Yazarlar Sendikası davasında sanıklar beraat etti.
1990 - Adnan Oktar ve müridi oldukları öne sürülen 66 erkek ve 68 kadın gözaltına alındı.
1992 - İstanbul'da evlerde doğal gaz kullanılmaya başladı.
1996 - Özgürlük Ve Dayanışma Partisi kuruldu.
1996 - Filistin'de ilk kez devlet başkanlığı seçimleri yapıldı. Yaser Arafat devlet başkanı seçildi.
1997 - Atatürkçü Düşünce Derneği, Başbakan Necmettin Erbakan hakkında konutta verdiği yemek daveti nedeniyle suç duyurusunda bulundu.
1999 - Amerikan tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu: sahil güvenlik kuvvetlerinin durdurduğu bir gemide 4.300 kg kokain ele geçirildi.
2005 - İzmit İşletmesinin kapatılmasını protesto için fabrikaya kapanan SEKA işçileri, Kurban Bayramı'nı fabrikada geçirdi.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
18.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu111720293651
 
On Numara
15.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu07091217192123293839444750525456626669707380
 
Sayısal Loto
20.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu111319253540
 
Şans Topu
17.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu091016293406
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji