İhracat Kasım ayında geçen yıla göre %5 artışla 11 milyar 952 milyon dolar oldu

Ana Sayfa » Kültür & Sanat » Tekkanat’la Sanat Söyleşileri... Deniz Sandalcı

Tekkanat’la Sanat Söyleşileri... Deniz Sandalcı

Sanat akıllı adamın işi değil derler.Doğrudur.Ama bu tespit, özellikle bizim gibi ülkeler için geçerlidir daha çok.Hele de yerelde sanatla uğraşıyorsanız, “ünlü” değilseniz işiniz on kat daha zor.

 
 
Tekkanat’la Sanat Söyleşileri... Deniz Sandalcı

Sanat akıllı adamın işi değil derler.
Doğrudur.
Ama bu tespit, özellikle bizim gibi ülkeler için geçerlidir daha çok.

Hele de yerelde sanatla uğraşıyorsanız, “ünlü” değilseniz işiniz on kat daha zor.

İnsanlarımız, yöneticilerimiz, işadamlarımız, kurum ve kuruluşlarımız; televizyonda veya sinemada birazcık görünüp yüzünüzü tanıtmışsanız, her türlü desteği gösterirler. Ama bunun tersiyse, ağzınızla kuş tutsanız destek olmazlar. Olsalar da göstermelik, baştan savma olurlar.

Acı ama gerçek bir durumdur ne yazık ki.

Biz yerel sanatçılar, kendi yağımızla kavrulmak zorundayızdır. Gençleri eğitir, yetiştirir, konservatuvarlara göndeririz. Kıt kanaat gelirlerle veya kendi cebimizden harcayarak oyunlar sahneler, üretimler yapar, ulaşabildiğimiz seyircilere (neredeyse yalvararak) izlettiririz. Bizim bu çabalarımızdan, İstanbul’dan Ankara’dan gelen “ünlü” kişiler ve guruplar yararlanır.

Yani bizim işimiz o “ünlü”lere seyirci oluşturmaktır bir nevi.

Kendi şehrimizde yabancıyızdır. Bize, “siz bizdensiniz, gelin oynayın, gösteri yapın, şiir okuyun” derler. Çoğunlukla bir kuru teşekkürü bile çok görürler.

“Onlara” ise, her türlü desteği verirler.

En güzel otellerde konaklatır, en güzel lokantalarda yemekler yedirir, madalyalar, plaketler sunarlar, ceplerine de yüklü miktar paralar kayarlar.

Neden durduk yerde böyle ağlama duvarı gibi bir giriş yaptım?

Bugünkü “TEKKANAT’LA SANAT SÖYLEŞİLERİ” konuğumdan ötürü.

Aynı şeyleri yaşayan yüzlerce yerel sanatçı adına, TOROSLAR BELEDİYE ŞEHİR TİYATROSU GENEL SANAT YÖNETMENİ SAYIN DENİZ SANDALCI konuğum bugün.

Aslında biz birçok yönden şanslıyız yine de.

Çünkü bize destek veren sanatsever belediye başkanlarımız var. Bunu da bir kenara not düşerek söyleşimize başlayalım.

 

“HEP ÇIRAK KALACAK BİR TİYATRO İŞÇİSİYİM”

 

TEKKANAT- Sevgili Deniz; öncelikle klasik sorumuzla başlayalım. Deniz Sandalcı kimdir?

D.SANDALCI- Deniz Sandalcı Sanat yaşamı boyunca hep çırak kalacak bir tiyatro işçisidir.

TEKKANAT- Kısaca sanat serüvenini anlatır mısın?

D.SANDALCI- Sevgili Çeto, sanat serüvenime başlamadan önce kısa bir anım olan tiyatroya başlama maceramı anlatarak başlayayım söyleşimize…

TEKKANAT- Tabi çok mutlu olurum.

“BİR OYUN İZLEDİM, HAYATIM DEĞİŞTİ”

D.SANDALCI- Yıl 1993-1994 lü yıllar Ankara’da liseyi yeni bitirdiğim yıllar. O dönemlerde apartmanlar arasında sıkışmış dar sokakların kültürüyle bezenmiş, ağzımdan küfürün, bedenimde yaranın hiç eksik olmadığı, uzuneşek oynayıp, kızları kızkovalayanla kovaladığımız, kahvehanede çayına okey döndüğümüz, saç modellerimizin İtalyan veya Amerikan kesildiği yılların, dar gelirli bir memur ailesinin çocuğuydum. Ta ki bir arkadaşımızı askere gönderme gününe kadar. O dönemlerde, askere gidecek arkadaşlarımızı gezdirir, eğlendirir, büyük bir şenlikle askere uğurlardık. İşte o günlerden bir gün, askere gidecek olan arkadaşımızı, Ankara’nın meşhur Gençlik Parkı’nda gezdiriyorduk. Gençlik Parkı’nın büyük havuzunda kayığımıza binip, çay bahçesinde çayımızı nargilemizi içtikten sonra, sinemaya gidelim dedik. Gençlik Parkı’nın hemen yanı başında bulunan, adını, her şeyini sonradan öğreneceğim, Ankara Devlet Tiyatrosu’nun Küçük Sahnesi’ni, sinema salonu sanarak girdik. Gişeye gittik, film bileti diye tiyatro bileti aldık. Tiyatronun fuayesine girene kadar yanlışlığı anlamamıştık bir avuç mahalleli arkadaş. O güne kadar hayatımda tiyatro görmemiştim. Tarihi bir binanın büyük avizelerinin altında, bir piyanistin çaldığı, hayatımda ilk kez duyacağım piyano ezgisi hala kulaklarımdadır. Oyun saati gelip de salona girdiğimizde, koltuklarımıza yerleşip ışıklar sönüp güzel bir müzikal eşliğinde, yine her şeyini sonradan öğreneceğim, konusunu Mersin-Arslanköy’den alan, Recep Bilginer’in yazmış olduğu İsyancılar adlı oyun perde dediği an, benim tiyatrocu olmaya karar verdiğim an olmuştur. O gün çok etkilendim tiyatro sanatından. O ana kadar hayalimde hiçbir meslek yoktu ve o günden sonra tiyatro diye yanıp tutuşmaya başladım. Hemen arkasından birçok macerayla anlatmasının uzun süreceğini düşündüğüm için anlatmayacağım, Mamak Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun açmış olduğu tiyatro sınavını kazanma serüveni geliyor. Artık tiyatro yolculuğum başlamıştı. Bu yol; Mersin Üniversitesi Tiyatro Bölümü, Mersin Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, Tarsus Belediyesi Şehir Tiyatrosu, Ankara Başkent Tiyatroları, Ankara Devlet Tiyatrosu, Elmadağ Kent Tiyatrosu, Tiyatro Yolcuları, Antalya Balon Tiyatro, Merhaba Sanat Tiyatrosu, Mersin Üniversitesi Tiyatro Topluluğu, Hacettepe Üniversitesi Tiyatro topluluğu gibi birçok tiyatroda yolculuğuma devam ederek, halen çalışmakta olduğum Toroslar Belediyesi Şehir Tiyatrosuna kadar getirdi. Ve yolculuk devam ediyor.

TEKKANAT- Ben ağlamaklı bir giriş yaptım, ama bir de senin gözünle yerel sanatçıların sorunlarını ve bu sorunlara karşı ne yapmaları gerektiğini öğrenelim.

“YEREL YÖNETİMLERİN, BİR SANAT POLİTİKALARI OLMALI”

D.SANDALCI- Yerel sanatçıların o kadar çok sorunu var ki, nereden başlasak bilemedim. Ama sevgili Çeto, söyleşinin başında anlatmak istediğin sahipsizlik, bizim en büyük sorunumuz olsa gerek. Gerçekten bu İstanbul hayranlığını anlamış değilim. Hâlbuki bu kentin yerel sanatçılarına sahip çıkılsa, görülecektir ki kendi sanat dinamikleri sorunlarını estetize eden, yerelden genele daha verimli eserler ortaya koyulacaktır. Mersin halkı bir anlamda kendi sıkıntısını, sorununu sanat diliyle çözümleyecek, eleştirecektir. Ve böylelikle İstanbul’un atıllarını satın alan bir kent değil, üreten bir kent konumunda olacaktır. Bunun için de bu kentin sanatçılarının sorunlarına tek tek el atılıp bir sanat politikası oluşturulması gerekir.

TEKKANAT- Sence tek tek ele alınması gereken bu sorunlar nelerdir?

D.SANDALCI- Birçok sorun var, ama önemli olan iki sorundan bahsedeceğim. Birisi oyun sahnelemek için tiyatro salonu bulunamayışı sorunu, bir diğeri de seyirci sorunu. Şimdi biraz bahsedeyim.

Özellikle diğer sanat dallarının da soluk alabilecekleri, içerisinde sahne, sergi salonları, dans salonları, derslikler gibi vs kültür merkezleri ile mekân sorununun çözümü gerek. Gerçi bu son dönemde kurduğu kültür merkezleri ile birkaç yerel yönetim bu işe el attı. Yine de yüzbinlerce insanın yaşadığı bir şehir için, birkaç yerel belediyenin özel çabasıyla aşılabilecek bir sorun gibi de görünmüyor. Bir de var olan tiyatro sergi salonlarının kiralarının çok yüksek olması sorunu var. Bu da yetmiyormuş gibi bu salonlarda çalışan teknik ekibin aldığı paralar. Örneğin; yerel özel bir tiyatro, bin bir sıkıntıyla, cebinden harcadığı paralarla çıkardığı oyunları sahnelemek için gittikleri, Mersin Devlet Opera Balesi kültür merkezine 1000 tl kira bedelinin yanında, o binanın devletten maşını alan teknik kadrosu, ışık ses parası adı altında ayrıca 750 tl gibi paralar alıyorlar ki bu da anlaşılır değildir. Parayı vermeyi reddedersen de oyun sırasında ses ışık odalarını sana açmıyorlar. Ve de o salonu bin bir bahaneyle sana başka temsiller için bir daha vermiyorlar. Ve bu durum maalesef Türkiye’nin birçok ilinde bu şekilde işliyor.1750 tl ye kiralanan salonda, yerel özel bir tiyatro en az 30 tl den bilet satacak ki, hiç karsız masraflarını ucun ucun karşılayabilsin. Artık gerisini siz düşünün gelin de tiyatroya yapmaya çalışın.

Bir diğer sorun da seyirci sorunu. Yıllardır kendi seyircisini oluşturamayan veya oluşturma imkanı bulamayan, irili ufaklı tiyatroların seyirci bulamayışının sıkıntısı. Genelde seyirci konusunda biz tiyatrocular faturayı seyircinin kendisine çıkartırız, ama bana göre sorun seyircide değil biz tiyatrocularda. Seyircinin profiline, isteklerine, bir dil oluşturma çabasına düşmeden rejisi, dekoru, kostümü, aksesuarı, müziği, dansı, afişi vs eksik; en önemlisi de, oyunculuğu eksik oyunlarla, estetik kaygıdan uzak oyunlarla, seyircinin karşısına çıkılması bu sorunu doğurmuştur. Maalesef şimdiye kadarki Mersin Büyükşehir Tiyatrosu gibi ödenekli tiyatroların, bu eksikleri göz ardı ederek hiçbir çaba harcamaması da, seyirci konusunda bir arpa yol alınmamasına neden olmuştur.

“BAŞKAN HAMİT TUNA SANATA HER ZAMAN DESTEK VERİYOR”

TEKKANAT- Toroslar Belediyesi’nde kısa sayılacak bir süredir çalışıyorsun. Bu süre içinde çok güzel ürünler çıkardın ortaya. Çoğunlukla sıfırdan yetiştirdiğin genç arkadaşlarla çalıştın. Bu süreci ve Belediye Başkanı Sayın Hamit Tuna’nın sanata yaklaşımını anlatır mısın?

D.SANDALCI- Evet kısa sürede çok iş başardığımıza inanıyorum, ama daha da yapacağımız çok işler var olduğunu biliyorum. Bir yıla yakındır Toroslar Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun genel sanat yönetmenliğini yapmaktayım. Bu süre içerisinde, öncelikle kendi sıfırdan yetiştirdiğim oyuncu aday adaylarıyla bu işe başladım. Öncelikle bu işin, sadece sahne üzerinden ibaret olmadığını, Tiyatronun sahne arkasıyla da bir bütün olduğunu öğrettim. Özellikle de egolarından olabildiğince arınmış oyuncular yetiştirmeye gayret ettim. Çünkü bize her cümlesi “ben”le başlayan yaratık oyuncular gerekli değildi. İnsan olma becerisine en yakın hizmet eden oyuncular gerekliydi. Bu anlamda sıkı bir eğitim ve öğretim sonucunda, çekirdek bir oyucu ekibine ulaştım. Arkasından bana göre Türk oyun yazımında ilk on sırada bulunan, Turgut Özakman’ın yazmış olduğu Ocak adlı oyunu sahneledik. Özellikle Ocak oyununu seçtim. Mersin Toroslar ilçesinin seyirci profiline en iyi uyan oyundu. Oyun kısa sürede Koray Aydın sahnemizde defalarca sahne aldı ve seyirci profilimizin % 70 i ilk kez tiyatro izleyen ailelerden oluştu. Özellikle bu durum tiyatromuz adına mutluluk verdi bize. Arkasından Çanakkale Şehitlerimizi Anma gününde çıkardığımız “Memedin Hikayesi” adlı oyunumuz ile, 700 kişilik Yunus Emre Kültür Merkezi’nin açılışını yaptık. Ve şu anda da sıcağı sıcağına Mersin’de yaşayan şairlerimizin şiirlerinin, Toroslar Belediyesi Şehir Tiyatrosu tarafından seslendirilecek olan “Torosların Şairiyim” adlı şiir gecesini hazırlıyoruz. Tabi ki bunca işi tek başımıza yapmıyoruz. Bütün bu oluşumlar; gücümüzü, desteğimizi, sanatı ve tiyatronun Toroslar’da yeşermesini isteyen, bu anlamda çağdaş bir kent oluşturma anlayışıyla, çok özverili projeler üreten belediye başkanımız Sayın Hamit Tuna nın sayesinde oluyor. Şimdiye kadar hiçbir projemiz ve isteğimize hayır demedi. Ve her projemizi desteklerinin yanı sıra bizzat katılarak bize güç verdi. Bu anlamda belediye başkanımıza teşekkür etmek isterim. Ve tabi ki sayın başkanımızın Toroslar’da, Mersin’e Selçuklunun güzel mimarisiyle kazandırdığı Yunus Emre Kültür Merkezi’ni de göz ardı etmemek gerekir.

 

“EGOSUNUN ESİRİ OLANLAR, SANATTAN EL ÇEKMELİ”

TEKKANAT- Mersin özelinde, yerel sanatçılar, özellikle eskiler neden gençlere ve yeniliğe kapalı, neden bir araya gelip sanat konuşma, dayanışma ve paylaşma yerine tam tersi oluyor? (İstisnaları saymazsak)

D.SANDALCI-Sevgili Çeto, gerçekten çok önemli bir yaraya parmak bastın. Sanırım yine bütün sorun, “ben” zamirinden kaynaklı,” bu kentte bu işi ben yapacağım başkasına öğretirsem beni geçerler ve salyalı egolarımı tatmin edemem” korkusu. Artık genç tiyatroculara yatırım yapma zamanı gelmiştir ve geçiyordur. Büyük bir çoğunluğun eski kuşak tiyatrocuların kendilerini yenileyemedikleri için her şeye kapalı ve engelciler, hâlbuki sanat bir bütündür, paylaşarak büyür. Bu kentte sanat büyüdükçe herkes büyüyecektir. Artık dayanışma zamanı, üretme zamanıdır.

TEKKANAT- Sanat bir toplum için neden çok gereklidir?

D.SANDALCI- Sanat demek İnsan demektir. Sanatla insanı ayırmak imkansız bir şeydir.İnsanoğlu çocukluk evresinden itibaren oyunla büyür.Resim yapar, müzik dinler, dans eder.Yani sanat, özümüzde doğar, gözümüzde büyür, sözümüzde olgunlaşır ve topluma mal olur.Toplumların ilerlemişlik seviyesidir sanat.Örneğin, 2. Dünya savaşında Almanya’da taş taş üzerinde kalmamışken, yapılan ilk yapılar tiyatro ve opera binalarıdır.Ortaçağın en baskıcı döneminde bile, kilise tiyatroyu yok edememiştir.Aksine kilisenin o kadar tiyatroyu yasaklamasına karşı, sonunda kilise tiyatronun oynanmasını, alegorik oyunlarla kilisede oynanmasını kabul etmiştir.Bir anlamda sanat, toplumun temel yapı taşlarından biridir.İnsan var olduğu sürece de sanat olacaktır yeter ki insanı toplumlarda var edelim.

“SANATA YÖNELEN GENÇLER, GELECEĞİ SAĞLAMA ALMIŞ DEMEKTİR”

TEKKANAT- Gençler neden sanata yönelsin? Bu konuda çocuklarına gereken desteği vermeyen ailelere neler söylemek istersin?

D.SANDALCI- Magazinden, televizyondan, medyadan kaynaklı, sinema dizi ve tiyatronun aileler üzerinde kötü bir imajı oluşmuş. Özellikle de tiyatro ve sinema yapan kız çocuklarının, kötü yola düşeceği düşüncesi, Anadolu ailesinin kafasına yanlış bir şekilde kazılmış. Maalesef medya maymunlarının, bu ülkeye, ahlaki anlamda sanata verdikleri zararlardan sadece bir tanesi bu. Ailelere sözüm; aksine sanat disiplin demektir.Allahtan aldığı cüzden-güçten yaratmak demektir.Ahlak demektir.Çocuklarınızı sanatla buluşturmanız demek, onların kendilerini bulmalarını demektir.Bu yüzden çocuklarınızı sanatla buluşturmaktan korkmayın.sanatla yoğrulan çocuklarınız, ne meslek yaparlarsa yapsınlar, mesleklerini en iyi şekilde yapacaklardır.

TEKKANAT- Sevgili Deniz, çok değer verdiğim Mersinli arkadaşımız Yasin Korkmaz’ın NETEKİM KARAKOLU adlı filminde başroldesin. Bu sinema deneyiminden bahsedelim biraz.

D.SANDALCI-Netekim Karakolu adlı sinema filmi; yönetmeni, oyuncusu, kurgusu, senaryosu, mekanı, her şeyi ile yerel kaynaklarla çekilmesi açısından bir ilk olma özeliği taşıyor. Sinema filmini sadece İstanbul çeker düşüncesini kıracak bir film oldu. Yorucu, ama bir o kadar da keyifli bir çalışma oldu. Yönetmenimiz Yasin Korkmaz’ın bilgisine, birikimine ve yaptığı işe büyük saygı göstermesine, oyuncu yönetimine hayran kaldım. Bu filmde, o kadar çok kişinin büyük emeği var ki, hepsine buradan teşekkür ediyorum. Umarım beğenilir ve hak ettiği değeri görür.

TEKKANAT- Böyle güzel bir projede bendeniz de küçük bir rol aldım ve çok keyifli günler yaşadım. Özellikle görüntü yönetmenimiz Kadir Baziki’ye özel selam gönderiyorum. (özel selam dedim de aklıma geldi… neyse..) Geleceğe yönelik projelerin neler?

D.SANDALCI- Öncelikli en büyük hayalimi söyleyeyim, bu hayalim gerçekleşince zaten içeriğini projelerle doldurmak hiç de zor olmayacaktır. Hayalim; geleceğe dönük, seyircisiyle, otoparkıyla fuayesiyle, kulisiyle, teknik, oyuncu ve yönetim kadrosuyla profesyonel ödenekli, her hafta sahne diyen bir şehir tiyatrosu kazandırmak Mersin’e.

TEKKANAT-Sanata bu kadar güzel destek veren Belediye Başkanımız Sayın Hamit Tuna, bu hayalini gerçekleştirmede hep yanında olacaktır.

Sevgili Deniz; bu kadar yoğun bir çalışma temposu içinde bana zaman ayırdığın ve sorularıma içtenlikle yanıt verdiğin için teşekkür ediyor, başarılar diliyorum.

D.SANDALCI-Ben de sana; oyunculuk, yönetmenlik ve eğitimciliğinin yanında, yaptığın gazetecilik hizmetin için teşekkür ediyorum. Mersin’e ve gençlere bir katkımız olursa ne mutlu bize.

 
 
27 Mayıs 2014 Salı 23:04
 
 
(1 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>kadir baziki</p> <p>2014-05-28 02:57:05</p> <p>Özel selamını aldım Çeto Bey:) Güzel söyleşi olmuş. Eline sağlık.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:49
  • Güneş07:30
  • Öğlen12:41
  • İkindi15:17
  • Akşam17:34
  • Yatsı19:02
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
12
9
3
0
30
2
Beşiktaş
12
8
4
0
28
3
Fenerbahçe
12
7
3
2
24
4
Galatasaray
12
7
2
3
23
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
12
4
5
3
17
7
K.D.Ç. Karabük
12
5
2
5
17
8
Osmanlıspor FK
12
3
7
2
16
9
Antalyaspor
12
4
3
5
15
10
Gençlerbirliği
12
3
6
3
15
11
Alanyaspor
12
4
2
6
14
12
Akhisar Bld.
12
3
4
5
13
13
Trabzonspor
12
3
3
6
12
14
Kasımpaşa
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
12
3
2
7
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
12
1
3
8
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1409 - Leipzig Üniversitesi kuruldu.
1804 - Napolyon Bonapart, Paris'teki Notre Dame Katedrali'nde, Papa'nın da katıldığı törende taç giydi ve Fransa İmparatoru oldu.
1848 - Fransuva Jozef, Avusturya imparatoru oldu.
1852 - III. Napolyon, Fransa'da İmparator ilan edildi.
1873 - Türkiye'nin ilk borsası sayılan Dersaadet Tahvilat Borsası açıldı.
1901 - King Camp Gillette tarafından jiletin patenti alındı.
1908 - Çin'de çocuk İmparator Pu Yi 2 yaşındayken tahta çıktı.
1909 - Fransız Baron Cathers, Osmanlı'daki ilk uçak gösterisini yaptı. Uçak, Şişli Hürriyeti Ebediye tepesinden Bulgar Hastanesine indi.
1909 - Leo Baekland ilk yapay plastik bakalitin patentini aldı.
1914 - Avusturya, Belgrad'ı işgal etti.
1918 - Ermenistan, Osmanlı devletinden bağımsızlığını ilan etti.
1920 - Türkiye ile Ermenistan arasında Gümrü Antlaşması imzalandı. Kars Ermenistan'dan alındı.
1928 - Celal Sahir Bey'in (Erozan) hazırladığı "İmla Lügatı" yayımlandı.
1940 - Kağıt sıkıntısı nedeniyle gazetelerin sayfa sayısına kısıtlama getirildi.
1942 - Chicago'lu bilim adamları ilk kontrollü zincirleme atomik reaksiyonu gerçekleştirdiler.
1943 - Yüzde 87'si gayri Müslüm azınlıklar olan Varlık Vergisi'ni ödeyemeyen mükellefler borçlarını "bedenen çalışarak ödemeleri" için çalışma kamplarına gönderilmişti. Kamplarda bulunanların serbest bırakılması karar verildi.
1949 - Yunanistan'dan gelen bir tiyatro topluluğu, İstanbul'da Cevat Fehmi Başkut'un Paydos adlı oyununu sahneledi.
1956 - Fidel Castro, Grama yatıyla Küba'ya çıktı.
1956 - Ankara'nın 120 km kuzeydoğusunda yer alan Sarıyar Barajı açıldı.
1961 - Küba lideri Fidel Castro, kendisini, Küba'yı komünizme taşıyacak bir Marksist-Leninist olarak ilan etti.
1963 - Karadeniz Teknik Üniversitesi Trabzon'da açıldı.
1963 - Türkiye'nin ilk koalisyon hükümetinin başkanı İsmet İnönü 24 yıl sonra ilk kez üstlendiği başbakanlık görevinden istifa etti.
1965 - Ankara'da hava kirliliği tehlikeli boyutlarda: Bilim çevreleri Ankara'da 20 yıl yaşayan birinin kanser riskinin çok yüksek olduğunu açıkladı.
1974 - Keban ve Gökçekaya santralleriyle, Seyitömer termik santralinin üç ünitesinin birden aynı anda arızalanması üzerine tüm Türkiye'de her gün 1.5 saatlik elektrik kısıtlamasına başlandı.
1981 - Hülya Koçyiğit, Fransa'da düzenlenen 3 Kıta Film Festivali'nde, "Kurbağalar" filmindeki rolüyle "En iyi kadın oyuncu" ödülünü aldı.
1981 - İstanbul Teknik Üniversitesi'nden 450 öğretim üyesi Yüksek Öğretim Kanunu'na karşı açıklama yaptı.
1982 - Dr. Robert K. Jarvik tarafından geliştirilen ilk yapay kalp, Barney Clark adlı hastaya takıldı.
1983 - Türkan Şoray ile Cihan Ünal evlendi.
1988 - Benazir Butto, Pakistan başbakanı olarak yemin etti.
1993 - Kolombiya'lı uyuşturucu taciri Pablo Escobar, Meddelin'de güvenlik güçlerince öldürüldü.
2002 - Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 3 Kasım 2002'de Siirt'te yapılan milletvekili seçimini iptal etti. Seçim işlemlerindeki eksikliğin seçim sonuçlarında etkili olduğu sonucuna varan YSK, Siirt'teki seçimin yenilenmesine oybirliğiyle karar verdi.
2003 - Yargıtay 11. Ceza Dairesi kayıp trilyon davasında kapatılan RP'nin genel başkanı Necmettin Erbakan'a özel belgede sahtecilik suçundan verilen 2 yıl 4 ay hapis cezasını oybirliğiyle onayladı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
26.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu052122262944
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji