Mersin Ekonomi Platformunda Kemal Kaçmaz Dönemi

Ana Sayfa » Kültür & Sanat » Tekkanat’la Sanat Söyleşileri... Deniz Sandalcı

Tekkanat’la Sanat Söyleşileri... Deniz Sandalcı

Sanat akıllı adamın işi değil derler.Doğrudur.Ama bu tespit, özellikle bizim gibi ülkeler için geçerlidir daha çok.Hele de yerelde sanatla uğraşıyorsanız, “ünlü” değilseniz işiniz on kat daha zor.

 
 
Tekkanat’la Sanat Söyleşileri... Deniz Sandalcı

Sanat akıllı adamın işi değil derler.
Doğrudur.
Ama bu tespit, özellikle bizim gibi ülkeler için geçerlidir daha çok.

Hele de yerelde sanatla uğraşıyorsanız, “ünlü” değilseniz işiniz on kat daha zor.

İnsanlarımız, yöneticilerimiz, işadamlarımız, kurum ve kuruluşlarımız; televizyonda veya sinemada birazcık görünüp yüzünüzü tanıtmışsanız, her türlü desteği gösterirler. Ama bunun tersiyse, ağzınızla kuş tutsanız destek olmazlar. Olsalar da göstermelik, baştan savma olurlar.

Acı ama gerçek bir durumdur ne yazık ki.

Biz yerel sanatçılar, kendi yağımızla kavrulmak zorundayızdır. Gençleri eğitir, yetiştirir, konservatuvarlara göndeririz. Kıt kanaat gelirlerle veya kendi cebimizden harcayarak oyunlar sahneler, üretimler yapar, ulaşabildiğimiz seyircilere (neredeyse yalvararak) izlettiririz. Bizim bu çabalarımızdan, İstanbul’dan Ankara’dan gelen “ünlü” kişiler ve guruplar yararlanır.

Yani bizim işimiz o “ünlü”lere seyirci oluşturmaktır bir nevi.

Kendi şehrimizde yabancıyızdır. Bize, “siz bizdensiniz, gelin oynayın, gösteri yapın, şiir okuyun” derler. Çoğunlukla bir kuru teşekkürü bile çok görürler.

“Onlara” ise, her türlü desteği verirler.

En güzel otellerde konaklatır, en güzel lokantalarda yemekler yedirir, madalyalar, plaketler sunarlar, ceplerine de yüklü miktar paralar kayarlar.

Neden durduk yerde böyle ağlama duvarı gibi bir giriş yaptım?

Bugünkü “TEKKANAT’LA SANAT SÖYLEŞİLERİ” konuğumdan ötürü.

Aynı şeyleri yaşayan yüzlerce yerel sanatçı adına, TOROSLAR BELEDİYE ŞEHİR TİYATROSU GENEL SANAT YÖNETMENİ SAYIN DENİZ SANDALCI konuğum bugün.

Aslında biz birçok yönden şanslıyız yine de.

Çünkü bize destek veren sanatsever belediye başkanlarımız var. Bunu da bir kenara not düşerek söyleşimize başlayalım.

 

“HEP ÇIRAK KALACAK BİR TİYATRO İŞÇİSİYİM”

 

TEKKANAT- Sevgili Deniz; öncelikle klasik sorumuzla başlayalım. Deniz Sandalcı kimdir?

D.SANDALCI- Deniz Sandalcı Sanat yaşamı boyunca hep çırak kalacak bir tiyatro işçisidir.

TEKKANAT- Kısaca sanat serüvenini anlatır mısın?

D.SANDALCI- Sevgili Çeto, sanat serüvenime başlamadan önce kısa bir anım olan tiyatroya başlama maceramı anlatarak başlayayım söyleşimize…

TEKKANAT- Tabi çok mutlu olurum.

“BİR OYUN İZLEDİM, HAYATIM DEĞİŞTİ”

D.SANDALCI- Yıl 1993-1994 lü yıllar Ankara’da liseyi yeni bitirdiğim yıllar. O dönemlerde apartmanlar arasında sıkışmış dar sokakların kültürüyle bezenmiş, ağzımdan küfürün, bedenimde yaranın hiç eksik olmadığı, uzuneşek oynayıp, kızları kızkovalayanla kovaladığımız, kahvehanede çayına okey döndüğümüz, saç modellerimizin İtalyan veya Amerikan kesildiği yılların, dar gelirli bir memur ailesinin çocuğuydum. Ta ki bir arkadaşımızı askere gönderme gününe kadar. O dönemlerde, askere gidecek arkadaşlarımızı gezdirir, eğlendirir, büyük bir şenlikle askere uğurlardık. İşte o günlerden bir gün, askere gidecek olan arkadaşımızı, Ankara’nın meşhur Gençlik Parkı’nda gezdiriyorduk. Gençlik Parkı’nın büyük havuzunda kayığımıza binip, çay bahçesinde çayımızı nargilemizi içtikten sonra, sinemaya gidelim dedik. Gençlik Parkı’nın hemen yanı başında bulunan, adını, her şeyini sonradan öğreneceğim, Ankara Devlet Tiyatrosu’nun Küçük Sahnesi’ni, sinema salonu sanarak girdik. Gişeye gittik, film bileti diye tiyatro bileti aldık. Tiyatronun fuayesine girene kadar yanlışlığı anlamamıştık bir avuç mahalleli arkadaş. O güne kadar hayatımda tiyatro görmemiştim. Tarihi bir binanın büyük avizelerinin altında, bir piyanistin çaldığı, hayatımda ilk kez duyacağım piyano ezgisi hala kulaklarımdadır. Oyun saati gelip de salona girdiğimizde, koltuklarımıza yerleşip ışıklar sönüp güzel bir müzikal eşliğinde, yine her şeyini sonradan öğreneceğim, konusunu Mersin-Arslanköy’den alan, Recep Bilginer’in yazmış olduğu İsyancılar adlı oyun perde dediği an, benim tiyatrocu olmaya karar verdiğim an olmuştur. O gün çok etkilendim tiyatro sanatından. O ana kadar hayalimde hiçbir meslek yoktu ve o günden sonra tiyatro diye yanıp tutuşmaya başladım. Hemen arkasından birçok macerayla anlatmasının uzun süreceğini düşündüğüm için anlatmayacağım, Mamak Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun açmış olduğu tiyatro sınavını kazanma serüveni geliyor. Artık tiyatro yolculuğum başlamıştı. Bu yol; Mersin Üniversitesi Tiyatro Bölümü, Mersin Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, Tarsus Belediyesi Şehir Tiyatrosu, Ankara Başkent Tiyatroları, Ankara Devlet Tiyatrosu, Elmadağ Kent Tiyatrosu, Tiyatro Yolcuları, Antalya Balon Tiyatro, Merhaba Sanat Tiyatrosu, Mersin Üniversitesi Tiyatro Topluluğu, Hacettepe Üniversitesi Tiyatro topluluğu gibi birçok tiyatroda yolculuğuma devam ederek, halen çalışmakta olduğum Toroslar Belediyesi Şehir Tiyatrosuna kadar getirdi. Ve yolculuk devam ediyor.

TEKKANAT- Ben ağlamaklı bir giriş yaptım, ama bir de senin gözünle yerel sanatçıların sorunlarını ve bu sorunlara karşı ne yapmaları gerektiğini öğrenelim.

“YEREL YÖNETİMLERİN, BİR SANAT POLİTİKALARI OLMALI”

D.SANDALCI- Yerel sanatçıların o kadar çok sorunu var ki, nereden başlasak bilemedim. Ama sevgili Çeto, söyleşinin başında anlatmak istediğin sahipsizlik, bizim en büyük sorunumuz olsa gerek. Gerçekten bu İstanbul hayranlığını anlamış değilim. Hâlbuki bu kentin yerel sanatçılarına sahip çıkılsa, görülecektir ki kendi sanat dinamikleri sorunlarını estetize eden, yerelden genele daha verimli eserler ortaya koyulacaktır. Mersin halkı bir anlamda kendi sıkıntısını, sorununu sanat diliyle çözümleyecek, eleştirecektir. Ve böylelikle İstanbul’un atıllarını satın alan bir kent değil, üreten bir kent konumunda olacaktır. Bunun için de bu kentin sanatçılarının sorunlarına tek tek el atılıp bir sanat politikası oluşturulması gerekir.

TEKKANAT- Sence tek tek ele alınması gereken bu sorunlar nelerdir?

D.SANDALCI- Birçok sorun var, ama önemli olan iki sorundan bahsedeceğim. Birisi oyun sahnelemek için tiyatro salonu bulunamayışı sorunu, bir diğeri de seyirci sorunu. Şimdi biraz bahsedeyim.

Özellikle diğer sanat dallarının da soluk alabilecekleri, içerisinde sahne, sergi salonları, dans salonları, derslikler gibi vs kültür merkezleri ile mekân sorununun çözümü gerek. Gerçi bu son dönemde kurduğu kültür merkezleri ile birkaç yerel yönetim bu işe el attı. Yine de yüzbinlerce insanın yaşadığı bir şehir için, birkaç yerel belediyenin özel çabasıyla aşılabilecek bir sorun gibi de görünmüyor. Bir de var olan tiyatro sergi salonlarının kiralarının çok yüksek olması sorunu var. Bu da yetmiyormuş gibi bu salonlarda çalışan teknik ekibin aldığı paralar. Örneğin; yerel özel bir tiyatro, bin bir sıkıntıyla, cebinden harcadığı paralarla çıkardığı oyunları sahnelemek için gittikleri, Mersin Devlet Opera Balesi kültür merkezine 1000 tl kira bedelinin yanında, o binanın devletten maşını alan teknik kadrosu, ışık ses parası adı altında ayrıca 750 tl gibi paralar alıyorlar ki bu da anlaşılır değildir. Parayı vermeyi reddedersen de oyun sırasında ses ışık odalarını sana açmıyorlar. Ve de o salonu bin bir bahaneyle sana başka temsiller için bir daha vermiyorlar. Ve bu durum maalesef Türkiye’nin birçok ilinde bu şekilde işliyor.1750 tl ye kiralanan salonda, yerel özel bir tiyatro en az 30 tl den bilet satacak ki, hiç karsız masraflarını ucun ucun karşılayabilsin. Artık gerisini siz düşünün gelin de tiyatroya yapmaya çalışın.

Bir diğer sorun da seyirci sorunu. Yıllardır kendi seyircisini oluşturamayan veya oluşturma imkanı bulamayan, irili ufaklı tiyatroların seyirci bulamayışının sıkıntısı. Genelde seyirci konusunda biz tiyatrocular faturayı seyircinin kendisine çıkartırız, ama bana göre sorun seyircide değil biz tiyatrocularda. Seyircinin profiline, isteklerine, bir dil oluşturma çabasına düşmeden rejisi, dekoru, kostümü, aksesuarı, müziği, dansı, afişi vs eksik; en önemlisi de, oyunculuğu eksik oyunlarla, estetik kaygıdan uzak oyunlarla, seyircinin karşısına çıkılması bu sorunu doğurmuştur. Maalesef şimdiye kadarki Mersin Büyükşehir Tiyatrosu gibi ödenekli tiyatroların, bu eksikleri göz ardı ederek hiçbir çaba harcamaması da, seyirci konusunda bir arpa yol alınmamasına neden olmuştur.

“BAŞKAN HAMİT TUNA SANATA HER ZAMAN DESTEK VERİYOR”

TEKKANAT- Toroslar Belediyesi’nde kısa sayılacak bir süredir çalışıyorsun. Bu süre içinde çok güzel ürünler çıkardın ortaya. Çoğunlukla sıfırdan yetiştirdiğin genç arkadaşlarla çalıştın. Bu süreci ve Belediye Başkanı Sayın Hamit Tuna’nın sanata yaklaşımını anlatır mısın?

D.SANDALCI- Evet kısa sürede çok iş başardığımıza inanıyorum, ama daha da yapacağımız çok işler var olduğunu biliyorum. Bir yıla yakındır Toroslar Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun genel sanat yönetmenliğini yapmaktayım. Bu süre içerisinde, öncelikle kendi sıfırdan yetiştirdiğim oyuncu aday adaylarıyla bu işe başladım. Öncelikle bu işin, sadece sahne üzerinden ibaret olmadığını, Tiyatronun sahne arkasıyla da bir bütün olduğunu öğrettim. Özellikle de egolarından olabildiğince arınmış oyuncular yetiştirmeye gayret ettim. Çünkü bize her cümlesi “ben”le başlayan yaratık oyuncular gerekli değildi. İnsan olma becerisine en yakın hizmet eden oyuncular gerekliydi. Bu anlamda sıkı bir eğitim ve öğretim sonucunda, çekirdek bir oyucu ekibine ulaştım. Arkasından bana göre Türk oyun yazımında ilk on sırada bulunan, Turgut Özakman’ın yazmış olduğu Ocak adlı oyunu sahneledik. Özellikle Ocak oyununu seçtim. Mersin Toroslar ilçesinin seyirci profiline en iyi uyan oyundu. Oyun kısa sürede Koray Aydın sahnemizde defalarca sahne aldı ve seyirci profilimizin % 70 i ilk kez tiyatro izleyen ailelerden oluştu. Özellikle bu durum tiyatromuz adına mutluluk verdi bize. Arkasından Çanakkale Şehitlerimizi Anma gününde çıkardığımız “Memedin Hikayesi” adlı oyunumuz ile, 700 kişilik Yunus Emre Kültür Merkezi’nin açılışını yaptık. Ve şu anda da sıcağı sıcağına Mersin’de yaşayan şairlerimizin şiirlerinin, Toroslar Belediyesi Şehir Tiyatrosu tarafından seslendirilecek olan “Torosların Şairiyim” adlı şiir gecesini hazırlıyoruz. Tabi ki bunca işi tek başımıza yapmıyoruz. Bütün bu oluşumlar; gücümüzü, desteğimizi, sanatı ve tiyatronun Toroslar’da yeşermesini isteyen, bu anlamda çağdaş bir kent oluşturma anlayışıyla, çok özverili projeler üreten belediye başkanımız Sayın Hamit Tuna nın sayesinde oluyor. Şimdiye kadar hiçbir projemiz ve isteğimize hayır demedi. Ve her projemizi desteklerinin yanı sıra bizzat katılarak bize güç verdi. Bu anlamda belediye başkanımıza teşekkür etmek isterim. Ve tabi ki sayın başkanımızın Toroslar’da, Mersin’e Selçuklunun güzel mimarisiyle kazandırdığı Yunus Emre Kültür Merkezi’ni de göz ardı etmemek gerekir.

 

“EGOSUNUN ESİRİ OLANLAR, SANATTAN EL ÇEKMELİ”

TEKKANAT- Mersin özelinde, yerel sanatçılar, özellikle eskiler neden gençlere ve yeniliğe kapalı, neden bir araya gelip sanat konuşma, dayanışma ve paylaşma yerine tam tersi oluyor? (İstisnaları saymazsak)

D.SANDALCI-Sevgili Çeto, gerçekten çok önemli bir yaraya parmak bastın. Sanırım yine bütün sorun, “ben” zamirinden kaynaklı,” bu kentte bu işi ben yapacağım başkasına öğretirsem beni geçerler ve salyalı egolarımı tatmin edemem” korkusu. Artık genç tiyatroculara yatırım yapma zamanı gelmiştir ve geçiyordur. Büyük bir çoğunluğun eski kuşak tiyatrocuların kendilerini yenileyemedikleri için her şeye kapalı ve engelciler, hâlbuki sanat bir bütündür, paylaşarak büyür. Bu kentte sanat büyüdükçe herkes büyüyecektir. Artık dayanışma zamanı, üretme zamanıdır.

TEKKANAT- Sanat bir toplum için neden çok gereklidir?

D.SANDALCI- Sanat demek İnsan demektir. Sanatla insanı ayırmak imkansız bir şeydir.İnsanoğlu çocukluk evresinden itibaren oyunla büyür.Resim yapar, müzik dinler, dans eder.Yani sanat, özümüzde doğar, gözümüzde büyür, sözümüzde olgunlaşır ve topluma mal olur.Toplumların ilerlemişlik seviyesidir sanat.Örneğin, 2. Dünya savaşında Almanya’da taş taş üzerinde kalmamışken, yapılan ilk yapılar tiyatro ve opera binalarıdır.Ortaçağın en baskıcı döneminde bile, kilise tiyatroyu yok edememiştir.Aksine kilisenin o kadar tiyatroyu yasaklamasına karşı, sonunda kilise tiyatronun oynanmasını, alegorik oyunlarla kilisede oynanmasını kabul etmiştir.Bir anlamda sanat, toplumun temel yapı taşlarından biridir.İnsan var olduğu sürece de sanat olacaktır yeter ki insanı toplumlarda var edelim.

“SANATA YÖNELEN GENÇLER, GELECEĞİ SAĞLAMA ALMIŞ DEMEKTİR”

TEKKANAT- Gençler neden sanata yönelsin? Bu konuda çocuklarına gereken desteği vermeyen ailelere neler söylemek istersin?

D.SANDALCI- Magazinden, televizyondan, medyadan kaynaklı, sinema dizi ve tiyatronun aileler üzerinde kötü bir imajı oluşmuş. Özellikle de tiyatro ve sinema yapan kız çocuklarının, kötü yola düşeceği düşüncesi, Anadolu ailesinin kafasına yanlış bir şekilde kazılmış. Maalesef medya maymunlarının, bu ülkeye, ahlaki anlamda sanata verdikleri zararlardan sadece bir tanesi bu. Ailelere sözüm; aksine sanat disiplin demektir.Allahtan aldığı cüzden-güçten yaratmak demektir.Ahlak demektir.Çocuklarınızı sanatla buluşturmanız demek, onların kendilerini bulmalarını demektir.Bu yüzden çocuklarınızı sanatla buluşturmaktan korkmayın.sanatla yoğrulan çocuklarınız, ne meslek yaparlarsa yapsınlar, mesleklerini en iyi şekilde yapacaklardır.

TEKKANAT- Sevgili Deniz, çok değer verdiğim Mersinli arkadaşımız Yasin Korkmaz’ın NETEKİM KARAKOLU adlı filminde başroldesin. Bu sinema deneyiminden bahsedelim biraz.

D.SANDALCI-Netekim Karakolu adlı sinema filmi; yönetmeni, oyuncusu, kurgusu, senaryosu, mekanı, her şeyi ile yerel kaynaklarla çekilmesi açısından bir ilk olma özeliği taşıyor. Sinema filmini sadece İstanbul çeker düşüncesini kıracak bir film oldu. Yorucu, ama bir o kadar da keyifli bir çalışma oldu. Yönetmenimiz Yasin Korkmaz’ın bilgisine, birikimine ve yaptığı işe büyük saygı göstermesine, oyuncu yönetimine hayran kaldım. Bu filmde, o kadar çok kişinin büyük emeği var ki, hepsine buradan teşekkür ediyorum. Umarım beğenilir ve hak ettiği değeri görür.

TEKKANAT- Böyle güzel bir projede bendeniz de küçük bir rol aldım ve çok keyifli günler yaşadım. Özellikle görüntü yönetmenimiz Kadir Baziki’ye özel selam gönderiyorum. (özel selam dedim de aklıma geldi… neyse..) Geleceğe yönelik projelerin neler?

D.SANDALCI- Öncelikli en büyük hayalimi söyleyeyim, bu hayalim gerçekleşince zaten içeriğini projelerle doldurmak hiç de zor olmayacaktır. Hayalim; geleceğe dönük, seyircisiyle, otoparkıyla fuayesiyle, kulisiyle, teknik, oyuncu ve yönetim kadrosuyla profesyonel ödenekli, her hafta sahne diyen bir şehir tiyatrosu kazandırmak Mersin’e.

TEKKANAT-Sanata bu kadar güzel destek veren Belediye Başkanımız Sayın Hamit Tuna, bu hayalini gerçekleştirmede hep yanında olacaktır.

Sevgili Deniz; bu kadar yoğun bir çalışma temposu içinde bana zaman ayırdığın ve sorularıma içtenlikle yanıt verdiğin için teşekkür ediyor, başarılar diliyorum.

D.SANDALCI-Ben de sana; oyunculuk, yönetmenlik ve eğitimciliğinin yanında, yaptığın gazetecilik hizmetin için teşekkür ediyorum. Mersin’e ve gençlere bir katkımız olursa ne mutlu bize.

 
 
27 Mayıs 2014 Salı 23:04
 
 
(1 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>kadir baziki</p> <p>2014-05-28 02:57:05</p> <p>Özel selamını aldım Çeto Bey:) Güzel söyleşi olmuş. Eline sağlık.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:11
  • Güneş05:55
  • Öğlen12:56
  • İkindi16:39
  • Akşam19:37
  • Yatsı21:06
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Kasımpaşa
2
1
1
0
4
2
Beşiktaş
2
1
1
0
4
3
Galatasaray
1
1
0
0
3
4
Malatyaspor
1
1
0
0
3
5
Trabzonspor
1
1
0
0
3
6
Akhisar Bld.
1
1
0
0
3
7
Başakşehir
1
1
0
0
3
8
Fenerbahçe
1
0
1
0
1
9
Göztepe
1
0
1
0
1
10
Gençlerbirliği
1
0
1
0
1
11
Karabük
1
0
1
0
1
12
Konyaspor
1
0
0
1
0
13
Bursaspor
1
0
0
1
0
14
Sivasspor
1
0
0
1
0
15
Alanyaspor
1
0
0
1
0
16
Osmanlıspor
1
0
0
1
0
17
Antalyaspor
1
0
0
1
0
18
Kayserispor
1
0
0
1
0
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1630 - Evliya Çelebi elli yıl sürecek seyahatlerine başladı.
1692 - Salem, Massachusetts'de bir kadın ve dört erkek cadılık suçlamasıyla idam edildi.
1821 - Navarin Katliamı. Mora İsyanı sırasında Navarin şehrini ele geçiren yunanlar, 3.000 Türk'ü öldürdüler.
1878 - Saraybosna'nın Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nca işgali.
1895 - James Ryan yüksek atlamada 1,94 m. yaparak dünya rekoru kırdı.
1919 - Afganistan, Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandı.
1934 - Adolf Hitler Reichsführer ünvanını aldı.
1945 - Vietnam Savaşı: Ho Chi Minh iktidarda.
1953 - İran'da Muhammed Musaddık rejimi devrildi, Muhammed Rıza Pehlevi devri başladı.
1954 - ABD'de komünist partiye yasak getirildi.
1955 - Kuzeydoğu ABD'de Diane kasırgası 200 can aldı.
1960 - Sovyetler Birliği iki köpek, 40 fare, iki sıçan, ve çeşitli bitkiler taşıyan Sputnik-5'i Ay yörüngesine oturtmayı başardı.
1960 - U-2 Krizi: Sovyetler Birliği üzerinde düşürülen casus uçak U-2'nin ABD'li pilotu Francis Gary Powers 10 yıl hapse mahkûm edildi.
1966 - Muş, Varto'da meydana gelen 6,9 şiddetindeki depremde 2394 kişi hayatını kaybetti, 1489 kişi yaralandı.
1978 - Kariye Müzesi soyuldu.
1980 - Suudi Arabistan havayollarına ait bir yolcu uçağı Riyad havaalanına acil iniş yaptıktan sonra yandı: 301 kişi öldü.
1981 - ABD savaş uçakları, Sidra Körfezi üzerinde iki Libya savaş uçağını düşürdü.
1987 - Birleşik Krallık'ta Michael Ryan adlı bir kişi, tüfekle 16 kişiyi öldürdükten sonra intihar etti.
1991 - SSCB'nin dağılma süreci: Devlet başkanı Mikhail Gorbachev evinde göz hapsinde.
1991 - Komünizm yanlısı KGB ve ordu generalleri, Rusya'da darbe girişiminde bulundu.
2002 - Askeri birlik taşıyan bir Rus Mi-26 helikopteri, Çeçen birliklerince Grozni yakınlarında düşürüldü; 118 asker öldü.
2003 - Hamas'a bağlı bir intihar bombacısı Kudüs'te bir otobüse saldırdı; yedisi çocuk 23 İsrailli öldü.
2008 - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Erbakan'ın Ev hapsi cezasını affetti.
2008 - Cezayir'in başkenti Cezayir'in 35 mil doğusunda bir polis akademisine bomba yüklü araçla yapılan intihar eyleminde en az 43 kişi öldü, 38 kişi yaralandı.
2008 - Pakistan'ın kuzeybatısındaki bir hastanenin acil girişinde bomba patladı: 23 kişi öldü, 15 kişi yaralandı.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
17.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu202338424850
 
On Numara
14.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu05070910192335374043444651525455606162707475
 
Sayısal Loto
12.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030810184548
 
Şans Topu
16.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020405113105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji