MİY'da bilet fiyatları yeniden belirlendi

Ana Sayfa » Kültür & Sanat » Tiyatro Dışında Herşey...Mehmet Tekkanat yazdı

Tiyatro Dışında Herşey...Mehmet Tekkanat yazdı

Bizim camiada, kendi oyunları dışındaki oyunları izleme alışkanlığı yok. İzleyenler de, alışılagelmiş bir biçimde yüzeysel şeyler söylerler. Sonra birebir konuşmalarda, oyunu ve oyuncuları eleştiriler.Yerel gazetelerde de sanat haberi yazacak düzeyde kimse yok. Varsa da sanat haberi para getirmediği için yapmaya üşenirler. Siz bülten gönderirsiniz, yani kendi haberinizi kendiniz yaparsınız,

 
 
Tiyatro Dışında Herşey...Mehmet Tekkanat yazdı

Başlık çok iddialı oldu biliyorum.

Mersin’de oyun eleştirisi yapan yok ne yazık ki.

Bunun çok nedeni var.

İddiada bulunmadan sadece birkaç soru sorayım.

 

 

 

a) Oyunları izleyip, değerlendirecek kapasitede kimse var mı?

b) Ciddiye alınacak topluluk, oyun ve oyuncular var mı?

c) Kimse kimseyle karşı karşıya gelmek istemiyor olabilir mi?

d) Eleştiriyi yapmak da, eleştiriye katlanmak da bilgi, birikim ve karakter ister mi?

e) Eleştiri yazısı yazdığınız zaman, bu eleştirilerden yararlanmak yerine, size düşmanlık besleyip karşı saldırıya mı geçiliyor?

 

Daha birçok soru sıralayabiliriz.

Bizim camiada, kendi oyunları dışındaki oyunları izleme alışkanlığı yok.

İzleyenler de, alışılagelmiş bir biçimde yüzeysel şeyler söylerler.

Sonra birebir konuşmalarda, oyunu ve oyuncuları eleştiriler.

Eleştiri dediğime bakmayın, yerin dibine sokarlar demek lazım.

Kimse kendine bakmaz.

 

OYUNCU, YÖNETMEN, EĞİTİMCİ ÇOK, OKUYAN YOK!

 

Bırakın izlemeyi, okuyup yazan kaç kişi var?

Örneğin Tiyatro Gazetesi’nin Mersin temsilciliğini üstlendim.

Tüm ülkede ve yurt dışında yayınlanan, her sayısında ülkenin tüm yörelerinden sanat haberleriyle dopdolu olan, çok değerli tiyatro adamlarının yazıları, söyleşileri bulunan bu değerli gazeteye, her ay Mersin’le ilgili en az iki haber, bir söyleşi gönderiyorum. Gönderdiğim her şey yayınlanıyor.

Ulaşabildiğim her tiyatronun (kişisel olarak benim onlara, onların bana olumsuz tavrı olsa da) haberini yapmaya özen gösteriyorum.

Her ay ortalama 50 adet getirtiyorum. Altan Erkekli Sahnesi GSK’da eğitim gören öğrencilerin almasını zorunlu tuttum.

Tiyatro eğitimi alan ve ileride bu mesleği yapmayı hedefleyen öğrencilerim bile, ayda 3 (Üç) tl verip gazete almamak için türlü bahaneler uyduruyorlar!

Alanların da adamakıllı okumadıklarını test ettiğim için biliyorum.

Diğer (sözüm ona) tiyatroculara (kendi haberleri çıktığında bile almayanlar var) hiçbir şey söylemiyorum.

Elimde kalan gazeteleri geri göndermiyorum. Parasını cebimden ödeyip, doktor, avukat ofislerine, berber, kafe gibi yerlere bırakıyorum. Oralara gelen müşteriler, okumasalar da en azından “tiyatro” kelimesini görsün, belki bir iki kişi merak edip, şöyle bir karıştırsın, o bile kar diye düşünüyorum.

 

SANAT HABERİ-YORUMU YAPACAK KAPASİTEDE KİMSE YOK!

 

Yerel gazetelerde, sanat haberi yazacak düzeyde kimse yok. Varsa da sanat haberi para getirmediği için yapmaya üşenirler. Siz bülten gönderirsiniz, yani kendi haberinizi kendiniz yaparsınız, gazeteci arkadaşlar da sizin verdiğiniz bilgilere göre “hatır için” haberleştirirler.

Genelde yerel tiyatroların oyunlarını (eğer oyuna, başkanlar vs gelmemişse) pek izlemezler.

Başkanların geldiği oyunlarda da, başkanların oyuncularla birlikte toplu fotoğraflarını çeker, başkanların demeçlerini yazarlar.

Mersin’e döndüğümde tanık olduğum bir gözlemimi paylaşayım izninizle.

Gazeteci kıramadığı bir yönetmenin oyununa geliyor.

Oyun dram, ama başlarda komik sahneler var.

Gazeteci arkadaşımız oyunun başını izliyor, birkaç fotoğraf çekiyor, oyunda oynayanların, yönetmenin isimlerini not alıyor ve gidiyor.

Ertesi gün gazetede çıkan haber başlığı:

“SALON KAHKAHALARLA ÇINLADI”

Yahu oyun dram, seyirciler oyun sonunda gözyaşlarına boğulmuş, sen kahkahalardan bahsediyorsun.

Daha neler neler…

Bunun gibi olaylara çok tanık olduğum, İstanbul’da tiyatro yaparken, gazeteciliğe ve yazarlığa “bulaştığım” için, Mersin’de de kendi haberlerimi kendim yapmaya başladım.

Fakat bu sefer de içinde bulunduğum oyunları ve diğer oyunların haberini yaparken “yorum” katamıyordum.

Ucundan kıyısından, incitmemeye çalışarak, eleştirmeye kalktığım oyunlardaki herkes, bana kin besler, yüzüme olmasa da arkamdan yerin dibine sokarlar.

“Sen kendini eleştirebiliyor musun, sanki sen kusursuz işler yapıyorsun da” gibi saçma sapan sözlerle karşılık verirler.

Yahu, bir zahmet gelin çalışmalarımızı izleyin, beyniniz, bilginiz ve birikiminiz yetiyorsa siz de bizi eleştirin.

 

SANAT VE SANATÇI MUHALİFTİR!

Resmi kurumda görev yaptığım ve “işçi” statüsünde olmam nedeniyle, yazdığım her şey suç kapsamına giriyor ve “gerektiğinde” yazılarımdan dolayı ceza alabiliyordum. (CHP döneminde de, MHP döneminde de bu cezalardan nasibimi aldım)

Bu cezalar sanatçıyı asla yıldırmaz, eğer kendinize sanatçıyım diyorsanız, doğru bildiklerinizi yapacaksınız.

Bedeli ne olursa olsun.

Çünkü sanat ve sanatçı muhaliftir.

Neye muhaliftir?

Yanlışa, yalnızca yanlışa muhaliftir.

Bu nedenle bizim gibi ülkelerde sanat; iktidarlar için (sağ-sol değişmez) sakıncalıdır.

 

DÜŞ YAKAMDAN!

Gelelim asıl konumuza;

Toroslar Belediyesi Şehir Tiyatrosu; Deniz Sandalcı yönetiminde aylardır çalıştığı, Mustafa Arıkoğlu’nun yazdığı DÜŞ YAKAMDAN adlı oyunu 14 Kasım akşamı sahnelediler.

Oyun afişinde ve duyurularda “Toroslar Belediyesi Şehir Tiyatrosu” yazıldığı için, iddialı bir tiyatro ve oyunu olarak kabul edip eleştiri yazısı yazmam gerektiği halde, oynayanların kursiyer olduklarını bildiğim için yazmayacağım. Gerekli eleştirilerimi yönetmen arkadaşımla paylaşıyorum.

Yunus Emre Kültür Merkezi, tıka basa dolmuştu.

Ama ne doluluk!

Duyurularda altını çize çize “ÇOCUK GETİRİLMEMESİ RİCA OLUNUR” denildiği halde, kundaktaki çocuklarını bile getirmişlerdi.

Salon, tiyatro oynamak için uygun yapılmamış.

Seyirci ile oyuncular arasında uçurum var nerdeyse.

Başkan Sayın Hamit Tuna ve sevgili eşi, eski valimiz Sayın Akif Tığ da konuklar arasında yerlerini almışlardı.

Bu arada gözlerim yaşardı; seyirciler arasında oyuncular da vardı!

(Her oyuna giden, istisna arkadaşlar hemen alınmasınlar)

 

Oyun başladı.

Şimdi dikkat!

Genç-yaşlı birçok seyircinin ellerinde cep telefonları, habire mesajlaşıyorlar!

Çocuklar iplerini koparmış, salonda koşuşturuyorlar!

Pikniğe gelinmiş gibi, cipler, çikolatalar haşır huşur sesler arasında yeniliyor!

Oyuncuların ses eğitimi yetersiz olduğu ve bir de üstüne salonun olumsuz yapısı nedeniyle hiçbir şey anlaşılmıyor!

Oyun oynanırken, sıkılıp kalkanlar, dışarıya gidip gelenler, engel konulduğu halde sahnenin önünden geçip gidenler…

Sahnedeki oyuncular için ve oyunu izlemek ve anlayabilme çabası harcayan gerçek seyirciler için tam bir kâbus yani.

Oyun sonunda oyuncuları tebrik etmek için sahneye çıkan Başkan Hamit Tuna da bu durumlardan çok rahatsız olduğunu kimseyi incitmeden dile getirdi.

Yönetmen Deniz Sandalcı’yla oyun sonrası ayaküstü konuştuk bu meseleleri.

Aslında bu yazıya başlarken, oyunu, oyunculukları, sahne tasarımını, dekor, ışık, aksesuar kullanımını yazmayı planlamıştım.

Ama yukarıda yazdığım nedenlerden dolayı vazgeçtim.

Deniz Sandalcı eleştiriye açık bir arkadaşım olduğu için her şeyi rahatlıkla söyleyebiliyorum, paylaşabiliyoruz.

Birçokları gibi eleştiriyi küfür gibi algılamıyor çünkü!

 

SEYİRCİLERLE BİRLİKTE TİYATROYU DA BİTİRECEĞİZ!

 

Çok önemli birkaç cümleyle bitiriyorum. (şimdilik)

 

1-Tiyatroya gelen protokolün önüne, su, bardak, çiçek vs koymaktan vazgeçelim.

(Siz böyle yaparsanız, seyircilere bir şey söyleme hakkınız kaybolur.)

2- Oyun başlama saatinden itibaren kapıları kapatalım.

(Sen aylarca emek verip sahneye bir oyun koyuyorsun, oyun başlama saatini duyuruyorsun, seyirci de sana ve yaptığın mesleğe saygı göstermesini öğrensin)

3-Cep telefonlarıyla salona girilmesi yasaklansın!

(Anons etmek işe yaramıyor, oyun izlemek için gelenler, şu lanet cep telefonlarından, bir buçuk, iki saatliğine uzak dursunlar.)

4- Çocukla gelenler kesinlikle salona alınmasın.

(Bir iki kez uygulanırsa bir daha kimse çocuk getiremez. Böylece seyirciler ve oyuncular işkence çekmez.)

5- Oyun başladıktan sonra, ara verilinceye kadar salona giriş çıkışlar engellensin. Çıkanlar asla salona alınmasın.

6- Salon görevlisi arkadaşlar, kimseden çekinmeden, gerekli müdahaleleri anında yapmalı.

Maddeler çoğaltılabilir.

Bunları mutlaka yapmalıyız.

Yoksa zaten yok olmaya yüz tutmuş seyircilerimizi tamamen kaybedeceğiz.

 

Mehmet Tekkanat

 

 
20 Kasım 2014 Perşembe 21:23
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Tarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:47
  • Güneş06:23
  • Öğlen12:56
  • İkindi16:29
  • Akşam19:09
  • Yatsı20:35
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
25
16
7
2
55
2
Başakşehir
25
15
8
2
53
3
Galatasaray
25
14
4
7
46
4
Fenerbahçe
25
12
8
5
44
5
Trabzonspor
25
12
5
8
41
6
Antalyaspor
25
11
6
8
39
7
Kasımpaşa
25
10
5
10
35
8
Konyaspor
25
9
8
8
35
9
K.D.Ç. Karabük
25
10
4
11
34
10
Bursaspor
25
9
5
11
32
11
Gençlerbirliği
24
8
8
8
32
12
Osmanlıspor FK
25
7
10
8
31
13
Alanyaspor
25
8
4
13
28
14
Akhisar Bld.
25
7
6
12
27
15
Kayserispor
25
7
6
12
27
16
Ç. Rizespor
25
5
5
15
20
17
Adanaspor
25
5
5
15
20
18
Gaziantepspor
24
5
4
15
19
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1814 - Napolyon Savaşları: Koalisyon güçleri Paris'e girdi.
1842 - İlk kez bir ameliyatta anestezi uygulandı.
1856 - Kırım Savaşı Paris Antlaşması (1856)'nin imzalanmasıyla bitti.
1858 - Hymen Lipman silgili kurşunkalemin patentini aldı.
1863 - Danimarka Prensi Wilhelm Georg Yunanistan Kralı oldu
1867 - Alaska, ABD Dışişleri Bakanı William H. Seward tarafından Rusya İmparatorluğu'ndan 7.2 milyon dolara satın alındı. Kilometrekaresi 4.19 dolara gelen bu alışveriş üzerine medya bu olayı Seward'ın aptallığı olarak nitelendirdi.
1938 - Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Atatürk'ün hastalığına ilişkin ilk resmî bildiriyi yayımladı.
1945 - II. Dünya Savaşı: SSCB kuvvetleri Avusturya'nın Viyana şehrine girdi.
1951 - Remington Rand şirketi ilk ticari bilgisayar olan UNIVAC I'i ABD Nüfus Sayım Dairesi'ne teslim etti. UNIVAC I'i ENIAC'ı tasarlayan mühendisler geliştirmişti.
1951 - ABD'de, Ethel ve Julius Rosenberg çifti, Sovyetler Birliği hesabına çalıştıkları ve ABD'nin nükleer sırlarını bu ülkeye sattıkları iddiasıyla idama mahkum edildi. İdamlar, 1953 haziranında infaz edildi.
1963 - 22 Mart'ta sağlık nedeniyle tahliye edilen ancak daha sonra ceza erteleme kararı kaldırılan eski Cumhurbaşkanı Celâl Bayar açlık grevine başladı.
1971 - Ezanın yeniden Türkçe okunması için Senato'ya yasa önerisi verildi, teklif kabul edilmedi.
1972 - Mahir Çayan ile dokuz arkadaşı, Tokat'ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyünde saklandıkları evde öldürüldü. Üç İngiliz de aynı evde ölü bulundu. Olaydan sadece Ertuğrul Kürkçü sağ olarak kurtuldu.
1981 - ABD Başkanı Ronald Reagan, Vaşington, DC'de bir suikast girişimi sonucu vurularak yaralandı.
1994 - DHKP/C'nin kuruluşu.
1998 - AB, Kıbrıs ile üyelik görüşmelerine başladı.
2005 - Kabahatler Yasa Tasarısı, TBMM'de kabul edildi.
2006 - Marcos Pontes uzaya çıkan ilk Brezilyalı astronot oldu.
 
Arşiv
 
Süper Loto
23.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101318384152
 
On Numara
27.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu03040824252629303134353640414348526165717273
 
Sayısal Loto
25.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010812192023
 
Şans Topu
29.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu082529313406
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji