İhracat Kasım ayında geçen yıla göre %5 artışla 11 milyar 952 milyon dolar oldu

Ana Sayfa » Kültür & Sanat » Tiyatro Dışında Herşey...Mehmet Tekkanat yazdı

Tiyatro Dışında Herşey...Mehmet Tekkanat yazdı

Bizim camiada, kendi oyunları dışındaki oyunları izleme alışkanlığı yok. İzleyenler de, alışılagelmiş bir biçimde yüzeysel şeyler söylerler. Sonra birebir konuşmalarda, oyunu ve oyuncuları eleştiriler.Yerel gazetelerde de sanat haberi yazacak düzeyde kimse yok. Varsa da sanat haberi para getirmediği için yapmaya üşenirler. Siz bülten gönderirsiniz, yani kendi haberinizi kendiniz yaparsınız,

 
 
Tiyatro Dışında Herşey...Mehmet Tekkanat yazdı

Başlık çok iddialı oldu biliyorum.

Mersin’de oyun eleştirisi yapan yok ne yazık ki.

Bunun çok nedeni var.

İddiada bulunmadan sadece birkaç soru sorayım.

 

 

 

a) Oyunları izleyip, değerlendirecek kapasitede kimse var mı?

b) Ciddiye alınacak topluluk, oyun ve oyuncular var mı?

c) Kimse kimseyle karşı karşıya gelmek istemiyor olabilir mi?

d) Eleştiriyi yapmak da, eleştiriye katlanmak da bilgi, birikim ve karakter ister mi?

e) Eleştiri yazısı yazdığınız zaman, bu eleştirilerden yararlanmak yerine, size düşmanlık besleyip karşı saldırıya mı geçiliyor?

 

Daha birçok soru sıralayabiliriz.

Bizim camiada, kendi oyunları dışındaki oyunları izleme alışkanlığı yok.

İzleyenler de, alışılagelmiş bir biçimde yüzeysel şeyler söylerler.

Sonra birebir konuşmalarda, oyunu ve oyuncuları eleştiriler.

Eleştiri dediğime bakmayın, yerin dibine sokarlar demek lazım.

Kimse kendine bakmaz.

 

OYUNCU, YÖNETMEN, EĞİTİMCİ ÇOK, OKUYAN YOK!

 

Bırakın izlemeyi, okuyup yazan kaç kişi var?

Örneğin Tiyatro Gazetesi’nin Mersin temsilciliğini üstlendim.

Tüm ülkede ve yurt dışında yayınlanan, her sayısında ülkenin tüm yörelerinden sanat haberleriyle dopdolu olan, çok değerli tiyatro adamlarının yazıları, söyleşileri bulunan bu değerli gazeteye, her ay Mersin’le ilgili en az iki haber, bir söyleşi gönderiyorum. Gönderdiğim her şey yayınlanıyor.

Ulaşabildiğim her tiyatronun (kişisel olarak benim onlara, onların bana olumsuz tavrı olsa da) haberini yapmaya özen gösteriyorum.

Her ay ortalama 50 adet getirtiyorum. Altan Erkekli Sahnesi GSK’da eğitim gören öğrencilerin almasını zorunlu tuttum.

Tiyatro eğitimi alan ve ileride bu mesleği yapmayı hedefleyen öğrencilerim bile, ayda 3 (Üç) tl verip gazete almamak için türlü bahaneler uyduruyorlar!

Alanların da adamakıllı okumadıklarını test ettiğim için biliyorum.

Diğer (sözüm ona) tiyatroculara (kendi haberleri çıktığında bile almayanlar var) hiçbir şey söylemiyorum.

Elimde kalan gazeteleri geri göndermiyorum. Parasını cebimden ödeyip, doktor, avukat ofislerine, berber, kafe gibi yerlere bırakıyorum. Oralara gelen müşteriler, okumasalar da en azından “tiyatro” kelimesini görsün, belki bir iki kişi merak edip, şöyle bir karıştırsın, o bile kar diye düşünüyorum.

 

SANAT HABERİ-YORUMU YAPACAK KAPASİTEDE KİMSE YOK!

 

Yerel gazetelerde, sanat haberi yazacak düzeyde kimse yok. Varsa da sanat haberi para getirmediği için yapmaya üşenirler. Siz bülten gönderirsiniz, yani kendi haberinizi kendiniz yaparsınız, gazeteci arkadaşlar da sizin verdiğiniz bilgilere göre “hatır için” haberleştirirler.

Genelde yerel tiyatroların oyunlarını (eğer oyuna, başkanlar vs gelmemişse) pek izlemezler.

Başkanların geldiği oyunlarda da, başkanların oyuncularla birlikte toplu fotoğraflarını çeker, başkanların demeçlerini yazarlar.

Mersin’e döndüğümde tanık olduğum bir gözlemimi paylaşayım izninizle.

Gazeteci kıramadığı bir yönetmenin oyununa geliyor.

Oyun dram, ama başlarda komik sahneler var.

Gazeteci arkadaşımız oyunun başını izliyor, birkaç fotoğraf çekiyor, oyunda oynayanların, yönetmenin isimlerini not alıyor ve gidiyor.

Ertesi gün gazetede çıkan haber başlığı:

“SALON KAHKAHALARLA ÇINLADI”

Yahu oyun dram, seyirciler oyun sonunda gözyaşlarına boğulmuş, sen kahkahalardan bahsediyorsun.

Daha neler neler…

Bunun gibi olaylara çok tanık olduğum, İstanbul’da tiyatro yaparken, gazeteciliğe ve yazarlığa “bulaştığım” için, Mersin’de de kendi haberlerimi kendim yapmaya başladım.

Fakat bu sefer de içinde bulunduğum oyunları ve diğer oyunların haberini yaparken “yorum” katamıyordum.

Ucundan kıyısından, incitmemeye çalışarak, eleştirmeye kalktığım oyunlardaki herkes, bana kin besler, yüzüme olmasa da arkamdan yerin dibine sokarlar.

“Sen kendini eleştirebiliyor musun, sanki sen kusursuz işler yapıyorsun da” gibi saçma sapan sözlerle karşılık verirler.

Yahu, bir zahmet gelin çalışmalarımızı izleyin, beyniniz, bilginiz ve birikiminiz yetiyorsa siz de bizi eleştirin.

 

SANAT VE SANATÇI MUHALİFTİR!

Resmi kurumda görev yaptığım ve “işçi” statüsünde olmam nedeniyle, yazdığım her şey suç kapsamına giriyor ve “gerektiğinde” yazılarımdan dolayı ceza alabiliyordum. (CHP döneminde de, MHP döneminde de bu cezalardan nasibimi aldım)

Bu cezalar sanatçıyı asla yıldırmaz, eğer kendinize sanatçıyım diyorsanız, doğru bildiklerinizi yapacaksınız.

Bedeli ne olursa olsun.

Çünkü sanat ve sanatçı muhaliftir.

Neye muhaliftir?

Yanlışa, yalnızca yanlışa muhaliftir.

Bu nedenle bizim gibi ülkelerde sanat; iktidarlar için (sağ-sol değişmez) sakıncalıdır.

 

DÜŞ YAKAMDAN!

Gelelim asıl konumuza;

Toroslar Belediyesi Şehir Tiyatrosu; Deniz Sandalcı yönetiminde aylardır çalıştığı, Mustafa Arıkoğlu’nun yazdığı DÜŞ YAKAMDAN adlı oyunu 14 Kasım akşamı sahnelediler.

Oyun afişinde ve duyurularda “Toroslar Belediyesi Şehir Tiyatrosu” yazıldığı için, iddialı bir tiyatro ve oyunu olarak kabul edip eleştiri yazısı yazmam gerektiği halde, oynayanların kursiyer olduklarını bildiğim için yazmayacağım. Gerekli eleştirilerimi yönetmen arkadaşımla paylaşıyorum.

Yunus Emre Kültür Merkezi, tıka basa dolmuştu.

Ama ne doluluk!

Duyurularda altını çize çize “ÇOCUK GETİRİLMEMESİ RİCA OLUNUR” denildiği halde, kundaktaki çocuklarını bile getirmişlerdi.

Salon, tiyatro oynamak için uygun yapılmamış.

Seyirci ile oyuncular arasında uçurum var nerdeyse.

Başkan Sayın Hamit Tuna ve sevgili eşi, eski valimiz Sayın Akif Tığ da konuklar arasında yerlerini almışlardı.

Bu arada gözlerim yaşardı; seyirciler arasında oyuncular da vardı!

(Her oyuna giden, istisna arkadaşlar hemen alınmasınlar)

 

Oyun başladı.

Şimdi dikkat!

Genç-yaşlı birçok seyircinin ellerinde cep telefonları, habire mesajlaşıyorlar!

Çocuklar iplerini koparmış, salonda koşuşturuyorlar!

Pikniğe gelinmiş gibi, cipler, çikolatalar haşır huşur sesler arasında yeniliyor!

Oyuncuların ses eğitimi yetersiz olduğu ve bir de üstüne salonun olumsuz yapısı nedeniyle hiçbir şey anlaşılmıyor!

Oyun oynanırken, sıkılıp kalkanlar, dışarıya gidip gelenler, engel konulduğu halde sahnenin önünden geçip gidenler…

Sahnedeki oyuncular için ve oyunu izlemek ve anlayabilme çabası harcayan gerçek seyirciler için tam bir kâbus yani.

Oyun sonunda oyuncuları tebrik etmek için sahneye çıkan Başkan Hamit Tuna da bu durumlardan çok rahatsız olduğunu kimseyi incitmeden dile getirdi.

Yönetmen Deniz Sandalcı’yla oyun sonrası ayaküstü konuştuk bu meseleleri.

Aslında bu yazıya başlarken, oyunu, oyunculukları, sahne tasarımını, dekor, ışık, aksesuar kullanımını yazmayı planlamıştım.

Ama yukarıda yazdığım nedenlerden dolayı vazgeçtim.

Deniz Sandalcı eleştiriye açık bir arkadaşım olduğu için her şeyi rahatlıkla söyleyebiliyorum, paylaşabiliyoruz.

Birçokları gibi eleştiriyi küfür gibi algılamıyor çünkü!

 

SEYİRCİLERLE BİRLİKTE TİYATROYU DA BİTİRECEĞİZ!

 

Çok önemli birkaç cümleyle bitiriyorum. (şimdilik)

 

1-Tiyatroya gelen protokolün önüne, su, bardak, çiçek vs koymaktan vazgeçelim.

(Siz böyle yaparsanız, seyircilere bir şey söyleme hakkınız kaybolur.)

2- Oyun başlama saatinden itibaren kapıları kapatalım.

(Sen aylarca emek verip sahneye bir oyun koyuyorsun, oyun başlama saatini duyuruyorsun, seyirci de sana ve yaptığın mesleğe saygı göstermesini öğrensin)

3-Cep telefonlarıyla salona girilmesi yasaklansın!

(Anons etmek işe yaramıyor, oyun izlemek için gelenler, şu lanet cep telefonlarından, bir buçuk, iki saatliğine uzak dursunlar.)

4- Çocukla gelenler kesinlikle salona alınmasın.

(Bir iki kez uygulanırsa bir daha kimse çocuk getiremez. Böylece seyirciler ve oyuncular işkence çekmez.)

5- Oyun başladıktan sonra, ara verilinceye kadar salona giriş çıkışlar engellensin. Çıkanlar asla salona alınmasın.

6- Salon görevlisi arkadaşlar, kimseden çekinmeden, gerekli müdahaleleri anında yapmalı.

Maddeler çoğaltılabilir.

Bunları mutlaka yapmalıyız.

Yoksa zaten yok olmaya yüz tutmuş seyircilerimizi tamamen kaybedeceğiz.

 

Mehmet Tekkanat

 

 
20 Kasım 2014 Perşembe 21:23
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:49
  • Güneş07:30
  • Öğlen12:41
  • İkindi15:17
  • Akşam17:34
  • Yatsı19:02
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
12
9
3
0
30
2
Beşiktaş
12
8
4
0
28
3
Fenerbahçe
12
7
3
2
24
4
Galatasaray
12
7
2
3
23
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
12
4
5
3
17
7
K.D.Ç. Karabük
12
5
2
5
17
8
Osmanlıspor FK
12
3
7
2
16
9
Antalyaspor
12
4
3
5
15
10
Gençlerbirliği
12
3
6
3
15
11
Alanyaspor
12
4
2
6
14
12
Akhisar Bld.
12
3
4
5
13
13
Trabzonspor
12
3
3
6
12
14
Kasımpaşa
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
12
3
2
7
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
12
1
3
8
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1409 - Leipzig Üniversitesi kuruldu.
1804 - Napolyon Bonapart, Paris'teki Notre Dame Katedrali'nde, Papa'nın da katıldığı törende taç giydi ve Fransa İmparatoru oldu.
1848 - Fransuva Jozef, Avusturya imparatoru oldu.
1852 - III. Napolyon, Fransa'da İmparator ilan edildi.
1873 - Türkiye'nin ilk borsası sayılan Dersaadet Tahvilat Borsası açıldı.
1901 - King Camp Gillette tarafından jiletin patenti alındı.
1908 - Çin'de çocuk İmparator Pu Yi 2 yaşındayken tahta çıktı.
1909 - Fransız Baron Cathers, Osmanlı'daki ilk uçak gösterisini yaptı. Uçak, Şişli Hürriyeti Ebediye tepesinden Bulgar Hastanesine indi.
1909 - Leo Baekland ilk yapay plastik bakalitin patentini aldı.
1914 - Avusturya, Belgrad'ı işgal etti.
1918 - Ermenistan, Osmanlı devletinden bağımsızlığını ilan etti.
1920 - Türkiye ile Ermenistan arasında Gümrü Antlaşması imzalandı. Kars Ermenistan'dan alındı.
1928 - Celal Sahir Bey'in (Erozan) hazırladığı "İmla Lügatı" yayımlandı.
1940 - Kağıt sıkıntısı nedeniyle gazetelerin sayfa sayısına kısıtlama getirildi.
1942 - Chicago'lu bilim adamları ilk kontrollü zincirleme atomik reaksiyonu gerçekleştirdiler.
1943 - Yüzde 87'si gayri Müslüm azınlıklar olan Varlık Vergisi'ni ödeyemeyen mükellefler borçlarını "bedenen çalışarak ödemeleri" için çalışma kamplarına gönderilmişti. Kamplarda bulunanların serbest bırakılması karar verildi.
1949 - Yunanistan'dan gelen bir tiyatro topluluğu, İstanbul'da Cevat Fehmi Başkut'un Paydos adlı oyununu sahneledi.
1956 - Fidel Castro, Grama yatıyla Küba'ya çıktı.
1956 - Ankara'nın 120 km kuzeydoğusunda yer alan Sarıyar Barajı açıldı.
1961 - Küba lideri Fidel Castro, kendisini, Küba'yı komünizme taşıyacak bir Marksist-Leninist olarak ilan etti.
1963 - Karadeniz Teknik Üniversitesi Trabzon'da açıldı.
1963 - Türkiye'nin ilk koalisyon hükümetinin başkanı İsmet İnönü 24 yıl sonra ilk kez üstlendiği başbakanlık görevinden istifa etti.
1965 - Ankara'da hava kirliliği tehlikeli boyutlarda: Bilim çevreleri Ankara'da 20 yıl yaşayan birinin kanser riskinin çok yüksek olduğunu açıkladı.
1974 - Keban ve Gökçekaya santralleriyle, Seyitömer termik santralinin üç ünitesinin birden aynı anda arızalanması üzerine tüm Türkiye'de her gün 1.5 saatlik elektrik kısıtlamasına başlandı.
1981 - Hülya Koçyiğit, Fransa'da düzenlenen 3 Kıta Film Festivali'nde, "Kurbağalar" filmindeki rolüyle "En iyi kadın oyuncu" ödülünü aldı.
1981 - İstanbul Teknik Üniversitesi'nden 450 öğretim üyesi Yüksek Öğretim Kanunu'na karşı açıklama yaptı.
1982 - Dr. Robert K. Jarvik tarafından geliştirilen ilk yapay kalp, Barney Clark adlı hastaya takıldı.
1983 - Türkan Şoray ile Cihan Ünal evlendi.
1988 - Benazir Butto, Pakistan başbakanı olarak yemin etti.
1993 - Kolombiya'lı uyuşturucu taciri Pablo Escobar, Meddelin'de güvenlik güçlerince öldürüldü.
2002 - Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 3 Kasım 2002'de Siirt'te yapılan milletvekili seçimini iptal etti. Seçim işlemlerindeki eksikliğin seçim sonuçlarında etkili olduğu sonucuna varan YSK, Siirt'teki seçimin yenilenmesine oybirliğiyle karar verdi.
2003 - Yargıtay 11. Ceza Dairesi kayıp trilyon davasında kapatılan RP'nin genel başkanı Necmettin Erbakan'a özel belgede sahtecilik suçundan verilen 2 yıl 4 ay hapis cezasını oybirliğiyle onayladı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
26.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu052122262944
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji