İhracat Kasım ayında geçen yıla göre %5 artışla 11 milyar 952 milyon dolar oldu

Ana Sayfa » Gündem » Torosların Gülen Yüzü Mustafa Güler, "Bedrettin Gündeş siyasetin dervişidir"

Torosların Gülen Yüzü Mustafa Güler, "Bedrettin Gündeş siyasetin dervişidir"

Kentin önemli iş adamları arasında sayılan ve TÜRKONFED'in Genel başkan yardımcısı Mustafa Güler, " Rus siyasetine yön veren Deli Pedrosu varsa, Torosların'da Bedrettin Gündeşi var" dedi.

 
 
Torosların Gülen Yüzü Mustafa Güler,
Yaklaşan yerel seçimler öncesinde bir açıklama yapan ve  BDP Toroslar Belediye Başkan Adayı Bedrettin Gündeş'in listesinden 1. sırada meclis üyesi adayı ve İşadamı Mustafa  Güler, Toroslar’da nasıl bir belediyecilik düşündüklerini, parti olarak hedeflerini ve projelerini açıkladı. Güler, çok kimlikli bir kentte, bütün kimliklere yüreğinde yer açabilen ve herkesi kucaklayabilen birinin olmasının önemli olduğunu söyledi. Güler,  “Bedrettin  bey bu anlamıyla yüreğinde herkese yer açan, ben biraz da ona siyasetin dervişi diyorum sosyal anlamda. Neden? Derviş insan, bütün dünyevi yüklerden kurtulmuş insandır. İnsan-ı Kamil denir. Bu mertebeye erişmiş kişidir bir anlamda. Kimlikler onun için çok önemli değildir. İnsandır önemli olan” şeklinde konuştu.

Bir belediye başkanının ufkunun açık ve vizyoner olması gerektiğini kaydeden Güler, “Bu çok kimlikli bir kentte, bütün kimliklere yüreğinde yer açabilen herkesi kucaklayabilen biri olması çok önemlidir. Toroslar, Mersin üzerinde, Toroslar Akdeniz gibi bütün çeşitliliği içinde taşıyan beldeler ve bölgelerde yerel yönetimin önderi olması, toplum önderi olması gereken şeylerde herkese hitap eden, herkesin güven duyduğu herkesin sevdiği birey olması lazım. Aynı şekilde her kesime yüreğinde yer açması önemlidir.” dedi.



Bedretin Gündeşin Toroslar için bir şans olduğunu vurgulayan Güler,  Gündeş’in bu anlamda yüreğini herkese açtığını ve onu Derviş olarak nitelendirdiğini söyledi. Güler, “Kimlikler onun için çok önemli değildir. İnsandır önemli olan. Siyasetin dervişi olmak önemli bir özelliktir. Bütün dünyevi alt kimliklerden sıyrılmış insan olmak gibi üst kimliğe bürünmüş ve burada yürüyen insandır, bir anlamıyla. Bedrettin böyle bir kimliktir. Onun için nerede olduğu, ne düşündüğü, neye inandığı, kimin oğlu-kızı hiç önemli olmadığı bir yerde tam da Mersin gibi bir yerde yerel yönetici olma profili başlangıçlığı taşıyordur” şeklinde konuştu.



Meclis üyesi adayı Güler, yerel seçimler, belediyecilik ve hedefleri konusunda sorularımıza şu şekilde yanıt verdi:

-Halk içindesiniz, geziyorsunuz, seçime günler kaldı, halkın beklentisi nedir?

Şu anda halkın isteği küçük şeylerden ibarettir. Eğer talebin yükselmesi için ihtiyacın bilince çıkması lazım. Öncelikle yapılması gerekenler bunlardan ibaret değildir. Bu haliyle imarsız yapısıyla bu kent perişan halde eski Mersin dediğimiz. Müftü köprüsünden başladığımız doğunun en ucuna kadar giden bir bölgeden gerek Toroslar’da veya denizden Mersin bulunduğu yerde yaşam standartları arasında çöküntü bölgedir. Şimdilik periyodik günlük asfaltlarla yetiniyor. Mersinin en önemli sorunu işsizlik.

İşsizliğe bağlı yoksulluk, yoksulluğa bağlı uyuşturucu, mafyacılık, sokakta çetecilik. Hepsi işsizliğe bağlı bir uzantı olarak ortaya çıkıyor. Mersin’in öncelikle bunu çözmesi lazım. İşsizlik ve yoksulluğa bağlı kötülüklerin ortadan kaldırılması için sebebin ortadan kalkması lazım ki sonucu iyi olabilsin. Bunu belediyede çözmek mümkün değildir.  Belediye ancak istihdam olarak değil, iş alanlarının açılması için imar alanlarıyla yeni yatırımlarının önünü açabilir. Bunun için ön açıcı olması lazım.

- Belediye Meclislerine bu konuda büyük görevler düşüyor o zaman

Geçmişte ve şimdi de yapılan Belediye Meclisinin sadece başkanın direktifleri doğrultusunda onaylanan bir meclis faaliyeti var. İmar tadilatlarıyla geçen, sadece oylamaya katılan bir meclis olayı var. Müzakere edilmeden sadece başkanın dediklerini onaylayan bir kurum karşımızda.

Bu meclis faaliyetinin ilçe belediyelerde başta Toros olmak üzere uzantısıyla Büyükşehir meclisi bunun müzakere sürecinin başladığı bir meclise dönüşmesini istiyoruz.

Ekonomik olarak, sosyal olarak kent sorunlarının bir bütün müzakereli bir meclis olmak durumudur. Çünkü Büyükşehir bütün şehre geçerken artık meclisin konumundaki bir yapıda kentin Anamur kale tarafından Yenice’ye diğer tarafından Gülek-Çamlıyayla’ya uzanan bir bölgenin tamamının bütün yaşamın şekillendiği  karara bağlandığı bir mercii haline geliyor. Bu da ciddi şekilde bir müzakereyi gerektiriyor. Bu müzakere içerisinde de kentin sorunlarını bilen buna çözüm üreten insanın varlığı sağlıklı kararlar oluşmasını demokrasinin de uygulaması konusunda denetici olma. Belediye başkanlarının temsil yetkisinde öte geri kalan kısmında bir çoğunluk tarafından müzakereyle bir karara bağlandığı organizasyon dönüştürme olayı. Belediye başkanlarının  zaten  bir temsil makamıdır aynı zaman da protokol yeridir. Kentten gelenler, gidenler ziyaret edenler sabah-akşam ziyaretçilerimizle, zaten kent sorunlarıyla ilgilenmiyor. O zaman kent sorunlarının hepsi belediyenin bürokrasisine kalıyor, merhametine kalıyor. Bu yasakçı anlayış,  kişiye özel şekilde bir hal alıyor.  Eğer birileri karar almıyorsa karar alacak başka yerden merciler çıkar. Bu meclisin nasıl çalıştığına bağlıdır.

Bu konuda Bedrettin Bey ile takım çalışmasını nasıl görüyorsunuz?

Bedrettin beyin bu konuda insancıl yaklaşımı, kucaklayıcı rolü bizim özellikle iş insanı kimliğimizle ekonominin yeniden üretmesi, insanla buluşturulması sosyal dönüşümünün sağlanmasının, ipuçlarını yakalayarak kilidi açma noktasını yakalayarak bilgi birikimimizi onu ciddi bir şekilde destekleyecektir. Çünkü benim 4 yıllık MESİAD başkanlığım, altı yıldır kurucu başkanlığım, 2 yıl Doğu Akdeniz sanayi başkanlığım, Türkonfed'inkurucu yönetim kurulu üyesiyim. Şimdi ilimizin ve bölgemizin planlamasının ülke  ekonomisinin şekillenmesinin ciddi bi birikimimiz oluştu. Bunu sadece şu ana kadar konuşuyorduk. Meclis üyeliğine beni davet ederken Bedrettin Bey’in birikimin kente yansıtılmasını istediği için gelişti. Yoksa  benim aktif siyasetle doğrudan ilişkim yoktur. Bugüne kadar partilerle hiçbir üyeliğim yoktur. Çünkü ikramiyenin çıkması içinde; bilet almak gerekiyor. Partide siyasi ikbal aramak içinde önce siyasi bir partiye üye olmak gerekiyor. Bedrettin bey’in davetiyle geldim. Bu da yan yana olduğumuz için birikimin ve bu konuda radikal duruşumun  burada olumsuz değil, olumlu anlamda köklü dönüşümü ön gören bir yaklaşımla palyatif tedbirlerle Torosların onarımı, oranın topyekün bir el atmayla aslında para pul gerekmiyor, irade gerekiyor. Planlamayla başlayarak yeniden  bir anda dönüşümü sağlayarak, bir yanda kent yaşamının varolanları hayata katmak.



Tam bu noktada 3 gün sonra insanlar sandık başına gidecek. Neden size oy versinler? Bedrettin Bey’e neden oy versinler? BDP adaylarına, BDP’ye neden oy versinler?

BDP’nin kadrolarına, bilgi birikimine, niyete, geçmişindeki yaptıklarına. Mesela bu kent Mustafa Güler’i tanıyor. Kent içerisindeki 25 yıldır bütün sivil toplum örgütlerinde bu konudaki öngörümüzü de, taleplerimizi de, birikimimizi de biliyor. Bunu hayata katmak için geliyor. Bedrettin Bey Akdeniz Belediye Başkan Yardımcılığında 10 yıldır var, Akdenizin halkla temas eden yüzüdür. Halkla buluşturan açık kapının yüzüdür. Bu anlamıyla uygulamasıyla tutumu insana yaklaşımı bu konudaki kararlılığını biliyorum, insancıl yüzünü biliyorum. Bu bakımdan bu uygulamaya 1. dereceden oy vermedir. 2.kentin ekonomisini dönüşmesinde planlamanın yaklaşımında Mustafa Güler’in birikimine oy vermelidir.  Önce başkanın davet edilen iradesine, yanında güç olarak tercihine  oy vermelidir. İnsanların karargahında er çalıştırmıyor. Komutan çalıştırıyor. Çünkü başarılı bir komutan karargahının  gücüne bağlıdır. Eğer karargahın güçlüyse komutanında güçlüdür, başarır. Ama karargahın sadece kendisine itaat eden çantasını taşıyan bu komutanın başarılı olması mümkün değildir. Yeri geldiğinde ona itiraz eden, yeri geldiğinde kararlarına direnen bir karargah oluşturuyorsa, böyle bir meclis seçiyorsa burada bir farklılık vardır. Değişim isteniliyorsa değiştirmek gerekiyor.

Mersin göç veren bir kent. Nitelikli göç veren bir şehir. Göç aldığı yön Güneydoğu’dan vasıfsız iş gücünü alıyor. Buradan vasıflı iş gücü veriyor. Burada eğitimli  bu tür insanların istihdam alanları yok. Nüfus azalıyor. Daha bir seçim önceki milletvekili sayımız 12′idi, 11′e düştü. Mersin gibi doğal potansiyeli yüksek bir ilde ekonomik sıkıntı çekiliyorsa işsizlik yaşanıyorsa, işsizlik nedeniyle bu kentten göç ediliyorsa oturup ciddi bir şekilde sorgulanması lazım. Büyük bir tarım potansiyeli var, büyük bir turizm potansiyeli var, ticaret potansiyeli var. Limanımız Türkiye’nin en büyük limanı olması açısından hinterlandı çok geniş bir yer.  Orta Anadolu’nun, Güneydoğu Anadolu’nun denizden tek dış ticaret kapısıdır. Burası Çukurova. Tarım potansiyeli bu kadar yüksek. Birde entelektüel insan gücü var burada. Ben Türkiye’nin her yerinde toplantılara katılıyorum. Böyle bir kentte eğer işsizlik bu kadar doruktaysa, işsizliğe göç bu kadar bağlıysa işte Türkiye ortalaması altında gayri safi hasılat elde ediyorsa oturup bunu sorgulanması lazım. Bunun birinci sorumlusu yerel yönetimlerdir.

Yerel yönetimler ne derece sorumlu?

Sadece öğrenci gibi devletin verdiği bursu harcamakla şikayet eden bir konumda kaynak yaratma, kentin hacmini büyütme, ekonomisini büyütmek gibi iradesi olmadığı gibi böyle bir vizyonda yok. Devlet memuru gibi onlarda sadece maaşını alıyor. Geri kalan kısmı kent ekonomisini büyütmüyor. İşsizlik yaratırken de belediyenin bütçesi yetmediği zaman MESKİ suya zam yapar. Her yıl emlak vergisine zam yapar, çöp vergisine zam yapar, inşaat ruhsatlarına zam yapar. Üretmediği gibi eli milletin cebinden de çıkmaz. Kentin ekonomisini büyütmek yerine oraya kendi ekonomisini büyütmek yerine, fakir fukaranın da cebinde var olanında almakla meşgul. Şimdi  böyle bir irade kenti büyütmez. Kenti geliştirmez, kenti yoksullaştırır. Kendi iradesini ortaya koyarak sadece  belediye bütçesini harcayarak değil,  kentteki bütün birikimleri yatırımları dönüştüren zenginlik yaratan bir irade olmalıdır.çünkü bir kentin zenginliği tek tek bireylerin zenginliğini toplamıdır. Bireyler zengin değilse kent zengin değildir. Yani belediyenin zenginliği yok ki  devletinde zenginliği yok.

O nedenle kent ekonomisini büyütmeyi, büyüyen ekonomisi içerisinde aldığı küçük paylarla bütçesini büyüten, bütçesini istihdamla tüketen değil sosyal belediyecilik dediğimiz çağın yeni anlayışıyla yeni bir belediyecilik anlayışıyla sosyal belediyecilikle tüketen bir anlayışın olması lazım. Yani kaldırım yapmak sıradan bir iştir. Kaldırımlar her defasında yenilenen kent bütünü içerisinde ele alıp da bir değişim yaratmazsanız her sene kaldırım yap, bir kaldırım boz.!! Ne yarar işsiz adam için kaldırım yapmanın hangi anlamı var? İşsiz insan için asfaltın bir önemi var mı? İşsiz insanın çevre duyarlılığı gibi demokrasi gibi, insan hakları gibi bir öncelik var mı?

Bu yerel yönetim seçimlerinde genelde şöyle bir algı var. Partilerden çok adayların duruşu, kişiliği, adaylar kazanacak partiler değil. Bunla ilgili bilgi verir misiniz?

Partilerin önemi seçtiği adaylardır. O adayı parti seçiyor, partinin bu anlamda perspektifi önemli. Öne koyduğu adayları temsilcileri kişilerle parti önemlidir. Ondan sonra bu partinin topluma önder olarak gönderdiği kişiliğin vizyonudur. Vizyon er biriyse toplumu yüceltir. Partisini yüceltir. Partinin şu anlamda yerel yönetimlerle bağı çok sıkıdır. İktidarın yolu yerel yönetimlerden geçer. Başarılı bir yerel yönetimle sergilenmedikçe kimse iktidar izni vermez. Partilerin bu nedenle yerel yönetimlere oldukça özen göstermeleri gerekiyor. Çünkü halka dokunduğu yer burası. Parlamentoya gidenlerin onların sonuçlarının  hayatıma yansıması aylar sonradır yıllar sonradır. Kaldı ki bireysel olarak da  insiyatifleri  yoktur parlamentoda. Ama belediye başkanı günlük hayatında halka birebir dokunan insandır. Bu bakımdan seçtiği belediye başkan adayının vizyonu çok önemlidir. İnsan sevgisi oldukça önemlidir. Ona dokunan, kucaklayan yalnız belediye hizmetleri değil evindeki huzursuzluğunda, taşıyabileceği derdini aştığı bir yer olması açısından yüreğinin açık olması lazım. Eğer yüreği açıksa evdeki karı-koca kavgasının çözüldüğü bir mercii olur. Çocuğun sorunu, ilaç sorunu varsa hep örnek verilir. Akdeniz belediyesinde birinin gelip de gizli görüşmek istiyor. İşte benim çocuğum olmuyor, tüp bebek yapmak istiyorum, bana yardımcı ol diyor. Yüreği açıksa halka bebek sorununu da belediye başkanına açıyor. Çünkü seçtiği, güvendiği tek kişidir o. Bu toplumda seçtiği güvendiği kişidir önder olan. Eğer yüreği açıksa insan sevgisiyle doluysa evindeki mahrem sorunları bile başkanla tartışabiliyor. Geliyor amca başkana diyor ki ‘beni evlendir’diyor. Şimdi normalinde çoğu başkana erişilmiyor.40 kapının arkasında 40 gün sonra erişebilen bir yerdir. Bunun erişemediği bir yerde aktarabileceği merciler olmaz. Yüreğinin kapısı açık olması lazım. Belediye başkanı kentte ekonomik, sosyal, kültürel bütün hayatın doğumdan ölüme kadar insana dahil ne varsa hepsinin muhatabıdır, bütün sorunların çözüm merciidir. İşte belediye başkanın kişiliğinin önemi burada. Bürokrasiye yasakçı bir zihniyete, bürokratik bir yapıya yasakçı bir kafaya sahipse işte tüy bitmemiş yetimin hakkını koruyorum derken Tüy bitmemiş yetimin ırzına geçiyorsa o yolla yetimin  evine ekmek götürmüyor. Tüy bitmemiş yetimin hakkını koruyorum diye kıskanç yasakçı anlayışla bekçilik yapıyor. Bu toplumun kör bekçiye ihtiyaç yok. Akıllı bir öndere ihtiyaç var. Tüy bitmemiş yetimin hakkının bekçiliğini yapmak değil. Tüy bitmemiş yetimin sofrasına ekmek götürmektir asıl olan. Bunu yapmıyorsa oturup sorgulamalıdır. Bu söylemleri biz çok duyarız. Sofrasına ekmek götürebiliyor musun? Toplum çok sık söyler Dürüst olmalıdır. Zaten üretken olan bir insan dürüst olandır. Ama normalde hayatta ben iş adamıyım. Sadece dürüst olan insanı ben bekçi yaparım. Yemez yedirmez.ne yer ne yedirir. İnşaatta benim tuğlamı kafasını kırdırır, tuğlamı kırdırmaz. Dürüst bu adam, Hüseyin ağa. Başbakan yapalım bunu ondan daha dürüstü yoksa eğer bir ölçüyse. Ne kadar dürüst! Evdeki bütçelerin basiretini yönetememiş insanlar  varsa çıkıp diyor. İşte ‘ben dürüstüm onun için battım’. Ben beceriksizim demez. Ben evimin bütçesini bile yönetemedim benim hakkım değil bu ili yönetmeye, talip olmak.evinin bütçesini yönetememiş. Küçük bakkalını yönetememiş, bir hayatında çivi çakmamış, hayatında bir başarı öyküsü yok arkasında. Çöpçüyse sokağı temiz olmamış. Manavsa tezgahında sebze-meyvesi yeşil kalmamış. Bu adam geliyor dürüst olduğum için battım diyor. Dürüstlüğünde kötü bir şey olduğunu, dokunulmaması, yaşanılmaması gereken bir obje olarak sunuyor. Bunlardan uzak durmak lazım. Benim dürüstçü tiplere alerjim var. Ekmeğini kazanan insan zaten dürüsttür.

Kendi başarısı olmuşsa gidip de başkasının sofrasına uzanmaz. Bir insan kendi sofrasını kazandığıyla doyar. Gözü doymadı derler ya, başkasının sofrasından beslenen hiçbir  bir insanın gözü doymaz. Sofra ne olursa olsun hep korkusu vardır geçmişe dönük. Kendisi hiçbir zaman sofraya ekmek taşıyamayacağı için sürekli korkular içindedir. Bir insan kazandıklarıyla gözü doyar.

Mustafa bey insanlarda bir algıyı değiştirmek gerekiyor. Belediye başkanlığına çıkıyoruz. Şuraya şunu yaptım kaldırım, kanalizasyon yaptım. Rutin işler hizmet olarak halka sunuluyor

Bu belediyeciliğin dar yorumudur.  Bir de belediyeciliğin geniş geniş yorumu var. Allah razı olsun ne büyük bir iş yaptı, asfalt döktü. Bu bütçenin kötü kullanımıdır.Bunlar zaten sıradan doğal hizmetler. Bütçenin büyütülmesi için sürekli iller bankasından gelene göz dikmek diğerine kentte yatırım ortamının geliştirilmesi, büyütülmesi için çaba içerisinde olacak ki kaynak da olacak. Belediye’nin fakir fukaralarına suyuna gözünü dikip de zam yapmak yerine zaten akan bir ticari  hayatın kırıntılarıyla bütçeye bile fazlasına doldurur. Mersinde bir zengin çıkıp da bir üniversitenin bir bloğunu yapmıyor. Ama Kayseri de sanayiciler üniversite bütün bloglarını birer birer üstlendiler. Ağrıda çıktı bir iş adamı patır patır Ağrı Üniversitesinin tamamını yaptı. Yani eğer ekonomisini büyütürseniz bu insanların sosyal sorumluluk dedikleri içerisinde sponsorluklarla yaptıkları, mecbur etmek değil daha yeni emekleme döneminde, illa  ‘Sen git Mersin İdman Yurdu’na şu kadar para ver, sonra sana gel  ruhsat veriyim’ zorlaması değil. Var olana el koymak değil, büyüyen içerisinde payına razı olmaktır. Bu bir ufuktur, oldukça önemlidir. Bizimkiler iş hayatlarında hiç yapmadıkları işleri ellerine verdikleri parayı üstüne  tepinerek kötü tüketen bütün her şeyin altın çiziyor. Bütçe heder ediliyor. Yanlış yatırımlarla , kötü yönetimlerle heder ediliyor. Bütçenin büyütülmesi lazım. Bu olayın kaldırıma  çöpten çıkarak yaşlıların evini temizlemekten tutun, birinin ihtiyacı varsa evlendirmekten tutun da  her şeye varıncaya kadar bütün hayata dokunan yol almak gerekiyor

Dar anlamıyla Toros’ta, geniş anlamıyla mersinde önemli radikal kararların alınması lazım. Bu kentin köklü dönüşümlere ihtiyaç var. Bunun palyatif güçlerle tekrar biçiminde mersin devamını sağlayacaktır. Mersin böylesine potansiyeli yüksek bir şehir  şikayet ederse bozkırın ortasındaki Antep ne yapsın! Kayseri ne yapsın, Konya ne yapsın . Onlara baksınlar utansınlar. Ben sadece bunu söylüyorum. Yani bunca varlıklar içerisinde yokluk yaratanlar, yokluk içinde varlık yaratanlar Gaziantep, Kahramanmaraş, Konya, Kayseri, vb. illere bakarak utanmaları gerekiyor. Bunun değişmesi lazım. Mersin için bu kader değil. Yenisi mümkün ve gerekli Yeni Mersin için.

 
27 Mart 2014 Perşembe 15:57
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:51
  • Güneş07:32
  • Öğlen12:42
  • İkindi15:17
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:02
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
4
Galatasaray
12
7
2
3
23
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
12
4
5
3
17
7
K.D.Ç. Karabük
12
5
2
5
17
8
Antalyaspor
13
4
4
5
16
9
Osmanlıspor FK
12
3
7
2
16
10
Gençlerbirliği
12
3
6
3
15
11
Alanyaspor
12
4
2
6
14
12
Akhisar Bld.
12
3
4
5
13
13
Trabzonspor
12
3
3
6
12
14
Kasımpaşa
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
12
3
2
7
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
12
1
3
8
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1791 - The Observer'ın (dünyanın ilk pazar günü gazetesi) ilk sayısı yayımlandı.
1859 - Mekteb-i Mülkiye kuruldu.
1881 - Los Angeles Times'ın ilk sayısı yayımlandı.
1897 - Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında barış anlaşması imzalandı.
1918 - ABD başkanı Woodrow Wilson, I. Dünya Savaşı barış görüşmeleri için Versay'a geldi. Başkanlığı sırasında Avrupa'ya gelen ilk ABD başkanı oldu.
1920 - Ankara'da maaşlarını alamayan öğretmenler ilk kez grev yaptı.
1927 - Cumhuriyet döneminin ilk kâğıt paraları tedavüle çıkarıldı.
1929 - Türk parasının değerini yükseltmek için alınacak önlemlerle her yerde yerli malı kullanılmasını hedefleyen bir kararname yayımlandı.
1933 - Eskişehir Şeker Fabrikası kuruldu.
1943 - İnönü-Churchill-Roosevelt arasında Kahire Konferansı yapıldı.
1945 - ABD Senatosu 65'e karşı 7 oyla BM'e katılma kararı aldı. (BM, 24 Ekim 1945'de kuruldu).
1945 - İstanbul'da komünizm karşıtı gösteride, Tan, La Turquie, Yeni Dünya matbaaları, Berrak ve ABC kitapevleri tahrip edildi.
1945 - Tan Olayı gerçekleşti. Tan gazetesi milliyetçi kesim tarafından saldırıya uğradı ve yağmalandı. Olaydan sonra gazete yayın hayatına son verdi.
1955 - Türkiye'de ilk elektrikli tren, İstanbul'da Sirkeci-Halkalı arasında çalışmaya başladı.
1961 - İngiltere'de doğum kontrol hapları serbestçe satışa çıkarıldı.
1980 - Rock grubu Led Zeppelin dağıldıklarını açıkladı.
1981 - ABD başkanı Ronald Reagan CIA'nın ülkedeki casusluk faaliyetlerine izin vererek örgütün yetkilerini genişletti.
1981 - Danışma Meclisi Başkanı Sadi Irmak "Askerler kışlaya dönmenin hasreti içinde" dedi.
2000 - Yatağan Termik Santrali'nde üretim durduruldu. Santral filtresiz çalıştırıldığı için Yatağan halkını zehirliyordu.
2002 - BM Güvenlik Konseyi Irak'ın "gıda karşılığı petrol" programını altı ay uzatma kararı aldı.
2009 - Hükümet kararnamesi ile Türkiye'ın İlaç fiyatları inecek. Orijinal ilaçlarda %40, jeneriklerde %20, KKİ nedeniyle %13 oranında inecek. Pazar payına göre ortalaması %50 civarı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji