Mersin 6. Uluslararası Narenciye Festivali hazırlıkları sürüyor.

Ana Sayfa » Güncel » Türkiye' nin nicelikten niteliğe dönüşemeyen yolculuğu (ihracat)... Abdullah Ayan yazdı

Türkiye' nin nicelikten niteliğe dönüşemeyen yolculuğu (ihracat)... Abdullah Ayan yazdı

1980' lere kadar gelişmişlik anlamında aynı kaderi paylaştığımız Güney Kore ve onun, iletişim, bilişim sektörüne damgasını vuran global markaları tüm dünyayı kasıp kavururken biz neredeyiz?

 
 
Türkiye' nin nicelikten niteliğe dönüşemeyen yolculuğu (ihracat)... Abdullah Ayan yazdı

Bir önceki makalede AK Parti' nin ülkeyi yönettiği 16 yıllık dönemini üç merhaleye ayırmış, AB kriterlerine uyum çabaları ve IMF çıpalarına sarıldığı 2002-2008' i yükseliş, 2008-2011'i duraklama ve 2011 sonrasını gerileme yılları olarak kimi alanlardaki veriler ışığında tanımlamaya çalışmıştım.

Gelelim 16 yılın sonunda artık gerilemenin tıkanma, deyim yerindeyse duvara dayanma olarak tanımlanabilecek finaline…

Yükselme döneminde nicelik olarak her alana yansıyan büyüme ve gelişmenin yerini iş niteliğe geldiğinde yine her alanda sayısız örneklemeyle anlatılabilecek tıkanma aldı.

İhracat 2002' den 2008' e uzanan kısacık zamanda 36 milyar dolardan 132 milyar dolara çıkarma başarısız elbet yadsınamazdı. Gelin görün ki, son on yılda nefesi kesilen, dura kalka bir yerlere gitmeye çalışan, pusulasız, dümensiz bir görünüm arz etmekte..

Peki, neden?

İyi başlayan yolculuk ne oldu da, kısa zaman içinde tatsız bir hal almaya başladı?

Aslında sürecin gidişi, nasıl sonuçlanacağını yeterince anlatmaktaydı. Ama nedense gerçek yerine hayallere kapılma tercih edildi.

Örneğin 2009 yılında TİM (Türkiye İhracatçılar Meclisi) tarafından tüm sektörlerin mevcut durumu, potansiyeline göre geleceği göz önüne alınarak hazırlanan ve 2010' da kamuoyuyla paylaşılan "Hedef 2023, 500 Milyar Dolar İhracat" stratejik planına göre Türkiye, 13 yılda dünyadaki ihracat payını 2 katına çıkaracak ve en çok ihracat yapan ülkeler sıralamasındaki 31. likten çıkıp, ilk 20 ihracatçı ülke arasına girecekti.

Nasıl yapılacaktı bu?

İhracatı, nicelikten niteliğe dönüştürerek…

TİM çalışmasında nicelik, nitelik kavramı ete kemiğe büründürülüp formüle de edilmişti: "Bugün fasoncu, ürün odaklı, yerel üretici konumda iken yarın tüketici odaklı, global markalar çıkarmış ülke hedefine ulaşmak."

Anlatılan hikaye heyecan verici, hedef Kaf dağının ardında gibi dursa da, söylenenlerin yapılması halinde erişimi imkansız bir yolculuk değildi bu.

Gelin görün ki, evdeki hesap çarşıya uymadı.

2009'da hazırlanmaya başlanan projeksiyonda hayal olarak 2013 ihracat hedefi 160, 2018 hedefi ise 284 milyar dolar olarak öngörülüyordu, beklentinin ne kadarına eriştiğimizi sanırım hatırlatmama gerek yok. 2013 hedefini 5 yıl rötarla 2018'de yakalamaya çalışan Türkiye…

Fasonculuktan kurtulup global marka çıkarmadığımız sürece gidilecek yer bellidir diyordu TİM, öyle de oldu.

Fasonculuktan kurtulamayıp katma değeri üretimle kıyaslanmayacak yükseklikte küresel marka yaratmadıkça ihracat gelirlerini arttıramayan ülke, değer yerine miktar artışıyla sınırlı bir dar alana hapsolması kaçınılmazdı. Bugün sonuna geldiğimiz yol, böylesine açmazlarla dolu. Ve bizler o duvarın dibinde açılacak yeni bir kapı umut etmekteyiz. Oysa ne öyle bir kapı var, ne de bu gidişin sonu…

Eskiden hepimizin hayali, para etmez tarım ürünleri yerine döviz girdisi yüksek sanayi ürünleri ihraç etmekti.

İlerleyen yıllarda sanayi ürünü ihracatı da yetersiz ve bir yerde anlamsız kaldı.

Artık teknoloji girmeye başlamıştı devreye, teknoloji ile birlikte bilişim sektörü önem kazandı.

Gidişi kavrayan, hızlı biçimde uyum sağlayan ülkeler bu alanda hızlı yol aldılar. Eskiden Japonya bu alanda öncüydü, bugün Çin, Güney Kore ve izlerinden giden pek çok ülke açılan bu yeni fırsat kapısından geçip, yepyeni ufuklara yol almakta.

İki basit örnek nicelik ve nitelik kavramıyla ne demek istediğimi yeterince özetleyecektir:

Türkiye 2017 yılında 8 milyon ton çimento ihraç ederek yaklaşık 500 milyon dolar elde etti. Kaba tanımla ithal ettiği enerjiyle taş pişirip sattı. Havayı, suyu kısaca doğayı kirletme pahasına karşı ortaya çıkan reel ekonomik tablo bu.

Çimentoda en büyük alıcı ise ABD…

Aynı ABD, 8 milyon ton çimento ihraç edip 500 milyon dolarlık döviz girdisi için çabalayan Türkiye' ye iki Boeing uçağı satarak aynı miktarda döviz elde ediyor. Yaklaşık 250 milyon dolarlık uçağın fiyatı içindeki teknoloji payını sanırım anlatmaya gerek yok.

Bırakın uçak üretimi gibi hayli yüksek teknoloji gerektiren alanlarda boy göstermenin neredeyse imkansızlığının farkındayım.

İyi de taşı pişirip çimento elde etme dışında yine taştan, topraktan katma değeri yüksek daha başka ürünler elde edilemez mi? Küresel arenada boy gösterecek markalar yaratılamaz mı?

Güney Kore gibi bir rol model ülke var karşımızda…

1970' lerin tarım toplumundan bugün dünyanın gıptayla baktığı teknoloji ağırlıklı ürün ihracatının yıldız ülkesi…

Otomotiv üretiminde aynı yıl yola çıktığımız Güney Kore bugün otomotiv sektörüyle, küresel markalarıyla dünya pazarlarının tartışılmaz liderlerinden biri.

1980' lere kadar gelişmişlik anlamında aynı kaderi paylaştığımız Güney Kore ve onun, iletişim, bilişim sektörüne damgasını vuran global markaları tüm dünyayı kasıp kavururken biz neredeyiz?

Tek başına Samsung' un yıllık cirosu 240 milyar dolar. Üç Samsung, tüm Türkiye' nin bir yılda yarattığı hasılaya eşit ciroya sahip…

Güney Kore bugün yılda 51 milyon nüfusuyla, 552 milyar dolar ihracat gerçekleştiren bir ülke.

Üstelik ihracatın yaklaşık üçte biri ileri teknoloji ürünü ihracatı.. 135 milyar dolarlık ileri teknoloji ürünü ihraç ediyor ki, bu 81 milyonluk Türkiye'nin toplam ihracatına yakın. (Dünya Bankası verilerine göre 2016' da Türkiye ileri teknoloji ürün ihracatı 2 milyar 183 milyon dolardı)

Tıpkı bizim gibi petrol ve türevlerini ithal etmek zorunda olan bir ülke ama 552 milyar dolarlık ihracata karşılık 448 milyar dolarlık ithalat yapıyor ve Türkiye' nin tersine dış ticaret fazlası var.

İleri teknoloji ölçütlerine konu hangi kriteri alırsanız alın Türkiye ile dünün yoksul köylüsü Kore arasında uçurumlar var.

İyi de bunu nasıl sağladı derseniz?

Niceliği önce eğitim sonra da üretimde niteliğe dönüştürdü.

O nedenle Kore 1 kg ağırlıkta 10 akıllı telefon satarak 10 bin dolar elde ederken bizim aynı dövizi kazanmak için 20 bin kg domates satmamız gerekiyor.

Eğitimde nitelik apayrı bir yazı konusu…

Onu bir başka yazıda ele alalım…

 

 Abdullah Ayan

 

 
28 Mayıs 2018 Pazartesi 09:11
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:11
  • Güneş06:45
  • Öğlen12:37
  • İkindi15:44
  • Akşam18:08
  • Yatsı19:32
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
8
6
0
2
18
2
Başakşehir
8
4
3
1
15
3
Beşiktaş
8
4
3
1
15
4
Kasımpaşa
8
5
0
3
15
5
Trabzonspor
8
4
1
3
13
6
Antalyaspor
8
4
1
3
13
7
Konyaspor
8
3
3
2
12
8
Malatyaspor
8
3
3
2
12
9
Göztepe
8
4
0
4
12
10
Alanyaspor
8
4
0
4
12
11
Ankaragücü
8
3
1
4
10
12
Sivasspor
8
2
3
3
9
13
Kayserispor
8
2
3
3
9
14
Bursaspor
8
1
5
2
8
15
Fenerbahçe
8
2
2
4
8
16
Çaykur Rizespor
8
1
4
3
7
17
Akhisar Bld.Spor
8
1
2
5
5
18
Erzurum BB
8
1
2
5
5
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1448 - Osmanlı padişahı II. Murat, Kosova Zaferi'ni kazandı.
1781 - Amerikan Bağımsızlık Savaşı, İngilizlerin George Washington'a teslim olmalarıyla sona erdi.
1782 - Lord Cornwall'in denetimindeki İngiliz Ordusunun yenilmesi ve Amerikan ordusunun Yorktown ve Virjinya'ya girmesiyle Amerikan Devrimi sona erdi.
1872 - Dünyanın en büyük altın külçesi (215 kilogram) Avustralya New South Wales'de bulundu.
1934 - Mübadele Komisyonu görevini tamamladı. Anadolu ve Trakya Rumları ile Yunanistan Müslümanlarının mübadelesini düzenlemekle görevli Komisyon 7 Ekim 1923'de kurulmuştu.
1934 - Turhal Şeker Fabrikası açıldı.
1945 - Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi açıldı.
1949 - Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul valiliği ve belediye başkanlığı görevine atandı.
1951 - İngiliz askerleri, Süveyş Kanalı'nı ele geçirdi.
1960 - 6-7 Eylül Olayları ile ilgili dava başladı.
1962 - TBMM'de, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kabul edildi.
1962 - İlk James Bond filmi "Dr. No" gösterime girdi.
1982 - Milli Güvenlik Konseyinin son şeklini verdiği anayasa metni açıklandı. Geçici maddelerle eski parti yöneticilerine 10 yıl siyaset yasağı getiriliyor, anayasanın kabulüyle birlikte Kenan Evren cumhurbaşkanı oluyor.
1987 - Londra Borsası çöktü. Yaşanan büyük panik sonucunda 50 milyar sterlinlik değer kaybı yaşandı.
1988 - İngiltere, IRA mensuplarıyla yapılan röportajların yayımlanmasını yasakladı.
1995 - Avrupa Parlamentosu Yeşiller sözcüsü Claudia Roth, Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir aleyhine 3 milyar liralık manevi tazminat davası açtı.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
18.10.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu041625283639
 
On Numara
15.10.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu01081424253541464748495051535459606567737778
 
Sayısal Loto
17.10.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu051726273038
 
Şans Topu
17.10.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu061819262705
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji