'Dünya Bakliyat Günü' etkinliği Mersin'de de Gerçekleştirildi

Ana Sayfa » Gündem » Türkiye' yi kim yönetecek? -2- (AK Parti devletleşti mi?)... Abdullah Ayan yazdı

Türkiye' yi kim yönetecek? -2- (AK Parti devletleşti mi?)... Abdullah Ayan yazdı

İktidar olmakla muktedir olmak arasındaki fark, iktidarların devletleşme denemeleri..

 
 
Türkiye' yi kim yönetecek? -2- (AK Parti devletleşti mi?)... Abdullah Ayan yazdı

Özal' ın aradığı kadrolar; devletin vesayetini daha az hisseden dünyayla rekabet edecek bir ekonomi anlayışı ve bu anlayışa ayak uyduracak, geçmişin korkularından, dogmalarından kurtulmuş insanlardan meydan geliyordu.

O değişim ve dönüşüme inanıyordu. Yakın çevresi içinde geçmişte nice kavgaya tutuşmuş farklı cephelerden gelenler de Özal' ın beklentileri doğrultusunda dört eğilimin şemsiyesi altında kol kola girdiler. Dönemin iç ve dış konjonktürü de sürece uygundu. Türkiye artık sınırları içine kapanan, niteliksiz her türlü ürünü halkına kakalayan sanayicilikle bir yere varılmayacağını, üstelik bu tür bir modelin her seferinde ortaya koyduğu döviz darboğazıyla ekonomik krizlerden darbelere uzanan siyasi krizlere sürüklenmekten yorgun düşmüştü. Daha da önemlisi ABD' de Reagan, İngiltere' de Thatcher liderliğindeki hükümetlerinin neoliberal politikaları yükselen yeni akım olarak dünyayı şekillendirmeye başlamıştı. Özal bu süreci doğru okuyan vizyona sahipti ve darbecilerin başta ciddiye almadıkları, demokrasi tuluatına çeşni olsun diye siyaset sahnesine girmesine izin verdikleri adam 1983' te iktidara yetecek oyu aldığında genişçe kesim şaşkındı. (Oysa şaşacak bir şey de yoktu. Dünyada başlayan yeni dalgaya en uygun isim ve darbecilere sadık, statükodan beslenen diğer partilere karşın adı duyulmamış insanlarla dolu kadrosuyla halka umut vaat eden tek liderdi Özal)

Bu nedenle elbette sağ yanı çok daha kalabalık bir vitrin oluşturdu Özal. Sahneye çıkardığı isimlerden oluşan ekip ve bu nedenle de geçmişin dava arkadaşları "davadan döneni vurun" buyruklarını kulak ardı edip, tepeden aşağı devletin her kademesine yerleştiler. (Halil Şıvgın, Yaşar Okuyan, Mustafa Taşar, Melih Gökçek, Alpaslan Pehlivanlı, Veysel Atasoy ve elbette MHP davasından 4 yıl hapis yattıktan sonra tahliye olup ANAP' ta hemen Bakanlık görevine getirilen bir zamanların ülkücü teorisyeni olarak anılan Namık Kemal Zeybek ilk aklıma gelenler. Tüm bu isimler ülkücü tabandan gelme siyasetçilerdi, neredeyse tamamı Bakanlık ve benzer çok önemli görevlerde bulundular üstelik gerçek iktidar anlamına gelen bürokrasinin ANAP dönemi yapılanmasında çok önemli roller üstlendiler)

Özal dönemini, o dönemde özellikle iç güvenlik alanının hangi kadrolarla yönetilmeye çalışıldığını merak edene anlatacak yeterince kaynak var, o nedenle burada detaylarıyla anlatacak değilim. Askeri vesayeti geriletme konusunda darbenin etkisinden henüz çıkmamış ülke şartlarının elini kolunu bağlaması nedeniyle hareket alanı bulamayan Özal yakın çevresindeki ekibin düşüncesine yakın kadroların devletin her kademesine yerleşmesine, hızla ilerlemesine de fazla tepki göstermedi. Elbette şu soru akıllara gelebilir ve çok yerinde bir sorudur:

"Gösterse de kimlerle ortaklığa girebilirdi ki?"

Fazla alternatifi olmadığına inandığım sorunun bugün bile somut bir cevabı yok.

**

Özal' dan 90’lı yıllara…

'Aslan sosyal demokratları' temsilen SHP, koalisyon ortağı olarak koalisyon ortağı da olsa, iktidarın ucundan tutarken özellikle emniyet kadrolarına fazla dokunmadı. Hem 70’li yıllardaki sol mayalı Pol-Der’lerin yerinde yeller esiyordu, hem de devlet ihaleleri kapmak, devlet kadrolarında dirsek çürütmekten daha cazipti. SHP ve ardından mirasını heybesine koyup yola devam eden CHP çileli sol siyaset yapma yerine müteahhit partisi olmayı tercih etti. (1989’ da iktidara talip olduğunda Kürt oyları için çözüme dönük raporlar yazdıran SHP-CHP çizgisi iktidar ortağı olunca çığ gibi büyüyen faili meçhulleri sorgulama yerine göz yuman noktaya savruldu. Örneğin Sivas’ta yakılanların hesabını sorma sözü verip, iktidarın tüm mekanizmaları elindeyken bu tehlikeli sular yerine İSKİ skandalıyla ortaya çıkan yolsuzluk bataklığında boğulmak gibi)

Emniyet teşkilatı ağırlıklı olarak gittikçe kıdemli hale gelen ülkücü kökenlilerin kök saldığı konumunu sürdürüyordu ve Ülkücülerin bir kısmı "devlet için kurşun atma şerefine” nail olurken, aynı ülkücülerin bir bölümü de devlet adına onları yakalamakla yükümlü koltuklarda oturuyordu.

Evren, Özal, Demirel/İnönü, Mesut Yılmaz veya Tansu Çiller iktidarın tepesinde oturan isimler hep değişti, değişmeyen tek şey ülkücü görüşün tüm bürokrasiye ama özellikle de Güvenlik alanındaki tartışılmaz gücüydü.

Tek istisna yargı alanıydı. Yargı Cumhuriyetin kuruluşundan başlayarak Kemalistlerin kimseyi yaklaştırmadığı, her darbe ardından da güçlerini daha tahkim ettikleri alandı. Tablo bir iki küçük deneme dışında pek değişmedi. (SHP/CHP koalisyon dönemindeki Seyfi Oktay-Mehmet Moğultay girişimlerinde de ilke aynıydı. Açılan yeni kadrolara yerleştirilenler Kemalist kadrolara katılarak Kemalizmin katı laikçi çizgisini öne çıkarma yolunu tercih ettiler ve o gün savundukları görüşlerinden bugün de vazgeçtiklerini sanmıyorum.)

Oysa SHP bırakın sosyal demokrasiyi, iyi kötü vesayeti geriletip demokratik bir sistemin en azından temel taşı sayılacak bazı düzenlemelere ön ayak olsa, statükoya teslim olmak koşuluyla iktidarın ucundan tutup nimetlerinden yararlanma küçük hesaplarına düşmese Türkiye 1993' le başlayan kanlı dönemi, 40 bin insanına mal olan netameli kayıp yılları yaşamayabilirdi.

İleriye bakan SHP' den, ulusalcılığa savrulan CHP' ye geçiş, en yoğun faili meçhuller, seçilmiş Kürt parlamenterlerin ceza evlerine tıkılması, Sivas olayları ve yüzlerce örnek o günlerin akıllarda kalan kilometre taşları ve tümünün altında iktidar ortağı 'aslan sosyal demokratların' izi var.

Ve elbette SHP' den geriye kıyısından, köşesinden yakaladıkları iktidar sayesinde attıkları demokratik adımlardan çok yolsuzlukların ortaya saçıldığı İSKİ skandalı kalacaktı tarihe not düşme adına.

SHP/CHP' nin iktidar macerası kendi adlarına kötü bitti ama başta yargı olmak üzere yerleşme şansı buldukları kimi alanlar sayesinde bir daha öylesine bir iktidar şansı yakalamasalar da muktedir olmanın ne anlama geldiğini herkese gösterdiler. (2010 referandumuna kadar HSYK ve Yargıtay yapılanmaları hep o 90' lı yılların başındaki kadrolaşmayı ve iktidardan gidilse de muktedir olmayı/kalmayı anlatan ibretlik örneklerdir)

Derken 2001 ekonomik krizi ve halkın mevcut tüm sistem partilerini oyun alanı dışına atması anlamına gelen Kasım 2002 seçimleri…

Halk bir dönem önce 1999’da parlamento dışında bıraktığı CHP dışındaki tüm siyasi hareketleri sandığa gömüp milli görüş geleneğinden gelen ve yanında yetiştikleri Erbakan hocaya bayrak açarak çiçeği burnunda bir yıllık emekleme dönemini bile tamamlamamış AK Partiyi iktidara taşıdı.

Seçim sistemini yani oyunun kurallarını kendileri belirlememişti ama şans ta onlardan yanaydı. Diğer partilerin baraj altı kalmasıyla %35 oy alan AK Parti Mecliste %65’lik sandalyeyle 90’ lı yılların zayıf koalisyon dönemlerine inat tek başına ve çok güçlü bir iktidar adayıydı artık.

Sorun iktidara gelenlerin bürokrasi ama özellikle de güvenlik-yargı alanını işgal eden kadrolarla imtihanıydı.(askeri bürokrasinin devletin gerçek sahibi, son karar vericisi ve şaşmaz katı laikçi Kemalist tutumu itibariyle yargının temel anlayışına yakın rejimin hem bekçisi hem sahibi olduğu gerçeğini not edip bu konuyu şimdilik geçelim)

Kısaca AK Parti iktidara gelmişti ama iktidar olmanın muktedir olma anlamına gelmediğini 90 yıllar çok acı biçimde kafalara vura vura gösteren örneklerle doluydu.

Soru şuydu: AK Parti, iktidarı pekiştirip muktedir olmaya çalışacaksa bunu hangi kadrolarla yapacaktı?

Bürokrasi ile imtihan anlamına gelen ve bundan önce bir biçimde paylaşılan iktidarda bundan sonra paylaşımın nasıl yapılacağı sorusu en önemli ama en belirsiz konu olarak orta yerde duruyordu.

O tercihin nasıl bir farklı koalisyona yol açtığını, o koalisyonu oluşturan güçlerin beslendiği kaynağı, bürokrasinin yeniden tanzim ve tahkim edilme süreçleriyle devam edeceğim…

 
12 Haziran 2014 Perşembe 09:58
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Miniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdıAkdeniz İlçe Teşkilat İçi Eğitim Ve Referandum Hazırlık Toplantısını GerçekleştirdiÖzturan,10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü KutladıMESİAD Başkan Vekili Hasan Engin, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler gününü kutladıErcik, 'Güçlü Bir Demokrasi Güçlü Bir Basın İle Mümkündür'Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak06:05
  • Güneş07:43
  • Öğlen13:04
  • İkindi15:47
  • Akşam18:03
  • Yatsı19:32
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
17
11
6
0
39
2
Beşiktaş
17
11
5
1
38
3
Galatasaray
18
11
3
4
36
4
Fenerbahçe
17
9
5
3
32
5
Konyaspor
18
7
6
5
27
6
Bursaspor
18
8
3
7
27
7
Osmanlıspor FK
17
6
8
3
26
8
Antalyaspor
17
7
4
6
25
9
K.D.Ç. Karabük
18
7
3
8
24
10
Gençlerbirliği
17
5
7
5
22
11
Trabzonspor
17
6
3
8
21
12
Akhisar Bld.
18
5
6
7
21
13
Kasımpaşa
17
6
3
8
21
14
Alanyaspor
17
5
3
9
18
15
Ç. Rizespor
18
4
4
10
16
16
Adanaspor
18
3
5
10
14
17
Kayserispor
18
3
4
11
13
18
Gaziantepspor
17
3
2
12
11
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1517 - Osmanlı ordusu Ridaniye Savaşında Memluk ordularını yendi. Bu savaşın ardından, halifelik Osmanlılara geçti.
1580 - İstanbul Rasadhanesi III. Murat tarafından yıktırıldı.
1771 - Falkland Adaları İspanya tarafından Britanya'ya bırakıldı.
1842 - Baytar Mektebi (Veteriner Fakültesi) açıldı.
1873 - Kasımpaşa tersanesi işçileri greve gitti.
1889 - Columbia Phonograph plak ve müzik şirketi Washington, D.C.'de kuruldu.
1905 - Birinci Rus devrimi başladı. Çar birliklerinin Kışlık Saray'a dilekçe vermek için yürüyüşe geçen işçilere ateş açmaları ve Kanlı Pazar diye anılan günde, 500 işçiyi öldürmeleri üzerine ayaklanmalar baş gösterdi.
1924 - Birleşik Krallık'ta İşçi Partisi lideri Ramsay Mac Donald başbakanlığa atandı.
1930 - Gazi ve Türklük aleyhine" yayın yapmaktan dolayı Resimli Ay gazetesi aleyhine dava açıldı.
1932 - İlk Türkçe Kur'an, Hafız Yaşar (Okur) tarafından Yerebatan Camii'nde okundu.
1938 - Yalova'da Termal Oteli açıldı.
1939 - Columbia Üniversitesi'nden bir grup bilim insanı uranyum atomunu parçalamayı başardı.
1942 - İmla Kılavuzu'nun tüm okul ve işyerlerinde kullanılması hakkında genelge yayımlandı.
1946 - Ampul satışları serbest bırakıldı.
1947 - Fransa'da yeni kabineyi sosyalist Paul Ramadier kurdu.
1949 - Mao'nun orduları Pekin'i aldı.
1950 - İstanbul grekoromen güreş takımı İstanbul'da Paris takımını 7-1 yendi.
1952 - Dünyanın ilk jet yolcu uçağı olan de Havilland Comet, BOAC havayolu şirketinin filosunda hizmete girdi.
1953 - Türkiye Milliyetçiler Derneği kapatıldı.
1957 - İsrail ordusu Sina Yarımadası'ndan çekilmekle birlikte Gazze Şeridi'ndeki işgalini sürdürdü.
1959 - İzmir Toplu Basın Mahkemesi, Demokrat İzmir gazetesi yazı işleri müdürü Şeref Balçık'a 15 gün, gazetenin sahibi Adnan Düvenci'ye 1 yıl mahkûmiyet cezası verdi.
1959 - Kadın avukatlar, Refik Erduran'a "Bir Kilo Namus" adlı yapıtı nedeniyle açtıkları davadan vazgeçtiler.
1961 - İstanbul'da 300 cam işçisi kapalı salon toplantısı yaptı.
1965 - Yeni Seçim Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi. Yeni Seçim Kanunu milli bakiye sistemini ve birleşik oy pusulası kullanımını öngörüyor.
1969 - Teksif Sendikası'na bağlı işçiler Defterdar Fabrikası'nda grev başlattı.
1969 - Fikir Kulüpleri Federasyonu'nun "Türk halkına mektup" başlıklı bildirisi toplatıldı.
1970 - Boeing 747 ilk kez Londra'ya uçtu.
1972 - Brüksel Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre; Birleşik Krallık, İrlanda, Danimarka ve Norveç 1 Ocak 1973'ten itibaren Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) üye olacak.
1973 - 12 Mart dönemi başbakanlarından Nihat Erim İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye Yargıçlığı'na adaydı. Çok tepki görünce adaylıktan çekildi.
1977 - İstanbul'da Saraçhane-Sultanahmet arasında "Faşizme Ölüm" yürüyüşü yapıldı. Yürüyüşe 5 bin kişi katıldı.
1980 - Güvenlik güçleri arama yapmak için TARİŞ (İzmir, İncir, Üzüm, Pamuk ve Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği) işletmelerine girmek istedi; 50 kişi yaralandı, 600 işçi gözaltına alındı. TARİŞ'e bağlı işyerlerinde işçiler direnişe geçti.
1980 - Nükleer fizikçi Dr. Andrei Sakharov, SSCB'de ülke içi sürgüne gönderildi.
1981 - İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı'nca gözaltına alınan Milliyetçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu (MİSK) yöneticilerinin tümü serbest bırakıldı.
1984 - Kullanıcı dostu grafik ara yüzü ve faresi ile bilgisayarı kullanıcılara sevdiren ilk ticari bilgisayar olan Apple Macintosh, ünlü "1984" televizyon reklam kampanyası ile tanıtılmaya başlandı.
1987 - Türkiye-Yunanistan Uyum Antlaşması Avrupa Topluluğu (AT) adına parafe edildi.
1987 - Yüksek Sağlık Şurası, tüp bebek uygulamasının Türkiye'de de başlatılmasını kararlaştırdı.
1988 - Nazım Hikmet'e vatandaşlık haklarının geri verilmesi için kampanya başlatıldı.
1989 - Sovyetler Birliği'nde ilk kez "Uluslararası Güzellik Yarışması" düzenlendi. Yarışmada Türkiye'yi temsil eden Meltem Hakarar birinci seçildi.
1990 - Sovyet lideri Gorbaçov, Kızıl Ordu askerlerinin ayaklanmayı bastırmak üzere Azerbaycan'a yollandığını açıkladı.
1991 - Bir Irak scud füzesi İsrail'e düştü,üç kişi öldü.
1996 - Gazeteci Metin Göktepe'yi öldürdükleri iddiasıyla biri emniyet amiri 24 polis gözaltına alındı.
1996 - Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) kuruldu. Partinin genel başkanlığına Doç. Dr. Ufuk Uras seçildi.
1997 - Amerika Birleşik Devletleri senatosu, Madeleine Albright'ın ülkenin ilk kadın dışişleri bakanı olarak atanmasını onayladı.
2000 - Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, DYP Şanlıurfa Milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu'nun ölümü ile ilgili davada, MHP Milletvekili Cahit Tekelioğlu'nu 2 yıl 9 ay 10 gün ağır hapse mahkum etti. MHP Milletvekili Mehmet Kundakçı'nın ise beraatine karar verildi.
2006 - BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Yemen açıklarında kaçakları taşıyan bir teknenin alabora olması sonucu ilk belirlemelere göre 22 kişinin öldüğünü bildirdi.
2006 - Mersin'de 4,0 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.
2006 - Profesyonel basketbol ligi olan NBA'in şu andaki en iyi oyuncusu olan Kobe Bryant Toronto Raptors karşısında 81 sayı atarak NBA tarihinin Wilt Chamberlain'den (100) sonra bir maçta en çok sayı atan oyuncusu oldu.
2007 - Vikipedi Altın Örümcek 2006 "En İyi İçerik" ödülünün sahibi oldu.
2007 - Bağdat'taki bombalı saldırılarda 73 kişi öldü, 138 kişi yaralandı.
2007 - Bolu Tüneli'nin sağ tüpü açıldı.
871 - Basing Savaşı Danimarkalı istilacı vikingler anglosaksonları ( Anglosakson kralı:Ethelred of Wessex ) Basing'de yendi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
19.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010727325051
 
On Numara
16.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060711131823272934414550515259676973747579
 
Sayısal Loto
21.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222331354348
 
Şans Topu
18.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030419232908
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji