Hazar, 'Dünyadaki başarılarımızın mimarları çalışanlarımızdır'

Ana Sayfa » Gündem » Türkiye' yi kim yönetecek? -3... Abdullah Ayan yazdı

Türkiye' yi kim yönetecek? -3... Abdullah Ayan yazdı

Darbe sevicilerin davacı olmaya hazırlandığı ülkede daha da önem kazanan soru: Türkiye' de iktidarı kim muktedir yapacak?

 
 
Türkiye' yi kim yönetecek? -3... Abdullah Ayan yazdı

2002' de tüm sistem partilerinin baraj altı kalmasıyla her üç kişiden birinin oyunu almasına rağmen üç milletvekilinin ikisiyle temsil edilen AK Parti, Meclisteki üstünlüğüyle tartışılmaz iktidardı artık...

Seçmen ekonomik krizin faturasını yıllardır ülkeyi kayıkçı kavgalarıyla yönetmeyi marifet sayan iktidar/muhalefetiyle siyaset kurumuna kesmiş, tümünün yerine Milli Görüş gömleğini çıkardıklarını, daha yalın bir ifadeyle değiştiklerini söyleyen AK Parti kadrosuna "gelin şu ülkeyi biraz da siz yönetin" demişti. (Aslında 2001 krizinin altında kalan sistemin elindeki tek koz sistem dışına itilmiş bir partiyi sınırlı bir iktidar deneyimiyle baş göz etmekti)

AK Parti altın tepside gelen iktidar fırsatını, dış konjonktürün de etkisiyle iyi değerlendirdi ancak ayaklarının suya ermesi uzun sürmedi.

Ve ilk andan itibaren halkın sandıkta emanet ettiği iktidarın, ortaya koyduğu iradenin ülkeyi yönetmeye yetmediğini yaşayarak görecek, her fırsatta sunulan zehiri, kızılcık şerbeti niyetine sesini çıkarmadan içme yolunu seçecekti.

Açık gizli nice darbe girişimi, tepeden bakan askerlerin ve kendilerini ülkenin hükümranı görenlerin direnişiyle karşılaştı.

Direnme kelimesi bile hafif kalır. "Genç subaylar rahatsız" başlıklarını gazetelere dikte ettirenlerin, "değil 35, %95 oy alsanız da iktidar olamazsınız, indirilirsiniz" tehditlerini savuranların sonradan Ergenekon iddianamesi ve eklerine yansıyacak konuşmaları özellikle 2007' de büyük krize yol açan Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi ve sonrasında yaşananları burada yeniden hatırlatmaya sanırım gerek yok.

Her şey gözlerimizin önünde cereyan etti... Kendilerini iktidarın ve ülkenin gerçek sahibi görenler o kadar fütursuz, korkusuz ve halkın iktidarı teslim ettiği partiyi hiç sayarak, oyunu o kadar açık oynadılar ki, dediğim gibi bugün oturup çok eskilerde kalmış gibi hatırlatmak ta, tekrar etmek te gereksiz.

Dışlanmışlığının farkına varan AK Parti karar vericilerinin ve elbette partiyle özdeş hale gelen Erdoğan' ın 2003' te hükümet kurma görevini üstlendiği andan itibaren bu vesayet sistemine karşı nasıl bir kadroyla yola çıkılacağı sorusu hep tartışıldı, durdu.

Sonuçta hangi kadrolarla ülkenin yönetileceği, aynı zamanda %95 ile iktidar olsanız da ülkeyi yönetemezsiniz meydan okumalarına karşı ne yapılacağı sorusunun da cevabıydı.

Yıllar ve yıllarca "Emniyet ülkücülerin, yargı Kemalistlerin kontrolünde" algısına karşı (algıdan da öte gerçeklik payı olduğunu ülkedeki güç sahipleri sürekli itiraf ediyorlardı zaten) atılacak adım tartılırken kutsal ittifak desteği gizli/açık biçimde Gülen cemaatinden geldi.

Erbakan' ın 70' li yıllardan beri milli görüş hareketine gönül verenlere "bu ülkenin yönetim kadrolarında size yer vermezler, o nedenle devlete bağlı olmayan işlere bakın" tavsiyesine kulak veren kadrolar devlet bürokrasisinin güçlü yerlerine taşınamayacaklarını biliyorlardı. (60 ların Komünizmle Mücadele derneklerinin sonradan ülkücüler, akıncılar olarak bölünmesinden MTTB ayrışmasına kadar yaşanan süreçler apayrı bir yazı konusudur ama o günlerde komünistlere saldıranların sonradan devlet katında kabul gördüğünü dip not olarak kaydetmekte yarar var)

O nedenle vurdulu kırdılı senaryoların dışında kalan Akıncılar laiklik refleksi güçlü devlet katında hiç şansları olmadığını, ancak takiye ile bir yerlere tutunacaklarını acı tecrübelerle yaşayarak öğrenmişlerdi zaten. Takiye de bir yere kadardı ve istihbaratı güçlü hassasiyetleri yüksek ordu gibi kurumlara işlemiyordu.

Yüksek Askeri Şura' nın yıllarca terfi toplantılarında ordudan ihraç gerekçelerinin neredeyse tamamı 'irticai düşünce' olduğunu, her dönem kontrol edilen medya eliyle piyasaya sürülen atılma hikâyelerinin tamamının aynı kalemden çıkmasının tesadüf olmadığını sağır sultan bile biliyordu.

O nedenle milli görüşün gömleğini giyenler çıkarsalar da, değiştik deseler de, ülkenin gerçek muktedirleri/ sahiplerince! hep dışarıda tutuldukları için iş adamı, sanayici, esnaf vs. her işe el atmışlardı ama girilmez tabelası nedeniyle devlete kapılanma akıllarından bile geçmemişti. Zaten güvenlik ve yargı gibi kırmızı çizgilere sahip alanlara girmeleri de ön kontrol mekanizmalarıyla önlenmişti.

Oysa Hizmet hareketi ilk günden beri daha farklı bir yol izledi. Yoksul Anadolu çocuklarını ta milliyetçi cephelerin doğduğu 1970'lerin ortalarından başlayarak, yurtlarda barındırdı, eğitimlerine yardımcı oldu, mezun olanlar da en alttan başlayarak çeşitli devlet kurumlarının bir yerlerine tutunmaya çalıştılar, çok katı kontrollerin egemen olduğu, nefes alışların bile bir yerlere not edildiği ordu dışında başarılı da oldular.

Ancak yine de söz sahibi olmaları, bulundukları yerlerdeki alt merdivenleri hızla tırmanmaları için AK Partinin iktidar olması iyi bir vesileydi, öyle de oldu.

Ve birden bire Türkiye AK Partinin aslında adı koyulmamış bir koalisyona dönüştüğünü gördü.

2004' ten başlayarak gerçekleşmesine neredeyse ramak kaldığını sonra ortalığa dökülen belgeler, dava iddianameleriyle öğreneceğimiz darbe girişimleri bir yana özellikle Cumhurbaşkanı seçimleri arifesinde gerçek iktidarı elinde tutan muktedirlerin icat ettiği "367 Milletvekili olmadan Meclis toplanmaz" trajikomik gerekçesinin Anayasa Mahkemesince kutsanması, 28 Nisan sanal muhtırası, Ergenekon, Balyoz darbe girişimleri...

Tümüne karşı AK Parti direnirken bürokratik anlamda lojistik desteğin beklenenden de fazlasını hizmet hareketinden gördü, bu şaşılacak bir şey de değildi.

Sonuçta hem vesayetçi sistemin geriletilmesi, hem yeni bir yapının inşası ancak böyle bir birliktelikle mümkün olacaktı.

Sonrasında Temmuz 2007 Milletvekili seçimleri ve %47' ye varan halk desteği, ardından gelen Cumhurbaşkanı seçimleri, derken gerçek iktidarı koruma adına AK Partiden kurtulmak isteyen asker/sivil oluşumun oluşturduğu internet siteleri üzerinden çoğu kara propaganda ürünü haber/yazılardan oluşan iddianamelerle iktidardaki parti hakkında açılan kapatma davası... (Muktedirlerle iktidarın defalarca giriştiği bilek güreşlerinden biriydi bu ve ilk kez iktidar konjonktürün de yardımıyla o güne kadar kendilerini dokunulmaz sanan muktedirleri geri püskürttü. Püskürtmenin geçici mi kalıcı mı olduğunun en belirgin göstergesi, Ergenekon ve Balyoz davalarının zaman içindeki evrilmesi, mahkûmların savcı, savcıların zaman içinde neredeyse zanlı durumuna düşürülmesidir ve dünyada eşine zor rastlanır bir tablodur bu)

Ama dönemin Genel Kurmay Başkanının 'ben kaleme aldım' dediği 28 Nisan muhtırasının yarattığı mağduriyet algısı bir başka eşine az rastlanır zaferi de kazandırdı AK Parti iktidarına...

Her iki kişiden birinin oyunu alarak iktidar olan bir partinin ipten dönmesi anlamına gelen ve tek bir Anayasa Mahkemesi üyesinin oyuyla (6'ya karşı 5 oyla) ülkenin kaosa sürüklenmesinin önlendiği günlere de yukarıda anlatmaya çalıştığım adı koyulmamış koalisyon damgasını vurdu.

Hizmet hareketinin neferleri emniyet içinde hızla yükselip, en önemli mevkilere gelirken, yargıda da Kemalist kalelerde açılan gediklerden! aynı kadrolara yakın isimler girmeye başlamıştı.

Bu hengâme içinde 2010 referandumu ve Anayasa Mahkemesi ile HSYK (Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulunun) yapısının değişmesiyle sadece AK Parti değil, o referandumda onlarla omuz omuza mücadele eden "gerekirse ölüleri mezarlarından evet için çağırın" Gülen ve çevresi de artık derin bir nefes aldı (veya aldığını zan etti)

Şimdi biz de burada durup nefeslenelim.

Erdoğan' lı AK Parti' nin "laik yargıç aramaya çıktığı" bugün, özellikle de hükümlü Balyozcuların tümüyle dışarı salınma gerçeği ışığında, Türkiye' yi kim yönetecek sorusu hem güncel, hem de her zamankinden çok daha önemli...

Bir sonraki yazıda bıraktığımız yerden devam edelim ve "Balyoz darbe girişimine inen yargı balyozundan bugün savrulduğumuz son kavşağı anlamaya/anlatmaya çalışalım...

Abdullah Ayan

 
23 Haziran 2014 Pazartesi 09:00
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Tarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:38
  • Güneş07:13
  • Öğlen13:05
  • İkindi16:13
  • Akşam18:37
  • Yatsı20:02
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
21
14
5
2
47
2
Başakşehir
21
12
7
2
43
3
Galatasaray
21
12
4
5
40
4
Fenerbahçe
21
10
7
4
37
5
Antalyaspor
21
10
5
6
35
6
Trabzonspor
21
9
4
8
31
7
Osmanlıspor FK
21
7
9
5
30
8
Konyaspor
21
7
7
7
28
9
Bursaspor
21
8
4
9
28
10
K.D.Ç. Karabük
21
8
3
10
27
11
Gençlerbirliği
20
6
8
6
26
12
Kasımpaşa
21
7
4
10
25
13
Akhisar Bld.
21
6
6
9
24
14
Alanyaspor
21
6
4
11
22
15
Kayserispor
21
6
4
11
22
16
Ç. Rizespor
21
5
5
11
20
17
Adanaspor
21
4
5
12
17
18
Gaziantepspor
20
4
3
13
15
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1653 - Batı Anadolu'daki şiddetli depremde, Denizli, Nazilli, Tire ve Uşak'ta evler yıkıldı, binlerce kişi öldü ve yaralandı.
1660 - XI. Karl, İsveç kralı oldu.
1893 - Rudolf Diesel, dizel motorun patentini aldı.
1898 - Émile Zola, Fransız hükümetini anti-semitist tutumundan dolayı eleştirdiği için hapse girdi.
1903 - Küba, Guantanamo Körfezini ABD'ye kiraladı.
1904 - ABD 10 milyon dolar karşılığında Panama Kanalı bölgesinin kontrolünü aldı.
1919 - Benito Mussolini İtalya'da Faşist Partisini kurdu.
1921 - Ardahan'ın Kurtuluşu.
1934 - III. Léopold, Belçika kralı oldu.
1940 - "Pinokyo" adlı animasyon filmi gösterime girdi.
1941 - Plütonyum, Dr. Glenn T. Seaborg tarafından ilk defa ayrıştırıldı ve üretildi.
1942 - Avusturyalı yazar Stefan Zweig, Brezilya'da karsıyla birlikte intihar etti.
1944 - Büyük Çeçen Sürgünü bu sürgünle 500 bin Çeçen-İnguş insan Anavatanlarından Orta Asya'ya sürüldü.
1945 - Türkiye Büyük Millet Meclisi, Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etti.
1945 - Türkiye-ABD ikili yardım antlaşması imzalandı.
1945 - Sevr Antlaşmasının değiştirilmesi için Londra'da toplanan konferans (23 Şubat-12 Mart), bir anlaşmaya varılamadan dağıldı.
1945 - II. Dünya Savaşı Doğu Cephesi'nde Posen'deki Alman garnizonu teslim oldu.
1945 - II. Dünya Savaşı Pasifik Cephesi'nde Manila ABD'nin eline geçti.
1945 - II. Dünya Savaşı Pasifik Cephesi'nde Iwo Jima Muharebesi sırasında Suribachi Tepesine ABD bayrağı dikildi.
1947 - Uluslararası standardizasyon organizasyonu (ISO) kuruldu.
1954 - Çocuk felci enfeksiyonuna karşı Salk aşısıyla yapılan ilk kitlesel aşılama programı Pittsburgh'da başlatıldı (Sabin aşısı ise 1962'de gelecektir)
1955 - Edgar Faure, Fransa başbakanı seçildi.
1966 - Suriye'de askeri darbe oldu, hükümet devrildi.
1978 - Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) kuruldu.
1980 - Ayetullah Humeyni, ABD elçiliğindeki rehinelerin akıbetine İran parlamentosunun karar vereceğini belirtti.
1981 - Yaklaşık 200 kişilik isyancı ordu mensubu paramilis güçler, Antonio Tejero Molina liderliğinde İspanya parlamentosunu bastı ve milletvekillerini rehin aldı.
1987 - Büyük Macellan Bulutu içinde bir süpernova gözlendi.
1991 - Körfez Savaşı: ABD kara kuvvetleri Suudi Arabistan sınırını geçerek Irak topraklarına girdiler.
1991 - Tayland'da general Sunthorn Kongsompong, kansız bir darbe ile başbakan Chatichai Choonhavan'ı görevden alarak yönetimi ele geçirdi.
1994 - Cep telefonu şebekeleri hizmete açıldı.
1997 - Rus uzay istasyonu Mir'de büyük bir yangın çıktı.
1997 - Genetik kopyalama yöntemiyle üretilen ilk memeli hayvan olan ve 14 Şubat 2003 tarihinde ölen Dolly adlı koyunun, İskoçya'daki Roslin Enstitüsü'nde klonlandığı duyuruldu.
1998 - Usame bin Ladin bir fetva yayımlayarak bütün yahudi ve haçlılara karşı cihad ilan etti.
1998 - Fazilet Partisi (FP) kuruldu.
1998 - İstanbul Üniversitesi rektörlüğü; sakallı, türbanlı ve kimliksiz öğrencilerin yerleşke ve binalara girişini yasakladı.
1999 - Avusturya'da Galtür köyüne çığ düştü: 31 kişi öldü.
632 - Muhammed Peygamber'in Veda Hutbesi
 
Arşiv
 
Süper Loto
16.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu061028294753
 
On Numara
20.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04091215171926282932333540424546525559656976
 
Sayısal Loto
18.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021828333640
 
Şans Topu
22.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu162027283105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji