Özdemir,'İhracat Yarışında Mersin 20 Yıldır Geriliyor'

Ana Sayfa » Güncel » Türkiye’de iktidarların muktedir olma çabaları -2... Abdullah Ayan yazdı

Türkiye’de iktidarların muktedir olma çabaları -2... Abdullah Ayan yazdı

Türkiyede iktidarların muktedir olma çabaları ve bürokrasiyle imtihanları...

 
 
Türkiye’de iktidarların muktedir olma çabaları -2... Abdullah Ayan yazdı

15 Temmuz darbe girişimine yönelik analizler yapmaya çalışırken 2014 Ocağında kaleme aldığım; AK Parti iktidarının en azından ilk on yılına damgasını vuran Gülen cemaatinin bürokrasiye egemen olma çabalarını da içeren yazı dizisinin ikinci bölümü “AK Parti devletleşti mi?” başlığını taşıyor ve özellikle bu soruya cevap arıyordum.

Birinci bölümünde 1970’lerden başlayarak iktidarların bürokrasiye egemen alma çabalarını anlattığım yazı dizisinin 2. Bölümünü olduğu gibi aşağıda bulacaksınız. 17-25 Aralık tartışmalarının gölgesinde kalan analizlerin 15 Temmuz kalkışmasının geride bıraktığı ve uzun yıllar tartışılacak yıkım tablosunu göz önüne alırsak, çok daha önemli olduğuna inandığım için yeniden yayınlanması gerektiğine inanıyorum.

“Türkiye’ yi kim yönetecek? -2- (AK Parti devletleşti mi?)

Özal’ ın aradığı kadrolar; devletin vesayetini daha az hisseden dünyayla rekabet edecek bir ekonomi anlayışı ve bu anlayışa ayak uyduracak, geçmişin korkularından, dogmalarından kurtulmuş insanlardan meydan geliyordu.

O değişim ve dönüşüme inanıyordu. Yakın çevresi içinde geçmişte nice kavgaya tutuşmuş farklı cephelerden gelenler de Özal’ ın beklentileri doğrultusunda dört eğilimin şemsiyesi altında kol kola girdiler. Dönemin iç ve dış konjonktürü de sürece uygundu. Türkiye artık sınırları içine kapanan, niteliksiz her türlü ürünü halkına kakalayan sanayicilikle bir yere varılmayacağını, üstelik bu tür bir modelin her seferinde ortaya koyduğu döviz darboğazıyla ekonomik krizlerden darbelere uzanan siyasi krizlere sürüklenmekten yorgun düşmüştü. Daha da önemlisi ABD’ de Reagan, İngiltere’ de Thatcher liderliğindeki hükümetlerinin neoliberal politikaları yükselen yeni akım olarak dünyayı şekillendirmeye başlamıştı. Özal bu süreci doğru okuyan vizyona sahipti ve darbecilerin başta ciddiye almadıkları, demokrasi tuluatına çeşni olsun diye siyaset sahnesine girmesine izin verdikleri adam 1983′ te iktidara yetecek oyu aldığında genişçe kesim şaşkındı. (Oysa şaşacak bir şey de yoktu. Dünyada başlayan yeni dalgaya en uygun isim ve darbecilere sadık, statükodan beslenen diğer partilere karşın adı duyulmamış insanlarla dolu kadrosuyla halka umut vaat eden tek liderdi Özal)

Bu nedenle elbette sağ yanı çok daha kalabalık bir vitrin oluşturdu Özal. Sahneye çıkardığı isimlerden oluşan ekip ve bu nedenle de geçmişin dava arkadaşları “davadan döneni vurun” buyruklarını kulak ardı edip, tepeden aşağı devletin her kademesine yerleştiler. (Halil Şıvgın, Yaşar Okuyan, Mustafa Taşar, Melih Gökçek, Alpaslan Pehlivanlı, Veysel Atasoy ve elbette MHP davasından 4 yıl hapis yattıktan sonra tahliye olup ANAP’ ta hemen Bakanlık görevine getirilen bir zamanların ülkücü teorisyeni olarak anılan Namık Kemal Zeybek ilk aklıma gelenler. Tüm bu isimler ülkücü tabandan gelme siyasetçilerdi, neredeyse tamamı Bakanlık ve benzer çok önemli görevlerde bulundular üstelik gerçek iktidar anlamına gelen bürokrasinin ANAP dönemi yapılanmasında çok önemli roller üstlendiler)

Özal dönemini, o dönemde özellikle iç güvenlik alanının hangi kadrolarla yönetilmeye çalışıldığını merak edene anlatacak yeterince kaynak var, o nedenle burada detaylarıyla anlatacak değilim. Askeri vesayeti geriletme konusunda darbenin etkisinden henüz çıkmamış ülke şartlarının elini kolunu bağlaması nedeniyle hareket alanı bulamayan Özal yakın çevresindeki ekibin düşüncesine yakın kadroların devletin her kademesine yerleşmesine, hızla ilerlemesine de fazla tepki göstermedi. Elbette şu soru akıllara gelebilir ve çok yerinde bir sorudur:

“Gösterse de kimlerle ortaklığa girebilirdi ki?”

Fazla alternatifi olmadığına inandığım sorunun bugün bile somut bir cevabı yok.

**

Özal’ dan 90’lı yıllara…

‘Aslan sosyal demokratları’ temsilen SHP, koalisyon ortağı olarak koalisyon ortağı da olsa, iktidarın ucundan tutarken özellikle emniyet kadrolarına fazla dokunmadı. Hem 70’li yıllardaki sol mayalı Pol-Der’lerin yerinde yeller esiyordu, hem de devlet ihaleleri kapmak, devlet kadrolarında dirsek çürütmekten daha cazipti. SHP ve ardından mirasını heybesine koyup yola devam eden CHP çileli sol siyaset yapma yerine müteahhit partisi olmayı tercih etti. (1989’ da iktidara talip olduğunda Kürt oyları için çözüme dönük raporlar yazdıran SHP-CHP çizgisi iktidar ortağı olunca çığ gibi büyüyen faili meçhulleri sorgulama yerine göz yuman noktaya savruldu. Örneğin Sivas’ta yakılanların hesabını sorma sözü verip, iktidarın tüm mekanizmaları elindeyken bu tehlikeli sular yerine İSKİ skandalıyla ortaya çıkan yolsuzluk bataklığında boğulmak gibi)

Emniyet teşkilatı ağırlıklı olarak gittikçe kıdemli hale gelen ülkücü kökenlilerin kök saldığı konumunu sürdürüyordu ve Ülkücülerin bir kısmı “devlet için kurşun atma şerefine” nail olurken, aynı ülkücülerin bir bölümü de devlet adına onları yakalamakla yükümlü koltuklarda oturuyordu.

Evren, Özal, Demirel/İnönü, Mesut Yılmaz veya Tansu Çiller iktidarın tepesinde oturan isimler hep değişti, değişmeyen tek şey ülkücü görüşün tüm bürokrasiye ama özellikle de Güvenlik alanındaki tartışılmaz gücüydü.

Tek istisna yargı alanıydı. Yargı Cumhuriyetin kuruluşundan başlayarak Kemalistlerin kimseyi yaklaştırmadığı, her darbe ardından da güçlerini daha tahkim ettikleri alandı. Tablo bir iki küçük deneme dışında pek değişmedi. (SHP/CHP koalisyon dönemindeki Seyfi Oktay-Mehmet Moğultay girişimlerinde de ilke aynıydı. Açılan yeni kadrolara yerleştirilenler Kemalist kadrolara katılarak Kemalizmin katı laikçi çizgisini öne çıkarma yolunu tercih ettiler ve o gün savundukları görüşlerinden bugün de vazgeçtiklerini sanmıyorum.)

Oysa SHP bırakın sosyal demokrasiyi, iyi kötü vesayeti geriletip demokratik bir sistemin en azından temel taşı sayılacak bazı düzenlemelere ön ayak olsa, statükoya teslim olmak koşuluyla iktidarın ucundan tutup nimetlerinden yararlanma küçük hesaplarına düşmese Türkiye 1993′ le başlayan kanlı dönemi, 40 bin insanına mal olan netameli kayıp yılları yaşamayabilirdi.

İleriye bakan SHP’ den, ulusalcılığa savrulan CHP’ ye geçiş, en yoğun faili meçhuller, seçilmiş Kürt parlamenterlerin ceza evlerine tıkılması, Sivas olayları ve yüzlerce örnek o günlerin akıllarda kalan kilometre taşları ve tümünün altında iktidar ortağı ‘aslan sosyal demokratların’ izi var.

Ve elbette SHP’ den geriye kıyısından, köşesinden yakaladıkları iktidar sayesinde attıkları demokratik adımlardan çok yolsuzlukların ortaya saçıldığı İSKİ skandalı kalacaktı tarihe not düşme adına.

SHP/CHP’ nin iktidar macerası kendi adlarına kötü bitti ama başta yargı olmak üzere yerleşme şansı buldukları kimi alanlar sayesinde bir daha öylesine bir iktidar şansı yakalamasalar da muktedir olmanın ne anlama geldiğini herkese gösterdiler. (2010 referandumuna kadar HSYK ve Yargıtay yapılanmaları hep o 90′ lı yılların başındaki kadrolaşmayı ve iktidardan gidilse de muktedir olmayı/kalmayı anlatan ibretlik örneklerdir)

Derken 2001 ekonomik krizi ve halkın mevcut tüm sistem partilerini oyun alanı dışına atması anlamına gelen Kasım 2002 seçimleri…

Halk bir dönem önce 1999’da parlamento dışında bıraktığı CHP dışındaki tüm siyasi hareketleri sandığa gömüp milli görüş geleneğinden gelen ve yanında yetiştikleri Erbakan hocaya bayrak açarak çiçeği burnunda bir yıllık emekleme dönemini bile tamamlamamış AK Partiyi iktidara taşıdı.

Seçim sistemini yani oyunun kurallarını kendileri belirlememişti ama şans ta onlardan yanaydı. Diğer partilerin baraj altı kalmasıyla %35 oy alan AK Parti Mecliste %65’lik sandalyeyle 90’ lı yılların zayıf koalisyon dönemlerine inat tek başına ve çok güçlü bir iktidar adayıydı artık.

Sorun iktidara gelenlerin bürokrasi ama özellikle de güvenlik-yargı alanını işgal eden kadrolarla imtihanıydı.(askeri bürokrasinin devletin gerçek sahibi, son karar vericisi ve şaşmaz katı laikçi Kemalist tutumu itibariyle yargının temel anlayışına yakın rejimin hem bekçisi hem sahibi olduğu gerçeğini not edip bu konuyu şimdilik geçelim)

Kısaca AK Parti iktidara gelmişti ama iktidar olmanın muktedir olma anlamına gelmediğini 90 yıllar çok acı biçimde kafalara vura vura gösteren örneklerle doluydu.

Soru şuydu: AK Parti, iktidarı pekiştirip muktedir olmaya çalışacaksa bunu hangi kadrolarla yapacaktı?

Bürokrasi ile imtihan anlamına gelen ve bundan önce bir biçimde paylaşılan iktidarda bundan sonra paylaşımın nasıl yapılacağı sorusu en önemli ama en belirsiz konu olarak orta yerde duruyordu.

O tercihin nasıl bir farklı koalisyona yol açtığını, o koalisyonu oluşturan güçlerin beslendiği kaynağı, bürokrasinin yeniden tanzim ve tahkim edilme süreçleriyle devam edeceğim…”

 

 
1 Ağustos 2016 Pazartesi 11:17
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:55
  • Güneş07:37
  • Öğlen12:45
  • İkindi15:18
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:03
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
Trabzonspor
14
5
3
6
18
10
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
11
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
12
Antalyaspor
13
4
4
5
16
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
14
1
3
10
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1774 - Kazak isyanı önderi Pugaçev idam edildi.
1817 - Mississippi, A.B.D. nin 20. eyaleti olarak birliğe katıldı.
1863 - Londra metrosu açıldı.
1898 - İspanyol-Amerikan savaşı sonrası Küba İspanya'dan bağımsızlığını kazandı.
1901 - İlk Nobel ödülleri verildi.
1902 - Mısır'da Nil nehri üzerinde inşa edilen Aswan Barajı hizmete girdi.
1906 - Theodore Roosevelt, Rus-Japon Savaşının sona ermesinde oynadığı arabuluculuk rolünden dolayı, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk Amerikalı oldu.
1923 - İrlandalı şair William Butler Yeats Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1927 - Fransız filozof Henri Bergson Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1929 - Alman yazar Thomas Mann Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1941 - Malaya açıklarında Prince of Wales ve Repulse olmak üzere Kraliyet Donanmasına ait iki zırhlı Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı torpido bombardıman uçakları tarafından batırıldı.
1948 - Birleşmiş Milletler Meclisi, İnsan Hakları Bildirgesini kabul etti. Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne kabul oyu verdi.
1956 - Macaristan'da çatışmalar başladı, sıkıyönetim ilan edildi.
1964 - Martin Luther King Nobel barış Ödülü'nü aldı.
1970 - Rus yazar Aleksandr Soljenitsin Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1971 - Aralarında Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri Tarık Ziya Ekinci'nin de bulunduğu 26 sanıklı Devrimci Doğu Kültür Ocakları davasına Diyarbakır'da başlandı.
1975 - Rus bilim insanı Andrey Saharov Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - Uluslararası Af Örgütü Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - İstanbul Toptaşı Cezaevi'nden 9 siyasi tutuklu kaçtı.
1978 - Enver Sedat ve Menahem Begin Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1979 - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Gürer Aykal görevinden alınmıştı. 10 Aralık günü bu göreve İsmet Kurt'un atanması üzerine Devlet Opera ve Balesi çalışanları Carmina Burana'nın sahnelenmesine katılmama kararı aldı. Kurt iki gün sonra istifa etti.
1979 - Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1982 - Günaydın gazetesi yayın hayatına başladı.
1983 - Arjantin'de askeri rejim sona erdi; Arjantin'in 8 yıldan sonra ilk sivil başkanı Raul Alfonsin oldu.
1983 - Polonyalı Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1984 - Güney Afrika'lı Piskopos Desmond Tutu Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1987 - Sedat Simavi Basın Ödülü Uğur Mumcu'ya verildi.
1987 - İnsan Hakları Derneği "Genel Af ve Ölüm Cezalarının Kaldırılması" talepli 130 bin imzalı dilekçeyi Meclis Genel Sekreterliği'ne sundu.
1988 - Türkiye'de ilk karaciğer nakli ameliyatı yapıldı. Ameliyatı, Ankara Hacettepe Üniversitesi'nden Prof.Dr. Mehmet Haberal gerçekleştirdi.
1988 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in veto ettiği öğrenci affı yasası Meclis'te tekrar kabul edildi. Yasa, üniversitelerde türbana izin veriyordu.
1988 - Mısırlı Necip Mahfuz Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1989 - Aliağa'da çevre şenliği yapıldı.
1993 - Güvenlik kuvvetleri Özgür Gündem gazetesinin İstanbul Kadırga'daki merkezini bastı ve tüm çalışanları gözaltına aldı.
1994 - Yaser Arafat, Shimon Perez ve Yitzhak Rabin Nobel Barış Ödülü'nü aldılar.
1994 - TBMM TV ( Meclis Tv) kuruldu.
2002 - Stanford Üniversitesi insan embriyosu klonlayacağını açıkladı.
2002 - Eski Amerikan Başkanı Jimmy Carter, 1970 lerde Orta Doğu'da sürdürdüğü diplomatik arabuluculuklarından dolayı Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
2002 - Kuzey Kore`den gelen Scud füzeleri taşıyan bir gemi Umman denizinde İspanyol donanması tarafından durduruldu.
2002 - Bangladeş gözaltına aldığı iki Avrupalı gazeteciyi serbest bıraktı.
2003 - İranlı Shirin Ebadi, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk müslüman kadın oldu.
2005 - 10 Aralık Hareketi ilk toplantısını İstanbul Dedeman Oteli'nde gerçekleştirdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji