'Sağlıklı Beslenme ve Sağlıklı Yaşam İçin Bakliyat'

Ana Sayfa » Güncel » Tuz deposundan Taş Bina' ya -13... Abdullah Ayan yazdı

Tuz deposundan Taş Bina' ya -13... Abdullah Ayan yazdı

Bu yazı dizisi için yola çıkarken, aslında Akkahve/Ak otel projesine değinip, hayli yakın olmasına rağmen pek bilinmeyen bir döneme, çok partili nispeten demokrasi havasını soluduğumuz günlere ışık tutmak istiyordum. Oysa başlı başına Akkahve ekseninde öylesine az değinilen, hatta çoğumuzun meçhulü öylesine ilginç gelişme, öylesine şaşırtıcı olay ve meçhul kahraman figürüyle karşılaştım ki, yaşanan dönemi en azından gelecek nesillere anlatmanın ne kadar da önemli olduğunu yazmaya başlayınca daha iyi kavradım.

 
 
Tuz deposundan Taş Bina' ya -13... Abdullah Ayan yazdı

Üst katta tamamlanmayı beklerken viraneye dönen Ak Otel'e kaynak bulamayan Belediye 1950' ler boyunca müşteri arayadursun, alt kattaki Akkahve aynı dönem bir daha örneğine rastlanmayacak sanat fırtınasına tanıklık etmektedir.

Nuri Abaç' ın öncülüğünde 'yargıç şair' Celal Çumralı, Türkiye kadar dünyada tanınan ressam Haşmet Akal, Felsefeci Osman Özeren ve bu 'mahşerin atlılarını' destansı dille anlatan İlyas Halil...

Halil, gözlemlerini inanılmaz ayrıntılarla öykülere, dizelere döküp çoğu öyküsünde yer vererek, dönemin deyim yerindeyse sanat mabedinin bu isimler yanında Nevit Kodallı, Mersin sorunlarını kuyumcu titizliğiyle kaleme alan Yeni Mersin başyazarı Bekir Uluğ, karikatürleriyle gruba renk katan Sudi Abaç ve daha bir kaç isme de kucak açtığını öğrenmemizi sağlıyor.

Halil' in ölümsüzleştirdiği o anılar sayesinde sadece Akkahve değil, bir dönemin Mersin'i de duygu dolu kalemin sevdasından payına düşeni alıyor...

Hikayelerinden birine; "Kimse benim kadar Mersin'e vurulmadı. Martılarını seyrederken yüzü rüzgardan ıslanmadı. Kimse eften püften bir ilan-ı aşkla sevgiyi yakından tatmadı. Kent sevgili değil, eli kırbaçlı haspa... İnsafsız yazlarına karşın ince endamlı, süt bacaklı gelindi, geceleri yatakta limon kokan... Tüm gece anlatacak bir şey bulurdu, ağustos böcekleriyle..." diye başlayan birine Mersin sevdalısı desek te, aslında leyla' sını arayan Mecnun' dan beter aşkla, 25' e yakın öykü ve şiir kitabının tümünde Mersin dokuyan, Mersin ağlayıp Mersin gülen, Mersin kokulu dizelerin yaratıcısına hangi payeyi verirsek verelim, haksızlık ederiz diye korkuyorum.

Hele aynı hikayedeki "(...) Anımı baştan yazdım anıma... Bir bahçe çizdim, yazın incir kokan.... Sesler ağustosböceğinden... Kasım ayında, yağmur altında iki portakal ağacı... Ellerim portakal kokusundan ıslak... (...) " satırlarını okuduktan sonra...

Bu yazı dizisi için yola çıkarken, aslında Akkahve/Ak otel projesine değinip, hayli yakın olmasına rağmen pek bilinmeyen bir döneme, çok partili nispeten demokrasi havasını soluduğumuz günlere ışık tutmak istiyordum. Oysa başlı başına Akkahve ekseninde öylesine az değinilen, hatta çoğumuzun meçhulü öylesine ilginç gelişme, öylesine şaşırtıcı olay ve meçhul kahraman figürüyle karşılaştım ki, yaşanan dönemi en azından gelecek nesillere anlatmanın ne kadar da önemli olduğunu yazmaya başlayınca daha iyi kavradım.

Beni en çok heyecanlandıran, çocukça sevince boğan yanı, fırsat bu fırsattır deyip, bugüne kadar sevdalısı olduğu kentte pek te kadri bilinmemiş "İlyas Halil'e,

geç bulsam da bulduğum ilk andan itibaren varlığını iliklerimde hissettiğim 'Ammo' mun, o şiir dilinin rehberliğinde tutkuyla sevdiğim bu kentin hiç bilmediğim yıllarını, yollarını elimden tutup gezdiren, dokunduran, koklatan o güzel insana vefasızların vefa borcunu ödeme çabasının olanca ağırlığı yanında mutluluğunu da yaşama şansını vermesidir...

İlyas Halil' in Akkahve eksenli kent ve kent sanatçılarını anlattığı dönemle ilgili anılara geçmeden önce tıpkı Nuri Abaç gibi ve onunla aynı günlerde Akkahve' yi, sanatçı dergahı haline getiren bir başka isim, Osman Özeren* mekanın etkileri eşliğinde bir dönemi şöyle anlatacaktır:

"Mersin’li aydınların yıllardır dillerinden düşürmedikleri Akkahve gerçekten kendinden söz ettirmeyi hak etmiş midir, diye düşünmüşümdür hep.

1950’lerin, kimi şair, kimi öykücü ve kimi de ressam, beş on dostun birleştikleri tek nokta o sonsuz coşkuları, bitip tükenmeyen araştırıcı karakterleriydi. Her akşam geç saatlere kadar süren tartışmaları dışarıdan gözleyen birine, “Bunlar neyi paylaşamıyor acaba?” dedirtecek kadar renkli, çarpıcıydı.

Gecenin bir vaktinde Akkahve’den çıkılmış, grup üçlü ikili bölünmüş, o güzelim Mersin geceleri derinden ve içten duygularla yaşanır olmuştur artık. Tartışılan konu kimileri bölünmüş, bu arada kümeden kümeye kaymalar da başlamıştır. Ağırlığı nedeniyle başlarda tüm grubu birleştiren konu bölünmelere neden olmuştur kimi zaman.

Onlar Kendilerini İçel Düşün Dünyası’nın sorumlusu, sözcüsü sayarlardı bir bakıma. Tartışılan Konular gerçekten ağırlıklı bir biçimde ele alınır, düşünülen, beğenilen ya da beğenilmeyen yönleriyle incelenirken yer yer kişisel sürtüşmelere neden olurdu.

Celal Çumralı grubun en yaşlısı idi. Şiirlerini her gece aynı coşkuyla okur, sonra onların mısra boyutundan söz ederken, şiirlerinin yeni bir düzenle basılması gerektiğini savunur,” Ben bu yirmibir Sözcüğü tek mısrada söylemek isterim.” derdi içtenlikle, biraz da kızgınlıkla …

Haşmet Akal, kontursuz resim yapmak istemediğini, bunun nedenlerini uzun uzun anlatır ve sanat tarihinin geleneklerinden, yadsınması zor örnekler koyardı masaya.

Buna karşılık Nuri Abaç tam karşıtı bir tez sürerdi ortaya. İlyas Halil, o zamanlar da her yönüyle iyi bir şairdi. Geceyi bir buhurdan süzer gibi, “insan, derdi, kadınıyla – kızıyla insan girmeli şiire .. ”

Tüm bunlar işimizin su üstünde yüzen yönleriydi. Ayrıca, güncel olayların, sosyal politik yanları ele alınır, katılanların tartışmasına açılırdı. Sonra … Sonra bu duygular tümüyle denize üflenirdi hiç bir yere yansımadan. Doğal olarak bu herkesi üzerdi. İşte bu duygular girdabıyla Akkahve atmosferi oluştu. Bu genç dimağlardan fışkıran titreşimler orada, o günlerin içinde sıkışıp kaldı.

Hep düşünürüm. O zamanların mütevazı Mersin’inde bu ne yoğun ve etkili fikir hareketiydi. Arada bir kente dışarıdan gelen, ya da Mersin’li olup da gruba seyrek katılan yüzlerdeki tatlı şaşkınlığı izler, bu olayın sonsuza dek sürmesini dilerdim, umutlanırdım.

Topluluğun dostluk ve hoşgörüsü herkese açıktı. Yerli – yabancı olsun, yaşlı – genç olsun, her söylenen dikkatle dinlenir, her görüş yönünde uygun yanıtlar verilirdi. Aylar yıllar geçtikçe düşünceler üzerinde daha kolay birleşildiğini anımsıyorum. (...) ****

*Osman Özeren; 1922 Kilis doğumludur. 1950'lerin başında atandığı Mersin Astsubay okulunda Fransızca dersleri verirken Akkahve grubuna katılır ve gözlemleriyle o dönemi günümüze taşır. Yukarıda bir bölümüne yer verdiğim anlatısı İçel Sanat Kulübü dergisinin Temmuz 1996 tarihli sayısından alınmıştır.

**Haşmet Akal; ünlü ressam Rasim Haşmet Beyin oğlu, 1918 İstanbul doğumludur. Galatasaray lisesi ve ardından Devlet Güzel Sanatlar Akademisini bitirdikten sonra Paris' te ünlü ressamların galerilerinde çalışır. Çeşitli ödüller, sergiler derken 1956' da Mersin Lisesine resim öğretmeni olarak atanacak, geldiği kentte sanatçı grubuna katılarak yenilikçi kübist ekol çizgisinde dünyada ses getirecek tablolarıyla ünlenir. Grubun dağılmasından kısa süre gittiği Ankara' da 1960 yılında henüz 42 yaşında iken hayata gözlerini kapatacaktır.

*** Celal Çumralı; 1912 Konya doğumludur. 1939' da Ankara Hukuk fakültesini bitirdikten sonra çeşitli illerin ardından Mersin' de Sulh hukuk hakimi olarak uzun yıllar görev yapar. Şiirleri yanında öykü, eleştiri ve denemeler yazar. Mersin' de bulunduğu dönem Dost (1957), Mavi Dünya (1959) ve Evren (1959) şiir kitapları yayınlanır.

**** Osman Özeren' in Akkahve anıları İçel Sanat Kulübü dergisinin Temmuz 1996 tarihli aylık bülteninde yayınlanmıştır.

 Abdullah Ayan

 

Tuz deposundan taş binaya-1

Tuz deposundan taş binaya-2

Tuz deposundan taş binaya-3

Tuz deposundan taş binaya-4

Tuz deposundan taş binaya-5

Tuz deposundan taş binaya-6

Tuz deposundan taş binaya-7

Tuz deposundan taş binaya-8

Tuz deposundan taş binaya-9

Tuz deposundan taş binaya-10

Tuz deposundan taş binaya-11

Tuz deposundan taş binaya-12

 

 
 
27 Temmuz 2017 Perşembe 08:58
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:42
  • Güneş07:17
  • Öğlen13:06
  • İkindi16:11
  • Akşam18:35
  • Yatsı19:59
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
22
14
4
4
46
2
Galatasaray
22
14
2
6
44
3
Fenerbahçe
22
12
8
2
44
4
Beşiktaş
22
11
8
3
41
5
Kayserispor
22
9
8
5
35
6
Sivasspor
22
10
4
8
34
7
Trabzonspor
22
8
9
5
33
8
Göztepe
22
9
6
7
33
9
Kasımpaşa
22
8
5
9
29
10
Malatyaspor
22
7
7
8
28
11
Bursaspor
22
7
6
9
27
12
Akhisarspor
22
7
6
9
27
13
Gençlerbirliği
22
6
7
9
25
14
Antalyaspor
22
6
6
10
24
15
Konyaspor
22
5
6
11
21
16
Alanyaspor
22
6
3
13
21
17
Osmanlıspor
22
5
4
13
19
18
Karabükspor
22
3
3
16
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1547 - VI. Edward, İngiltere kralı oldu.
1622 - Genç Osman olarak da bilinen II. Osman katledildi.
1833 - Mısır'da çıkan isyanın bastırılması için Rus Filosu İstanbul'a geldi.
1835 - Şili'nin Concepción şehri depremle yerle bir oldu.
1872 - Metropolitan Museum of Art, New York'ta açıldı.
1887 - Almanya, İtalya ve Avusturya arasında 'Üçler Paktı' imzalandı.
1914 - İstanbul'da ilk elektrikli tramvay sefere başladı.
1919 - Afganistan'da Emir Habibullah Han'ın katledilmesi üzerine yerine geçen Amanullah Han, ülkesinin bağımsızlığını ilan etti.
1921 - "Mahşerin Dört Atlısı" filmi gösterime girdi. Başrolde Rudolph Valentino oynuyor.
1928 - İstanbul'da "Vatandaşları Türkçe konuşmaya teşvik" toplantısı yapıldı.
1930 - Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu kabul edildi.
1938 - Adolf Hitler, Çekoslovakya ve Avusturya'daki Almanlar için kendi geleceklerini belirleme hakkı istedi.
1939 - Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayınladığı 'İlköğretim' dergisinin ilk sayısı çıktı.
1941 - Yahudiler için transit vizesine ilişkin talimatname yayınlandı.
1944 - II. Dünya Savaşı: ABD bombardıman uçakları Nazi uçak üretim merkezlerini bombalıyor.
1947 - 5018 sayılı İşçi ve İşveren Sendikaları ve Sendika Birlikleri Hakkında Kanun ile Türkiye'de ilk kez sendikalara, özel bir kanun ile kurulma hakkı tanındı.
1962 - Astronot John Glenn, Friendship 7 uzay aracının içinde dünya etrafında 3 defa döndü. Olay 4 saat, 55 dakika sürdü.
1965 - Suat Hayri Ürgüplü'nün başkanlığında AP, CKMP, YTP ve MP'nin katılımıyla oluşan dördüncü koalisyon hükümeti kuruldu. Yeni hükümette AP Genel Başkanı Süleyman Demirel, başbakan yardımcısı olarak görev aldı.
1968 - Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekilleri Çetin Altan ve Yunus Koçak 1968 yılında bugün Meclis'te Adalet Parti'lilerin saldırısına uğradılar.
1970 - Boğaziçi Köprüsü'nün temeli, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ve Başbakan Süleyman Demirel tarafından törenle atıldı. Üç yılda tamamlanan köprü, 29 Ekim 1973'te açıldı.
1971 - Uganda'da İdi Amin kendini devlet başkanı ilan etti.
1975 - İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı İstanbul Elektrik Tünel Tramvay İşletmesi (İETT) grevini yasakladı.
1976 - Türkiye'deki 23 Amerikan üssünde grev kararı alındı.
1983 - British Petrol Şirketi, Türkiye'deki petrol arama faaliyetini durdurdu.
1990 - Dışişleri Bakanı Mesut Yılmaz, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın müdahaleleri nedeniyle görevinden istifa etti. Mesut Yılmaz'ın Anavatan Partisi (ANAP) genel başkanlığını hedeflediği söyleniyor.
1991 - Slovenya Parlamentosu Yugoslavya devletinin dağıtılmasını önerdi.
1992 - İstanbul Ticaret Odası'na bırakılan çanta içindeki saatli bombanın patlaması sonucu 1 kişi öldü, 16 kişi yaralandı.
1992 - Vergi affı yasalaştı. Askerlik süresinin 12 aya indirilmesini öngören tasarı kabul edildi.
2001 - 7.3 milyar doların Merkez Bankası'na geri döndüğü açıklanırken, repo faizleri yüzde 3 binleri gördü. Fischer ve Deppler Başbakan ile yeniden birarayla geldi.
2002 - Mısır'da bir trende meydana gelen yangında 370 kişi öldü.
2003 - ABD'nin Rhode Island eyaletinde bir gece klubünde çıkan yangında 100 kişi öldü.
2004 - Fenerbahçe hisseleri İMKB'de işlem görmeye başladı.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
15.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu060719405354
 
On Numara
19.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu03041617182125263032374042485054555657646770
 
Sayısal Loto
17.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu030508323536
 
Şans Topu
14.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu011125283006
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji