Özdemir, 'Adana Mersin Bölgesi 3 yılda nasıl en yoksul bölge oldu?'

Ana Sayfa » Güncel » Tuz deposundan Taş Bina' ya -28 (Halkevi yapımının diğer yüzü)... Abdullah Ayan yazdı

Tuz deposundan Taş Bina' ya -28 (Halkevi yapımının diğer yüzü)... Abdullah Ayan yazdı

İlyas Halil 2007' de yayınlanan 'Gavur Aşevi' kitabının her öyküsünde çok sesli, çok renkli, çok kimlikli Mersin' in farklı bir kesimine dokunur, çekilen acılara bulanmış sevdaları anlatır...

 
 
Tuz deposundan Taş Bina' ya -28 (Halkevi yapımının diğer yüzü)... Abdullah Ayan yazdı

İlyas Halil 2007' de yayınlanan 'Gavur Aşevi' kitabının her öyküsünde çok sesli, çok renkli, çok kimlikli Mersin' in farklı bir kesimine dokunur, çekilen acılara bulanmış sevdaları anlatır...

Kitapta yer alan; Heding' liden Ohannes, Su ilahesi, Ebel İsabelle, Mıgırdiç uçmasını bilmeseydin öykülerinde bu topraklardan kopup farklı diyarlara savrulmuş insanları anlatırken, birden kanatlanır; Anadolu' ya, özellikle de Mersin' e döner...

"Eylül sonu yedi gün, su ilahesine ayırdığımız kutsal hafta. Yılın artan bölümü Kali Ma İlahesi' nin, kızılan kadının, sayılan kadının, sevilen kadının...

(...)

Su ilahesinin nerede doğduğunu bilen yok sanırım. Bursalılar Uludağ'ın karını Bursa kızlarının ak sinesine benzettikleri için karın Bursa' da suya döndüğüne inanırlar. Bana kalırsa Kali Ma kendini Toros eteklerinde buldu. Kali Ma yağmur yüklü bulutların, serin rüzgârın kızıydı. Kekik kokularını süründü. Su ilahesi Kali Ma içimizde yaşadı. Üzülünce bir damla yaş gözümüzde...

(...)

Silifke-Mersin arası... Kıyılar kız beli ince... Sen su kadın, ak sahilin köpüklü bir yerinde... Ve ben taş, sert... Biz iki yaratık, yapışmıştık.

Çoğu organımız aynı... Kâh birbirimize benziyor, kâh benzemiyorduk. Benzemediğimiz zaman daha güzeldi. Seni daha iyi duyuyordum, anlaşamadığımız bir yerimde... Sen ihtiyacımdın, görünce sevinmekten öte başka ne yapacağımı bilemediğim... (...)" (Su ilahesi öyküsü)

Cenevre' deki parkta düşlerinin ilahesini ararken bile, "benzemediğimiz zaman daha güzeldi" cümlesiyle o çok renkliliğin zenginliğine gönderme yapar mı insan? İlyas Halil tam da onu yapıyor öykülerinde...

Yukarıda söz ettiğim öyküler, dünyanın farklı köşelerinde geçse de, yolu bir biçimde Mersin' den geçen kahramanları anlatır..

Ama diğer kitaplarında da bazı öykülerine rastlayacağımız Boyacı Ramazan' ın Gavur Aşevi kitabında bir öyküsü var ki, özellikle Tevfik Sırrı Gür dönemini, Mersin' in Akkahve' ye uzanan yeni Halkevi inşa sürecini hiç bilinmeyen bir gözle ele alışı, farklı bir dramı anlatışıyla paylaşmayı boynumuza borç kılıyor.

Diğerlerinde olduğu gibi 'Boyacı Ramazan Balesi' öyküsünden bazı bölümler almakla yetineceğim.

Doğrusu, 'Gavur Aşevi' kitabını edinip diğer öykülerle birlikte nemli gözlerinizi kaçırmadan Ramazan' ın dramını okumanız...

"Mersin bir avuç insandı o yıllar... Çoğu öğrenci... Erkeklerin yüzünde sivilce, kızlar bahçe duvarından sarkmış gonca... Bir akşamüstü bir kaç liseli arkadaş, Halkevi' nin önünde nedensiz sevinçliydik. Çiçekler kokularını sürünmüş geceyi sarmıştı.

Yanımda liseli bir kız, yüzü mavi aydınlık... 'Merhaba' dedim. Yüzüne dokunacağımı sandım. Heyecanlanmıştım....

Gürültülüydük. Merdiven taşlarına oturmuş iki öğrenciydik. Birbirimize bakıyor, bahar akşamını zil zurna yaşıyorduk.

Marttı ayın biri... Yıl 1947... Kulaklarımda denizin mırıltısı, hâlâ duyarım. Ay aydın yüzünde, nergisler ifil ifil bahar... Dağdan taze kekik kokusu, hâlâ koklarım.

(...)

Halkevi' nin önü kalabalık. Devlet memurları, Belediye görevlileri akın akın geliyordu. O gece tiyatronun döner sahnesinde Puccini' nin 'Madam Butterfly' operası oynuyordu.

Tiyatro kapısının önünde tanıdığım bir çehre... Dikkatle baktım. Yıllar önce tanıdığım Boyacı Ramazan' a benziyordu. Elinde bir sepet ebegümeci... Vazo süsler gibi yeşil otu demetlemiş, Halkevi' nin girişine yerleştiriyordu.

Ramazan' dı... Yağmurlu havalarda Ziya Paşa kahvesinin* kapısında ayakkabı boyardı. Güneşli günlerde Ramazan' ın ıslandığı yerde, başka boyacılar otururdu. Pabuç sihirbazıydı. Küçük ellerinde iki büyük fırça, eski pabucu yeni yapardı.

(...)

"Şimdi ne iş tutuyorsun?" dedim.

"Ah küçük bey" dedi. "Çingene dertten başka ne tutar ki? Ayakkabı boyası 10 kuruşa çıkınca Ramazan ayvayı yedi. 'Bundan böyle ekmek parası kolay çıkar' demiştim. Doya doya ekmek yiyeceğimi sanmıştım.

Ekmek, peynir fiyatları gökyüzünü buldu. Tüm gün yarı aç ayakkabı boyamak yetmezmiş gibi, bir akşam uyandım, Tanrı mahallemizi ateşe vermiş. Varım yoğum, çardağım gözümün önünde kül oluyordu.

Ellerimi havaya kaldırdım. 'Tanrı efendi' dedim. 'Toprağımızı istiyorsan, bunun kolayı vardı. Ulu Baba Çukurova'yı biraz daha büyük yaratabilirdin. Hadi 'vakit bulamadın' diyelim, çingeneleri kanatlı yapsaydın, kuş olur ağaçlara yuva yapardık. Arsaya, bahçeye gereksinimimiz olmazdı. Ulu Baba dediğimi hoş gör... 'Şimdi ne kuşuz, ne de adama benziyoruz.'

Sonra gün be gün sıkıntılarımız arttı. Ekmek, şeker karneye bağlandı. Vali bey halkın savaşı unutmasını istiyordu. Yangın sonrası belediye görevlileri, yanan yerleri süpürdüler, temizlediler. Halkın mutlu olması için aynı yerde çiçek parkı yapacaklarını söylediler. Belediye bandosu marşlar çaldı. Arsamıza çiçek ektiler, ağaç diktiler. 'Kent çiçek kokacak, çiçeklerle süslenecek' dediler.

Çardaklarımız gidince her doğan gün dik bir tepeye döndü. Açlığı öğrenmeye başladım. Pabuç boyatanlar sırra kadem bastı. Ekmek parası için Güllü, çiftçi düğünlerinde şarkı söylemeye, dans etmeye gidiyordu.

Bir yıl sonra şans yüzümüze güldü. Çiçek parkını söktüler. 'Yerine halkevi yapılacak' dediler. Vali bey bu projeyle yoksullara, işsizlere iş sağlamak istediğini söylüyordu.

(...)

Güllü son günlerindeydi. Hasta yatağında bana 'Ramazan çok mutluyum' demişti. Güllü' nün kışın elini ısıttığı, akşamdan akşama karnını doyurduğu ekmeği hergün Halkevi' ne hibe ettiğini** Mersin' in bilmesini isterim. 'Bu güzel yapıda yaşayacağım. Özlediğin gün beni Halkevi' nde bulursun'

(...)

Her ay on kuruşluk ekmek ufalıyor, kararıyordu. Doymamız seyrekleşti. Çardağımıza karanlıklar çöktü. Şafak atıyor, güneş doğmuyordu. Halkevi' nin bitmesi gecikecekti. Ekmeğe bir kuruş zam binmişti. Vali bey bize müjdeyi bildirdi. 'Bu zamla Halkevi çabuk bitecek' dedi. Türkiye' nin en büyük yapısına kavuşacağız.

(...)

*Ziya Paşa kahvesi: Ziya Paşa gazinosu olarak ta anılır. Şimdi ki Mersin otelinin yerinde Ticaret Odası ve onun doğu tarafında Ziya Paşa gazinosu yer alırdı. Liman tamamlandıktan sonra bulvar yapımı için cadde doldurulmadan önce söz konusu binalar deniz kıyısında yer alıyordu.

**Halkevi yapımı için kaynaklar yetmeyince dönemin Valisi Tevfik Sırrı Gür ithal ürünlerinden, kentten sevk edilen sebze meyveden, gazdan/bezden harç toplamış, bu paralar da deliği kapatmayınca fırınların çıkardığı her ekmekten bir kuruş vergi alınmaya başlanmıştır.

Abdullah Ayan

Tuz deposundan taş binaya-1

Tuz deposundan taş binaya-2

Tuz deposundan taş binaya-3

Tuz deposundan taş binaya-4

Tuz deposundan taş binaya-5

Tuz deposundan taş binaya-6

Tuz deposundan taş binaya-7

Tuz deposundan taş binaya-8

Tuz deposundan taş binaya-9

Tuz deposundan taş binaya-10

Tuz deposundan taş binaya-11

Tuz deposundan taş binaya-12

Tuz deposundan taş binaya-13

Tuz deposundan taş binaya-14

Tuz deposundan taş binaya-15

Tuz deposundan taş binaya-16

Tuz deposundan taş binaya-17

Tuz deposundan taş binaya-18

Tuz deposundan taş binaya-19

Tuz deposundan taş binaya-20

Tuz deposundan taş binaya-21

Tuz deposundan taş binaya-22

Tuz deposundan taş binaya-23

Tuz deposundan taş binaya-24

Tuz deposundan taş binaya-25

Tuz deposundan taş binaya-26

Tuz deposundan taş binaya-27

 

 
 
25 Eylül 2017 Pazartesi 13:07
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:11
  • Güneş06:45
  • Öğlen12:37
  • İkindi15:44
  • Akşam18:09
  • Yatsı19:32
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
8
7
1
0
22
2
Göztepe
8
5
1
2
16
3
Akhisarspor
8
5
1
2
16
4
Başakşehir
8
5
1
2
16
5
Fenerbahçe
8
4
2
2
14
6
Beşiktaş
8
4
2
2
14
7
Kayserispor
8
4
2
2
14
8
Bursaspor
8
4
0
4
12
9
Sivasspor
8
4
0
4
12
10
Aytemiz Alanyaspor
8
3
1
4
10
11
Trabzonspor
8
2
3
3
9
12
Karabükspor
8
2
2
4
8
13
Malatyaspor
8
2
2
4
8
14
Kasımpaşa
8
2
2
4
8
15
Konyaspor
8
2
1
5
7
16
Gençlerbirliği
8
2
1
5
7
17
Antalyaspor
8
1
3
4
6
18
Osmanlıspor
8
1
1
6
4
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1448 - Osmanlı padişahı II. Murat, Kosova Zaferi'ni kazandı.
1781 - Amerikan Bağımsızlık Savaşı, İngilizlerin George Washington'a teslim olmalarıyla sona erdi.
1782 - Lord Cornwall'in denetimindeki İngiliz Ordusunun yenilmesi ve Amerikan ordusunun Yorktown ve Virjinya'ya girmesiyle Amerikan Devrimi sona erdi.
1872 - Dünyanın en büyük altın külçesi (215 kilogram) Avustralya New South Wales'de bulundu.
1934 - Mübadele Komisyonu görevini tamamladı. Anadolu ve Trakya Rumları ile Yunanistan Müslümanlarının mübadelesini düzenlemekle görevli Komisyon 7 Ekim 1923'de kurulmuştu.
1934 - Turhal Şeker Fabrikası açıldı.
1945 - Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi açıldı.
1949 - Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul valiliği ve belediye başkanlığı görevine atandı.
1951 - İngiliz askerleri, Süveyş Kanalı'nı ele geçirdi.
1960 - 6-7 Eylül Olayları ile ilgili dava başladı.
1962 - TBMM'de, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kabul edildi.
1962 - İlk James Bond filmi "Dr. No" gösterime girdi.
1982 - Milli Güvenlik Konseyinin son şeklini verdiği anayasa metni açıklandı. Geçici maddelerle eski parti yöneticilerine 10 yıl siyaset yasağı getiriliyor, anayasanın kabulüyle birlikte Kenan Evren cumhurbaşkanı oluyor.
1987 - Londra Borsası çöktü. Yaşanan büyük panik sonucunda 50 milyar sterlinlik değer kaybı yaşandı.
1988 - İngiltere, IRA mensuplarıyla yapılan röportajların yayımlanmasını yasakladı.
1995 - Avrupa Parlamentosu Yeşiller sözcüsü Claudia Roth, Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir aleyhine 3 milyar liralık manevi tazminat davası açtı.
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
12.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu061328334448
 
On Numara
16.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01061213141619273537384049515255646568697580
 
Sayısal Loto
14.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu040612333445
 
Şans Topu
18.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010215162512
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji