Abdullah Özdemir,'Bakliyatta çözüm üretimi artırmaktan geçiyor'

Ana Sayfa » Güncel » Tuz deposundan Taş Bina' ya -35... Abdullah Ayan yazdı

Tuz deposundan Taş Bina' ya -35... Abdullah Ayan yazdı

Sanatçı sadece duygularını yansıtmaz insanlara, gözlemleriyle döneminin tanıklığını ayna tutar gibi tarihe yansıtır aynı zamanda...İlyas Halil de bunu yapar öykülerinde. Yaşadığı dönem Mersinini her boyutuyla, acıları sevinçleri, sorunları, hüzünleri, ekonomik sosyal değişimleri, özetle hayatın kendisini anlatır.Kahramanları bugün de sokakta karşılaştığımız, her kesimden sade insanlarımız...Bir dönemin Mersin özeline ışık tutsa da, aslında ülkenin çalkantılı yıllarını da anlatır öykülerinde.

 
 
Tuz deposundan Taş Bina' ya -35... Abdullah Ayan yazdı

Sanatçı sadece duygularını yansıtmaz insanlara, gözlemleriyle döneminin tanıklığını ayna tutar gibi tarihe yansıtır aynı zamanda...

İlyas Halil de bunu yapar öykülerinde. Yaşadığı dönem Mersinini her boyutuyla, acıları sevinçleri, sorunları, hüzünleri, ekonomik sosyal değişimleri, özetle hayatın kendisini anlatır.

Kahramanları bugün de sokakta karşılaştığımız, her kesimden sade insanlarımız...

Bir dönemin Mersin özeline ışık tutsa da, aslında ülkenin çalkantılı yıllarını da anlatır öykülerinde.

Örnek mi?

1950' de başlayan Demokrat Partili dönemin parlak ekonomik döneminin sona erişi...

1957' de dar ve yoksul kesimlerin yeniden ikinci dünya savaşı yıllarını andıran karaborsa dönemine dönüşü.

Döviz yokluğu, enflasyon derken gazdan beze, ilaçtan ekmeğe tüm ürünlerin raflardan tezgah altına inişiyle gelen uzun kuyruklar...

İyisi mi sözü dönemin tanığına, Halil' e bırakmak...

'Yedi Uyurlar' öyküsünde bakın nasıl anlatır o dönemi:

"Nuri Abaç' ın mimar, Haşmet Akal' ın züğürt lise resim hocası, Osman Özeren' in yufka yürekli binbaşı, Celal Çumralı' nın dalgın yargıç, benim de zil zurna âşık olduğum tılsımlı bir yıldı. Mersin, Akdeniz' in kıyısında, geleceğinden habersiz bir yasemin bahçesi.

Her yıl nisan ayının ortasında bir esinti dağ yamacını kaplayan portakal limon bahçelerinden çiçek kokularını kente taşır, gençlerin kanını ateşe verirdi.

O bahar, dağdan erimiş kar suları gibi şarkı söyleyerek akıp gidiyorduk. Birden nereden geldiği belli olmayan kara bir bulut gökyüzünü kapladı. Kötü bir fırtına koptu. Ağzımızın tadı kaçtı.

Yıl, tüketim mallarının yok olduğu 1957 yılı. Adını daha önce duymadığımız bir hastalık ortalığı kırıp geçiriyordu. Gazeteler, gemi azıya almış bir enflasyondan söz ediyorlardı. Anladığımız kadarıyla enflasyon, malların kanat takıp kuş gibi uçmasını deniyordu. Akkahve' de her gün muntazam buluşan üç beş ressam ve yazar enflasyona benziyorduk. Nuri, Pozcu' nun portakal bahçelerini parsellemiş, yeni bir kentin kanatlanmasını bekliyordu. Haşmet lise öğretmenlerinin maaşlarının artacağını ümit ediyordu. Ben zil zurna aşkıma bir kanat yakıştırmaya çabalıyordum.

Mersin' li üç beş şairin kanat takıp uçması yetmezmiş gibi, bir gece gökyüzünden inler cinler inmiş, dükkanlarda depolarda ne kadar ithal malı varsa alıp götürmüştü. Çiçeklerin nazla açtığı bir sabah uyandığımızda dükkânları tam takır kuru bakır boş bulduk. Mağazalar, hamamdan ıslak kaçan çocuk gibi dal yaprak çıplaktı. Bir günde elli yıl yaşlanan eczacı babam "işler kötü" dedi. Hastalık çok, ilaç yok. Başı ağrıyan aspirin bile bulamayacak. Hastaya ne vereceğiz bilmiyorum."

Ertesi gün sağlık müdürü eczacıları toplamış, "Hastaya ilaç yok diyemezsiniz" demişti. "İsterseniz ilaç olarak hastaya tuzlu su verin. Ama boş çevirmeyin. Vücut kendi kendini tedavi eder. İlaç yok derseniz yaşlıların, hastaların morali çöker. Öleceği yoksa bile adam ölür gider." *

Yok olan ithal mallarının yanı sıra şimdi de yerli malı yapı malzemeleri ve giyim eşyası da kayıplara karıştı. Çok geçmeden et, zeytin, patates yok oldu. Kayseri Bakkaliyesinde peynir almak isteyen gümrük müdürü Nusret Bey' in sesi hâlâ kulağımda. "Kardeşim" diye bağırıyordu. "Haydi ithal mallarının bulunmamasını, ilaçların piyasadan çekilmesini az çok anlıyorum. Ulan peynir dediğin, sütten yapılır.. Memleketin salak inekleri grevde mi yoksa? Alçak ineklerin sütü nereye gitti?" "Bilmem" dedi bakkal. "Kırlarda otlayan ineklerin süt verip vermediğini nasıl takip edebilirim?"

Bakkal sonunda gümrük müdürüne acıdı; yarım kilo peynir sarıp verdi.

(...)" **

* Demokrat Partinin 1950' de iktidar oluşuyla başlayan ekonomik hareketlilik ve ABD desteğiyle sağlanan tarımda makineleşme, alt yapı, baraj gibi yatırımlarla gelen büyüme 1950-54 arasında deyim yerindeyse patladı. Cumhuriyet tarihi boyunca ne önce ne de sonra yanına yaklaşılması bile imkansız yıllık %13 gibi bir büyüme sağlandı. Büyümede temel etken makineleşme sayesinde rekorlar kırılan tarım ve tarımda başlayan modernleşmedir.

Dört yıllık büyümenin ardından önce duraklama ardından gerileme başladı.

Dış kaynaklar 1955' dan sonra azalmaya, ülkenin bütçe dengeleri açık vermeye başladı. Açık para basarak kapatılmaya çalışılınca enflasyon patladı. Ardından döviz yokluğuyla önce ithal mallar yok oldu, ardından zaruri ihtiyaç maddeleri hatta yaşamın olmazsa olmazı temel gıda ürünleri bile tezgah altına indi, karaborsa hortladı.

O yılın gazetelerinden bir kaç örnek tabloyu anlatmaya yetecektir:

"İstanbul Diş Hekimliği Fakültesinde ameliyat ipliği bulunmaması nedeniyle sadece acil hastalara bakılırken, ipliği getiren hastanın ameliyatı yapılıyor. Hastadan getirmesi istenen bir tek sap ameliyat ipliği karaborsada 460 liradan satılıyor. Öğretim üyelerinden biri durumu şöyle anlatıyor: "2 yıldır ameliyat ipliği sıkıntısı çekiyoruz. Hastanın bu kadar süre beklemeye tahammülü yok. Piyasadan temin edemediğimiz malzemeleri hastanın kendisinden istiyoruz. Böylece bir ameliyat için getirilen malzemeyle bir kaç hasta daha tedavi ediliyor."

- Milliyet gazetesinin birinci sayfasında İstanbul' da çekilen ve sonu görünmeyen binlerce kişilik kuyruk fotoğraf yer alıyor, altındaki haberin başlığı ise "kuyruktan yürünecek yer kalmadı. Et Balık Kurumu sözünü tutmadı. Hani Et Satış Mağazası açılacaktı?" manşetinden oluşmakta.

- Mersin' den Şubat 1957 haber ise şöyle: "Mersin Vilayeti ihtiyacına tahsis edilen 150 ton inşaat demiri şehrimize gelmiş bulunmaktadır. Resmi dairelerin, teşekküllerin ve hususi şahısların ihtiyaçlarını bir yazı ve dilekçe ile Vilayet makamına bildirmeleri lazımdır. " (Yeni Mersin 13 Şubat 1957)

"Elinde pamuk bulunduranlar stoklarını bir beyanname ile iki gün içinde Vilayete bildirecek. Pamuğun her türlü devri, temliki ve bir yerden başka yere nakli yasaklandı. " (19 Kasım 1957)

- Ve ülkenin içinde bulunduğu durumu yansıtan bildiri: "Valiler Vilayetleri hudutları dahilinde lüzum görecekleri gıda maddeleri hakkında gerekli bütün malumatı istemeye, alakalılardan beyanname almaya, arama yapmaya ve bunların mevcudunu tespite, gıda maddelerinin ihtiyaçtan fazlasının stok edilmesine karşı lüzumlu tedbirleri almaya ve imal ve istihsalinden sonra müstehlike (tüketiciye) kadar intikalini tanzim maksadıyla her türlü tedbiri almaya yetkili kılınmışlardır" (19 Kasım 1957)

- Bir de her türlü ürüne narh koyma merakı var o kuyruk günlerinde.. Örneğin Zeytinyağı fiyatının 450 kuruş olarak değerlendirildiği ve elinde zeytinyağı bulunduranların stoklarıyla ilgili 2 gün içinde beyanname vermeleri, bu süre içinde her ne hal olursa olsun, bu yağların başkasına devrinin, naklinin ve temlikinin yasaklandığına dair 21 Kasım 1957 tarihli Ticaret Bakanlığı tebliği buna iyi bir örnek.

 

** İlyas Halil Plaza Dona Elvira (2009) kitabı, Yedi Uyurlar öyküsünden

 

 Abdullah Ayan

Sanatçı sadece duygularını yansıtmaz insanlara, gözlemleriyle döneminin tanıklığını ayna tutar gibi tarihe yansıtır aynı zamanda...

İlyas Halil de bunu yapar öykülerinde. Yaşadığı dönem Mersinini her boyutuyla, acıları sevinçleri, sorunları, hüzünleri, ekonomik sosyal değişimleri, özetle hayatın kendisini anlatır.

Kahramanları bugün de sokakta karşılaştığımız, her kesimden sade insanlarımız...

Bir dönemin Mersin özeline ışık tutsa da, aslında ülkenin çalkantılı yıllarını da anlatır öykülerinde.

Örnek mi?

1950' de başlayan Demokrat Partili dönemin parlak ekonomik döneminin sona erişi...

1957' de dar ve yoksul kesimlerin yeniden ikinci dünya savaşı yıllarını andıran karaborsa dönemine dönüşü.

Döviz yokluğu, enflasyon derken gazdan beze, ilaçtan ekmeğe tüm ürünlerin raflardan tezgah altına inişiyle gelen uzun kuyruklar...

İyisi mi sözü dönemin tanığına, Halil' e bırakmak...

'Yedi Uyurlar' öyküsünde bakın nasıl anlatır o dönemi:

"Nuri Abaç' ın mimar, Haşmet Akal' ın züğürt lise resim hocası, Osman Özeren' in yufka yürekli binbaşı, Celal Çumralı' nın dalgın yargıç, benim de zil zurna âşık olduğum tılsımlı bir yıldı. Mersin, Akdeniz' in kıyısında, geleceğinden habersiz bir yasemin bahçesi.

Her yıl nisan ayının ortasında bir esinti dağ yamacını kaplayan portakal limon bahçelerinden çiçek kokularını kente taşır, gençlerin kanını ateşe verirdi.

O bahar, dağdan erimiş kar suları gibi şarkı söyleyerek akıp gidiyorduk. Birden nereden geldiği belli olmayan kara bir bulut gökyüzünü kapladı. Kötü bir fırtına koptu. Ağzımızın tadı kaçtı.

Yıl, tüketim mallarının yok olduğu 1957 yılı. Adını daha önce duymadığımız bir hastalık ortalığı kırıp geçiriyordu. Gazeteler, gemi azıya almış bir enflasyondan söz ediyorlardı. Anladığımız kadarıyla enflasyon, malların kanat takıp kuş gibi uçmasını deniyordu. Akkahve' de her gün muntazam buluşan üç beş ressam ve yazar enflasyona benziyorduk. Nuri, Pozcu' nun portakal bahçelerini parsellemiş, yeni bir kentin kanatlanmasını bekliyordu. Haşmet lise öğretmenlerinin maaşlarının artacağını ümit ediyordu. Ben zil zurna aşkıma bir kanat yakıştırmaya çabalıyordum.

Mersin' li üç beş şairin kanat takıp uçması yetmezmiş gibi, bir gece gökyüzünden inler cinler inmiş, dükkanlarda depolarda ne kadar ithal malı varsa alıp götürmüştü. Çiçeklerin nazla açtığı bir sabah uyandığımızda dükkânları tam takır kuru bakır boş bulduk. Mağazalar, hamamdan ıslak kaçan çocuk gibi dal yaprak çıplaktı. Bir günde elli yıl yaşlanan eczacı babam "işler kötü" dedi. Hastalık çok, ilaç yok. Başı ağrıyan aspirin bile bulamayacak. Hastaya ne vereceğiz bilmiyorum."

Ertesi gün sağlık müdürü eczacıları toplamış, "Hastaya ilaç yok diyemezsiniz" demişti. "İsterseniz ilaç olarak hastaya tuzlu su verin. Ama boş çevirmeyin. Vücut kendi kendini tedavi eder. İlaç yok derseniz yaşlıların, hastaların morali çöker. Öleceği yoksa bile adam ölür gider." *

Yok olan ithal mallarının yanı sıra şimdi de yerli malı yapı malzemeleri ve giyim eşyası da kayıplara karıştı. Çok geçmeden et, zeytin, patates yok oldu. Kayseri Bakkaliyesinde peynir almak isteyen gümrük müdürü Nusret Bey' in sesi hâlâ kulağımda. "Kardeşim" diye bağırıyordu. "Haydi ithal mallarının bulunmamasını, ilaçların piyasadan çekilmesini az çok anlıyorum. Ulan peynir dediğin, sütten yapılır.. Memleketin salak inekleri grevde mi yoksa? Alçak ineklerin sütü nereye gitti?" "Bilmem" dedi bakkal. "Kırlarda otlayan ineklerin süt verip vermediğini nasıl takip edebilirim?"

Bakkal sonunda gümrük müdürüne acıdı; yarım kilo peynir sarıp verdi.

(...)" **

* Demokrat Partinin 1950' de iktidar oluşuyla başlayan ekonomik hareketlilik ve ABD desteğiyle sağlanan tarımda makineleşme, alt yapı, baraj gibi yatırımlarla gelen büyüme 1950-54 arasında deyim yerindeyse patladı. Cumhuriyet tarihi boyunca ne önce ne de sonra yanına yaklaşılması bile imkansız yıllık %13 gibi bir büyüme sağlandı. Büyümede temel etken makineleşme sayesinde rekorlar kırılan tarım ve tarımda başlayan modernleşmedir.

Dört yıllık büyümenin ardından önce duraklama ardından gerileme başladı.

Dış kaynaklar 1955' dan sonra azalmaya, ülkenin bütçe dengeleri açık vermeye başladı. Açık para basarak kapatılmaya çalışılınca enflasyon patladı. Ardından döviz yokluğuyla önce ithal mallar yok oldu, ardından zaruri ihtiyaç maddeleri hatta yaşamın olmazsa olmazı temel gıda ürünleri bile tezgah altına indi, karaborsa hortladı.

O yılın gazetelerinden bir kaç örnek tabloyu anlatmaya yetecektir:

"İstanbul Diş Hekimliği Fakültesinde ameliyat ipliği bulunmaması nedeniyle sadece acil hastalara bakılırken, ipliği getiren hastanın ameliyatı yapılıyor. Hastadan getirmesi istenen bir tek sap ameliyat ipliği karaborsada 460 liradan satılıyor. Öğretim üyelerinden biri durumu şöyle anlatıyor: "2 yıldır ameliyat ipliği sıkıntısı çekiyoruz. Hastanın bu kadar süre beklemeye tahammülü yok. Piyasadan temin edemediğimiz malzemeleri hastanın kendisinden istiyoruz. Böylece bir ameliyat için getirilen malzemeyle bir kaç hasta daha tedavi ediliyor."

- Milliyet gazetesinin birinci sayfasında İstanbul' da çekilen ve sonu görünmeyen binlerce kişilik kuyruk fotoğraf yer alıyor, altındaki haberin başlığı ise "kuyruktan yürünecek yer kalmadı. Et Balık Kurumu sözünü tutmadı. Hani Et Satış Mağazası açılacaktı?" manşetinden oluşmakta.

- Mersin' den Şubat 1957 haber ise şöyle: "Mersin Vilayeti ihtiyacına tahsis edilen 150 ton inşaat demiri şehrimize gelmiş bulunmaktadır. Resmi dairelerin, teşekküllerin ve hususi şahısların ihtiyaçlarını bir yazı ve dilekçe ile Vilayet makamına bildirmeleri lazımdır. " (Yeni Mersin 13 Şubat 1957)

"Elinde pamuk bulunduranlar stoklarını bir beyanname ile iki gün içinde Vilayete bildirecek. Pamuğun her türlü devri, temliki ve bir yerden başka yere nakli yasaklandı. " (19 Kasım 1957)

- Ve ülkenin içinde bulunduğu durumu yansıtan bildiri: "Valiler Vilayetleri hudutları dahilinde lüzum görecekleri gıda maddeleri hakkında gerekli bütün malumatı istemeye, alakalılardan beyanname almaya, arama yapmaya ve bunların mevcudunu tespite, gıda maddelerinin ihtiyaçtan fazlasının stok edilmesine karşı lüzumlu tedbirleri almaya ve imal ve istihsalinden sonra müstehlike (tüketiciye) kadar intikalini tanzim maksadıyla her türlü tedbiri almaya yetkili kılınmışlardır" (19 Kasım 1957)

- Bir de her türlü ürüne narh koyma merakı var o kuyruk günlerinde.. Örneğin Zeytinyağı fiyatının 450 kuruş olarak değerlendirildiği ve elinde zeytinyağı bulunduranların stoklarıyla ilgili 2 gün içinde beyanname vermeleri, bu süre içinde her ne hal olursa olsun, bu yağların başkasına devrinin, naklinin ve temlikinin yasaklandığına dair 21 Kasım 1957 tarihli Ticaret Bakanlığı tebliği buna iyi bir örnek.

 

** İlyas Halil Plaza Dona Elvira (2009) kitabı, Yedi Uyurlar öyküsünden

 

Abdullah Ayan

Tuz deposundan taş binaya-1

Tuz deposundan taş binaya-2

Tuz deposundan taş binaya-3

Tuz deposundan taş binaya-4

Tuz deposundan taş binaya-5

Tuz deposundan taş binaya-6

Tuz deposundan taş binaya-7

Tuz deposundan taş binaya-8

Tuz deposundan taş binaya-9

Tuz deposundan taş binaya-10

Tuz deposundan taş binaya-11

Tuz deposundan taş binaya-12

Tuz deposundan taş binaya-13

Tuz deposundan taş binaya-14

Tuz deposundan taş binaya-15

Tuz deposundan taş binaya-16

Tuz deposundan taş binaya-17

Tuz deposundan taş binaya-18

Tuz deposundan taş binaya-19

Tuz deposundan taş binaya-20

Tuz deposundan taş binaya-21

Tuz deposundan taş binaya-22

Tuz deposundan taş binaya-23

Tuz deposundan taş binaya-24

Tuz deposundan taş binaya-25

Tuz deposundan taş binaya-26

Tuz deposundan taş binaya-27

Tuz deposundan taş binaya-28

Tuz deposundan taş binaya-29

Tuz deposundan taş binaya-30

Tuz deposundan taş binaya-31

Tuz deposundan taş binaya-32

Tuz deposundan taş binaya-33

Tuz deposundan taş binaya-34

 

 
 
26 Ekim 2017 Perşembe 12:37
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:07
  • Güneş06:41
  • Öğlen12:38
  • İkindi15:48
  • Akşam18:14
  • Yatsı19:37
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
8
6
0
2
18
2
Başakşehir
8
4
3
1
15
3
Beşiktaş
8
4
3
1
15
4
Kasımpaşa
8
5
0
3
15
5
Trabzonspor
8
4
1
3
13
6
Antalyaspor
8
4
1
3
13
7
Konyaspor
8
3
3
2
12
8
Malatyaspor
8
3
3
2
12
9
Göztepe
8
4
0
4
12
10
Alanyaspor
8
4
0
4
12
11
Ankaragücü
8
3
1
4
10
12
Sivasspor
8
2
3
3
9
13
Kayserispor
8
2
3
3
9
14
Bursaspor
8
1
5
2
8
15
Fenerbahçe
8
2
2
4
8
16
Çaykur Rizespor
8
1
4
3
7
17
Akhisar Bld.Spor
8
1
2
5
5
18
Erzurum BB
8
1
2
5
5
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1582 - Avrupa'da Gregoryen takviminin kabülü
1878 - Edison, Edison Electric Light Co adlı şirketi kurdu.
1917 - Fransızlarca tutuklanan ve Alman gizli servisine bazı bilgiler verdiğini kabul eden Hollandalı dansçı Mata Hari (Margaretha Geertruida), askeri mahkemece yargılandıktan sonra, kurşuna dizildi.
1927 - Gazi Mustafa Kemal Paşa CHP kurultayında "Büyük Nutuk"u okumaya başladı. Nutuk'un okunuşu 6 gün sürdü.
1928 - Yusuf Ziya Ortaç Meşale dergisini kapattı. Böylece, birkaç ay önce bu dergide başlayan ve yedi genç şairin ortak kitabı Yedi Meşale ile süren "Yedi Meşaleciler" akımı da sona ermiş oldu.
1928 - Almanya'dan hareket eden dünyanın en büyük hava gemisi Graf Zeppelin Amerika'da New Jersey'e ulaştı. Uçuş 111 saat sürdü.
1934 - Mao Zedung'a bağlı 100 bin kişilik birlik, Çin'in güneydoğusundan başlayıp kuzeydoğusuna kadar sürecek 10 bin kilometrelik Büyük Yürüyüş'e başladı.
1937 - Yeni harflerle basılan ilk kâğıt paralar tedavüle çıktı. Üzerinde Atatürk'ün resmi bulunan 100 liralık banknotlar 1942'de tedavülden kaldırıldı.
1945 - Geçici Fransız hükümeti başbakanı Pierre Laval kurşuna dizildi.
1946 - Nazi savaş suçlusu Hermann Göring idam edilmesine saatler kala zehir içerek intihar etti.
1961 - Uluslararası Af Örgütü Londra'da kuruldu.
1961 - Kısıtlı seçim kampanyasının ardından genel seçimler yapıldı. Seçime dört parti katıldı. CHP 173, Adalet Partisi 158, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi 54, Yeni Türkiye Partisi 65 milletvekilliği kazandı.
1964 - Sovyetler Birliği lideri Nikita Kruşçev, Karadeniz kıyısında tatildeyken görevden alındı, yerine Leonid Brejnev getirildi. Aleksey Kosigin başbakan oldu.
1970 - İstanbul'da kolera salgını olduğu açıklandı.
1990 - Sovyetler Birliği başkanı Mihail Gorbaçov, Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1993 - Nobel Barış Ödülü, Güney Afrika devlet başkanı De Klerk ile Afrika Ulusal Kongresi başkanı Nelson Mandela'ya verildi.
1997 - Borusan Kültür Merkezi İstanbul'da açıldı.
1999 - Sınır Tanımayan Doktorlar örgütü, Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
2003 - İlham Aliyev babası Haydar Aliyev'in yerine geçerek Azerbaycan devlet başkanı oldu.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
11.10.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu071324353944
 
On Numara
08.10.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu03061617222629303435365153545558606874767779
 
Sayısal Loto
13.10.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu181928303639
 
Şans Topu
10.10.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu011117263401
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji