Türkiye Tanıtım Grubundan Proje Çağrısı

Ana Sayfa » Güncel » Tuz deposundan Taş Bina' ya -8... Abdullah Ayan yazdı

Tuz deposundan Taş Bina' ya -8... Abdullah Ayan yazdı

Ahmet Emin Yalman' ın Müfide İlhan'ı tüm yönleriyle öne çıkaran, bilgi ve görgü birikimini ortaya koyan, 'kifayetsiz' gerekçesiyle Belediye Meclisince 'ıskat edilmesini' köşesinden 13 Aralık 1951 günü eleştirmesi, 17 Aralıkta Müfide İlhan' ın koltuğuna oturacak olan Fahri Merzeci' yi çileden çıkarır.

 
 
Tuz deposundan Taş Bina' ya -8... Abdullah Ayan yazdı

1951 sonbaharında Mersini ziyaret eden ve izlenimlerini kaleme alan dönemin ülke çapındaki önemli gazetecilerinden Ahmet Emin Yalman önce Vatan gazetesinin baş köşesinde, ardından da Mersin özel ekinde kentte yaşanan Müfide İlhan- Fahri Merzeci çatışmasına değinirken gazete ekinde otel için belediye bütçesine kaynak ayrıldığı bilgisi de yer almakta. (aynı tarihlerdeki Belediye Meclisi kararlarında ve hazırlanan bütçelerde herhangi bir kaynak koyulduğuna dair kayda rastlamadım a.a.)

Ahmet Emin Yalman' ın Müfide İlhan'ı tüm yönleriyle öne çıkaran, bilgi ve görgü birikimini ortaya koyan, 'kifayetsiz' gerekçesiyle Belediye Meclisince 'ıskat edilmesini' köşesinden 13 Aralık 1951 günü eleştirmesi, 17 Aralıkta Müfide İlhan' ın koltuğuna oturacak olan Fahri Merzeci' yi çileden çıkarır.

Merzeci ayağının tozuyla, kendisine yakın Akın gazetesinde 25 Aralık 1951 günü yayınlanan açık mektupla Yalman' ı deyim yerindeyse yerden yere vurur.

Hem de çok ağır sözlerle...

Mersin gezisini karayolları genel müdürlüğünün organize ettiğinden yanlı yayınları nedeniyle gazetenin tirajının düştüğüne, Müfide İlhan' ın etkisiyle kaleme alındığını iddia ettiği yazıda kendisi ve meclis üyelerinden hiç kimsenin görüşüne neden baş vurmadığına kadar, laf sokuşturmaların da fazlasıyla yer aldığı ibretlik bir metindir ortaya çıkan. Aşağıda görüleceği gibi ve bugün de aynı anlayış artarak sürdüğü için pek te şaşırtıcı olmayan üslupla Merzeci koca Yalman' a siyaset yanında gazetecilik dersi de vermeye kalkar.

"Vatan Gazetesi Baş muharriri Ahmet Emin Yalman' a açık mektup" başlığıyla yayınlanan yazıda Merzeci "Muhterem Üstad" diye başlar ve şöyle devam eder: (Bazı cümle düşüklükleri olsa da yazıyı orijinal haliyle bulacaksınız a.a.)

"13 Aralık Vatan gazetesindeki baş makalenizi teessürle okudum. Bu yazınız doğrudan doğruya Mersin Belediye Meclisine sitemkâr bir ifadeyle kaleme alındığı, ben de bu mecliste bulunduğum için size cevap vermek için ve içine düştüğünüz fasit daireden çıkmanıza yardım ederek bulanan fikirlere berraklık verme lüzumunu hissediyorum.

Umumiyetle bir çok yazılarınızı "davaları islâh" dan ziyade "karıştırıp tereddi ettirmek" hedefine yöneltilmiş gördüğüm için bir takım tezatlar doğuran kanaatleriniz karşısında hakkınızdaki intibalarımı yazmaktan geri kalmayacağım:

Sizi kıymetli bir fikir ve yazı adamı olarak tanıyoruz. 1946' da meydanı mucahedeye atılan Demokrat Partinin millet vicdanında gelişmesindeki hizmetlerinizi unutamayız. O, kritik günlerdeki cesur ve hamleci yazılarınız size yurt ölçüsünde bir demokrasi mürşidi sıfat ve itibarını kazandırdı. Fakat bir müddet sonra partinin iç bünyesinde ortaya çıkan ihtilafları tek taraflı ele alarak parti merkez heyetine o kadar insafsız hücumlarda bulundunuz ki bu parçalayıcı neşriyatınızla, yaratılmasında hizmetiniz olan eseri yıkmak ister gibi bir yol tuttuğunuzu esef ve ızdırapla gördük. O zaman hakkınızdaki kanaatlarımız makusen değişmeğe başladı. Şuurlu Türk okuyucusu sizi okumaz oldu. Bu halin gazeteniz sürümüne bile tesir ettiğini elbette hissetmişsinizdir.

14 Mayıstan sonra da bu tezat ve kararsızlık taşıyan yazılarınıza rastladığımız oldu. Ara seçimlerinde tutturduğunuz yolun açık manası tarafsız irşat maskesi altında seçmenleri iktidar partisine rey vermemeğe teşvikten başka bir şey değildi. Fakat bu seçimlerin neticesi ileri attığınız fikir ve tavsiyelerin umumi efkarda benimsenmediğini gösterdi.

Nihayet kara yolları idaresinin tertiplediği otomobil seyahatinizde iktidar partisinin ve Menderes hükümetinin nasıl çalıştığını, bu çalışmaların milletçe nasıl beğenildiğini , bütün vatan sathındaki muhteşem kalkınmanın akıncı ellerde nasıl gelişmekte olduğunu bizzat yakından görerek eski sakat görüşlerinizden birden bire ayrılarak hakikatleri ifadeye başladığınızı sevinçle müşahede ettik. Bu seyahatinizin intibalarını yazarken rastladığınız akıncı idarecileri, akıncı memurları ve yapıcı teşekkülleri umumi efkar önünde takdir ve teşvik ettiniz. Objektif hakşinas neşriyatınız, yurttaşların saf kalplerinde samimi ve müşfik makesler (yankı) buldu. Değerli baş muharririmizin bu fütuhatını içten bir sevinçle takip ediyorduk.

Şimdi de Mersin Belediyesinin sabık başkanı Müfide hanım ile Belediye Meclisi arasındaki ihtilafı kaleminize dolayarak makale mevzuu yapmaya başlamış bulunuyorsunuz. Gerçi kanuni cephesinden kesin olarak hal edilmiş olan bu ihtilafın artık üzerinde durmanın faydası yoktur. Ve bu ihtilaf şimdi kati neticeye bağlandıktan sonra değil, daha önce tetkik safhasında iken dahi istendiği kadar körüklense içinden ikinci bir Millet Partisi* çıkamaz, hatta İçel demokratları arasında en küçük bir ikilik doğuramazdı ama ne de olsa meselenin künhüne (içyüzü) vakıf bulunmayan yurttaşları üzer ve tereddüde sevk ederdi. Bugün artık davanın bu yaprağı kapanmış olmasına rağmen sizin sıkça kullandığınız tabirle bu işi büsbütün 'berrak' hale getirmek için en kestirme yolu seçerek sizi Mersine davet ediyorum. Gerçi bir ay evvel Mersine gelerek bir gün kalmışsanız da bu ikametinizde yalnız Belediye başkanı ile konuşup dolaşarak Meclis üyelerinden hiç biriyle temas etmediğiniz için müşahede ile intibalarınızın tarafsız olmadığına işaret etmek yerinde olur.

Zahmet buyurarak yeşil ve şirin şehrimize şeref veriniz. Portakallarımızın kemale erdiği şu günlerde hem bir kaç gün bu feyizli vatan köşesinde sakin bir otelimizde istirahat buyurursunuz, hem de şehrimizin her tarafını dolaşarak, her sınıftan yurttaşla bizzat temas ederek bu güzel şehrin nasıl himmet ve hizmete bağrını açıp beklediğini görür, umumiyetle belediye işleri ve meşhur 'adem-i kifâye (yetersizlik) kararının haklı veya haksız olduğu üzerinde tetkik ve müşahede imkanını bulursunuz.

Muhterem Emin bey; bu meseleyi o kadar tersine çevirerek size anlatmışlar ki, yazınızda büyük haksızlıklara sapıyorsunuz. Bir kere İçel halkı içinde ve Demokrat parti saflarında zorbalık, hasis menfaatlere düşkünlük gibi kötü maksatlarla memleket ve Belediye hizmetlerine üşüşmek isteyen hiç kimseye rastlamayacaksınız. Mersin Belediye Meclisini teşkil eden asil değerli aza arasında mesleksiz ve varlıksız hiç bir şahsa tesadüf edemeyeceksiniz. Her biri memleket işlerinde daima her türlü fedakârlıktan çekinmeyen bu muhterem yurttaşlar hakkında bir an dahi fena ihtimaller düşünmüşseniz günahkâr olmuşsunuz demektir. Bu masum ve vakur insanların açık kalplerinden af dilemelisiniz.

Sabık Belediye Reisi hakkındaki istihbaratınız da yanlıştır. Bu hanım kardeşimiz Milli Eğitim kadrosunda yer almış eski bir hoca değil, hususi bir ana okulunda çalışmış ve her Türk kadını için lazım olan derecede bir kültüre sahip, iyi konuşan, konuştuğu kimseleri ve sizin gibi baş muharrirleri de iknaa kifayet edecek derecede talakat' i beyana malik sempatik bir şahsiyettir. Yazınızın en doğru satırları Müfide hanımın altı çocuk anası olduğu noktasıdır ki, bütün Mersinliler bu faziletinden dolayı hürmet besler ve takdir ederler. Demokrasi mücadelesindeki hizmetler bu taraflarda o kadar tabii bir memleket borcu sayılmaktadır ki Arslan köyünden Mut dağlarına kadar sayısı binleri geçen nice adı duyulmamış Demokrasi kahramanı yetiştiren İçel' de bu mücadeleye katılanlar hiç bir imtiyaz beklememiş ve sizin tasavvur ettiğiniz gibi Belediye Başkanlığını da teselli mükafatı olarak kabul etmemişlerdir.

Bayan Müfide İlhan' ın yemediğini ve yedirmediğini yazıyorsunuz. Onun yediğini iddia edecek bir fert çıkmayacağı gibi o da "şu veya bu kimseler yemek istiyorlardı ben yedirmedim" iddiasında bulunamaz.

Meclisin bu muhterem üyesi hakkında verdiği kifayetsizlik kararına gelince, işte bu noktada sizinle çatışıyoruz. Anglo Amerikan kültürden yıllarca evvel bu memlekete meth eden (öven) hatta birinci cihan harbinden sonraki kara günlerde Amerikan mandası altına girmeyi tavsiye eden şahsınız** o medeni diyarlarda demokrasi idaresinin oy çokluğuna dayandığını şüphesiz bilirsiniz. Mersin Belediye Başkanlığına oy çokluğu ile gelen sayın Müfide İlhan' ın yine oy ekseriyetiyle ıskat olunmasına niçin isyan ediyorsunuz? Ve demokrasinin bu cesur cilvesine neden hürmet etmiyorsunuz?

Mersin Belediye Meclisinin kararı keyfi ve hayali değildir. Bu kararı bir kere okuma zahmetine katlansaydınız bu beyanda bulunmazdınız. D.P. Genel idare kurulunun bu kararı haksız gördüğü hakkındaki satırlarınız da hayali ve hakikate aykırıdır. Bugün parti genel kurulunun bu konudaki fikirleri ve yapılmışsa münakaşa safhalarını biz partililer bilemiyoruz, sizin bunları bilmeniz tasavvur edilemez.

Hükümetin mahalli parti teşkilatı veya belediye azalarının manevi baskıları altında kalarak hareket ettiğini yazabilmeniz demokrasi ruhunu zedeleyen ve zerre kadar hakikate uymayan isnattan başka şey değildir. Ne hükümet ne de parti vilayet teşkilatından yöneltilmiş en küçük bir baskı altında değildir. Bizler haddimizi bilen insanlarız, hele kazan kaldırma tabirini çok tecavüzkâr bulmaktayız.

Mersin Belediye Meclis azalarının istekleri tatmin edilmezse partiden çıkabileceklerini ileri sürme keyfiyeti de bazen gafil avlanan köşenizde yer bulabilmiştir. Vaktiyle de partimiz muhalefette ve bugüne nispetle daha zayıf iken (ödenekler meselesi***) diye ortaya çıkan ve sizin var kuvvetinizle körüklediğiniz ihtilafta genel kurul nasıl değerli onca şahsiyeti feda etmekten çekinmeyerek yarayı kangren olmadan mükemmel operasyonla kesip kurtulduysa bu sefer de belediye meclisini haksız görse idi cezai kararlar almakta bir an dahi tereddüt etmezdi kanaatindeyiz.

Sayın Yalman yukarıda yaptığım davette çok samimiyim. Lütfen davetimi kabul ile teşriflerinizde burada size bütün hakikatleri anlatayım. Delilleri nazarınıza serelim ve makalenizdeki (bu meselede Mersin Meclisi de, İç İşleri Bakanlığı da, Demokrat Parti de fena imtihan geçirmiştir)hükmünü tamamen tersine çevirerek (bütün bu teşekküller çok demokratik bir imtihan vermişlerdir) kanaatine varınız ve o güzel üslubunuzla bu açık hakikati umumi efkara okutma celadetini (yiğitliğini) gösteriniz."

**

Yazı dizisinin bu bölümünü sabırları zorlama pahasına uzattığımın farkındayım. Ancak o dönemin Mersin siyasi iklimini yansıtması bakımından hayli önemli ip uçları barındıran mektubu kısaltmaya ve bölmeye gönlüm el vermedi.

Peki, bu hayli hiddetli üsluba sahip Merzeci' nin mektubuna karşı Ahmet Emin Yalman' ın cevabını merak ediyorsanız, ileride Mersin' in yerel demokrasi ile tanışma deneyimi ve Müfide İlhan konusunu araştıracak olanlara ışık tutacak o tarihi metni de bir sonraki bölümde paylaşayım.

*Millet Partisi başlangıçta D.P. ile yola çıkan, 1948' de başını Fevzi Çakmak ve Osman Bölükbaşı' nın çektiği harekettir. Milliyetçi çizgiye sahip bu parti 1954' te kapansa da, yine Osman Bölükbaşı 1958'de Cumhuriyetçi Köylü Partisini kurar ve parti 27 Mayıs darbesi ardından da faaliyetini sürdürür. M.H.P' nin nüvesini oluşturmuştur.

**Milli mücadele döneminde Ahmet Emin (Yalman) makaleleriyle Amerikan mandası fikrini savunur. Merzeci o yazılara atıfta bulunmaktadır.

*** Ödenek meselesi: 1947' de C.H.P bazı D.P.' lilerin de desteğini alarak Milletvekili maaş ve yolluk ödeneklerinin arttırılması kararını Meclisten geçirir. Ancak D.P. ilke olarak buna karşı çıkar ve partide büyük tartışma çıkar. Fuat Köprülü önerisiyle orta yol bulunur ve maaş farklarıyla ödeneklerin milletvekillerine değil partiye aktarılması kararlaştırılır. Bun rağmen başlayan kavga partiden 'keskin' kimi isimlerin tasfiyesiyle sonuçlanır.

Abdullah Ayan

Tuz deposundan taş binaya-1

Tuz deposundan taş binaya-2

Tuz deposundan taş binaya-3

Tuz deposundan taş binaya-4

Tuz deposundan taş binaya-5

Tuz deposundan taş binaya-6

Tuz deposundan taş binaya-7

 

 
 
10 Temmuz 2017 Pazartesi 08:52
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:42
  • Güneş07:22
  • Öğlen12:39
  • İkindi15:19
  • Akşam17:36
  • Yatsı19:04
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
12
8
2
2
26
2
Başakşehir
12
8
2
2
26
3
Beşiktaş
12
6
4
2
22
4
Kayserispor
12
6
4
2
22
5
Fenerbahçe
12
5
5
2
20
6
Sivasspor
12
6
1
5
19
7
Bursaspor
12
5
3
4
18
8
Göztepe
12
5
3
4
18
9
Akhisarspor
12
5
3
4
18
10
Aytemiz Alanyaspor
12
5
2
5
17
11
Trabzonspor
12
4
4
4
16
12
Kasımpaşa
12
4
3
5
15
13
Malatyaspor
12
4
2
6
14
14
Antalyaspor
12
3
4
5
13
15
Konyaspor
12
3
2
7
11
16
Osmanlıspor
12
2
2
8
8
17
Karabükspor
12
2
2
8
8
18
Gençlerbirliği
12
2
2
8
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1859 - Darwin'in "Türlerin Kökeni" çalışması yayımlandı.
1870 - Türkiye'nin ilk mizah gazetesi Diyojen yayımlandı.
1925 - Erzurum'da da şapka inkılabına karşı gösteriler yapıldı. Tutuklananlardan 13'ü idama mahkûm oldu ve Erzurum'da 1 ay sıkıyönetim ilan edildi.
1927 - Ankara'da, Heinrinck Krippel tarafından yapılan Zafer Abidesi açıldı.
1928 - Türkiye Büyük Millet Meclisi, Atatürk'e Millet Mektepleri Başöğretmenliği unvanını verdi.
1934 - Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Meclisten çıkan kanunla Atatürk soyadını aldı.
1939 - Gestapo, Çekoslovakya'da 120 öğrenciyi öldürdü.
1941 - II. Dünya Savaşı ortamında; pasta ve unlu yiyeceklerin yapımı yasaklandı.
1961 - BM, nükleer silah yasağını ABD'nin protestosuna karşın kabul etti.
1963 - ABD Başkanı John Kennedy'nin katil zanlısı Lee Harvey Oswald, Jack Ruby tarafından öldürüldü.
1976 - Van ve çevresinde; Çaldıran-Muradiye'de etkili olan 7,2 büyüklüğündeki depremde 3 bin 840 kişi öldü.
1977 - Yunanistan, Büyük İskender'in babası Kral II. Philip'in mezarının bulunduğunu açıkladı.
1981 - Türkiye'de, Atatürk'ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında, 24 Kasım'ın her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanması kararlaştırıldı.
1983 - İsrail, Trablusşam'da tutuklu 6 İsrail askerine karşılık 4800 Filistinliyi serbest bıraktı.
1988 - Sürgünde Bağımsız Filistin Devleti kuruldu.
1989 - Hakkari'nin Yüksekova İlçesi'nin İkiyaka Köyü'nde, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 28 vatandaş, teröristlerce öldürüldü.
1990 - Kadınlar, Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Cemil Çiçek'in "Flört fuhuştur", "feminizm sapıklıktır" sözlerini düdük çalarak protesto etti. İstanbul Galatasaray'daki eylemde, polis 5 kadını dövdü, 11 kadın gözaltına alındı.
1994 - Efsanevi MacGyver adlı televizyon dizsinin "Trail to Doomsday" ismindeki filmi Türkiye'de gösterime girdi.
1994 - Galatasaray Barselona'yı 2-1 yendi; kutlamalarda 3 kişi öldü.
1996 - ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a Budapeşte'de Hilton Oteli lobisinde yumruklu saldırıda bulunuldu.
2005 - Picasso İstanbul'da sergisi Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nde açıldı.
2009 - Berkay Songur Abdülcambaz Ayıboğan'ın kualğını kesti, boğduğu ayıyı yedi.
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
23.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu041013203339
 
On Numara
20.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060910212223242528334041424556676872737577
 
Sayısal Loto
18.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011113182649
 
Şans Topu
22.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu131522243109
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji