Nisan ayında Adana’da 2 493, Mersin’de 2 955 konut satıldı

Ana Sayfa » Kültür & Sanat » Üretken, Genç Bir Oyun Yazarı: Mustafa Arıkoğlu... Tekkanat'la Sanat Söyleşileri

Üretken, Genç Bir Oyun Yazarı: Mustafa Arıkoğlu... Tekkanat'la Sanat Söyleşileri

“Eğitimini aldığım Türk İşaret Dili ile icra edilen oyunlara imza atarak, işitme engelli insanlarımızı da oyunlarımda görmek gibi bir idealim de var.”

 
 
Üretken, Genç Bir Oyun Yazarı: Mustafa Arıkoğlu... Tekkanat'la Sanat Söyleşileri

Toroslar Belediyesi Şehir Tiyatrosu ile ilgili yaptığım haberde, her gazetecinin başına gelebilen bir büyük hata benim de başıma geldi.

Sevgili Deniz Sandalcı; yeni sezona hazırladığı “Düş Yakamdan” adlı oyunun yazarı olarak, Mustafa Arıkoğlu yerine başka bir isim yazmış. Ben de hiç sorgulamadan (güvenden kaynaklı) aynen yazdım.

Haber yayınlanınca Deniz de, dolayısıyla ben de farkına vardık.

O zaman ne yapmak gerekli?

Hem bu yanlışı düzeltmek, hem de yazarımızı biraz daha yakından tanımak için, kendisiyle bir söyleşi gerçekleştirdim. Ben yakından tanıyınca çok sevdim, buyurun siz de yakından tanıyın, değerlendirin.

Mehmet Tekkanat / Mersin

 

ÜRETKEN VE İDEALİST BİR YAZAR…

TEKKANAT-Kısaca özgeçmişinizi anlatır mısınız?

ARIKOĞLU-1982 yılında Çorum’da doğdum. Tiyatro-öykü-senaryo yazarlığıyla birlikte karikatür ve fotoğraf sanatıyla ilgileniyorum.

Son yıllarda oyun yazarlığına ağırlık vererek, “İçi Geçmiş Zamanlar”, “Biz Hep Böyleyiz”, ”Düş Yakamdan”, “Üç Küp Altın”, “Oku Baban Gibi”, “Sefilcikler”, “Çembercik’in Şarkısı”, “Tevellüd:1315” “Ev Perisi”, "Dünyanın Sonu" “Pardon Bekar mısınız?” adlı oyunlara imza attım.

”Düş Yakamdan”, “Sefilcikler”, ve “Tevellüd:1315”, 2012 yılından beri özel tiyatro ekipleri tarafından sergileniyor. “Düş Yakamdan” adlı oyunum ise, 2013 yılında Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü repertuarına kabul edildi. Süheyl-Behzat Uygur Tiyatrosu, 2014 Şubat ayından itibaren "Dünyanın Sonu" adlı absürt komedi oyunumu sergilemeye devam ediyor. Oyunda, Süheyl ve Behzat Uygur’un yanı sıra Kahraman Sivri, Önder Keskin ve Nurten İnan gibi önemli oyuncular yer alıyor. Yine sevgili Uygur ustalarım tarafından sahnelenecek yeni bir oyunun yazımına da devam etmekteyim. Değerli tiyatro sanatçısı Ahmet Çevik 2014’te, kendi adını taşıyan sahnesinde Pardon Bekar mısınız?’ı sahneleyecek. Oyunun Sinan Bengier, Dost Elver, Ahmet Çevik, Ender Gülçiçek  Şehmus Akbulut, Hakan Kutlay Kutlu, Yağız Şanal, Aslı Omag,Meral Küçükerol ve Tuğba Özay gibi, tecrübeli isimlerle genç oyuncuları buluşturan bir kadrosu var.

Eğitimini aldığım Türk İşaret Dili ile icra edilen oyunlara imza atarak, işitme engelli insanlarımızı da oyunlarımda görmek gibi bir idealim de var.

 

TEKKANAT-Yazarlık serüveninizden bahsedelim biraz.

ARIKOĞLU-Kendimi bildim bileli çok okuyan bir insanımdır. Bir kitapçının önünden geçerken kalp atışlarım hızlanır desem abartmamış olurum. Ve okumak bir yerden sonra yazmaya dönüşüyor. 9 yaşımdan beri bir şeyler yazarım. Yazar yönüm, beslenme tarzıma benziyor biraz. Pisboğazımdır. Yazmadığım alan kalmadı diyebilirim. Şiir, öykü, deneme, eleştiri, senaryo, tiyatro. Tür ayrımı da yapmıyorum. Ama 2009 yılından beri tüm varlığımla tiyatroya yöneldim. Her ne kadar mizahi bir kişiliğim olsa da, gerilim, korku, polisiye, dram türünde de yazmayı çok seviyorum. Mesela herkes benden bir komedi filmi çıkmasını beklerken, şu anda çocuk cinayetleri ve pedofili konusunu işleyen bir sinema filminin senaryosunu hazırlamaktayım. Odamdaki sinekleri bile canlı olarak yakalayıp pencereden salan birisi olarak; o tertemiz, günahsız varlıkları kirletip canlarını alabilecek yaratıkların tenlerinin altında bir ruh taşıdıklarına inanamıyorum. Toplum olarak böyle bir filme ihtiyacımız var diye düşünüyorum. Çünkü çabuk unutan bir milletiz. Hâlâ bebeğini kaldırımda, arabasında bırakıp alışveriş yapabilen ebeveynler var.

"Dizi zengin, sinema meşhur, tiyatro adam eder."

TEKKANAT-Sanata ve özellikle tiyatroya bakış açınız?

ARIKOĞLU-Sanat o kadar büyük bir evren ki, tiyatro bu evrendeki bir yıldız sadece. Tiyatro bana göre, görsel sanatların baş tacıdır. Şu anda sahibini hatırlayamadığım ve tiyatronun sanattaki yerini çok güzel ifade eden şu söz, bu sorunuzun tam karşılığını veriyor sanırım: "Dizi zengin eder, sinema meşhur eder, tiyatro adam eder."

TEKKANAT-Oyunlarınızda, sizi diğer yazarlardan ayıran bir özelliğin var olduğunu düşünüyor musunuz? Sizin oyunlarınızı neden oynasınlar ve neden izlesinler?

ARIKOĞLU-Benim isteğim dışında üzerime yapışan bir özelliğim oldu aslında. Biraz ilginç bir durum oluştu: “Sipariş üzerine oyun” Benden haberdar olan bir tiyatrocu üstat beni arar ve bir pizzacıya sipariş verir gibi oyun sipariş edebilir. Örneğin: “Mustafa Bey, kadın-erkek ilişkilerini anlatan şu kadar kişilik bir komedi istiyorum.” Tiyatrolara çok cazip geldi bu. Çünkü oyuncu sayılarını imkanları ölçüsünde ayarlayabiliyorlar.

Ben oyunlarıma her zaman yazar değil, seyirci kimliğimle giderim. Analiz yapmam; izlerim ve eğlenirim. Ve görüyorum ki seyirciyi gerçekten eğlendirebiliyorum. Çünkü insanımızın eğlenmeye ihtiyacı var. Her ne kadar artık komediyi küçük gören ve ödül bile verilmeye layık görmeyen bir akım oluşturulmaya çalışılsa da, tiyatronun yüzde ellisi komedidir. Üstat Nejat Uygur şöyle der: "Ağlatabilen bir sebze vardır ama güldürebilen bir sebze yoktur." Benim dram tarzında oyunlarım da var. Ama komediden daha keyif alıyorum. Hatta ilk kez bir Çanakkale Savaşı konulu tiyatro oyununda, seyircilerin kahkahalara boğuldukları sahneler oldu. Tevellüd: 1315'ten bahsediyorum. Çünkü dramın içinde komedi, komedinin içinde dram vardır hayatta. Asla tek başlarına değillerdir.

“Gerçek sanatçılar, kalabalıkta seçilemez oldu”

TEKKANAT-Ülkemizde sanatın gidişatını nasıl görüyorsunuz? Daha yukarılara taşımak için neler yapılmalı?

ARIKOĞLU-Sanat sadece spotlar altında icra edilmez. Bana göre bir ayakkabı tamircisi, bir terzi de sanatçıdır. Ama bizim kullandığımız genel anlamı gibi basit bir sıfat da değildir. Çok kolay kullanır olduk bir sıfatı ve bir sanatçı enflasyonu oluştu, bu yüzden de “gerçek” sanatçılarımız kabalalıkta seçilemez oldu biraz. Verdiğim örnekteki gibi… Konfeksiyon atölyelerinin terzileri zor durumda bırakmasına benzeyen bir durum… Ama sanat bize Mustafa Kemal’in emaneti; sanata vermemiz gereken değer de vasiyetidir. Bu yüzden, sanatın değerinin asla düşmeyeceğine inanıyorum ve içim rahat.

TEKKANAT-Bir yazar olarak, telif haklarınızı nasıl koruyorsunuz? Bu konuda beklentileriniz ve olması gerekenler nelerdir?

ARIKOĞLU-Bir notere gittiğimde, benden istenen ücret inanılmaz. Sanki oyunu koruma altına almıyorum da satın almak istiyormuşum hissi doğuyor. Bu yüzden elektronik imza, tarih damgası gibi yöntemler kullanıyorum. Tiyatrolarla çalışırken de muhakkak sözleşmeyle çalışırım. Bunu prensip edindim ve asla taviz vermeyi düşünmüyorum. Çünkü bu konuda kötü tecrübeler edindim ve kucaktaki taşların yolun başındayken dökülmesi gerektiğine inanıyorum. Haklarımız ihlal edildiğinde, hukuka başvurmak çok uzun bir süreç. Avukattı, bilirkişiydi derken inanılmaz bir külfetle karşılaşıyorsunuz. Geçen yıl, oyunumu izinsiz oynayan bir şahsa ihtarname gönderdim ve tekrarı halinde gereğini yapacağım konusunda uyardım. Bu bir emek işidir ve sömürülmesine izin vermem; teşebbüs edenin de gözün yaşına bakmam.Ama keşke bu gibi durumlarda oyun yazarlarının haklarını savunan bir dernek olsa da yazmaktan soğumasak.

“Emek hırsızlarına hiç acımam”

TEKKANAT-Oyunlarınızı sahnede izlerken hangi duygular içinde oluyorsunuz? Yönetmene ne kadar özgürlük tanırsınız? Hiç hayal kırıklığı yaşadınız mı? O durumlarda nasıl bir tepki verirsiniz?

Gurur, mutluluk, heyecan patlaması yaşıyorum diyebilirim. Ama bazen kendimi oyuna o kadar kaptırıyorum ki, oyunu yazanın ben olduğumu unutuyorum. O alkış, bağımlılık yapıcı bir madde. Genelde ustalarım beni oyun sonrasında sahneye davet ediyorlar. Seyircinin tepkisi inanılmaz keyifli. Sahne büyüsü dedikleri sanırım işte o an...

Yönetmensiz yazar, yazarsız yönetmen olmaz tabii... Oyunun temel direklerini yerinden oynatmadan ve bilgim dâhilinde olmak üzere yönetmen, elbette ki kendi yorumunu katabilir. Hayal kırıklığı tabii ki yaşadım. Yola yeni çıktığım zamanlarda cast ve reji olarak çok yetersiz bulduğum oyunlar olmuştu. Artık prensiplerim oturduğu için yönetmenle sorun yaşamıyoruz. Yol aldıkça daha usta isimlerle çalışıyoruz ve şu anda hayal bile edemeyeceğim ustalar oyunlarımı oynuyor.

TEKKANAT-Mersin Toroslar Belediye Şehir Tiyatrosu, bu sezon sizin bir oyununuzu hazırlıyor. İlişkiniz nasıl başladı, bu süreci anlatır mısınız?

ARIKOĞLU-Bir Ramazan akşamında telefonum çaldı. Mersin Toroslar Belediye Şehir Tiyatrosu'ndan Onur Gürsoy ve ekip arkadaşları, Devlet Tiyatroları repertuarından aldıkları 10 farklı oyun içerisinden Düş Yakamdan adlı oyunumu çok beğenmişler ve bana ulaştılar. Ücretsiz ve halka açık olması şartıyla tüm amatör tiyatrolara kapım her zaman açıktır. Ben de seve seve oyunumu oynamalarına izin verdim ve Eylül sonu gibi sahnede olacaklar sanırım.

TEKKANAT-Kısa vadede ilk hedefiniz nelerdir?

ARIKOĞLU- Düş Yakamdan ile Devlet Tiyatroları'nda şansımı denedim ve kabul edilebilirliğini görmüş oldum. İnşallah tüm oyunlarımı bu repertuara kazandırmak istiyorum. Özel tiyatrolarla çalışmanın keyfinin yanında, Devlet Tiyatroları bir uhdedir hep içimde. Oyunlarımı o sahneye layık görecek yönetmenler ve ekiplerle birlikte bu gururu da yaşamak istiyorum.

TEKKANAT- Bu içten, keyifli sohbet ve tiyatroya kattıklarınız/katacaklarınız için çok teşekkür ederim.

ARIKOĞLU- Ben desize ve tiyatro Gazetesi’ne teşekkür ediyorum.

 

 
 
23 Ağustos 2014 Cumartesi 19:51
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:23
  • Güneş05:20
  • Öğlen12:49
  • İkindi16:40
  • Akşam19:58
  • Yatsı21:40
 
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
3
7
75
2
Fenerbahçe
34
21
9
4
72
3
Başakşehir
34
22
6
6
72
4
Beşiktaş
34
21
8
5
71
5
Trabzonspor
34
15
10
9
55
6
Göztepe
34
13
10
11
49
7
Sivasspor
34
14
7
13
49
8
Kasımpaşa
34
13
7
14
46
9
Kayserispor
34
12
8
14
44
10
Malatyaspor
34
11
10
13
43
11
Akhisar Bld.Spor
34
11
9
14
42
12
Alanyaspor
34
11
7
16
40
13
Bursaspor
34
11
6
17
39
14
Antalyaspor
34
10
8
16
38
15
Konyaspor
34
9
9
16
36
16
Osmanlıspor
34
8
9
17
33
17
Gençlerbirliği
34
8
9
17
33
18
Karabükspor
34
3
3
28
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1571 - İspanya Kralı, Venedik ve Papa, Osmanlı Devleti aleyhine ittifak kararı aldı...
1924 - Türk Milli Futbol Takımı, Olimpiyat Oyunları kapsamındaki ilk milli maçında, Çek Milli Futbol Takımı'na 5-2 yenildi.
1944 - Nuri Demirağ'ın fabrikasında yapılan ilk Türk yolcu uçağı İstanbul'dan Ankara'ya uçtu.
1953 - ABD, Nevada'da bulunan deneme bölgesinde, topçu birlikleri tarafından atılan ilk ve tek nükleer bomba denemesini yaptı.
1954 - Tokyo'da yapılan Dünya Serbest Güreş Şampiyonası'nda Türkiye birinci oldu.
1954 - Türkiye, Osmanlı borçlarının son taksitini ödedi.
1961 - ABD Başkanı John F. Kennedy ABD Kongresi'nde yaptığı bir konuşmada 1960'lı yıllar sona ermeden önce mutlaka Ay'a ayak basacaklarını ilan etti.
1963 - 30 Afrika ülkesi bir araya gelerek Afrika Birliği Örgütü'nü kurdu.
1977 - Yıldız Savaşları filmi gösterime girdi.
1982 - Falkland Savaşı sırasında İngilizlerin HMS Coventry adlı destroyeri Arjantin uçakları tarafından batırıldı.
1983 - Milli Güvenlik Konseyi kürtaj yasa tasarısını kabul etti.
1988 - Irak Basra'yı İran'dan geri aldı.
1989 - Mihail Gorbaçov, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Devlet Başkanı oldu.
1997 - Afganistan'dan kaçan General Raşid Dostum, Türkiye'ye sığındı.
2001 - 32 yaşındaki Coloradolu Erik Weihenmayer, Everest Dağı'nın zirvesine ulaşan ilk görme özürlü insan ünvanını aldı.
2003 - Nuri Bilge Ceylan'ın 'Uzak' adlı filmi 56'ncı Cannes Film Festivali'nde 'Elephant' filmiyle birlikte En İyi Film ödülünü paylaştı.
2005 - Azeri petrolünü Türkiye üzerinden dünya pazarına ulaştırması amaçlanan Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattına ilk petrol verildi.
2005 - UEFA Şampiyonlar Ligi 2004-2005 sezonu finali Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yapıldı. Normal süresi 3-3 biten maçı Liverpool penaltılarla 6-5 Milan'ı yendi.
2008 - 61. Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen ödülünü Nuri Bilge Ceylan aldı. Ceylan ödülünü kucaklarken, 'Benim yalnız ve güzel ülkeme ithaf ediyorum' dedi. Ceylan, üçüncü kez Cannes'da ödül alarak bir rekora da imza attı..
2010 - Samandıra'da eğitim uçuşu yapan bir askeri uçak, sokağın ortasına düştü. 3 personel hafif yaralandı.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
24.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu061134404950
 
On Numara
21.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu01020406122428323341445153585965686973757678
 
Sayısal Loto
19.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu030405212434
 
Şans Topu
23.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu060910242712
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji