Özdemir,'Narenciye Sektöründe Ana Sorun Katma Değer Eksikliği'

Ana Sayfa » Kültür & Sanat » Üretken, Genç Bir Oyun Yazarı: Mustafa Arıkoğlu... Tekkanat'la Sanat Söyleşileri

Üretken, Genç Bir Oyun Yazarı: Mustafa Arıkoğlu... Tekkanat'la Sanat Söyleşileri

“Eğitimini aldığım Türk İşaret Dili ile icra edilen oyunlara imza atarak, işitme engelli insanlarımızı da oyunlarımda görmek gibi bir idealim de var.”

 
 
Üretken, Genç Bir Oyun Yazarı: Mustafa Arıkoğlu... Tekkanat'la Sanat Söyleşileri

Toroslar Belediyesi Şehir Tiyatrosu ile ilgili yaptığım haberde, her gazetecinin başına gelebilen bir büyük hata benim de başıma geldi.

Sevgili Deniz Sandalcı; yeni sezona hazırladığı “Düş Yakamdan” adlı oyunun yazarı olarak, Mustafa Arıkoğlu yerine başka bir isim yazmış. Ben de hiç sorgulamadan (güvenden kaynaklı) aynen yazdım.

Haber yayınlanınca Deniz de, dolayısıyla ben de farkına vardık.

O zaman ne yapmak gerekli?

Hem bu yanlışı düzeltmek, hem de yazarımızı biraz daha yakından tanımak için, kendisiyle bir söyleşi gerçekleştirdim. Ben yakından tanıyınca çok sevdim, buyurun siz de yakından tanıyın, değerlendirin.

Mehmet Tekkanat / Mersin

 

ÜRETKEN VE İDEALİST BİR YAZAR…

TEKKANAT-Kısaca özgeçmişinizi anlatır mısınız?

ARIKOĞLU-1982 yılında Çorum’da doğdum. Tiyatro-öykü-senaryo yazarlığıyla birlikte karikatür ve fotoğraf sanatıyla ilgileniyorum.

Son yıllarda oyun yazarlığına ağırlık vererek, “İçi Geçmiş Zamanlar”, “Biz Hep Böyleyiz”, ”Düş Yakamdan”, “Üç Küp Altın”, “Oku Baban Gibi”, “Sefilcikler”, “Çembercik’in Şarkısı”, “Tevellüd:1315” “Ev Perisi”, "Dünyanın Sonu" “Pardon Bekar mısınız?” adlı oyunlara imza attım.

”Düş Yakamdan”, “Sefilcikler”, ve “Tevellüd:1315”, 2012 yılından beri özel tiyatro ekipleri tarafından sergileniyor. “Düş Yakamdan” adlı oyunum ise, 2013 yılında Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü repertuarına kabul edildi. Süheyl-Behzat Uygur Tiyatrosu, 2014 Şubat ayından itibaren "Dünyanın Sonu" adlı absürt komedi oyunumu sergilemeye devam ediyor. Oyunda, Süheyl ve Behzat Uygur’un yanı sıra Kahraman Sivri, Önder Keskin ve Nurten İnan gibi önemli oyuncular yer alıyor. Yine sevgili Uygur ustalarım tarafından sahnelenecek yeni bir oyunun yazımına da devam etmekteyim. Değerli tiyatro sanatçısı Ahmet Çevik 2014’te, kendi adını taşıyan sahnesinde Pardon Bekar mısınız?’ı sahneleyecek. Oyunun Sinan Bengier, Dost Elver, Ahmet Çevik, Ender Gülçiçek  Şehmus Akbulut, Hakan Kutlay Kutlu, Yağız Şanal, Aslı Omag,Meral Küçükerol ve Tuğba Özay gibi, tecrübeli isimlerle genç oyuncuları buluşturan bir kadrosu var.

Eğitimini aldığım Türk İşaret Dili ile icra edilen oyunlara imza atarak, işitme engelli insanlarımızı da oyunlarımda görmek gibi bir idealim de var.

 

TEKKANAT-Yazarlık serüveninizden bahsedelim biraz.

ARIKOĞLU-Kendimi bildim bileli çok okuyan bir insanımdır. Bir kitapçının önünden geçerken kalp atışlarım hızlanır desem abartmamış olurum. Ve okumak bir yerden sonra yazmaya dönüşüyor. 9 yaşımdan beri bir şeyler yazarım. Yazar yönüm, beslenme tarzıma benziyor biraz. Pisboğazımdır. Yazmadığım alan kalmadı diyebilirim. Şiir, öykü, deneme, eleştiri, senaryo, tiyatro. Tür ayrımı da yapmıyorum. Ama 2009 yılından beri tüm varlığımla tiyatroya yöneldim. Her ne kadar mizahi bir kişiliğim olsa da, gerilim, korku, polisiye, dram türünde de yazmayı çok seviyorum. Mesela herkes benden bir komedi filmi çıkmasını beklerken, şu anda çocuk cinayetleri ve pedofili konusunu işleyen bir sinema filminin senaryosunu hazırlamaktayım. Odamdaki sinekleri bile canlı olarak yakalayıp pencereden salan birisi olarak; o tertemiz, günahsız varlıkları kirletip canlarını alabilecek yaratıkların tenlerinin altında bir ruh taşıdıklarına inanamıyorum. Toplum olarak böyle bir filme ihtiyacımız var diye düşünüyorum. Çünkü çabuk unutan bir milletiz. Hâlâ bebeğini kaldırımda, arabasında bırakıp alışveriş yapabilen ebeveynler var.

"Dizi zengin, sinema meşhur, tiyatro adam eder."

TEKKANAT-Sanata ve özellikle tiyatroya bakış açınız?

ARIKOĞLU-Sanat o kadar büyük bir evren ki, tiyatro bu evrendeki bir yıldız sadece. Tiyatro bana göre, görsel sanatların baş tacıdır. Şu anda sahibini hatırlayamadığım ve tiyatronun sanattaki yerini çok güzel ifade eden şu söz, bu sorunuzun tam karşılığını veriyor sanırım: "Dizi zengin eder, sinema meşhur eder, tiyatro adam eder."

TEKKANAT-Oyunlarınızda, sizi diğer yazarlardan ayıran bir özelliğin var olduğunu düşünüyor musunuz? Sizin oyunlarınızı neden oynasınlar ve neden izlesinler?

ARIKOĞLU-Benim isteğim dışında üzerime yapışan bir özelliğim oldu aslında. Biraz ilginç bir durum oluştu: “Sipariş üzerine oyun” Benden haberdar olan bir tiyatrocu üstat beni arar ve bir pizzacıya sipariş verir gibi oyun sipariş edebilir. Örneğin: “Mustafa Bey, kadın-erkek ilişkilerini anlatan şu kadar kişilik bir komedi istiyorum.” Tiyatrolara çok cazip geldi bu. Çünkü oyuncu sayılarını imkanları ölçüsünde ayarlayabiliyorlar.

Ben oyunlarıma her zaman yazar değil, seyirci kimliğimle giderim. Analiz yapmam; izlerim ve eğlenirim. Ve görüyorum ki seyirciyi gerçekten eğlendirebiliyorum. Çünkü insanımızın eğlenmeye ihtiyacı var. Her ne kadar artık komediyi küçük gören ve ödül bile verilmeye layık görmeyen bir akım oluşturulmaya çalışılsa da, tiyatronun yüzde ellisi komedidir. Üstat Nejat Uygur şöyle der: "Ağlatabilen bir sebze vardır ama güldürebilen bir sebze yoktur." Benim dram tarzında oyunlarım da var. Ama komediden daha keyif alıyorum. Hatta ilk kez bir Çanakkale Savaşı konulu tiyatro oyununda, seyircilerin kahkahalara boğuldukları sahneler oldu. Tevellüd: 1315'ten bahsediyorum. Çünkü dramın içinde komedi, komedinin içinde dram vardır hayatta. Asla tek başlarına değillerdir.

“Gerçek sanatçılar, kalabalıkta seçilemez oldu”

TEKKANAT-Ülkemizde sanatın gidişatını nasıl görüyorsunuz? Daha yukarılara taşımak için neler yapılmalı?

ARIKOĞLU-Sanat sadece spotlar altında icra edilmez. Bana göre bir ayakkabı tamircisi, bir terzi de sanatçıdır. Ama bizim kullandığımız genel anlamı gibi basit bir sıfat da değildir. Çok kolay kullanır olduk bir sıfatı ve bir sanatçı enflasyonu oluştu, bu yüzden de “gerçek” sanatçılarımız kabalalıkta seçilemez oldu biraz. Verdiğim örnekteki gibi… Konfeksiyon atölyelerinin terzileri zor durumda bırakmasına benzeyen bir durum… Ama sanat bize Mustafa Kemal’in emaneti; sanata vermemiz gereken değer de vasiyetidir. Bu yüzden, sanatın değerinin asla düşmeyeceğine inanıyorum ve içim rahat.

TEKKANAT-Bir yazar olarak, telif haklarınızı nasıl koruyorsunuz? Bu konuda beklentileriniz ve olması gerekenler nelerdir?

ARIKOĞLU-Bir notere gittiğimde, benden istenen ücret inanılmaz. Sanki oyunu koruma altına almıyorum da satın almak istiyormuşum hissi doğuyor. Bu yüzden elektronik imza, tarih damgası gibi yöntemler kullanıyorum. Tiyatrolarla çalışırken de muhakkak sözleşmeyle çalışırım. Bunu prensip edindim ve asla taviz vermeyi düşünmüyorum. Çünkü bu konuda kötü tecrübeler edindim ve kucaktaki taşların yolun başındayken dökülmesi gerektiğine inanıyorum. Haklarımız ihlal edildiğinde, hukuka başvurmak çok uzun bir süreç. Avukattı, bilirkişiydi derken inanılmaz bir külfetle karşılaşıyorsunuz. Geçen yıl, oyunumu izinsiz oynayan bir şahsa ihtarname gönderdim ve tekrarı halinde gereğini yapacağım konusunda uyardım. Bu bir emek işidir ve sömürülmesine izin vermem; teşebbüs edenin de gözün yaşına bakmam.Ama keşke bu gibi durumlarda oyun yazarlarının haklarını savunan bir dernek olsa da yazmaktan soğumasak.

“Emek hırsızlarına hiç acımam”

TEKKANAT-Oyunlarınızı sahnede izlerken hangi duygular içinde oluyorsunuz? Yönetmene ne kadar özgürlük tanırsınız? Hiç hayal kırıklığı yaşadınız mı? O durumlarda nasıl bir tepki verirsiniz?

Gurur, mutluluk, heyecan patlaması yaşıyorum diyebilirim. Ama bazen kendimi oyuna o kadar kaptırıyorum ki, oyunu yazanın ben olduğumu unutuyorum. O alkış, bağımlılık yapıcı bir madde. Genelde ustalarım beni oyun sonrasında sahneye davet ediyorlar. Seyircinin tepkisi inanılmaz keyifli. Sahne büyüsü dedikleri sanırım işte o an...

Yönetmensiz yazar, yazarsız yönetmen olmaz tabii... Oyunun temel direklerini yerinden oynatmadan ve bilgim dâhilinde olmak üzere yönetmen, elbette ki kendi yorumunu katabilir. Hayal kırıklığı tabii ki yaşadım. Yola yeni çıktığım zamanlarda cast ve reji olarak çok yetersiz bulduğum oyunlar olmuştu. Artık prensiplerim oturduğu için yönetmenle sorun yaşamıyoruz. Yol aldıkça daha usta isimlerle çalışıyoruz ve şu anda hayal bile edemeyeceğim ustalar oyunlarımı oynuyor.

TEKKANAT-Mersin Toroslar Belediye Şehir Tiyatrosu, bu sezon sizin bir oyununuzu hazırlıyor. İlişkiniz nasıl başladı, bu süreci anlatır mısınız?

ARIKOĞLU-Bir Ramazan akşamında telefonum çaldı. Mersin Toroslar Belediye Şehir Tiyatrosu'ndan Onur Gürsoy ve ekip arkadaşları, Devlet Tiyatroları repertuarından aldıkları 10 farklı oyun içerisinden Düş Yakamdan adlı oyunumu çok beğenmişler ve bana ulaştılar. Ücretsiz ve halka açık olması şartıyla tüm amatör tiyatrolara kapım her zaman açıktır. Ben de seve seve oyunumu oynamalarına izin verdim ve Eylül sonu gibi sahnede olacaklar sanırım.

TEKKANAT-Kısa vadede ilk hedefiniz nelerdir?

ARIKOĞLU- Düş Yakamdan ile Devlet Tiyatroları'nda şansımı denedim ve kabul edilebilirliğini görmüş oldum. İnşallah tüm oyunlarımı bu repertuara kazandırmak istiyorum. Özel tiyatrolarla çalışmanın keyfinin yanında, Devlet Tiyatroları bir uhdedir hep içimde. Oyunlarımı o sahneye layık görecek yönetmenler ve ekiplerle birlikte bu gururu da yaşamak istiyorum.

TEKKANAT- Bu içten, keyifli sohbet ve tiyatroya kattıklarınız/katacaklarınız için çok teşekkür ederim.

ARIKOĞLU- Ben desize ve tiyatro Gazetesi’ne teşekkür ediyorum.

 

 
 
23 Ağustos 2014 Cumartesi 19:51
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak06:06
  • Güneş07:46
  • Öğlen13:02
  • İkindi15:42
  • Akşam17:58
  • Yatsı19:27
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
17
11
3
3
36
2
Galatasaray
17
11
2
4
35
3
Fenerbahçe
17
9
6
2
33
4
Beşiktaş
17
8
6
3
30
5
Kayserispor
17
8
6
3
30
6
Göztepe
17
9
3
5
30
7
Trabzonspor
17
8
5
4
29
8
Sivasspor
17
8
2
7
26
9
Bursaspor
17
7
4
6
25
10
Malatyaspor
17
6
4
7
22
11
Kasımpaşa
17
5
4
8
19
12
Akhisarspor
17
5
4
8
19
13
Aytemiz Alanyaspor
17
5
3
9
18
14
Osmanlıspor
17
5
2
10
17
15
Antalyaspor
17
4
5
8
17
16
Konyaspor
17
4
3
10
15
17
Gençlerbirliği
17
3
5
9
14
18
Karabükspor
17
2
3
12
9
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1605 - Cervantes'in Don Kişot adlı romanı ilk kez yayımlandı. Romanın 2. bölümü ise tam 10 yıl sonra basılacaktır.
1685 - Viyana'da ilk kafe Johannes Diodato tarafından açıldı.
1819 - Simon Bolivar Kolombiya Cumhuriyeti'ni ilan etti.
1851 - Şirket-i Hayriye kuruldu
1852 - Sand River antlaşması ile BirleşikKrallık, Transvaal'deki (Güney Afrika) Boer kolonilerinin bağımsızlığını kabul etti.
1875 - Karaköy Beyoğlu arasındaki Tünel hizmete girdi. Tünel dünyanın en eski ikinci ve en küçük metrosuydu.
1904 - Anton Çehov'un yazdığı Vişne Bahçesi oyunu ilk kez Moskova Sanat Tiyatrosu nda sahnelendi.
1909 - Fenerbahçe ile Galatasaray ilk kez karşılaştı; FB:0, GS:2
1917 - ABD, Virgin Adaları karşılığında Danimarka'ya 25 milyon dolar ödedi.
1923 - Mustafa Kemal Paşa'nın İzmit'te düzenlediği ilk basın toplantısı, sabaha karşı sona erdi.
1929 - Elzie Crisler Segar tarafından yaratılan Temel Reis (Popeye) karikatürü ilk kez bir gazetede yayımlandı.
1942 - Ankara'da ekmek karneye bağlandı.
1944 - Monte Cassino Savaşı: II. Dünya Savaşı'nın en uzun ve kanlı çarpışmalarından biri başladı.
1945 - SSCB ve Polonya birlikleri Varşova'ya girdi.
1946 - BM Güvenlik Konseyi ilk toplantısını yaptı.
1960 - Yahya Kemal Müzesi açıldı. Müze Fatih Külliyesi'nin Baş Kurşunlu Medresesi'nde bulunuyor.
1961 - Kongo Başbakanı Patrice Lumumba öldürüldü.
1964 - Londra Konferansı'nda Kıbrıs Türk toplumunu temsil eden Rauf Denktaş konuştu. Rauf Denktaş, federal yönetime gidilmezse, ayrı bir hükümet kuracaklarını açıkladı.
1966 - Bir Amerikan B-52 bombardıman uçağı, İspanya üzerinde bir yakıt tanker uçağı ile yakıt ikmali sırasında çarpıştı ve dört hidrojen bombasını Palomares köyü civarına düşürdü. Palomares olayı olarak hatırlanan olayda çevrede radyasyon kirliliği oluştu.
1971 - Ortadoğu Teknik Üniversitesi Rektörü Erdal İnönü'nün evinin önüne dinamit atıldı.
1973 - Ferdinand Marcos, Filipinler'in "ömür boyu" başkanı oldu.
1974 - Resmî olarak son Anadolu parsı öldürüldü.1
1984 - Dolandırıcılıktan yargılanan Abidin Cevher Özden (Banker Kastelli) beraat etti.
1987 - Bülent Ecevit, Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı davranmaktan 11 ay 20 gün hapse mahkum edildi. 12 Eylül darbesinden sonra Bülent Ecevit hakkında 80, Süleyman Demirel hakkında 55 dava açılmıştı.
1990 - Yazar Aziz Nesin, kendisine "vatan haini" dediği gerekçesiyle Cumhurbaşkanı Kenan Evren aleyhine tazminat davası açtı.
1991 - 2. Körfez Savaşı, müttefik uçaklarının Irak ve Kuveyt'teki hedefleri vurmalarıyla başladı. Irak, misilleme olarak İsrail'e 8 adet Scud füzesi yolladı.
1992 - İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) Kuzey İrlanda'da protestanlara ait bir binayı bombaladı, 7 işçi öldü.
1994 - Güney Kaliforniya'da 6,7 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi: 61 kişi öldü, 20 milyar dolar hasar olduğu tahmin ediliyor.
1994 - 21 Ocak'ta fırlatılması planlanan ilk Türk uydusu Türksat 1A'yı taşıyacak Arien füzesi arızalandı. Fırlatma işlemi 10 gün ertelendi.
1995 - Avrupa Parlamentosu, Saharov Ödülü'nü cezaevinde bulunan eski DEP milletvekili Leyla Zana'ya verdi.
1995 - Japonya'nın Osaka-Kobe bölgesinde 7,2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi: 6 binden fazla kişi öldü.
2000 - İstanbul'da bir villaya operasyon düzenleyen polisle çıkan çatışmada, Hizbullah'ın elebaşı Hüseyin Velioğlu ölü ele geçirildi. Genişletilen operasyonda, mezar evler ortaya çıkarıldı ve çok sayıda Hizbullah mensubu yakalandı.
2005 - İstanbul'da 97 şehit asker ailesi ve malul gaziye Cumhurbaşkanlığı Devlet Övünç Madalyası ve Beratı verildi.
2007 - Kuzey Kore'nin nükleer denemesi üzerine Chicago Üniversitesindeki sembolik Kıyamet Günü Saati 11:55'e ayarlandı (12 Kıyamet demektir) Saat soğuk savaş boyunca 18 kez değiştirilmiştir.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
11.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu042327365154
 
On Numara
15.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu07091217192123293839444750525456626669707380
 
Sayısal Loto
13.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu021427313245
 
Get our toolbar!
 
Şans Topu
10.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu091216192609
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji