Başkanlardan Mersin Uluslararası Narenciye Festivaline Destek

Ana Sayfa » Gündem » Uzmanlar ve yazarlar Başbuğ'un tutuklanmasını yorumladılar

Uzmanlar ve yazarlar Başbuğ'un tutuklanmasını yorumladılar

Türkiye tarihinde bir ilk yaşandı ve 26'ncı Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ internet andıçı davasında tutuklanarak hapise gönderildi.

 
 
Uzmanlar ve yazarlar Başbuğ'un tutuklanmasını yorumladılar
Türkiye'nin önemli kalemleri ve yetkin isimleri kararı bakın nasıl da şaşkınlıkla, alkışla, eleştiriyle, övgüyle yorumladı.

HASAN CELAL GÜZEL

(Sabah Gazetesi yazarı)

İlker Başbuğ internet andıçı konusundaki ıslak imzalı belgeye kağıt parçası demişti. Şimdi ise o kağıt parçası yüzünden tutuklandı. TSK'nın en başında bulunan bir ismin tutklanması üzücü. Ama eskiden bırakın bir generali tutuklamayı, gözünün üstünde kaşın var demek bile mümkün değildi. İlk defa yargının bağımsızlığı ve demokratik hukuk devletinin gerekleri yerine geliyor.

Bu internet andıçı gide gele ortaya çıktı ki belki de onun tarafından emredilerek yapılmış. En azından haberi olduğu belli. Ben tutuklanmasını son derece normal karşılıyorum.

Biliyoruz ki lav silahına da boru parçası demişti, ıslak imzaya da kağıt parçası demişti. Küçültmeye çalışmıştı.

Ben Yaşar Büyükanıt'ın da mahkemeye çıkarılmasını ve tutuklanmasını tavsiye ederim.

Türkiye bu militarist rezaletlerden kurtulsun artık.

Kenan Evren de yaşlı da olsa, azap çekmesine gönlümüz el vermese de ceza görmelidir. Peki serbest kalacaksa niye hem tutuklayıp mahkum etmekle uğraşılsın.

Çünkü darbeci general ve subaylar eskidan yargılanıp tutuklanabilselerdi Türkiye bu gelişmeleri yaşamazdı.

Ama geç de olsa bu gelişmeleri rejimin selameti bakımından son derece önemli buluyorum.

MUSTAFA KARAALİOĞLU

(Star Gazetesi yayın yönetmeni)

Türkiye'nin girdiği bir yol aşması gereken mesafe var. Bu olaya "şuraya kadar yapıldı, herkes dersini aldı, duralım" diye bakamıyorsunuz.

Sürece bakarsak, medyada bu belgenin sahte olup uydurulduğunu yazan sürüyle yazar oldu. Ancak insanlar bir olaya bu kadar sahip çıkıp yoğunlaşınca kamuoyu merakı da kışkırtıldı ve bu noktaya gelindi.

Benim için İlker Başbuğ'un vahim hata yaptığı an, internet andıcı ve ıslak imza belgesine kağıt parçası dediği andır. Yani aslında hikaye başlı başına Türkiye'nin demokratikleşmesi için benzersiz bir fotoğraf oluşturuyor.

Ancak bu tip davaları "bir kale düşürmüş olarak" görmemeli. Türk hukuku açısından çok önemli bir adımdır.

HÜSEYİN KOCABIYIK

(Yeni Asır Gazetesi köşe yazarı)

İnternet andıçı meselesinde hukuki süreç ilerleyip deliller ortaya çıkmaya başlayınca İlker Başbuğ gereksiz savunma hatalarına düştü.

Sonra toplum internet andıçı ile karşılaştı. Bakın 13 Nisan 2009 yılında Mehmet Haberal tutuklandı. Süleyman Demirel havaalanına kadar gelip Haberal'ı uğurladı. Başbuğ o gece Demirel'i arıyor, üzüntüsünü dile getiriyor. Ve hemen bir gün sonra 14 Nisan günü internet andıçı talimatını veriyor veya teklifini onaylıyor.

Genelkurmay Başkanı hükumet aleyhine yayın yapacak internet siteleri kurulması talimatını rahatça verebiliyor. Üstelik darbeci bir general olmamasına rağmen... Niçin yapıyor bunu? Çünkü içinde askeri vesayetin hala sürdüğüne dair bir inanç var. Yani Başbuğ eski alışkanlıklarının kurbanı oluyor.

Keza dava sürecinde bütün astların veya çalışanlarının ifadeleri gelip İlker Başbuğ'a dayanıyor. Mahkeme bu tutuklamayı talep edip yapmak zorundaydı. Şaşmamak gerek.

MAHMUT ÖVÜR

(Sabah Gazetesi yazarı)

Bu süreç 12 Eylül ile hesaplaşmayla da devam edecek. Sıcak tarihiyle yüzleşmeye öncelik veren Türkiye'de 28 Şubat süreci de, e-muhtıra'yı yazan Yaşar Büyükanıt da gündeme gelecektir.

Askeri yapı başka bir şeydir, siyasi yapı başkadır. Bunları ayrıştırmak askeri cılızlaştırmak sayılmamalı. Ben temelde ne zaman ki genelkurmay başkanları siyasi konularda fikir beyan etmezse işte o zaman siyaset biter diye düşünüyorum.

Bakın internet andıcı süreci 2009'da başladı, neredeyse 3 yılda bu sonuca gelindi. Ama Türkiye önemli bir noktaya geldi. Türkiye 26'ncı Genelkurmay Başkanı Başbuğ'un tutuklanmasına tanıklık ediyor. Özellikle andıç olayı çok somut bir olaydır. Islak imzaya kağıt parçası, lav silahlarına boru diyen Başbuğ olayı Türkiye'nin karanlık tarihini aydınlatmaya giden bir yoldur. Yıllardır dokunulmaz olan bir mevkiye dokunuldu. Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanmalı. Türkiye cesaretten ziyade zihniyet problemini aşmak zorunda.

SÜHEYL DONAY

(Avukat)


Salt hukuk açısından bakarsak, bu tutuklama kararının verilirken hangi gerekçe ile verildiğini henüz tam olarak bilmiyoruz. Genelkurmay Başkanı'nın soruşturması Özel Yetkili savcılıkta yapıldı. Belli ki internet andıçı konusu görev dışı bir olay olarak kabul edilip yargılaması yapıldı. Ben bir avukat olarak buraya dikkat çekmek isterim

MUSTAFA AKYOL

(Star Gazetesi yazarı)


Burada önemli olan tutuklama tasarrufunun kullanılması. Ve ben çok fazla tutuklama olduğu, çok sayıda davada da tutuklamaların fazla sayıda olduğunu, elektronik kelepçelerle davaların tutuksuz sürebileceğini düşünüyorum. Hele ki İlker Başbuğ gibi bilinen, kaçmayacak, delilleri karartma ihtimali olmayan bir insan tutuklanmadan yargılanmalıydı. Yanlış buluyorum.

FİKAT BİLA

(Milliyet Gazetesi Ankara temsilcisi)

Tutuksuz yargılanmalıydı. Delillerin karartılması söz konusu değil çünkü zaten aylardır süren bir davanın ortasında bir süreç. Ancak yargıçın böyle düşünmediği anlaşılıyor. Tabii genelkurmay başkanının sembolik değeri de vardır. Silahlı kuvvetlerin bir numarasını terör örgütü kurmakla suçlamak da önemli bir ithamdır. Tutuksuz yargılama yoluna gidilmesi bence uygundu ama yargıcın kararı başka oldu.

Genelkurmay Başkanı Necdet Özel ile konuştum ve tutukluluk sürelerinin uzun olduğunu, bu konularda bir strateji içinde süreleri kısaltma girişiminde bulunacağını belirtti.

"Başbuğ tutuklanırsa 2 kuvvet komutanının istifa edeceği" söylentilerine gelirsek; böyle bir öngörüm yok, zaten şu an böyle bir olasılık da gözükmüyor.

Bu tutuklama kararına dönersek, her şekilde Türk kamuoyunda büyük yankıları olacaktır.

NURİ ELİBOL

(Türkiye Gazetesi yazarı)


Türkiye sivil asker ilişkilerinin yürütülmesinde ciddi mesafeler kat etti. Bu nedenle bu Türkiye'de bir ilktir. Eskiden telaffuz etmek bile mümkün değildi. Tabii silahlı kuvvetler keşke kendi asli görevi olan yurt savunmasına, terörle mücadeleye tüm gücünü harcayıp böyle suçlamalar hiç olmasaydı. Ben üzülüyorum ama kimsenin de rütbesi ve konumu gozetilerek farklı muamele görmesine de karşıyım.

Ülke normalleşiyor ve geçmişe yönelik yapılan hataları sorguluyor. Ümit ediyorum ki bu islerin başka yolu bulunacaktır. Bir Genelkurmay Başkanı kaçmaz, emekli olduğu icçn delilleri de karartamaz, o nedenle evet tutuksuz yargılanabilirdi.

Başka tutuklamalar da, ifadeye cağırılmalar da olabilir. Ama tekrar altını çizmek isterim ki internet andıcı yüzünden içeride yatan ve tek suçları komutanlarının verdiği emirleri yerine getirmek olan subayların, askerlerin durumu gözden geçirilmeli. Emri veren sorumluluğu alsın, diğer insanlar suçsuz çünkü. Onlar verilen gorevi canı pahasına teamül gereği yerine getirmeye mecburdu çünkü. İstemese de sevmese de benimsemese de...

ALİ SİRMEN: DARBELERLE YÜZLEŞME ANLAMINA GELMEZ
Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Ali Sirmen, tutuklamanın "darbelerle yüzleşme anlamına gelmeyeceğini" savunurken yargılamanın özel yetkili mahkemece yapılmasını eleştirdi.

MEHMET ALTAN: TUTUKLANMASAYDI GARİPSERDİM
Kararın sivilleşme yolunda önemli bir adım olduğunu kaydeden Star Gazetesi Yazarı Mehmet Altan, "Tutuklanmasaydı garipserdim" dedi. Altan, 27 Nisan'ın da yargılanması gerektiğini söyledi.

Sabah Gazetesi Yazarı Nazlı Ilıcak İlker Başbuğ'un tutuklanmasını şöyle değerlendirdi:
"Cumhuriyeti koruyoruz, kollayoruz sanıyorlar. Kendni başınıza Cumhuriyet tehlikeye girdi deyip koruyamazsınız. Hukuk devletinde yaşıyoruz. Bunu şimdiye kadar rahatça yapabildiler. Bazı medya mensupları da onlara destek çıktı. Ancak bu suçtur, çete suçu değildir. Saatlerce ifade veriyor. Bu davada tutuklu generaller var. Onlarda İlker Başbuğ'u işaret ettiklerine göre tutuklu mu devam eder etmez mi bilemiyorum. Ancak keşke tutuklu olmasa."

 
 
6 Ocak 2012 Cuma 10:40
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Güneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:57
  • Güneş05:43
  • Öğlen12:49
  • İkindi16:35
  • Akşam19:36
  • Yatsı21:09
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
28
19
7
2
64
2
Başakşehir
28
16
9
3
57
3
Fenerbahçe
28
15
8
5
53
4
Galatasaray
28
15
4
9
49
5
Trabzonspor
28
14
5
9
47
6
Antalyaspor
28
12
7
9
43
7
Gençlerbirliği
28
10
9
9
39
8
Konyaspor
28
10
9
9
39
9
Osmanlıspor FK
28
9
10
9
37
10
Kasımpaşa
28
10
7
11
37
11
K.D.Ç. Karabük
29
10
6
13
36
12
Bursaspor
28
10
5
13
35
13
Alanyaspor
28
10
4
14
34
14
Akhisar Bld.
28
9
6
13
33
15
Kayserispor
28
7
6
15
27
16
Gaziantepspor
29
7
5
17
26
17
Ç. Rizespor
28
6
6
16
24
18
Adanaspor
28
5
5
18
20
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1903 - Alberta'da (Kanada) meydana gelen toprak kaymasında 70 kişi öldü.
1916 - Kut'ül Ammare Kuşatmasında Halil Kut Paşa komutasındaki 6. Ordu Irak cephesinde Kut'ül Ammare kasabasında İngiliz Mezopotamya ordusunu teslim aldı.
1939 - Türk güreşçileri Yaşar Doğu ve Mustafa Çakmak 66 ve 87 kilolarda Avrupa ikincisi oldu.
1945 - İtalya'daki Alman birlikleri teslim oldu.
1945 - Sovyet tankları Berlin'e girdi. Sovyet askerleri şansölyelik binasının kapılarını zorlarken, Nazi lider Adolf Hitler, tabancayla intihar etti.
1945 - Adolf Hitler, Eva Braun ile Berlin'de evlendi ve Amiral Karl Dönitz'i veliahtı tayin etti.
1945 - Dachau Toplama Kampı, ABD Kara Kuvvetleri'ne bağlı 42. Piyade Tümeni ve diğer 7. Ordu birlikleri tarafından kurtuldu.
1949 - Sabahattin Ali'yi öldüren Ali Ertegin'in yargılanmasına başlandı.
1951 - Helsinki'de düzenlenen Dünya Serbest Güreş Şampiyonası'nı Türk Milli Takımı kazandı.
1955 - Güney Vietnam'da iç savaş başladı.
1959 - CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, Ege illerini kapsayan yurt gezisine çıktı. Ankara garında ve Eskişehir tren istasyonunda halkın muhalefet lideriyle görüşmesi ve gösteri yapması polis tarafından engellendi.
1960 - Ankara ve İstanbul'da üniversiteler 1 ay süreyle kapatıldı. İstanbul Üniversitesi'nde gösterilere polisin silahlı müdahalesinde önceki gün bir öğrenci ölmüş, ayrıca sıkıyönetim ilan edilmişti.
1968 - Hair Müzikali Broadway'de perdelerini açtı.
1971 - Çetin Altan ve İlhan Selçuk 9 Mart 1971 darbe teşebbüsü ile ilgili olarak sorgulanmak üzere gözaltına alındılar.
1972 - Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay hükümeti kurma görevini eski başbakanlardan Suat Hayri Ürgüplü'ye verdi.
1979 - İstanbul'da 1 Mayıs günü sokağa çıkma yasağı uygulanacağı ilan edildi.
1979 - Süleyman Demirel, Türkiye Muhtarlar Federasyonu'nun 5. Genel Kurulu'nda "Türkiye Muhtarbaşı" seçildi.
1980 - 1 Mayıs'ın yasaklandığı il sayısı 30'a yükseldi.
1981 - Ankara Sıkıyönetim Askeri Savcılığı, MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş ve 219 sanık hakkında idam istemiyle dava açtı.
1983 - Resmi Gazete'de yayımlanan İçişleri Bakanlığı tebligatına göre, 12 Eylül askeri darbesinden sonra 242'si 10 yıl, 481'i 5 yıl olmak üzere toplam 723 kişi siyaset yasağı kapsamına alındı.
1986 - Yetkililer, 26 Nisan'da meydana gelen Çernobil kazası sonrası oluşan radyoaktif bulutların Türkiye'ye ulaşma olasılığının zayıf olduğunu iddia ettiler.
1986 - "Bir Yeni Cumhuriyet İçin" adlı kitabı nedeniyle 4. kez yargılanan Yalçın Küçük 1,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
1988 - İçişleri Bakanı Mustafa Kalemli "Türkiye'nin 1 Mayıs diye bir bayramı yoktur" dedi.
1991 - Bengaldeş'te meydana gelen kasırga en az 138.000 kişinin ölümüne ve 10 milyon kişinin evsiz kalmasına neden oldu.
1992 - Los Angeles'da çıkan halk ayaklanmasında üç gün içinde 54 kişi öldü ve yüzlerce bina tahrip edildi.
2004 - Oldsmobile son otomobilini üretti. Şirket tam 107 yıldır otomobil üretimi yapıyordu.
2005 - Suriye, 29 yıl süren işgalin ardından Lübnan'dan tamamen çekildi.
2007 - İstanbul'da, Çağlayan Mitingi düzenlendi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
27.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu040618253437
 
On Numara
24.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030405080912171819202327333642525666686974
 
Sayısal Loto
22.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051825283841
 
Şans Topu
26.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071014181910
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji