Özdemir,'İhracat Yarışında Mersin 20 Yıldır Geriliyor'

Ana Sayfa » Güncel » Valilerin sihirli değneği yok, bırakın da işlerini yapsınlar... Abdullah Ayan yazdı

Valilerin sihirli değneği yok, bırakın da işlerini yapsınlar... Abdullah Ayan yazdı

Gidenin ardından ağıtlar döktürüp, geleni daha tanımadan göklere çıkarma becerisi...

 
 
Valilerin sihirli değneği yok, bırakın da işlerini yapsınlar... Abdullah Ayan yazdı

Seçilen Belediye Başkanları ve başta Valiler olmak üzere atanan bürokratların kapısına yığılan "hayırlı olsun" , "hoş geldin" serenatçılarını gördükçe, oturup "bırakın da işlerini yapsınlar" uyarılarını dile getirdiğim yazılar eskilerde kaldı.

Bu türden uyarıların işe yaramadığını öğreneli epeyi zaman oldu, bu nedenle benzer uyarıları yapan sınırlı sayıdaki arkadaşı hüzne karışan gülümsemeyle izliyorum.

Çünkü biliyorum ki, bu konuda yazılıp çizilenler birilerini etkilemek şöyle dursun, aksine kamçılıyor. Duymayanlar bile bu tür ziyaretleri "aman acaba bir şey mi atladım, treni mi kaçırdım" mantığıyla değerlendirip, hemen kuyruğa giriyor.

Sadece bu gerçeğe ermedim, sorunun "bizim köyde sağırlar, birbirini ağırlar" sendromundan çok daha derinlerde ve hayli ciddi bir sistem meselesi olduğunu da yaşayarak öğrendim.

Sistem sorunu çünkü, ister Belediye başkanı, ister Valinin kapısına dizilenler aslında herhangi bir komşuya hoş geldin veya hayırlı olsun tavrıyla değil, o koltukların Türkiye ve benzeri yerlerde taşıdığı güce temenna çakma niyetiyle hareket ediyor.

Onların derdi cübbeyi giyene şirin görünmek, cübbeyi çıkardığı an aynı tiplerin selamı sabahı kestiğine o kadar çok tanık oldum ki, oturup yazsam binbir gece masalları kıskanır.

Fazla geçmişe gitmeye gerek yok...

Çok taze bir örneği hatırlatıp çok basit bir soru sorayım:

Hasan Basri Güzeloğlu Kocaeli valiliğine atanmayıp merkeze alınsa o Valilik konağı önünde toplanan ve salya sümük ağlaşan koca koca adamların kaçını orada görebilirdiniz?

Güzeloğlu' nu gişelere kadar yolcu edenlerle ertesi gün yeni Valiyi aynı gişelerde karşılayanların veya randevu için kuyruğa girenlerin çoğunun aynı simalar olmasını tesadüf mü sanıyorsunuz?

Kesmediyse bir başka örnek vereyim:

Akif Tığ' a Valiyken "babam" diye sarılanların kaçı bugün artık Mersin'li sade vatandaş kimliğiyle dolaşan aynı Tığ' ın hatırını soruyor?

Yıllarca kimi politikalarını, eylemlerini yerden yere vurduğum, ilkelerime aykırı bulduğum kimi davranışlarını sert dille eleştirdiğim Tığ' ı savunanlar ve o yazılar nedeniyle benimle selamı sabahı kesenler bugün aynı Tığ' ı gördüklerinde başlarını çeviriyorlarsa burada elbette ahlakı sorgulayalım ama "sisteme biat etme" kültürüyle yetişen o insanlara fazla da kızmayalım.

Sadece Tığ' mı? Daha yakınlardan, bugünlerden Özcan dönemini hatırlatayım:

Üç kez seçilmesine rağmen her seçimden sonra kapısına dizilen binlerce insandan geriye kaç kişi kaldı? Odasında bir çay içmek için ne çabalar sarf ettiklerine tanık olduğum o anlı, şanlı nice iş adamından kaç kişi telefon açıp hatırını sorma ihtiyacı hissetti.

Etmezler çünkü bu topraklar "kral öldü yaşasın kral" düsturu yanında "padişahım çok yaşa" nidalarıyla yoğrulmuştur.

Çoğu insanın okumayacağını, okuyanların da tavrında zerrece değişiklik olmayacağını bilmeme rağmen bunları bir kaç nedenle hatırlatma, yazma gereği duydum.

Bir nedeni; giden Vali Güzeloğlu...

Farklı bir dostluk köprüsünü kurduğum, bilinenlerden çok bilinmeyen görev anlayışıyla bu kentte belki de yıllar sonra anlaşılacak bir insana karşı samimi duygularımı oturup yazacak iştah bile bırakmayan vıcık vıcık sırıtan iki yüzlü tavırlar, hatta kağıda kaleme dökülen satırlar...

Oysa Güzeloğlu bana göre o destansı anlatılardan çok ve zaman içinde bu kentin özlem duyduğu ortak yaşama iradesine, barışa verdiği katkılarla hatırlanacaktır, hatırlanmalıdır.

Güzeloğlu; kaos dengesi üzerinde oturan, ülkenin yönetilmesi hayli zor insan dokusuna ve sayısız denklemin bir araya getirdiği hayli karmaşık yapıya rağmen, 55 ay boyunca bu kenti kırmadan, dökmeden idare etme başarısını gösterdi.

Nispeten genç yaşına ve daha önce bırakın böylesi bir ili, büyükşehir olarak nitelendirilebilecek bir başka ilde görev yapmamasına rağmen, büyük bir olgunlukla Mersin' i usta bir orkestra şefi gibi yönetti.

Benim için olmazsa olmaz değerdeki hasleti işte buydu. Belki de doğduğu toprakların işlediği genleri itibariyle zaten doğası hümanist olmasını gerektiriyordu ve o nedenle pek te zorlanmadı böylesine karmaşık, çok renkli, çok dilli, çok dinli bir kenti ve o kentte yaşayan sayısız tabiata sahip insanı anlamakta.

O nedenle dilimin döndüğünce ve son yıllarda sayıları gittikçe azalsa da, kanaatimi paylaşma ihtiyacı duyan kimi insana Güzeloğlu' nun en azından bir yıl daha ve Özcan tarzından Kocamaz yöntemine evrilen Mersin' in o çok kritik geçiş sürecinde bu kentte kalmasının önemini dilimin döndüğünce anlatmaya çalıştım.

Güzeloğlu' nun işsizliğe, kendisinden önce çok daha kötü durumda olan eğitime, sağlığa katkılarından, çözüm odaklı çabalarından çok bu yönü benim için önemliydi.

Yeterli oldu mu? Olsa oturup bunları yazmazdım.

**

Yeni Valinin kapısını aşındıranların verdiği demeçlere bakıyorum da, bu insanların çoğu korkarım ki "Valilerin elinde sihirli değnek var" sanıyorlar.

Kimisi bitmeyen Çukurova Havalimanını, kimisi yılan hikâyesine dönen Antalya yolunu, kimisi Kazanlı turizm projesini o tuttuğu sihirli değnekle dokunup hayata geçireceğini sanıyor.

Oysa Valilerin eski dönemlerde de böylesine bir gücü yoktu, hele son Büyükşehir Belediye düzenlemesi ve o düzenlemenin İl Özel İdarelerini ortadan kaldırmasıyla o zaten sınırlı sorumlu yetkileri de ortadan kalktı.

Valiler merkezi idarece atanan bürokratik kadrolara bağlı müdürlüklerin koordinasyonu dışında sadece bulundukları il ile gücü günden güne artan Ankara arasında köprü olma görevi dışında misyona sahip değiller.

O kapıları aşındıran ve kuyruğa giren nice dernek, kurum, platform veya iş adamı kisvesi altında pek çok işe imza atan nice zat-ı muhterem bu gerçeği bilmez mi?

Bilirler bilirler de, o sözünü ettiğim Müdürlükler, devlet emrindeki kurumlar var ya...

Not: Ah o müdürlükler diye başlayacaktım, aklıma Akdeniz Oyunları sürecinde yaşananlar ve kaleme aldığım için neredeyse taşlandığım yolsuzluk kokan işlerle ilgili Sayıştay raporu geldi.

Devletin en yetkili denetleme organının altını çizdiği skandallarla, geçmiş bir yıl boyunca pratikte tanık olduğum, yazılarımda anlatmaya çalıştığım organize işler arasındaki organik bağları, benzerlikleri bir başka yazıda ele alma umuduyla...

 

 
23 Ekim 2014 Perşembe 13:04
 
 
(1 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Mustafa Müderrisoğlu</p> <p>2014-10-23 18:29:56</p> <p>YAZARIMIZ, GÖZLERDEN SAKLI BİR GERÇEĞİ KULAĞINDAN YAKALAMIŞ </p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:55
  • Güneş07:37
  • Öğlen12:45
  • İkindi15:18
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:03
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
Trabzonspor
14
5
3
6
18
10
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
11
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
12
Antalyaspor
13
4
4
5
16
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
14
1
3
10
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1774 - Kazak isyanı önderi Pugaçev idam edildi.
1817 - Mississippi, A.B.D. nin 20. eyaleti olarak birliğe katıldı.
1863 - Londra metrosu açıldı.
1898 - İspanyol-Amerikan savaşı sonrası Küba İspanya'dan bağımsızlığını kazandı.
1901 - İlk Nobel ödülleri verildi.
1902 - Mısır'da Nil nehri üzerinde inşa edilen Aswan Barajı hizmete girdi.
1906 - Theodore Roosevelt, Rus-Japon Savaşının sona ermesinde oynadığı arabuluculuk rolünden dolayı, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk Amerikalı oldu.
1923 - İrlandalı şair William Butler Yeats Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1927 - Fransız filozof Henri Bergson Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1929 - Alman yazar Thomas Mann Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1941 - Malaya açıklarında Prince of Wales ve Repulse olmak üzere Kraliyet Donanmasına ait iki zırhlı Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı torpido bombardıman uçakları tarafından batırıldı.
1948 - Birleşmiş Milletler Meclisi, İnsan Hakları Bildirgesini kabul etti. Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne kabul oyu verdi.
1956 - Macaristan'da çatışmalar başladı, sıkıyönetim ilan edildi.
1964 - Martin Luther King Nobel barış Ödülü'nü aldı.
1970 - Rus yazar Aleksandr Soljenitsin Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1971 - Aralarında Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri Tarık Ziya Ekinci'nin de bulunduğu 26 sanıklı Devrimci Doğu Kültür Ocakları davasına Diyarbakır'da başlandı.
1975 - Rus bilim insanı Andrey Saharov Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - Uluslararası Af Örgütü Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - İstanbul Toptaşı Cezaevi'nden 9 siyasi tutuklu kaçtı.
1978 - Enver Sedat ve Menahem Begin Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1979 - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Gürer Aykal görevinden alınmıştı. 10 Aralık günü bu göreve İsmet Kurt'un atanması üzerine Devlet Opera ve Balesi çalışanları Carmina Burana'nın sahnelenmesine katılmama kararı aldı. Kurt iki gün sonra istifa etti.
1979 - Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1982 - Günaydın gazetesi yayın hayatına başladı.
1983 - Arjantin'de askeri rejim sona erdi; Arjantin'in 8 yıldan sonra ilk sivil başkanı Raul Alfonsin oldu.
1983 - Polonyalı Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1984 - Güney Afrika'lı Piskopos Desmond Tutu Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1987 - Sedat Simavi Basın Ödülü Uğur Mumcu'ya verildi.
1987 - İnsan Hakları Derneği "Genel Af ve Ölüm Cezalarının Kaldırılması" talepli 130 bin imzalı dilekçeyi Meclis Genel Sekreterliği'ne sundu.
1988 - Türkiye'de ilk karaciğer nakli ameliyatı yapıldı. Ameliyatı, Ankara Hacettepe Üniversitesi'nden Prof.Dr. Mehmet Haberal gerçekleştirdi.
1988 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in veto ettiği öğrenci affı yasası Meclis'te tekrar kabul edildi. Yasa, üniversitelerde türbana izin veriyordu.
1988 - Mısırlı Necip Mahfuz Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1989 - Aliağa'da çevre şenliği yapıldı.
1993 - Güvenlik kuvvetleri Özgür Gündem gazetesinin İstanbul Kadırga'daki merkezini bastı ve tüm çalışanları gözaltına aldı.
1994 - Yaser Arafat, Shimon Perez ve Yitzhak Rabin Nobel Barış Ödülü'nü aldılar.
1994 - TBMM TV ( Meclis Tv) kuruldu.
2002 - Stanford Üniversitesi insan embriyosu klonlayacağını açıkladı.
2002 - Eski Amerikan Başkanı Jimmy Carter, 1970 lerde Orta Doğu'da sürdürdüğü diplomatik arabuluculuklarından dolayı Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
2002 - Kuzey Kore`den gelen Scud füzeleri taşıyan bir gemi Umman denizinde İspanyol donanması tarafından durduruldu.
2002 - Bangladeş gözaltına aldığı iki Avrupalı gazeteciyi serbest bıraktı.
2003 - İranlı Shirin Ebadi, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk müslüman kadın oldu.
2005 - 10 Aralık Hareketi ilk toplantısını İstanbul Dedeman Oteli'nde gerçekleştirdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji