Özdemir, 'Adana Mersin Bölgesi 3 yılda nasıl en yoksul bölge oldu?'

Ana Sayfa » Güncel » Valilerin sihirli değneği yok, bırakın da işlerini yapsınlar... Abdullah Ayan yazdı

Valilerin sihirli değneği yok, bırakın da işlerini yapsınlar... Abdullah Ayan yazdı

Gidenin ardından ağıtlar döktürüp, geleni daha tanımadan göklere çıkarma becerisi...

 
 
Valilerin sihirli değneği yok, bırakın da işlerini yapsınlar... Abdullah Ayan yazdı

Seçilen Belediye Başkanları ve başta Valiler olmak üzere atanan bürokratların kapısına yığılan "hayırlı olsun" , "hoş geldin" serenatçılarını gördükçe, oturup "bırakın da işlerini yapsınlar" uyarılarını dile getirdiğim yazılar eskilerde kaldı.

Bu türden uyarıların işe yaramadığını öğreneli epeyi zaman oldu, bu nedenle benzer uyarıları yapan sınırlı sayıdaki arkadaşı hüzne karışan gülümsemeyle izliyorum.

Çünkü biliyorum ki, bu konuda yazılıp çizilenler birilerini etkilemek şöyle dursun, aksine kamçılıyor. Duymayanlar bile bu tür ziyaretleri "aman acaba bir şey mi atladım, treni mi kaçırdım" mantığıyla değerlendirip, hemen kuyruğa giriyor.

Sadece bu gerçeğe ermedim, sorunun "bizim köyde sağırlar, birbirini ağırlar" sendromundan çok daha derinlerde ve hayli ciddi bir sistem meselesi olduğunu da yaşayarak öğrendim.

Sistem sorunu çünkü, ister Belediye başkanı, ister Valinin kapısına dizilenler aslında herhangi bir komşuya hoş geldin veya hayırlı olsun tavrıyla değil, o koltukların Türkiye ve benzeri yerlerde taşıdığı güce temenna çakma niyetiyle hareket ediyor.

Onların derdi cübbeyi giyene şirin görünmek, cübbeyi çıkardığı an aynı tiplerin selamı sabahı kestiğine o kadar çok tanık oldum ki, oturup yazsam binbir gece masalları kıskanır.

Fazla geçmişe gitmeye gerek yok...

Çok taze bir örneği hatırlatıp çok basit bir soru sorayım:

Hasan Basri Güzeloğlu Kocaeli valiliğine atanmayıp merkeze alınsa o Valilik konağı önünde toplanan ve salya sümük ağlaşan koca koca adamların kaçını orada görebilirdiniz?

Güzeloğlu' nu gişelere kadar yolcu edenlerle ertesi gün yeni Valiyi aynı gişelerde karşılayanların veya randevu için kuyruğa girenlerin çoğunun aynı simalar olmasını tesadüf mü sanıyorsunuz?

Kesmediyse bir başka örnek vereyim:

Akif Tığ' a Valiyken "babam" diye sarılanların kaçı bugün artık Mersin'li sade vatandaş kimliğiyle dolaşan aynı Tığ' ın hatırını soruyor?

Yıllarca kimi politikalarını, eylemlerini yerden yere vurduğum, ilkelerime aykırı bulduğum kimi davranışlarını sert dille eleştirdiğim Tığ' ı savunanlar ve o yazılar nedeniyle benimle selamı sabahı kesenler bugün aynı Tığ' ı gördüklerinde başlarını çeviriyorlarsa burada elbette ahlakı sorgulayalım ama "sisteme biat etme" kültürüyle yetişen o insanlara fazla da kızmayalım.

Sadece Tığ' mı? Daha yakınlardan, bugünlerden Özcan dönemini hatırlatayım:

Üç kez seçilmesine rağmen her seçimden sonra kapısına dizilen binlerce insandan geriye kaç kişi kaldı? Odasında bir çay içmek için ne çabalar sarf ettiklerine tanık olduğum o anlı, şanlı nice iş adamından kaç kişi telefon açıp hatırını sorma ihtiyacı hissetti.

Etmezler çünkü bu topraklar "kral öldü yaşasın kral" düsturu yanında "padişahım çok yaşa" nidalarıyla yoğrulmuştur.

Çoğu insanın okumayacağını, okuyanların da tavrında zerrece değişiklik olmayacağını bilmeme rağmen bunları bir kaç nedenle hatırlatma, yazma gereği duydum.

Bir nedeni; giden Vali Güzeloğlu...

Farklı bir dostluk köprüsünü kurduğum, bilinenlerden çok bilinmeyen görev anlayışıyla bu kentte belki de yıllar sonra anlaşılacak bir insana karşı samimi duygularımı oturup yazacak iştah bile bırakmayan vıcık vıcık sırıtan iki yüzlü tavırlar, hatta kağıda kaleme dökülen satırlar...

Oysa Güzeloğlu bana göre o destansı anlatılardan çok ve zaman içinde bu kentin özlem duyduğu ortak yaşama iradesine, barışa verdiği katkılarla hatırlanacaktır, hatırlanmalıdır.

Güzeloğlu; kaos dengesi üzerinde oturan, ülkenin yönetilmesi hayli zor insan dokusuna ve sayısız denklemin bir araya getirdiği hayli karmaşık yapıya rağmen, 55 ay boyunca bu kenti kırmadan, dökmeden idare etme başarısını gösterdi.

Nispeten genç yaşına ve daha önce bırakın böylesi bir ili, büyükşehir olarak nitelendirilebilecek bir başka ilde görev yapmamasına rağmen, büyük bir olgunlukla Mersin' i usta bir orkestra şefi gibi yönetti.

Benim için olmazsa olmaz değerdeki hasleti işte buydu. Belki de doğduğu toprakların işlediği genleri itibariyle zaten doğası hümanist olmasını gerektiriyordu ve o nedenle pek te zorlanmadı böylesine karmaşık, çok renkli, çok dilli, çok dinli bir kenti ve o kentte yaşayan sayısız tabiata sahip insanı anlamakta.

O nedenle dilimin döndüğünce ve son yıllarda sayıları gittikçe azalsa da, kanaatimi paylaşma ihtiyacı duyan kimi insana Güzeloğlu' nun en azından bir yıl daha ve Özcan tarzından Kocamaz yöntemine evrilen Mersin' in o çok kritik geçiş sürecinde bu kentte kalmasının önemini dilimin döndüğünce anlatmaya çalıştım.

Güzeloğlu' nun işsizliğe, kendisinden önce çok daha kötü durumda olan eğitime, sağlığa katkılarından, çözüm odaklı çabalarından çok bu yönü benim için önemliydi.

Yeterli oldu mu? Olsa oturup bunları yazmazdım.

**

Yeni Valinin kapısını aşındıranların verdiği demeçlere bakıyorum da, bu insanların çoğu korkarım ki "Valilerin elinde sihirli değnek var" sanıyorlar.

Kimisi bitmeyen Çukurova Havalimanını, kimisi yılan hikâyesine dönen Antalya yolunu, kimisi Kazanlı turizm projesini o tuttuğu sihirli değnekle dokunup hayata geçireceğini sanıyor.

Oysa Valilerin eski dönemlerde de böylesine bir gücü yoktu, hele son Büyükşehir Belediye düzenlemesi ve o düzenlemenin İl Özel İdarelerini ortadan kaldırmasıyla o zaten sınırlı sorumlu yetkileri de ortadan kalktı.

Valiler merkezi idarece atanan bürokratik kadrolara bağlı müdürlüklerin koordinasyonu dışında sadece bulundukları il ile gücü günden güne artan Ankara arasında köprü olma görevi dışında misyona sahip değiller.

O kapıları aşındıran ve kuyruğa giren nice dernek, kurum, platform veya iş adamı kisvesi altında pek çok işe imza atan nice zat-ı muhterem bu gerçeği bilmez mi?

Bilirler bilirler de, o sözünü ettiğim Müdürlükler, devlet emrindeki kurumlar var ya...

Not: Ah o müdürlükler diye başlayacaktım, aklıma Akdeniz Oyunları sürecinde yaşananlar ve kaleme aldığım için neredeyse taşlandığım yolsuzluk kokan işlerle ilgili Sayıştay raporu geldi.

Devletin en yetkili denetleme organının altını çizdiği skandallarla, geçmiş bir yıl boyunca pratikte tanık olduğum, yazılarımda anlatmaya çalıştığım organize işler arasındaki organik bağları, benzerlikleri bir başka yazıda ele alma umuduyla...

 

 
 
23 Ekim 2014 Perşembe 13:04
 
 
(1 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Mustafa Müderrisoğlu</p> <p>2014-10-23 18:29:56</p> <p>YAZARIMIZ, GÖZLERDEN SAKLI BİR GERÇEĞİ KULAĞINDAN YAKALAMIŞ </p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:10
  • Güneş06:44
  • Öğlen12:37
  • İkindi15:45
  • Akşam18:10
  • Yatsı19:33
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
8
7
1
0
22
2
Göztepe
8
5
1
2
16
3
Akhisarspor
8
5
1
2
16
4
Başakşehir
8
5
1
2
16
5
Fenerbahçe
8
4
2
2
14
6
Beşiktaş
8
4
2
2
14
7
Kayserispor
8
4
2
2
14
8
Bursaspor
8
4
0
4
12
9
Sivasspor
8
4
0
4
12
10
Aytemiz Alanyaspor
8
3
1
4
10
11
Trabzonspor
8
2
3
3
9
12
Karabükspor
8
2
2
4
8
13
Malatyaspor
8
2
2
4
8
14
Kasımpaşa
8
2
2
4
8
15
Konyaspor
8
2
1
5
7
16
Gençlerbirliği
8
2
1
5
7
17
Antalyaspor
8
1
3
4
6
18
Osmanlıspor
8
1
1
6
4
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1867 - ABD, Alaska'yı Rusya'dan 7,2 milyon dolar karşılığında alarak topraklarına kattı.
1892 - Chicago ve New York arasında ilk uzun telefon hattı açıldı.
1898 - ABD, Porto Riko'nun sahibi oldu.
1908 - Belçika Kongo Hür Devletini ilhak etti.
1912 - I. Balkan Savaşı başladı.
1912 - Trablusgarp Savaşı'nı sona erdiren Uşi Antlaşması imzalandı.
1920 - Saimbeyli'nin kurtuluşu
1920 - Türkiye Komünist Fırkası, Ankara'da resmen kuruldu.
1922 - İngiliz yayın kuruluşu BBC (British Broadcasting Company, sonradan British Broadcasting Corporation) kuruldu.
1936 - Atatürk, Ankara Hipodromu'nda at yarışlarını izledi.
1943 - Ulvi Cemal Erkin ve Necil Kazım Akses, Berlin'de başarılı bir konser verdi.
1944 - Sovyetler, Çekoslovakya'yı işgal etti.
1954 - Texas Instruments şirketi ilk transistörlü radyoyu üretti.
1959 - III. Akdeniz Oyunları Beyrut'ta yapıldı. Türkiye serbest güreş milli takımı 8 sıklette birinci oldu.
1967 - Sovyetler Birliği'nin fırlattığı Venera 4 uzay aracı Venüs gezegenine ulaştı ve Dünya dışında bir gezegenin atmosferini inceleyen ve gezegenler arası yayın yapan ilk araç oldu.
1968 - Dünya Olimpiyat Komitesi, iki zenci atleti (Tommie Smith ve John Carlos) madalya töreni sırasında kara güç selamı verdikleri gerekçesiyle cezalandırdı.
1976 - Başbakan Süleyman Demirel, Fırat nehri üzerindeki Karakaya Barajı ve hidroelektrik santralının temelini attı.
1977 - Filistin'li gerillaların Somali'nin Mogadişu havaalanına kaçırdığı Lufthansa yolcu uçağını basan GSG-9 Alman anti-terör timi, korsanları öldürüp 86 rehineyi kurtardı.
1979 - Balgat katliamının iki sanığı Mustafa Pehlivanlı ve İsa Armağan idama mahkum edildi. 10 Ağustos 1978'de Ankara Balgat'ta solcuların gittiği 4 kahve taranmış, 5 kişi ölmüş, 11 kişi yaralanmıştı.
1982 - 574 sanıklı Ankara Dev-Yol davası başladı: 186 kişi idam istemiyle yargılanıyor.
1988 - Tuzla'da 7 Ekim'de Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu (TİKKO) üyesi olduğu öne sürülen dört kişi öldürüldü. Olaya karışan 16 polise 56'şar yıl hapis cezası istemiyle dava açıldı.
1989 - Doğu Almanya lideri Erich Honecker istifa etti.
1991 - Azerbaycan, Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını ilan etti. İlk defa 28 Mayıs 1918'de bağımsız olan dünya Azerileri, bugünü "Cumhuriyet günü" olarak kutluyorlar.
1993 - Yunanistan'da Andreas Papandreou'nun ikinci başbakanlık dönemi başladı.
1996 - Gazeteci Metin Göktepe'nin gözaltında dövülerek öldürülmesiyle ilgili dava Aydın'da başladı.
1996 - Yargıtay, Yaşar Kemal'e verilen 1 yıl 8 aylık hapis cezasını onadı.
2002 - Fildişi Sahili'nde bir ay süren çatışmaların ardından isyancılarla hükümet birlikleri arasında ateşkes yürürlüğe girdi.
2007 - Eski Pakistan başbakanı Benazir Butto, 8 yıllık sürgünün ardından döndüğü ülkesinde bombalı bir saldırıya hedef oldu. 126 kişinin öldüğü ve 248 kişinin yaralandığı saldırıdan Butto yara almadan kurtuldu.
2008 - güzel bir cumartesi günüydü ve bundan sonra hayatıma çıkmamacasına girecek olan insanı o gün tanıdım 599 gün geçmesine ramen ohala ilk günkü gibi hayatımın en güzel yerinde
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
12.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu061328334448
 
On Numara
16.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01061213141619273537384049515255646568697580
 
Sayısal Loto
14.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu040612333445
 
Şans Topu
11.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu080913303409
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji