Hizmet sektörü güven endeksi 98,8 oldu

Ana Sayfa » Gündem » Yeni süreçte yerel demokrasinin önemi... Abdullah Ayan yazdı

Yeni süreçte yerel demokrasinin önemi... Abdullah Ayan yazdı

Süreç katılımcı demokrasinin önünü açan ve yerelliği ön plana çıkaran demokratik anayasa ile taçlandırılmalı

 
 
Yeni süreçte yerel demokrasinin önemi... Abdullah Ayan yazdı
Çözüm süreci bu kez öyle veya böyle sabote edilmezse "yüz yıllık" yalnızlığımız, acımız, kader bellediğimiz en derin sorunumuz yavaş yavaş ta olsa ortadan kalkacak.
Dile getirmenin bile faili meçhullerle insanları ölüme götüren, o nedenle de "meçhul ve mezkur mesele" diye mahcup ifade etmeye çalıştığımız bir konuyu özgürce tartışıyor, her kesimden insan ve örgütler görüşlerini korkusuzca dile getiriyorlar.
Pek alıştığımız bir şey değil bu...
O nedenle eski algılarla hareket eden pek çok kurum halen eski tepkilerle hareket ediyor ama onlar da değişecek, iklim yumuşadıkça.
İklimin yumuşamasında âkil insanlara çok önemli rol düşüyor.
Blair adına İRA ile barış sürecini yüklenen en önemli isim Jonathan Powell, örgütle İngiltere' nin sürdürdüğü görüşmeleri anlatırken "bambu çubuğu" olgusundan söz eder.
Bambu çubuğu, süreç her türlü sabotajla provoke edildiğinde de taraflar arasında açık tutulması gereken bir kanaldır. Bu kanal müzakere bir yana konuşmanın ihanet olarak kabul edildiği en karanlık günlerde bile açık tutulması gereken iletişim hattıdır.
İngiltere ve örgüt 25 yıl boyunca o bambu çubuğunu açık tuttu. İki ucunda birilerinin var olduğu ve varlıklarını konuşmasalar da, nefes alıp verirken karşılarındakilere hissettirdikleri bir araçtı bambu çubuğu...
Türkiye bugün âkil adamlarla o en çok ihtiyaç duyduğumuz tüm toplum kesimlerinin ikna edilmesi aşamasını sağlıklı biçimde götürmeye çalışıyor.
Eksiklikler, aksaklıklar vardır ve hep olacaktır, ama uygulanmaya çalışılan yöntem sağlıklıdır ve eleştirme yerine geliştirilmesi gereken oldukça yararlı bir modeldir.
Geliştirilmesi derken gördüğüm eksikleri dile getirmek gerektiğine inanıyorum.
Örgütün eylemsizlik kararı, silah bırakması, dağdan ovaya inmesi, hatta siyasette rol almaya başlaması dahi, Kürt sorununun kalıcı çözüme ulaşmasında sadece geçiş aşamalarını yansıtır ama kalıcı çözüm ancak ortaya çıkacak ve halkın kabul edeceği bir demokratik anayasa ile mümkün olabilir.
Yola çıkmanın olmazsa olmaz koşulu nasıl çatışmanın son bulmasıysa, hedefe varmanın da vazgeçilmez son aşaması her bireyi eşit vatandaş kabul eden, özgürlükleri güvence altına alan, insan haklarına saygılı, örneğin ana dilde eğitimi de mümkün kılan bir temel sözleşmenin hayata geçmesidir.
Burada âkil insanları gittikleri her yörede yardımcı olacak, onlara ışık tutacak yerel anlamda kanaat önderlerine ulaştıracak yerel oluşumlara ihtiyaç var.
Yukarıda söz ettiğim ve bambu çubuğu örneğiyle anlatmaya çalıştığım diyalog kanalını "yerel âkil adamlar" olarak ta tanımlamak mümkün.
Ekopolitik grubu olarak adlandırılan ve Türkiye'de henüz Kürt sorununun konuşulmasının bile zor olduğu günlerde diyalog kanallarını açmaya çalışan oluşumla Mersin' de bir araya geldiğimiz ve ortaya koyduğumuz birliktelik bu konuda tüm Türkiye' ye çok iyi bir model olabilir.
Ekopolitik grubunun çekirdek ekibinde "geçmişte örgütün dağ kadrosunda yer alan isimle, ona karşı operasyon düzenleyen üst düzey güvenlik mensubu" aynı masa etrafında oturarak birbirini anlamaya çalıştı.
Ülkücü ile solcu, alevi ile sünni, her kesimden pek çok isim tüm ön yargılarını dışarıda bırakıp aynı çatı altında bir araya geldi.
Bugün de aynı havayı soluyan, gelecekleri, sorunları, sevinçleri, kaygıları ortak insanlar da bir araya gelmeli âkil insanların açacağı kanal üzerinden, barışa giden yolu mayınlardan temizlemenin de ötesinde ve barışı taçlandıracak yeni anayasayla ilgili yerel önerilerin, hazırlığın ve halk oylaması sırasında en yüksek destekle kabulüyle ilgili tüm süreçlerde yer almalı.
Örneği yine Mersin' den vereceğim. (Mersin dediğime bakmayın. Herkes Mersin yerine dilediği kentin adını verip benzer yüzlerce örnek çıkarabilir)
Bugün Kürt sorunu çözülse de, Mersin olarak Ankara' nın çözmek bir yana, aksine yumak haline getirdiği, içinden çıkılması gittikçe imkânsız pek çok sorunla karşı karşıyayız.
Dört yılda bir parti liderlerinin getirip dayattığı isimleri seçmekten ibaret temsili demokrasinin yerine kaderimizi etkileyen her önemli kararda ağırlığımızı koyacağımız, son kararı halkın vermesi gereken katılımcı demokrasi aşamasına geçmek gerekiyor.
Kürt sorununun çözümüyle başlayacak yeni süreç bu nedenle çok daha önemli ve anlamlı...
Türkiye başlayacak yeni dönemde âdemi merkeziyetçiliğin öne çıktığı, her şeyin Ankara yerine yerelde tartışılıp belirlendiği bir aşamaya geçmeli.
Atanmışların, seçilmişleri dövmeyeceği, her ilin, kentin kendisine özgü yapısına uygun yönetim tarzıyla; eğitimden sağlığa, spordan tarıma, her alanda bizi bürokrasinin kafasına göre dizayn etmesi yerine, kendimizin kaderimize el koymasının önünü açmalıyız.
Çok basit bir kaç örnek ne dediğimi yeterince özetleyecektir.
Nükleer santral yatırımına eğer Mersin kahir bir ekseriyetle hayır diyorsa, o tesisi getirip kalbimize hançer gibi saplamaya kimin ne hakkı var?
Demokraside tersi de söz konusu olabilir. Mersin' in çoğunluğu böylesi bir tesisin yararına inanıyorsa o zaman karşı çıkanlara hukuki mücadele dışında söyleyecek fazla söz kalmamalı.
Birleşmiş Milletler Orman Forumunda; "Ecdadımızdan miras olarak aldığımız ve çocuklarımıza emanet ettiğimiz dünyayı bu denli hızla tüketmeye devam edersek bizlere bile nefes alacak atmosfer kalmayacaktır. Çok bilinen bir Kızılderili atasözüyle örnek vermek istiyorum: 'Bütün ağaçlar kesildiğinde, bütün sular kirlendiğinde, hava solunamaz hâle geldiğinde, işte o zaman paranın yenilebilir bir şey olmadığını anlayacaksınız" diyerek hepimizin duygularına tercüman olan devrimci bir Başbakanımız var. Ama aynı Başbakan'ın başında olduğu hükümet ve bürokrasi güzelim Yeşilovacık ile çevresindeki sahil kesimini sadece nükleer santralle değil, ondan bin beter kirlilik yaratan kömür santralleriyle yok edecek ruhsatları veriyor, çevreyi katledecek çimento fabrikalarını teşvik ediyor, kısaca çocuklarımıza emanet bırakacağımız bir şey bırakmama adına tam hız koşuyoruz yok oluşa doğru...
-Mutlaka gerekliyse- Çimento fabrikalarını ve termik santralleri nispeten geri kalmış yörelere yönlendirerek, yok olması halinde bir daha asla geriye gelmeyecek olan, her metresi doğa zengini turizm cenneti olmaya aday sahillerimizi kimin katletmeye hakkı var?
O hepimizin yürekten katıldığı Kızılderili atasözünü hatırlatan çevreci lider Erdoğan ile kaybettiğimiz takdirde asla geri getiremeyeceğimiz sahillerimize termik santraller, çimento fabrikalarına göz yuman bürokrasinin en tepesindeki karar verici Başbakan Erdoğan arasındaki derin uçurumu kapatacak, gerektiğinde uyaracak, kafa karışıklığını giderecek mekanizmalara ihtiyacımız var.
Bunu sağlamanın tek yolu var: Yeni anayasa sürecinde geleceğimizi ilgilendiren ve atıldığında telafisi imkânsız kimi konularda halkın görüşüne yerel referandumlarla başvurmanın önünü açmak...
"Sokak köpeklerinin bakımı" konusunu halk oylamasına götüren İsviçre olmadığımızın farkındayım. O nedenle her konuda görüşümüze başvurulmasını elbette beklemiyorum. Ama hayatımızı nasıl yaşayacağımıza, kent içinde neyin nerede yer alacağını belirleyen çevre planını bile bize sormadan Ankara'da hazırlayıp, dayatan anlayışa dur deme zamanı geldi, geçiyor...
Kürt sorununu çözme iradesini ortaya koyan, yüzyıllık yalnızlığa son verme cesaretini gösterenlerin, yerel dinamizmi görmemesi, sesimize kulak vermemesi mümkün mü?
Hadi onlar duymuyor veya bürokrasi halen bildiğini okumakta ısrarlı...
Peki, biz haykırmak, kaderimize el koymak için ne bekliyoruz?

 
22 Nisan 2013 Pazartesi 04:41
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Toroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:15
  • Güneş05:18
  • Öğlen12:55
  • İkindi16:47
  • Akşam20:13
  • Yatsı21:59
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
34
23
8
3
77
2
Başakşehir
34
21
10
3
73
3
Fenerbahçe
34
18
10
6
64
4
Galatasaray
34
20
4
10
64
5
Antalyaspor
34
17
7
10
58
6
Trabzonspor
34
14
9
11
51
7
Akhisar Bld.
34
14
6
14
48
8
Gençlerbirliği
34
12
10
12
46
9
Kasımpaşa
34
12
7
15
43
10
Konyaspor
34
11
10
13
43
11
K.D.Ç. Karabük
34
12
7
15
43
12
Alanyaspor
34
12
4
18
40
13
Osmanlıspor FK
34
9
11
14
38
14
Kayserispor
34
10
8
16
38
15
Bursaspor
34
11
5
18
38
16
Ç. Rizespor
34
10
6
18
36
17
Gaziantepspor
34
7
5
22
26
18
Adanaspor
34
6
7
21
25
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1763 - Macaristan'da deprem.
1838 - I. Victoria 18 yaşında Birleşik Krallık tacını giydi. Kraliçe 20 Haziran'da tahta çıkmıştı ve ülkesinin tarihinde en uzun süre saltanat sürmüş hükümdar olacaktır.
1841 - Giselle balesinin prömiyeri ilk kez Paris'teki Théâtre de l'Académie Royale de Musique tiyatrosunda yapıldı.
1862 - Tasviri Efkar gazetesi, Şinasi tarafından çıkarılmaya başlandı.
1894 - İşçi Bayramı, Amerika Birleşik Devletleri'nde resmi tatil olarak kabul edildi.
1895 - El Salvador, Honduras ve Nicaragua birleşerek Orta Amerika Birliğini kurdular.
1914 - Avusturya arşidükü Franz Ferdinand ve karısı Sophia'nın, Gavrilo Princip adlı bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi üzerine I. Dünya Savaşı başladı.
1919 - I. Dünya Savaşı sonunda, İtilaf Devletleri ile Almanya arasında Versay Barış Antlaşması imzalandı.
1921 - İzmit'in kurtuluşu
1923 - Darülfünun Mustafa Kemal'e "Fahri Müderrislik Şahadetnamesi" gönderdi.
1926 - Yeni Ticaret Kanunu kabul edildi.
1928 - Almanya'da sosyalist Herman Müller şansölye olarak göreve başladı.
1931 - İspanya'da genel seçimleri sosyalistler kazandı.
1933 - Anıtlar Yüksek Kurulu oluşturuldu.
1936 - Japonya, Kuzey Çin'de Mengjiang adında bir kukla devlet kurdu.
1938 - Türk Basın Birliği Kanunu kabul edildi.
1938 - Chicora-Pensilvanya'da boş bir araziye 450 tonluk meteor düştü.
1940 - Romanya, Basarabya (bugünkü Moldova) bölgesini Sovyetler Birliği'ne bıraktı.
1943 - Şair Yahya Kemal,Cumhuriyet Halk Partisi'nin sanat danışmanı oldu.
1943 - Diyarbakır-Batman demiryolu ulaşıma açıldı.
1948 - Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti, Komünist Bloğu oluşturan Kominform'dan ihraç edildi.
1950 - Seul, Kuzey Kore birliklerince ele geçirildi.
1963 - Kürt devleti kurmak için örgütlendikleri iddiasıyla 12 kişi gözaltına alındı.
1965 - Toplum polisine tam otomatik tabanca ve zırhlı araçlar verilmesi kararlaştırıldı.
1967 - İsrail, doğu Kudüs'ü ele geçirdi.
1968 - Yunus Nadi Armağanı'nı Yorgun Savaşçı romanıyla Kemal Tahir kazandı.
1969 - Stonewall ayaklanmaları başladı.
1971 - Türkiye'de afyon ekimi yasaklandı.
1978 - Kıbrıs'ın Sesi Radyosu 14 yıllık yayın hayatına son verdi.
1981 - Tahran'da İslam Cumhuriyeti Partisi merkezinde bomba patladı; 72 politikacı ve görevli öldü.
1982 - Televizyon, radyo ve gazetelerde banker reklamlarının yapılması yasaklandı.
1983 - "Az Gittik Uz Gittik" adlı kitabında komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla yargılanan Aziz Nesin beraat etti.
1984 - 13 ilde sıkıyönetim kaldırıldı. Bu illerden 7'sinde olağanüstü hal ilan edildi; 4 ilde uygulanmakta olan olağanüstü hal uygulamasına ise son verildi.
1984 - "Sansür ve sürgün kararnamesi" nin ilk uygulamasında 2000'e Doğru ve Halk Gerçeği dergileri süresiz kapatıldı.
1989 - Natanz Olayı
1994 - Doğan Şirketler Grubu sahibi Aydın Doğan Hürriyet Holding'in yüzde elli hissesini satın aldı.
1997 - Aydın Doğan Vakfı Uluslararası Karikatür Yarışması'nı Atilla Peken kazandı.
1997 - Mike Tyson, boks maçının üçüncü raundunda rakibi Evander Holyfield'in kulağını ısırdı ve diskalifiye oldu.
2000 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba'ya karşı 41 yıldır uyguladığı ambargoyu yumuşatma kararı aldı.
2004 - 17. Nato zirvesi İstanbul'da başladı.
2005 - Kanada, aynı cinsler arasında evliliği yasal kılan üçüncü ülke oldu.
2006 - Montenegro, Birleşmiş Milletler'e 192. üye ülke olarak kabul edildi.
2009 - Brezilya, 2009 FIFA Konfederasyon Kupasını kazandı.
 
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
22.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030520374448
 
On Numara
26.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01070814171819283031344145464851525559606575
 
Sayısal Loto
24.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071022233045
 
Şans Topu
21.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030417193310
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji