Yazı Detayı
08 Nisan 2019 - Pazartesi 08:00
 
Kim kazandı, kim kaybetti?
Abdullah Ayan
 
 

Kazananı, kaybedeni sorarken elbette 31 Mart yerel seçim sonuçlarını soruyorum. Ancak kaybedeni, kazananı itibariyle yerel seçimlerin çok ötesinde anlam ifade eden bir tabloyla karşı karşıyayız. O nedenle kaybedeni kazananı, adayların hatta partilerin ötesinde anlamlarıyla değerlendirmemiz gerektiğine inanıyorum.

Aslında olağan gelişmeler ışığında, üstelik normal zamanında gerçekleşen bir yerel seçimi, ilçe ve bir adım ötesinde Büyükşehir Belediye başkanlığını kazanan isimler, o isimlerin performansları, projeleri, geleceğe yönelik kendilerine oy veren ve vermeyen seçmene verdikleri sözler, vaatler üzerinden konuşmamız gereken bir yerel seçimdir 31 Mart…

Oysa Erdoğan; olağan bir yerel seçimi, üstelik henüz Cumhurbaşkanı olarak seçilmesinin üzerinden daha 9 ay geçmemişken ve görev süresinin bitmesine 4 yıl kalmışken bu seçimi ülkenin var olması olarak ta algılanabilecek 'beka' gibi ölüm kalım sürecine taşıdı.

Taşımakla da kalmadı, "ya benimsin, ya toprağın" misali, benim gösterdiğim tarafa oy vermeyeni neredeyse ihanetle suçlayacak noktaya getirdi.

İstedi ki, seçmen sandığa gittiği vakit, gözünün önüne soğan kuyruklarını, mutfakta şiddetlenen ve tüm haneyi saran yangını, evine ekmek götürmeye çalışan işsizin çaresizliğini değil de, onun öne sürdüğü ülkenin beka sorununu göz önüne getirsin.

Öyle olmadı…

Seçmen her zaman olduğu gibi soyut korkulara değil, somut gerçeğe baktı.

Yıllardır her yerel seçim sonrası, Türkiye' den başlayıp yaşadığım Mersin Büyükşehir ve hatta önemli gördüğüm ilçeler bazında rakamlara dayalı analizler yapar, sandığa yansıyan seçmen iradesini, önceki verilerle karşılaştırıp ortaya çıkan tabloyu değerlendirmeye çalışırım.

Bu kez böyle bir çabaya girmeyeceğim.

Çeşitli nedenleri var; birincisi ittifaklar nedeniyle partilerin aldıkları oyları değerlendirmenin güçlüğü hatta olanaksızlığı söz konusu.

Ama daha da önemlisi, Erdoğan' ın bambaşka platformlara taşımasının da etkisiyle, seçimlerin yerel aktörleri belirlemekten öte, referandumlara dönmeye başlaması…

Bu yerel seçimlerle ortaya çıktı ki, eskiden olduğu gibi oyu ne olursa olsun, farklı adaylar arasından en yüksek oyu alanın koltuğa oturduğu dönemler kapandı. Tıpkı Cumhurbaşkanı seçiminde olduğu gibi belediye başkanlıkları da ikili ittifakların adayları üzerinden birini tercih etme dayatmasına dönmüş durumda…

Örneğin bu yerel seçimde güçlü olduğu doğu, güneydoğuda kendi adaylarını çıkaran HDP, iş batı illerine geldiğinde tıpkı Adana, Mersin' de CHP, Gaziantep' te ise DSP adayını destekliyor. Bu durumda ne CHP, ne HDP, ne de DSP oyları üzerinden analiz yapılamaz, yapılsa da rakamları eğip bükmenin ötesine geçecek sağlıklı sonuçlar vermez…

O halde rakamlardan ve yerel sonuçlardan uzaklaşıp daha büyük fotoğrafa bakmamızı gerektirecek bir tabloyla karşı karşıyayız.

Ve tabloya baktığımızda bu seçimlerin kaybedeni Erdoğan…

Bakmayın, "bizim halen 44 oyumuz var. İttifak olarak ta, 50' nin üzerindeyiz" söylemine…

Rakamlara dayalı analiz yapmayacağım desem de şu veriyi paylaşmak zorundayım:

Bana göre düşüş süreci 2011 seçimlerinden sonra başlamıştır. O Seçimleri baz alırsak; toplam seçmen sayısı 50 milyondur ve 87 katılımın olduğu o seçimden  AK Parti yaklaşık 21,5 milyon (21,346) seçmenin oyunu alarak çıkmıştır.

Bugün seçimlere aynı ittifak çatısı altında girdiği için MHP oylarını da göz önüne alarak ortaya çıkan tabloyla karşılaştırılması ve kayıp/kazanç verilerinin mukayesesi bakımından 2014 yerel seçimleri daha sağlıklı ışık tutabilir: 2014' te seçmen sayısı 52,7 milyondur. AK Parti 19,45+ MHP 7,9 milyon oy almıştır. Bugünkü Cumhur ittifakının iki bileşeninin 2014 oy toplamı 27 milyon 331 bindir…

Gelelim 31 Mart 2019 akşamına: İttifakın iki partisi seçimlere çoğu yerde birbirinin adayını destekleyerek ve kendileri aday çıkarmayarak girmeleri nedeniyle kendi başlarına aldıkları oylara bakıp değerlendirme anlam ifade etmez. (örneğin Mersin' de MHP bu seçim 433 bin oy alırken AKP aday göstermeyip MHP adayına oy verdiği için AKP oyu sıfır..)

2014' te 52,7 milyonun seçmenden 27,3 milyonunun oyunu alan Cumhur ittifakı partilerinin 2019' da 57 milyon seçmenden aldıkları oy toplamı 24 milyondur. MHP oylarında ciddi erime söz konusu olmadığına, aksine AKP' den geçiş yaşandığı gerçeği orta yerde durduğuna göre, AK Parti 7 milyon seçmen artışına karşı 2011' in hayli gerisindedir.

Erdoğan' ın tek başına yürüttüğü 'beka' temalı kampanyalı seçimin, rakamları istedikleri kadar eğip büksünler 31 Mart akşamı tablosu budur.

Erdoğan sadece bir yerel seçimi kaybetmemiştir.

İstanbul, Ankara' yı kaybetmiştir.

Hatay' dan Edirne' ye kadar aralarında Adana, Mersin, Antalya gibi Cumhur ittifakının elinde olan tüm kıyı illerini kaybetmiştir.

Daha da önemlisi, ülke ekonomisinin dinamosu olan ekonominin yarısından fazlasını elinde tutan neredeyse tüm metropolleri kaybetmiştir.

Aslında Erdoğan' ın bugün değil, kazandım dediği 24 Haziran 2018 seçimlerinde de kaybedeceğini, kaybettiğini 18 Haziran 2018 tarihli "Erdoğan kaybetti" makalesinde üstelik seçimlerden önce gerekçeleriyle yazmıştım.

O nedenle 31 Mart sonucu en azından benim gibi düşünenler için sürpriz değil.

O nedenle AKP' nin İstanbul' da kaosa döndürmeye çalıştığı ve kaybettiği apaçık ortada iken kendi lehine çevirme çabalarını da ciddiye almadan asıl büyük sorunun cevabını aramamız, bu alanda daha fazla düşünmemiz, kaygılanmamız gerektiğine inanıyorum.

 2011' den beri gerilemeye başlayan Erdoğan ve iktidarı bugün itibariyle kendi krizini ülke krizine dönüştürme potansiyeli taşımaktadır. Önemli soru bu krizden nasıl çıkılacağıdır.

 

 

 

 

 
Etiketler: Kim, kazandı,, kim, kaybetti?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
19 Ağustos 2019
Raylı sistem mi, metro mu tartışmasının göz ardı ettiği gerçekler..
08 Ağustos 2019
Hafif raylı sistem mi, metro mu? Toplu taşımada kafa ve kavram karışıklığı..
05 Ağustos 2019
CHP' nin saydamlık manifestosu, Mersin' de ticari sır duvarına takıldı…
01 Ağustos 2019
Manifestodaki şeffaflık, pratikteki 'sır'..
29 Temmuz 2019
Uyumayan şehirler, ölüm uykusundaki Mersin'i uyandırmak için ne yapmalı?…
25 Temmuz 2019
Uyumayan Şehirler
22 Temmuz 2019
Mersinli bu kadar mı saf?…
18 Temmuz 2019
Akkuyu Akdeniz' i daha da ısıtacak…
15 Temmuz 2019
Mersin'i refaha ulaştıracak kontayner terminal projesi buharlaşırken..
11 Temmuz 2019
Mersin Büyükşehir belediyesinin borçları, Meclisin denetim ısrarı…
08 Temmuz 2019
Katılımcılık, sivil toplum, Kent Konseyi…
04 Temmuz 2019
23 Haziran sonrası.. Nereye doğru?…
01 Temmuz 2019
'Sahili temizlemeyin, ileride Millet bahçesi yapacağız' diyen akıl…
27 Haziran 2019
Bir helikopter hikayesi, Mersin' i bekleyen fatura…
24 Haziran 2019
Şeffaflık, hesap verebilirlik sözde olmaz, özde olur…
20 Haziran 2019
Erdoğan' ın kaybı sürüyor, İmamoğlu kazanacak…
17 Haziran 2019
Çamlıbel Deniz Parkı yeniden açılırken…
13 Haziran 2019
Huawei batı blokuna giren Truva atı mı?..
10 Haziran 2019
ABD- Çin ticaret kavgası, Huawei meydan savaşına döner mi?
30 Mayıs 2019
Çin-ABD ticaret savaşı, nereye doğru?
23 Mayıs 2019
Kent konseyleri ne yapmalı, ne yapmamalı?
20 Mayıs 2019
Kent Konseylerinin kente yük olma halleri…
16 Mayıs 2019
Belediyeler ve ufak tefek dokunuşlar (kent içinde mavi bayraklı plajlar)…
13 Mayıs 2019
Mersin' in ayağına gelen altın fırsat: Millet Bahçesi yapımının durdurulması…
09 Mayıs 2019
Mersin Büyükşehir borç batağında…
06 Mayıs 2019
Mersin Büyükşehir Belediyesinin mevcut durumu…
02 Mayıs 2019
Metro balon çıktı, onay hafif raylı sistem projesine verildi…
29 Nisan 2019
89 gibi başladı, 94 gibi bitmesin… (2)
25 Nisan 2019
Siyasetin bu iklimi, bu diliyle nereye doğru?
22 Nisan 2019
Mersin' i yeniden metro masallarıyla avutmayın…
18 Nisan 2019
Son yerel seçimler, metropolleri kaybeden AK Parti' nin büyük düşüşü…
15 Nisan 2019
31 Mart seçimleri ve değişen siyaset iklimi…
11 Nisan 2019
Yerelde katılımcı yönetim ve bütçe…
01 Nisan 2019
Sandığa giderken..
28 Mart 2019
Yeni Büyükşehir Başkanını bekleyen tablo ve Haciz gelen Belediye…
25 Mart 2019
Projeler iyi de, para nerede?
21 Mart 2019
Kapatılmayan kanalın, Hediye' nin kahreden öyküsü…
18 Mart 2019
Mersini bekleyen fırsatlar, uyutulan projeler…
14 Mart 2019
Mersin yeni Marmara olur mu?
11 Mart 2019
Çin ve mütevazi bir köy öyküsü…
04 Mart 2019
Küresel kahveci Starbucks Çin' de…
28 Şubat 2019
Mersin uyutulurken, Gaziantep raylı sistemi nasıl hayata geçirdi?...
25 Şubat 2019
Mersin' in kent içi ulaşım modeli arayışları, Gaziantep'in raylı sistem başarısı…
21 Şubat 2019
Yerel seçimler, Mersin' deki kaos ve olası sonuçları…
18 Şubat 2019
Kışla arazisi ve Müftü Deresini kapsamayan Millet Bahçesi topal projedir…
14 Şubat 2019
Geçmişten günümüze Müftü Deresi projeleri…
11 Şubat 2019
Seçim var, heyecan yok…
07 Şubat 2019
Yerel seçimler.. Akdeniz' de kim ne yapar?
04 Şubat 2019
Adayları kim belirler? Yerel demokrasinin neresindeyiz?
31 Ocak 2019
2010'dan bugüne küresel marka trendleri ve değişen paradigma…
28 Ocak 2019
2010' dan bugüne Dünyanın en değerli markaları…(ABD'den Çin'e kayan eksen)
24 Ocak 2019
Dünyanın en değerli markaları…
21 Ocak 2019
Mersin' in yaşadığı en büyük afet…
17 Ocak 2019
Yerel seçimlere doğru Mersin.. (Vahap Seçer' li CHP' nin durumu)
14 Ocak 2019
Yerel seçimlere doğru Mersin… (AKP-MHP ittifakı, Tuna' nın şansı)
10 Ocak 2019
Kore' nin demokrasi sınavı -2
07 Ocak 2019
Kore' nin demokrasi sınavı (1) Vatan hainliğinden Nobel barış ödülüne…
02 Ocak 2019
Fadime Taner hocamın anısına...
27 Aralık 2018
Çukurova Havalimanı bir alandan ibaret değil ki..
24 Aralık 2018
Çukurova Havaalanında 'sona' dogru...
20 Aralık 2018
Enerjide merkezileşmeye karşı yerelleşme...
13 Aralık 2018
Ulus devletleri besleyen finans kapitalin yeni evresi…
10 Aralık 2018
CHP, Mersin Büyükşehir' i nasıl kazanır?
03 Aralık 2018
Mersin'i kurtaracak (!) yatırım geliyor…
25 Ekim 2018
AK Parti-MHP ittifakını Mersin düğümü bitirecek...
22 Ekim 2018
Mersin' in bölgesel dengeleri, yerel ittifak denklemleri...
Haber Yazılımı