Mart ayında Adana’da 2 620, Mersin’de 3 134 konut satışı gerçekleşti
Mehmet Mazak

19. Yüzyılda Mersin’de Deniz Ticaretinin Gündelik Hayata Yansımaları.

Mehmet Mazak
 
 

Gündelik hayat, genel olarak, insanların yaşam tarzları, iktisadi faaliyetleri, yaşadıkları fiziksel çevre ve mekanlar, inanç, örf, adet ve geleneklerinin bir araya gelerek, belli bir tarih kesitinde somutlaşması olarak tanımlanabilir. [1] Osmanlı Devleti’nin nev-i şahsına münhasır toplumsal sistemi içinde var olan gündelik hayatın da, bu kendine özgülük hali ve toplumsal sistemin gereklerine göre şekillendiğini söyleyebiliriz.

Daha önce de belirtildiği üzere, 19. yüzyılda, Mersin’de, nüfus ve yerleşim unsurlarının gelişmesi, sosyal kurum ve yapıların oluşması, kentteki iktisadi faaliyetlerin deniz ticareti odaklı gelişimi, buradaki sosyo-kültürel yaşamın zenginliği, kısacası, Mersin’in önemli bir liman kenti olarak Osmanlı deniz ticareti içindeki yükselişinin temelini, avantajlı bir konumda bulunan ahşaptan ilk iskelesi ve burada başlayıp hızlı bir biçimde gelişen deniz ticareti oluşturmaktadır. Deniz ticareti, Mersin’in bir yerleşim birimi olarak ortaya çıkması ve kentsel gelişimini hızlandıran bir unsur olmasının yanı sıra, başlangıçtan beri yansıyan etkileriyle buradaki gündelik hayatın özünü oluşturan bir unsur niteliğinde olmuştur.

Mersin, denizin bahşettiği kültürel zenginlikle, gündelik hayatın farkındalık içinde birlikteliğin oluştuğu örnek bir şehir olarak Osmanlı döneminde kurulmuş ve gelişmiş bir kenttir.

Gündelik hayatın deniz üzerine yansımasına bir örnek verecek olursak; Mersin limanı fazla derin olmadığından gemiler kıyıdan bir mil uzakta demirlerler, nakliyat mavnalarla gerçekleştirilirdi. İskeleden açıktaki gemilere ve gemiden iskeleye yolcu taşıma işlerini özel kişiler kayıklar ve mavnalarla yapmaktaydı. Tanin Gazetesi yazarlarından Ahmet Şerif, Anadolu'da yaptığı geziler sırasında 6 Ocak 1910 günü vapurla Mersin'e geldiğinde bu taşıyıcılarla ilgili gördüklerini şöyle yazar: "...Vapura gelen, karayağız, tuhaf bir şekilde Arapça konuşan kayıkçılar, bir çekirge kadar çevik, kayıktan kayığa sıçrıyor, vapurun merdivenlerine, halatlara sarılarak yukarı çıkıyorlardı."

Mersin’nde gündelik hayatta deniz yaşantısında önemli bir merkezde deniz feneridir. Bazen bir geminin rotasını belirleyen bir klavuz, bazen aşıkların buluşma mekanı olmuş olan Mersin deniz feneri, 1880 yılında bir Fransız firması tarafından yapılmıştır. 1966 yılına kadar gaz yağı ile çalışan ve 20 saniyede bir şimşek çakan Dewar fenerinin ışığı 12 milden görülebilmekteydi. Deniz feneri Mersin şehrinin ve gelişen deniz ticaretinin yılmaz bekçisi olarak gündelik hayattaki yerini almış bir unsurdur.

19. yüzyılda Mersin’de gelişen deniz ticaretinin gündelik hayata yansımalarını o döneme ait belgelerden görebilmemiz mümkündür. Bu belgelerdeki yazışmalara konu olan durumların, o dönemlerde Mersin’deki gündelik hayatın izlerini taşıdıkları ve gündelik hayatın deniz ticareti eksenli gelişmelere sahne olduğu görülmektedir.

16 Mayıs 1853 tarihli bir belgede: “Tarsus’da kâin Mersin iskelesinde bulunan arâzî-i mîriyeye mutasarrıf olanlar mezkûr iskele ma‘mûr oldukca tebe‘a-i ecnebiyeden ve himâyelülerden tâliblisi bulunanlara hudûd-ı râbi‘asından bir taraf bahr-ı sefîd diyerek ferâgat ve tapu senedâtlarına derc itdirdikleri cihetle.....”[2] denilmektedir ki; belgenin tarihi ve yer alan ifadelerden de anlaşılacağı üzere, Mersin İskelesi kısa bir zaman içinde özellikle ecnebi tebaanın rağbet ettiği bir yer haline gelmiştir. Ecnebi tebanın bu ilgisinin de etkisiyle, iskeledeki arazilere sahip olanlar, bir tarafı deniz diyerek, bu arazilerin tapularını ecnebilere devretmişlerdir. Görüldüğü üzere, Mersin İskelesi’nin artan önemi ve ecnebilerin ilgileri doğrultusunda, buradaki mevcut araziler de gayr-ı menkul olarak değerlendirilmeye başlanmıştır.

19. yüzyıl sonlarına ait, 4 Mayıs 1891 tarihli bir belgede yer alan ifadeler göre ise, ecnebilerin artık Mersin’de yerleşenler arasında oldukları görülmektedir. Bahsi geçen belgede yer alan ifadeler şu şekildedir: “Mersin iki bin hâneye karîb bir mahal olup ahâlîsi muhtelifü’l-milel olduğu gibi bir hayli ecnebî dahi meskûn bulunduğuna....” [3] Bu ifadelere göre; Mersin’in iki bin haneye yakın bir yer olduğu ve ahalisi çeşitli milletlerden oluşmakla birlikte, bir hayli ecnebinin de burada ikamet etmekte olduğu belirtilmektedir. Bu durum; artan deniz ticareti ile birlikte ilk gelişim yıllarında Mersin’e olan ecnebi ilgisinin, 19. yüzyılın sonlarında da devam ettiğini göstermektedir.

26 Şubat 1859 tarihli bir belge ise, Mersin’de oluşan yerleşimin bir sonucu olarak, hayati bir öneme sahip olan içme suyu sorunuyla ilgili olup, belgede geçen ifadeler şu şekildedir: “Adana eyâleti dâhilinde Tarsus sancağına tâbi‘ Mersin iskelesi nâm mahalde mutavattın tüccârân ve ahâlînin leffen takdîm kılınan mahzar kılıklu arzıhâllerinden tafsîl-i keyfiyet rehîn-i ilm-i âlî-i vekâlet-penâhîleri buyrulacağı vechile mahall-i mezbûrun mâder-i cennet-mekarr-ı cenâb-ı cihândârî Sultân hazretlerinin vakf-ı celîline tashîh buyrulmasından izhâr-ı memnûniyet ve teşekkürle berâber mahall-i mezkûrun sâye-i ma‘mûriyet-vâye-i hazret-i mülûkânede gün be gün kesb-i ma‘mûriyet itmekde olduğundan ve işlek iskele olmasıyla berren ve bahren mârrîn ve âbrîn eksik olmadığından ve içilecek mâ-i lezîzi olmayup el hâletü hazihi kullanılan kuyu suyu olup bu dahi ekser vakitlerinin hastalıkla geçmesine sebeb bulunduğundan bahisle yarım sâ‘at mesâfede bulunan âb-ı latîfin mahall-i mezbûra icrâ ve müceddeden iki aded çeşme inşâsına müsâ‘ade-i seniyye-i cenâb-ı şehinşâhî şâyân buyrulması niyâz ve istirhâm olunmuş....”[4] denilmekte olup, yer alan ifadelere göre, Mersin İskelesi’ndeki tüccar ve ahali, iskelenin Valide Sultan Vakfı’na tahsis edilmiş olmasından duydukları memnuniyetle birlikte, iskelenin hem kara hem de deniz ticareti açısından gün be gün geliştiği ve gelip-gidenlerin eksik olmadığını, içilecek tatlı su bulunmadığı için kuyu suyu kullanıldığını ve bu durumun hastalığa yol açtığını belirterek, iskeleye yarım saat mesafedeki tatlı suyun iskeleye akıtılarak, iki adet çeşmenin inşasına müsadesi edilmesi talebinde bulunmaktadırlar. Belgenin devamında yer alan şu ifadelerde ise: “.....ve civârında bulunan Gökçelü ve Nemrut kazâları ahâlîsi dahi mahall-i mezburun ma‘mûriyeti terakkî kesb ve ticâretlerini müstelzim olduğundan bir hıdmet-i müftehire olmak üzre mâ-i lezîz-i mezkûrun mahall-i mezbûra cereyân itdirileceği hâlde mecrâsının hafr ve küşâdı emrinde meccânen kuvve-i bedeniye sarf ideceklerini ta‘ahhüd ve inbâ itmiş ve....” denilmek suretiyle, Mersin İskelesi civarında bulunan Gökçelü ve Nemrut kazaları ahalisinin de, Mersin İskelesi’ndeki gelişmenin, kendi ticaretlerinin de gelişmesinin bir gereği olduğundan hareketle, bahsi geçen tatlı suyun iskeleye akıtılması halinde, su yolunun kazılmasında ücretsiz olarak çalışacaklarını beyan ettikleri belirtilmektedir.

Hülasa Mersin’de deniz ticaretinin gelişimi ile birlikte şehrin sosyal ve gündelik hayatına deniz ürünleri ve iş kollarının etkileri görülmektedir. Nufus, demografik yapı, iş kolları, ticari ürünler, şehrin imar ve planı, okullar, ibadet yerleri, konutlar vb. birçok alanda deniz ticaretinin bahş etmiş olduğu değişim ve gelişim Mersin üzerinde görülmüştür.

 

Ayrıca şehrimizde sosyal hayatın gelişimi ile birlikte deniz hamamlarının kurulduğunu ve halkın yazın serinlemek üzere bu deniz hamamlarından faydalandığını da biliyoruz. Şinasi Develi hamamı konusunu şöyle anlatıyor: “Mersin’de plaj yokken, 1930’lu yıllarda bir ara Çamlıbel’in deniz tarafında deniz hamamı yapıldı. Bunun için bir ahşap iskele de gerekmişti. Faytonlarla hanımlar buraya gelirler, iskelenin ucundaki ahşap yapıdan merdivenle denize inerler, biraz yüzüp, duş alıp yine faytonla evlerine dönerlerdi. Bu konudaki bilgim ortaokul yıllarımda, İstanbullu olan yengeme bu deniz işinde refakat ettiğimden dolayıdır.”

 

[1] Işın, “19.yy’da Modernleşme ve Gündelik Hayat”, s. 538

[2] BOA., İ.DH., 284, (16 Mayıs 1853)

[3] BOA., Y.PRK.UM., 21/74, (4 Mayıs 1891)

[4] BOA., İ.DH., 432/28617, (26 Şubat 1859)

Mehmet Mazak

 
 
 
 
24 Ocak 2018 Çarşamba 00:05
 
 

(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:01
  • Güneş05:45
  • Öğlen12:50
  • İkindi16:35
  • Akşam19:34
  • Yatsı21:06
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
30
20
3
7
63
2
Beşiktaş
30
18
8
4
62
3
Başakşehir
30
19
5
6
62
4
Fenerbahçe
30
17
9
4
60
5
Trabzonspor
30
12
10
8
46
6
Göztepe
30
12
8
10
44
7
Sivasspor
30
13
5
12
44
8
Kayserispor
30
12
8
10
44
9
Kasımpaşa
30
11
7
12
40
10
Malatyaspor
30
10
8
12
38
11
Bursaspor
30
10
6
14
36
12
Akhisar Bld.Spor
30
9
8
13
35
13
Antalyaspor
30
9
8
13
35
14
Konyaspor
30
8
8
14
32
15
Alanyaspor
30
9
5
16
32
16
Osmanlıspor
30
8
8
14
32
17
Gençlerbirliği
30
7
9
14
30
18
Karabükspor
30
3
3
24
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1749 - Handel'in Ateş Oyunları Müziği ilk kez Londra Green Park'ta seslendirildi.
1810 - Beethoven, ünlü eseri Für Elise'yi besteledi.
1865 - Sultana isimli ve 2,300 yolcu taşıyan buharlı gemi Mississippi Nehrinde infilak ederek battı: 1.700 kişi öldü.
1908 - 1908 Yaz Olimpiyatları Londra'da başladı.
1909 - II. Abdülhamid tahttan indirildi; yerine V. Mehmed tahta geçti.
1927 - Türkiye'de ilk radyo yayını başladı. Türk Telsiz Telefon A.Ş. adıyla çalışmalarına başlayan özel kuruluş, yayınlarını 1938'de devlet radyosu kurulana kadar sürdürdü.
1937 - Adolf Hitler'in İspanya'da ayaklanan Falanjist güçlerin lideri Francisco Franco'ya gönderdiği uçaklar, Guernica'yı bombaladı.
1938 - Türkiye ile Yunanistan arasında dostluk antlaşması imzalandı.
1940 - Köy Enstitüleri'nin kuruluşuna ilişkin kanun kabul edildi. Köylünün eğitilmesini, kalkınmasını ve toprağa bağlanmasını amaçlayan Köy Enstitüleri, 1946'dan sonra klasik öğretmen okullarına dönüştürüldü.
1941 - II. Dünya Savaşı: Alman birlikleri Atina'ya girdi.
1960 - Togo, Fransa'dan bağımsızlığını kazandı.
1961 - Sierra Leone, İngiltere'den bağımsızlığını kazandı.
1965 - ABD'nin Vietnam Savaşı'na giderek artan şekilde katılması Fransa'da Paris sokaklarında protesto edildi.
1981 - Xerox PARC şirketi ilk bilgisayar faresini tanıttı.
1988 - Cardiff'te yapılan Avrupa Halter Şampiyonası'nda ilk kez Türkiye adına uluslararası bir şampiyonaya katılan Naim Süleymanoğlu, bir dünya rekoru kırdı ve üç altın madalya kazandı.
1993 - Ankara Devlet Tiyatrosu "kamyon tiyatrosu" uygulamasına başladı.
1994 - Güney Afrika'da siyahi vatandaşların da oy verebildiği ilk demokratik seçimler yapıldı.
2007 - Türk Silahlı Kuvvetleri basın açıklaması yaptı. (bkz. 27 Nisan Genelkurmay Başkanlığı Basın Açıklaması)
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
26.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu081819303345
 
On Numara
23.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02060811171824262933363940434652575960687278
 
Sayısal Loto
21.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu050618414349
 
Şans Topu
25.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu051418263012
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji