Mersin Ekonomi Platformunda Kemal Kaçmaz Dönemi
Sibel Gazi Tabel

Demokrasinin Demokratikleştirilmesi-2

Sibel Gazi Tabel
 
 

Eski Türkiye’de demokrasimizin emeklediği söylenirdi. AKP’nin ilk döneminde yaygın olan demokrasinin daha güçleneceği umudu ise bugün yerini demokrasinin yok edildiği inancına bıraktı. Türkiye çok kısa zamanda demokratik çizgiye geri dönmezse, kayıplarımız umuttan ibaret olmaz. Demokrasimizin demokratikleşmesi için kilit önem taşıyan aşağıdaki bazı tartışma konuları yol gösterici olabilir:

 

*Demokrasinin Bireysel ve Toplumsal Yaşamda İçselleşmesi

Demokrasi nasıl sağlam kök salar? Toplumu oluşturan bireyde demokratik zihniyet yerleşmeden, yani bireyin doğal yaşam biçimine dönüşmeden, o toplum demokrasiyi yaşayabilir mi? Ailesinde, işyerinde, sosyal yaşamda yeterince demokrat olmayan insanlardan oluşan bir toplum nasıl bir demokrasi kurabilir? Sadece seçim yapılması bir toplumu demokrat yapmaya yeter mi? Kendisinden farklı olan insanlara hoşgörü ve saygı duymayan, başkalarına da kendisi kadar hak tanımayan bireylerden oluşan bir toplum demokrasiyi kurabilir mi?

Kendi çocuğunun kişiliğini yok sayarak, her konuda onun adına tercih yapan anne veya baba demokrat mıdır? Kadının yaratılıştan sahip olduğu bedensel farklılıkları için sürekli bir ayıbı, bir kusuru varmışcasına utanmasını bekleyen toplum demokrat mıdır?

Bir adım ileri gidersek insanın dünyanın efendisi değil, ekolojik zincirin sadece bir halkası olduğunu göremeyen; başka canlıların da var olmak hakkını ve gerekliliğini anlayamayan insanlar dünyayı doğru algılamış mıdır?

Bireydeki demokratik zihniyete günlük yaşamdan bir örnek verirsek, özel otomobille işine giden tek bir kişinin, 40-50 kişiyi işe taşıyan bir otobüse gerektiğinde yol önceliği tanıması veya tanımaması bir ölçüttür.

Veya bir otomobil sürücüsü aracı sayesinde adeta çelik bir zırh ile korunurken, böyle bir korumadan yoksun, savunmasız bir yayaya trafikte nasıl davranmalı? Sonuç olarak güçlü olan zayıf olanı ne kadar korursa, çoğunluk azınlığa ne kadar saygı duyarsa o toplum o derecede demokrattır.

Demokrasiyi sadece iktidara gelmenin meşru bir aracı olarak gören ‘araçsal bakış açısı’ ndan kurtulup, demokrasiyi önce bireylerde içselleştirmek; toplumsal ve siyasal alanda bir yaşam biçimi haline getirmek gerekmektedir.

*Kutsala Dayalı Siyasetin ve Faşist Milliyetçiliğin Tehlikeleri ve Çaresi

Tarihin zaman saati bugünü gösteriyor. Gelecekte bugünün dünyası nasıl anılacak bilemiyoruz. Ama bugünün en ileri demokratik değerlerine göre artık kutsala dayalı siyaset ve milliyetçilik, medeni devletlerin siyasal niteliklerini belirlememektedir. Zira herhangi bir dinin veya ırkın mensuplarından oluşması bir devlete özel bir üstünlük payesi vermez. Örneğin bir devletin Almanlardan, Fransızlardan, Türklerden, Araplardan, yani herhangi bir ırkın mensuplarından oluşması o devlete özel bir üstünlük sıfatı sağlar mı? Peki devletlere duyulan güveni ve itibarı ne kazandırır?

Günümüzde devletlerin ekonomisinin güçlü olması dahi yetmiyor. O ülkenin ekonomik gelişmesinin sosyal adaleti ne ölçüde sağladığı; eğitimde, bilimde, sanatta, sporda gösterdiği ilerlemeler; kadın-erkek eşitliği; bağımsız yargısı ve basını; yurttaşının özgürlüklere ne ölçüde sahip olduğu; çevre hakkına değer verilip verilmediği; insanların ölüm yaşı ve nasıl öldükleri, hatta insanların mutluluğu gibi çeşitli ölçütler baz alınmaktadır. Devletler bu nitelikleri ile itibar kazanmakta ve yarışmaktadır. Bütün bunların ise ancak demokrasi seviyesi ile eşzamanlı yükselebildiği bilinmektedir.

Kutsala ve milliyetçiliğe dayalı siyaset yapmak, devletleri ve siyaset kültürünü yozlaştırmakta, demokrasiye ağır darbe vurmaktadır. Dünya bu siyasetin bedelini kanlı savaşlarla ödemeye devam etmektedir.

Din sömürüsünün panzehiri laikliktir. Laiklik ve dindarlık kavramlarının birbirine karşıtmış gibi gösterilmesi yanlıştır. Zira, laiklik tüm inançların koruyucu şemsiyesidir.

Dinler ve milliyetçilik bireylerin özel alanlarında anlamlarını sürdürebilir. Ayrıca kişinin dini veya milliyeti kendi çabasıyla elde ettiği bir başarı gibi görülemez.

Faşist milliyetçilik, kendisinin üyesi olduğu toplumun diğer toplumlardan daha üstün olduğu, yani en üstün olduğu düşüncesidir. Kendini en üstün görmenin yanı sıra, diğer toplumları egemenliği altına almayı meşru gören bu düşünce fikirden eyleme geçtiğinde büyük savaşlar yaşanır. Irkçılık ise farklı toplumlara nefreti içinde barındırır. Diğer toplumlara karşı hoşgörüsüzlük öyle tehlikeli bir hal alabilir ki, sonunda diğer topluma, insana ait hiçbir nitelik reva görülmez olur.

Ortak değerleri paylaştığı kendi toplumunu her yönden geliştirmek için dürüst çalışmak; toplumunu ailesinden ve kendinden daha çok sevmek, ancak bununla birlikte diğer toplumları da kendisi ile eşit haklarda görmek ise ‘demokratik milliyetçiliktir.’

Atatürk milliyetçiliği özünde ırka dayalı değildir; Misak-ı Milli sınırları içinde yaşayan herkesi eşit yurttaşlık çerçevesinde Türk milleti olarak tanımlar. Yani, çeşitli ırkların toplamı olan bir ulusu tanımlar. Buradaki ‘Türk milleti’ kavramı tıpkı Amerikalı kavramı gibi farklı ırkların hepsinin aynı devlete aidiyetini gösteren bir üst kimlik niteliğindedir. Bunu çarpıtıp tek bir ırkı üstün gören ve eşit yurttaşlık duygusunu zedeleyen kimi politikalar bugün toplumu ayrıştıran terör eylemlerinin temel sebepleri arasındadır.

*Seçim Sistemi ve Siyasi Partiler Yasası; Lidere Sadakat Kültürü

12 Eylül ürünü olan iki yasa: “Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu” değişmeden Türkiye’de demokrasi gelişemez. Siyasi partiler kanunu buna uygun zemin hazırladığı için 1983 seçimlerinden bugüne kadar hemen her partide milletvekillerini halk seçmez; parti genel başkanları kimlerin vekil olacağını tayin ederler. Oysa bütün medeni demokrasilerde vekiller, halk veya halkın temsilcileri tarafından seçilirler. Örneğin İngiliz Parlamentosu doğrudan halk tarafından seçilmektedir.

Osmanlı Dönemi’nde 1876 yılında kurulan ilk mecliste bile padişah Abdulhamid’e, meclisin sadece yüzde 25’ini belirleme hakkına verilmiştir; geri kalanı halk belirlemekteydi. O tarihten sonra da padişahların, cumhuriyet döneminde Atatürk dahil hiçbir liderin sahip olmadığı bir yetkiyi 1983 yılından bu yana parti liderleri keyfi kullanmaktadır.

Milletvekillerini halkın değil, liderlerin belirlemesi, halkın vekili yerine, genel başkanın vekili olmayı beraberinde getirmiştir. Bu durum, vekillerin bırakın halkın sesini duymasını, kendi vicdanının sesini dinlemesini bile engeller. Örneklerini gördüğümüz gibi siyasi lidere veya partiye sadakat, ülkeye sadakatin, etik değerlerin, akılcı ölçütlerin dahi önüne geçebilmektedir.

2002 seçimlerinde dünyanın en yüksek barajına sahip olan Türkiye’de % 10’a takılan partilerin aldıkları toplam oy 13.5 milyondur. Aynı yıl iktidara gelen AKP’nin aldığı toplam oy ise 10.8 milyondur. Ayrıca seçim sistemimize bağlı olarak % 34 oya rağmen, meclisteki sandalye sayısının yaklaşık % 66’sına sahip olmuştur.

Neticede 2002 seçimlerinde parlamentoya iki parti girmiştir. Birisinin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, öbürünün Genel Başkanı Deniz Baykal.. 550 tane milletvekilinden oluşan Türkiye Büyük Millet Meclisi, sadece 2 kişinin seçtiği bir meclisti.

Bu durumu değiştirmek için CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu değerli bir adım atmıştır. 2015 yılında yapılan son genel seçimlerde, tüm siyasi partiler arasında sadece CHP, milletvekili adaylarının çoğunluğunu parti üyeleri arasında yapılan eğilim yoklaması yöntemiyle belirlemiştir.

2017’de AKP hükümeti tarafından yeni bir anayasa hazırlandı ve referanduma sunuldu. Yeni anayasada siyasi partiler kanunu ve seçim yasası değişmeliydi. Ama 12 Eylül ürünü bu yanlışlar, üstüne türlü antidemokratik yasalar da eklenerek sürdürüldü. Her dönemde halkın ve ülkenin üstün çıkarları yerine kendi koltuğunu korumayı düşünenler demokrasiden korkmuşlardır. Karanlığın aydınlıktan korktuğu gibi..

Yazı dizisinin son bölümünde görüşünceye dek esenlikle kalın…

 Sibel Gazi Tabel

 

 

 
 
5 Ağustos 2017 Cumartesi 08:13
 
 

(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:11
  • Güneş05:55
  • Öğlen12:56
  • İkindi16:39
  • Akşam19:37
  • Yatsı21:06
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Kasımpaşa
2
1
1
0
4
2
Beşiktaş
2
1
1
0
4
3
Galatasaray
1
1
0
0
3
4
Malatyaspor
1
1
0
0
3
5
Trabzonspor
1
1
0
0
3
6
Akhisar Bld.
1
1
0
0
3
7
Başakşehir
1
1
0
0
3
8
Fenerbahçe
1
0
1
0
1
9
Göztepe
1
0
1
0
1
10
Gençlerbirliği
1
0
1
0
1
11
Karabük
1
0
1
0
1
12
Konyaspor
1
0
0
1
0
13
Bursaspor
1
0
0
1
0
14
Sivasspor
1
0
0
1
0
15
Alanyaspor
1
0
0
1
0
16
Osmanlıspor
1
0
0
1
0
17
Antalyaspor
1
0
0
1
0
18
Kayserispor
1
0
0
1
0
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1630 - Evliya Çelebi elli yıl sürecek seyahatlerine başladı.
1692 - Salem, Massachusetts'de bir kadın ve dört erkek cadılık suçlamasıyla idam edildi.
1821 - Navarin Katliamı. Mora İsyanı sırasında Navarin şehrini ele geçiren yunanlar, 3.000 Türk'ü öldürdüler.
1878 - Saraybosna'nın Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nca işgali.
1895 - James Ryan yüksek atlamada 1,94 m. yaparak dünya rekoru kırdı.
1919 - Afganistan, Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandı.
1934 - Adolf Hitler Reichsführer ünvanını aldı.
1945 - Vietnam Savaşı: Ho Chi Minh iktidarda.
1953 - İran'da Muhammed Musaddık rejimi devrildi, Muhammed Rıza Pehlevi devri başladı.
1954 - ABD'de komünist partiye yasak getirildi.
1955 - Kuzeydoğu ABD'de Diane kasırgası 200 can aldı.
1960 - Sovyetler Birliği iki köpek, 40 fare, iki sıçan, ve çeşitli bitkiler taşıyan Sputnik-5'i Ay yörüngesine oturtmayı başardı.
1960 - U-2 Krizi: Sovyetler Birliği üzerinde düşürülen casus uçak U-2'nin ABD'li pilotu Francis Gary Powers 10 yıl hapse mahkûm edildi.
1966 - Muş, Varto'da meydana gelen 6,9 şiddetindeki depremde 2394 kişi hayatını kaybetti, 1489 kişi yaralandı.
1978 - Kariye Müzesi soyuldu.
1980 - Suudi Arabistan havayollarına ait bir yolcu uçağı Riyad havaalanına acil iniş yaptıktan sonra yandı: 301 kişi öldü.
1981 - ABD savaş uçakları, Sidra Körfezi üzerinde iki Libya savaş uçağını düşürdü.
1987 - Birleşik Krallık'ta Michael Ryan adlı bir kişi, tüfekle 16 kişiyi öldürdükten sonra intihar etti.
1991 - SSCB'nin dağılma süreci: Devlet başkanı Mikhail Gorbachev evinde göz hapsinde.
1991 - Komünizm yanlısı KGB ve ordu generalleri, Rusya'da darbe girişiminde bulundu.
2002 - Askeri birlik taşıyan bir Rus Mi-26 helikopteri, Çeçen birliklerince Grozni yakınlarında düşürüldü; 118 asker öldü.
2003 - Hamas'a bağlı bir intihar bombacısı Kudüs'te bir otobüse saldırdı; yedisi çocuk 23 İsrailli öldü.
2008 - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Erbakan'ın Ev hapsi cezasını affetti.
2008 - Cezayir'in başkenti Cezayir'in 35 mil doğusunda bir polis akademisine bomba yüklü araçla yapılan intihar eyleminde en az 43 kişi öldü, 38 kişi yaralandı.
2008 - Pakistan'ın kuzeybatısındaki bir hastanenin acil girişinde bomba patladı: 23 kişi öldü, 15 kişi yaralandı.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
17.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu202338424850
 
On Numara
14.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu05070910192335374043444651525455606162707475
 
Sayısal Loto
12.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030810184548
 
Şans Topu
16.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020405113105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji