Benim Sinemalarım-Benim Hayallerim!..

Birsen Sak

Birsen Sak

Dün dünyanın tatlarından birini tadarken,

beni alıp götüren konuşmalara şahit olmakta varmış kaderde.

Beni buradan alıp taaaaaa eskilere götüren bir sohbet.

Bana gelen bir tek soru buna sebep olandı .

Birsoo sence sinema sektörü bitecek mi?

Birden afalladım bu soruyla. Sinemanın bitmesi geçmişimizi silmek anlamına gelmiyor mu?

Çocuklar sinema okuyan çocuklar elbet, gelecekle ve dönemle ilgili böylesine kaygılar yaşamaları çok doğal!

Lan eğitimim tamam CV im taşıyor, " hani bir zamanlar işe girmek için ilk şartı İngilizce bilmek" olan benim güzel ülkemde kaygılı çocuklar.

Bırak İngilizce bilmeyi çevirmenlik yapan çocuklar bunlar ve

"İtalyanca, Çince de öğrenmiş konuşan arkadaşlarını görünce öykünmeden edemiyor, ulan ben neden geri kaldım be diye de dövünüyorlar…

Vahhh benim güzel Vatan’ım kendini kıymık gibi gören " hatta görünmesine sebep olan " insanlar topluluğu. E sizde haklısınız bunca etek öpmeye meraklı insan olunca üçüncü sınıf dünya ülkesi oldunuz çıktınız.

At binicisine göre kişner " kişnemez mi?"

Sinema biter mi ya?

Bitmesin olur mu?

İçimizdeki çocuk kalma heyecanı buna bağlı.

İnek Şaban olmak, Mahmut hoca olmak, Sezercik, Ayşegül, azize, turist Ömer, Hafize ana olmak ahhh şimdi kime sorsanız ilk aklına bunlar düşmez mi?

Belki de sinemayı diyanete bağlamalıyız ne dersiniz (!)

Benim dalgınlığımı gören çocukları bir merak sarmıştı.

Sorular sorular .

Benim kafamdaki binlerce cevapla çakışırken.

Olmaz dedim olmaz! Sinema bitemez ki.

Biz sinemaya giderken darı patlatan annem bir kez daha ölmez miydi?

Yaz boyu kurutulan kavun, karpuz çekirdeklerini beyaz elde dikilmiş çuvallara kışın filim izlerken kavurup yemeyi düşünen ananemin hayalleri ne olacaktı?

Sadece Cumartesi verilirdi Türk Filmleri hatırlar mısınız, o saati iple çekerdik ve sinema saatlerine yakın herkese görev düşerdi, birlikte sofrayı toplar ortalığı bir heyecanla karışık sevinçle düzenlerdik.

Televizyonu en iyi görebilecekleri yere Evin büyükleri oturur, biz onların soyduğu meyveleri kolayca almak adına ayak diplerine çöker bekler, çıtımızı çıkarmadan izlerdik, dahası yoktu çünkü.

Ne bıktıran internet ne de emme basma programlar.

Sinema bitemezdi!

Hem geçmişi olmayan insanlar hava boşluğunda kalmaz mıydı ?

Eğer size bu konu hakkında bir soru gelirse...

Cevabımız bir olsun olur mu?

Bu bir kader değildi asla deyin, bu tamamen bizim salaklığımızdı... Olur mu?!

Birsoo



28 Şubat 2017 Salı 18:33

http://www.inovatifhaber.com/yazar/benim-sinemalarim-benim-hayallerim-2119.html