Ahmet Akın
Köşe Yazarı
Ahmet Akın
 

Gazetecilik

Gazetecilik güçlü bir ahlaki temel üstünde yükseliyorsa, kamuoyu oluşturmak gibi soru işaretleri dolu bir hedefe değil, kamuoyunun özgürce oluşmasına katkıda bulunmaya yönelir. Farkındalık ve bilinç artarsa, seçim yapma özgürlüğü doğacaktır. Basın ahlakının çiğnenmesine yol açan elbette bir sürü etken var. Örneğin, ekonomik baskılar, egemen kültürün baskıları, işletme çıkarları denilen zorlamalar, okuyucu bunlardan hoşlanıyor anlayışı gibi. Hani nasıl kutsal kitaplarda çalmayacaksın, yalan söylemeyeceksin gibi katı emirler var ancak uymayanlar uyanlardan daha fazla. Basın ahlak kuralları da böyle bir şey olabiliyor. Açıkçası, basın ahlakı gazetecinin kendi ahlakından ibarettir.   Bir gazetecinin elbette bir dünya görüşü, bir siyasal ve toplumsal yaklaşımı, dini inancı ya da inançsızlığı vardır ve bu elbette yazı ve yorumlarına yansıyacaktır. Ama gerçek sadece bir tanedir ve önemli olan o “gerçek”i olduğu gibi yansıtmak, o “gerçek”i yorumlamaktır. Gazeteci, insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği ve farklılıklara saygıya savunur. Prensipte gazeteci sıfatı taşımayı hak eden herkes meslek ilkelerine en yüksek seviyede uymayı taahhüt eder ancak gazeteci sıfatı taşımayı hak etmenin ölçüsü nedir? İşte, Türkiye’de gazetecilik mesleğinin en önemli sorunlarından birisi budur. İsteyen herkes gazeteci olabiliyor. Halkın gerçekleri ve doğruları bilme hakkı adına, gazeteci kendi açısından sonuçları ne olursa olsun, gerçekler ve doğrulara saygı duymak ve uymak zorundadır. Temel sorun, neyin gerçek, neyin hakaret, neyin serbest olduğu konusunda pek sınırın var olmasıdır. Gazeteci haberin tarafsız olması için elinden gelen bütün çabayı göstermelidir. Kasıtsız olarak bir haberde taraf tutulmuş olabilir. Ama asla bilerek taraflı haber yapmamalı. O zaman gazeteciliğin dışına çıkmış olursunuz. Gazetecilik ahlaksızlığının en somut örneği, menfaat karşılığı haber yapmak, yazı yazmak, yorumda bulunmaktır. Buradaki menfaat para, paraya çevrilebilir bir avantaj olabilir, hak edilmeyen bir itibar olabilir, yakınlarına iş veya ihale bağlamak olabilir, siyasi ikbal olabilir. Unutmayalım ki, ahlaki değerlerden yoksun, çıkar peşinde, kelime cambazı bir basın, zaman içinde kendi gibi bir halk yaratır. Belki önemsiz gibi gelebilir, ekonomi sayfalarında, “uzman” oldukları için köşe verilen, mesleği gazetecilik olmayan yazarlarımız da var. Gazetecilik dışında ifa ettikleri görevlerine devam etmeleri lazım. Tek şartla, köşelerinde mail olarak gerçek adreslerini göstermeliyiz. Böylelikle okuyucu, o uzman yazarın hangi kurumu da temsil ettiğini görmeli. Mustafa Kemal Atatürk gazeteciliği “kutsal mesleklerden biri” olarak görüyordu. Sabiha Gökçen’e şunu söylemişti: “Asker olmasaydım gazeteci mesleğine girerdim.” 
Ekleme Tarihi: 07 Ekim 2019 - Pazartesi

Gazetecilik

Gazetecilik güçlü bir ahlaki temel üstünde yükseliyorsa, kamuoyu oluşturmak gibi soru işaretleri dolu bir hedefe değil, kamuoyunun özgürce oluşmasına katkıda bulunmaya yönelir. Farkındalık ve bilinç artarsa, seçim yapma özgürlüğü doğacaktır.

Basın ahlakının çiğnenmesine yol açan elbette bir sürü etken var. Örneğin, ekonomik baskılar, egemen kültürün baskıları, işletme çıkarları denilen zorlamalar, okuyucu bunlardan hoşlanıyor anlayışı gibi. Hani nasıl kutsal kitaplarda çalmayacaksın, yalan söylemeyeceksin gibi katı emirler var ancak uymayanlar uyanlardan daha fazla. Basın ahlak kuralları da böyle bir şey olabiliyor. Açıkçası, basın ahlakı gazetecinin kendi ahlakından ibarettir.  

Bir gazetecinin elbette bir dünya görüşü, bir siyasal ve toplumsal yaklaşımı, dini inancı ya da inançsızlığı vardır ve bu elbette yazı ve yorumlarına yansıyacaktır. Ama gerçek sadece bir tanedir ve önemli olan o “gerçek”i olduğu gibi yansıtmak, o “gerçek”i yorumlamaktır. Gazeteci, insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği ve farklılıklara saygıya savunur.

Prensipte gazeteci sıfatı taşımayı hak eden herkes meslek ilkelerine en yüksek seviyede uymayı taahhüt eder ancak gazeteci sıfatı taşımayı hak etmenin ölçüsü nedir? İşte, Türkiye’de gazetecilik mesleğinin en önemli sorunlarından birisi budur. İsteyen herkes gazeteci olabiliyor.

Halkın gerçekleri ve doğruları bilme hakkı adına, gazeteci kendi açısından sonuçları ne olursa olsun, gerçekler ve doğrulara saygı duymak ve uymak zorundadır. Temel sorun, neyin gerçek, neyin hakaret, neyin serbest olduğu konusunda pek sınırın var olmasıdır.

Gazeteci haberin tarafsız olması için elinden gelen bütün çabayı göstermelidir. Kasıtsız olarak bir haberde taraf tutulmuş olabilir. Ama asla bilerek taraflı haber yapmamalı. O zaman gazeteciliğin dışına çıkmış olursunuz.

Gazetecilik ahlaksızlığının en somut örneği, menfaat karşılığı haber yapmak, yazı yazmak, yorumda bulunmaktır. Buradaki menfaat para, paraya çevrilebilir bir avantaj olabilir, hak edilmeyen bir itibar olabilir, yakınlarına iş veya ihale bağlamak olabilir, siyasi ikbal olabilir. Unutmayalım ki, ahlaki değerlerden yoksun, çıkar peşinde, kelime cambazı bir basın, zaman içinde kendi gibi bir halk yaratır.

Belki önemsiz gibi gelebilir, ekonomi sayfalarında, “uzman” oldukları için köşe verilen, mesleği gazetecilik olmayan yazarlarımız da var. Gazetecilik dışında ifa ettikleri görevlerine devam etmeleri lazım. Tek şartla, köşelerinde mail olarak gerçek adreslerini göstermeliyiz. Böylelikle okuyucu, o uzman yazarın hangi kurumu da temsil ettiğini görmeli.

Mustafa Kemal Atatürk gazeteciliği “kutsal mesleklerden biri” olarak görüyordu. Sabiha Gökçen’e şunu söylemişti: “Asker olmasaydım gazeteci mesleğine girerdim.” 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve inovatifhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.