Harun Arslan
Köşe Yazarı
Harun Arslan
 

“Gelişmemeyi” Tavsiye Kararları Meclisi !

*“Meclis limana yapılacak ilave inşaatın yapılmaması için tavsiye” kararı aldı. *Hemen hatırlayalım; geçen dönemde yapımı uluslararası antlaşmalarla sürmekte olan Nükleer Santral için de yapılmamasını tavsiye kararı alınmıştı. *Meclisin almadığı tavsiye kararları da, zaten Kent Konseyi tarafından alınıyor. *Kent Konseyi Balık Çiftliklerinin yapılmamasına tavsiye kararı alıyor. *Tersane yapılmaması için tavsiye kararı alıyor. Hemen belirtelim: Meclisin ve halkın boş yere zamanını alması dışında, bu tavsiye kararlarının hiç bir yaptırımı ve geçerliliği yok. Yani, eskilerin deyimiyle avare kasnak! Boşa kürek! E peki o zaman ne? Hiç; laf olsun, yerel medyaya boş haber olsun…   Özellikle kentin gelişmesini sağlayacak, istihdamı arttıracak tüm bu yatırımlara itiraz eden işlevsiz kararlar alarak, uluslararası düzeyde algı operasyonları eşliğinde kirli istihbarat faaliyetleriyle bilinen Alman Vakıfları ve Greenpeace gibi çevre örgütleri görünümlü, ama asıl olarak hedef ülkelerin büyük yatırımlarını engellemeye dönük operasyonel işlerle görevli yapılarla birlikte hareket ediyor,  “tavsiye”yi de aşan geçen yaptırımlarda bulunmaya çalışıyorlar. Yıllardır sahip olduğu zenginlikleri kullanamayan, bu nedenle  hak ettiği ölçüde gelişemeyen Mersin için yatırımlara karşı çıkanlar, herhangi bir bilimsel ve teknik açıdan  haklı sebep bulamıyorlar. Ya deprem olursa? ya tsunami olursa? ya yangın çıkarsa? ya uçak düşerse?... gibi hayali sorular ortaya koyuyorlar.   Şimdi ise özellikle son Liman genişletme inşaatı için daha ilginç! sebepler bulundu. *şehrin siluetini bozacak, *rüzgarı kesecek, *balıklara zarar verecek, *kimyasal atık bırakabilecek. Deniz içerisine yapılacak bir dolgu alanına karşı çıkanla r, tüm kentin denizle irtibatını kesen ve bu kente yapılan en büyük kötülük olan Sahil Parka karşı çıkamadılar. Bu devasa park yerine kıyının küçük bir bölümü bir şerit halinde kullanılabilirdi ve Mersin bir deniz kenti olarak kalırdı. *                     *                     * Bunlar, hep şu benzer cümleyle söze başlarlar; *Limanın genişlemesine karşı değiliz ;ama… *elektrik enerji elde edilmesine karşı değiliz; ama… *tersaneye karşı değiliz; ama… *balık çiftliklerine karşı değiliz; ama…. Ve sonra, yukarıda saydığıma benzer, hiçbir bilimsel ve teknolojik karşılığı olmayan, slogana dayalı, gerisinde kirli politik ve negatif ekonomik sonuçlar yığılı boş nedenler ortaya atılır. Merkezi hükümet, devlet artık son yıllarda bu tür boş lafları dinlemiyor ve yatırımlar olanca hızıyla ilerliyor. Çevreci görünümlü ve Avrupa merkezli nifak odaklarının etkisi neredeyse sıfırlanmış durumda; mesela Nükleer ve Hidro Santral yatırımları ilerliyor; İstanbul için 2. Boğaz projesi için ihale sürecine girildi vb. Öte yandan, Çamlıca Tepesi gibi muhteşem bir Çevreci Yatırım görmezden geliniyor; Kent Parklarına ve cumhuriyet tarihinin en büyük ağaçlandırma yatırımlarına kör ve sağır kalınıyor, Taksim Kültür Merkezi için çıt çıkmıyor, Karadeniz Bölgesindeki müthiş çevreci yatırımlar için aynı çevreci (!) ağızlar suskun ve ölü taklidi yapıyor vb. Ama yerel yönetimler düzeyinde, ilkel politik hesaplar yine canlı tutuluyor; birilerine hoş görünmek, aslında hiçbir oy tabanı olmayan gürültücü bir kalabalıkla iyi geçinmek için projeler engelleniyor ve Mersin’in geleceğiyle, ekonomisiyle, sosyal hayatıyla oynanıyor. Yazıktır, ayıptır, günahtır… *               *                     *   Değerli hemşerilerim; artık salgınla ilgili yazmamaya karar verdim; çünkü Mersin salgına teslim oldu. Son hafta bir gerileme olsa da, bunun sürdürülebilirliği konusunda, özellikle yerel yönetimlerin bu konudaki duyarsızlığı nedeniyle endişeliyim. Yine de, hemşerilerimizin dikkatine, özenine, yerel yönetimlerin gereksiz toplanmalara neden olacak girişimlerine katılmayarak son bir haftada sağladıkları vaka sayılarındaki düşmeye dikkat çekmek gerekir. Ama bu dönemde işini kaybedenlere iş gerekli, kentin ekonomisi gelişmeli… Bunlara karşı tavsiye kararı almak nasıl bir anlayış acaba? *                     *                     * Son olarak liman genişlemesine karşı olanlara, yalnızca tek bir olgudan söz edeceğim. Liman genişletme çalışmaları kapsamında, 36 kamyon günde 143 sefer yaparak  malzeme taşıyacak. Buna da karşı çıkılıyor. Sadece bu bile ekonomik fayda anlamına gelmiyor mu? Kamyonlar iş bulacak, istihdam sağlanacak, piyasaya büyük bir parasal girdi anlamında, malzemeler Mersin’den alınacak.   Havalimanına bile karşı çıkılan bir anlayış olsa da, bu yatırımlar sonunda bir şekilde yapılıyor; fakat karşı çıkılarak, engellemeye çalışılarak yalnızca geciktiriliyor ve bundan tüm Mersin halkı zarar görüyor.   Mersinin yapısına yerleşmiş İstemezük!çü muhalif yapı ve bunun karşısında sessiz Deniz Ticaret Odası, sessiz meslek odaları, sessiz iş çevreleri, sessiz basın. Buna ek olarak, çevrecilik adına yatırımlara karşı çıkarak sempati kazanmaya çalışanlar... Ve tüm bunları sessizce, buruk  seyreden işi, aşı, geleceği olmayan sessiz çoğunluk Mersin halkı… Nasılsınız? Vicdanen, vatandaşlık bilinci açısından, Mersin’in ve Mersinlinin geleceği açısından herkes huzur içinde mi? Bu konuda da yetkili kişi, kurum ve kuruluşlar; “TAVSİYE KARARI”nızı merak ediyorum?   HARUN ARSLAN......24 Mart 2021  
Ekleme Tarihi: 24 Mart 2021 - Çarşamba

“Gelişmemeyi” Tavsiye Kararları Meclisi !

*“Meclis limana yapılacak ilave inşaatın yapılmaması için tavsiye” kararı aldı.

*Hemen hatırlayalım; geçen dönemde yapımı uluslararası antlaşmalarla sürmekte olan Nükleer Santral için de yapılmamasını tavsiye kararı alınmıştı.

*Meclisin almadığı tavsiye kararları da, zaten Kent Konseyi tarafından alınıyor.

*Kent Konseyi Balık Çiftliklerinin yapılmamasına tavsiye kararı alıyor.

*Tersane yapılmaması için tavsiye kararı alıyor.

Hemen belirtelim: Meclisin ve halkın boş yere zamanını alması dışında, bu tavsiye kararlarının hiç bir yaptırımı ve geçerliliği yok.

Yani, eskilerin deyimiyle avare kasnak! Boşa kürek!

E peki o zaman ne? Hiç; laf olsun, yerel medyaya boş haber olsun…

 

Özellikle kentin gelişmesini sağlayacak, istihdamı arttıracak tüm bu yatırımlara itiraz eden işlevsiz kararlar alarak, uluslararası düzeyde algı operasyonları eşliğinde kirli istihbarat faaliyetleriyle bilinen Alman Vakıfları ve Greenpeace gibi çevre örgütleri görünümlü, ama asıl olarak hedef ülkelerin büyük yatırımlarını engellemeye dönük operasyonel işlerle görevli yapılarla birlikte hareket ediyor,  “tavsiye”yi de aşan geçen yaptırımlarda bulunmaya çalışıyorlar.

Yıllardır sahip olduğu zenginlikleri kullanamayan, bu nedenle  hak ettiği ölçüde gelişemeyen Mersin için yatırımlara karşı çıkanlar, herhangi bir bilimsel ve teknik açıdan  haklı sebep bulamıyorlar. Ya deprem olursa? ya tsunami olursa? ya yangın çıkarsa? ya uçak düşerse?... gibi hayali sorular ortaya koyuyorlar.

 

Şimdi ise özellikle son Liman genişletme inşaatı için daha ilginç! sebepler bulundu.

*şehrin siluetini bozacak,

*rüzgarı kesecek,

*balıklara zarar verecek,

*kimyasal atık bırakabilecek.

Deniz içerisine yapılacak bir dolgu alanına karşı çıkanla r, tüm kentin denizle irtibatını kesen ve bu kente yapılan en büyük kötülük olan Sahil Parka karşı çıkamadılar.

Bu devasa park yerine kıyının küçük bir bölümü bir şerit halinde kullanılabilirdi ve Mersin bir deniz kenti olarak kalırdı.

*                     *                     *

Bunlar, hep şu benzer cümleyle söze başlarlar;

*Limanın genişlemesine karşı değiliz ;ama…

*elektrik enerji elde edilmesine karşı değiliz; ama…

*tersaneye karşı değiliz; ama…

*balık çiftliklerine karşı değiliz; ama….

Ve sonra, yukarıda saydığıma benzer, hiçbir bilimsel ve teknolojik karşılığı olmayan, slogana dayalı, gerisinde kirli politik ve negatif ekonomik sonuçlar yığılı boş nedenler ortaya atılır.

Merkezi hükümet, devlet artık son yıllarda bu tür boş lafları dinlemiyor ve yatırımlar olanca hızıyla ilerliyor. Çevreci görünümlü ve Avrupa merkezli nifak odaklarının etkisi neredeyse sıfırlanmış durumda; mesela Nükleer ve Hidro Santral yatırımları ilerliyor; İstanbul için 2. Boğaz projesi için ihale sürecine girildi vb. Öte yandan, Çamlıca Tepesi gibi muhteşem bir Çevreci Yatırım görmezden geliniyor; Kent Parklarına ve cumhuriyet tarihinin en büyük ağaçlandırma yatırımlarına kör ve sağır kalınıyor, Taksim Kültür Merkezi için çıt çıkmıyor, Karadeniz Bölgesindeki müthiş çevreci yatırımlar için aynı çevreci (!) ağızlar suskun ve ölü taklidi yapıyor vb.

Ama yerel yönetimler düzeyinde, ilkel politik hesaplar yine canlı tutuluyor; birilerine hoş görünmek, aslında hiçbir oy tabanı olmayan gürültücü bir kalabalıkla iyi geçinmek için projeler engelleniyor ve Mersin’in geleceğiyle, ekonomisiyle, sosyal hayatıyla oynanıyor. Yazıktır, ayıptır, günahtır…

*               *                     *  

Değerli hemşerilerim; artık salgınla ilgili yazmamaya karar verdim; çünkü Mersin salgına teslim oldu. Son hafta bir gerileme olsa da, bunun sürdürülebilirliği konusunda, özellikle yerel yönetimlerin bu konudaki duyarsızlığı nedeniyle endişeliyim. Yine de, hemşerilerimizin dikkatine, özenine, yerel yönetimlerin gereksiz toplanmalara neden olacak girişimlerine katılmayarak son bir haftada sağladıkları vaka sayılarındaki düşmeye dikkat çekmek gerekir.

Ama bu dönemde işini kaybedenlere iş gerekli, kentin ekonomisi gelişmeli… Bunlara karşı tavsiye kararı almak nasıl bir anlayış acaba?

*                     *                     *

Son olarak liman genişlemesine karşı olanlara, yalnızca tek bir olgudan söz edeceğim.

Liman genişletme çalışmaları kapsamında, 36 kamyon günde 143 sefer yaparak  malzeme taşıyacak. Buna da karşı çıkılıyor.

Sadece bu bile ekonomik fayda anlamına gelmiyor mu?

Kamyonlar iş bulacak, istihdam sağlanacak, piyasaya büyük bir parasal girdi anlamında, malzemeler Mersin’den alınacak.

 

Havalimanına bile karşı çıkılan bir anlayış olsa da, bu yatırımlar sonunda bir şekilde yapılıyor; fakat karşı çıkılarak, engellemeye çalışılarak yalnızca geciktiriliyor ve bundan tüm Mersin halkı zarar görüyor.

 

Mersinin yapısına yerleşmiş İstemezük!çü muhalif yapı ve bunun karşısında sessiz Deniz Ticaret Odası, sessiz meslek odaları, sessiz iş çevreleri, sessiz basın.

Buna ek olarak, çevrecilik adına yatırımlara karşı çıkarak sempati kazanmaya çalışanlar...

Ve tüm bunları sessizce, buruk  seyreden işi, aşı, geleceği olmayan sessiz çoğunluk Mersin halkı…

Nasılsınız?

Vicdanen, vatandaşlık bilinci açısından, Mersin’in ve Mersinlinin geleceği açısından herkes huzur içinde mi?

Bu konuda da yetkili kişi, kurum ve kuruluşlar; “TAVSİYE KARARI”nızı merak ediyorum?

 

HARUN ARSLAN......24 Mart 2021

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve inovatifhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.