Harun Arslan
Köşe Yazarı
Harun Arslan
 

SEÇİM ÖNCESİ MERSİN’den “DIŞ GÜÇLERE BAKIŞ”…

Dış güçler diye bir kavramı sıklıkla duyarız; çoğu insan bunu inandırıcı bulmaz, hatta bir kurmaca gibi alaycı bir dille küçümserler. Kısa bir tarih hatırlatması ile anlatmaya çalışacağım. İkinci Viyana kuşatmasından sonra Avrupalılar Viyana’nın girişinde Türklerin tekrar gelmesinden haberdar olmak için bir gözetleme kulesi kurmuşlar ve bir bekçi burada görevlendirilmiş. İlginçtir, görevli 1950 yılına kadar burada Türklerin gelmesini gözlemlemiş ancak o yıl buna son verilmiş. Yine Türkiye’yi hiç görmemiş Güney Amerika’da yaşayan Alman dostlarımdan, yaramazlık yaptıkları zaman çocuklarını  “Türkler geliyor”  diye korkuttuklarını duymuştum. Avrupa’da tarihsel bir Türk düşmanlığı ve korkusu hep var olmuştur.  Bu korku ile Türkiye’nin güçlenmesini istememişlerdir. Yeni zamanlara gelelim: * Taşucu’nda kurulacak bir tersaneye karşı çıkılmış. Stratejik bir gereksinim ve ülkemize büyük katkı ve ciddi bir istihdam sağlayacak bu büyük proje engellendi. Engellemenin arkasında Alman Kondrad Adenauer Vakfı’nın olduğu ortaya çıktı. * Tüm dünya nükleer enerji kullanırken, yıllarca Türkiye’nin yapmasını engellediler. Akkuyu Nükleer Santralı’na karşı çıkışın arkasında Greenpeace Çevre Örgütü çıktı. Yine aynı Alman Vakfı Nükleer aleyhinde yazı yazan Mersin yerel gazetecilerini ödüllendirdi. * 10 yıl önce Balık Çiftliklerine karşı çıkılıp 1 milyar dolarlık yatırımın dış ülkelere gitmesinin arkasında da yine Greenpeace Çevre Örgütü vardı. * Almanya’da Alman lise öğrencilerinin Akkuyu Nükleer Santrali’ne karşı yaptıkları bir yürüyüşe ne demeli. * Tarsus’ta yapılacak bir HESS’ e Alman Yeşiller Partisi üyesi bir Meclis üyesinin Tarsus’a gelerek buna karşı çıkmasını nasıl yorumlayabiliriz. Mersin’de dış örgütler kente ve ülkeye katkı sağlayacak tüm yatırımlara karşı çıkmışlardır. Mersin’de onlarında etkisiyle bir muhalif anlayış yerleşmiştir. Herhalde Mersin kadar çevrecilik adına adeta her şeye karşı çıkılan başka bir il yoktur! Ülkemize ve bölgemize büyük katkı verecek projelere yabancı çevreci örgütlerin binlerce kilometre uzaktan gelerek karşı çıkmaları da meselenin özünü oluşturuyor. Ülkemizin gelişmesine karşı çıkan yabancı örgütleri anlamak ve kabullenmek elbette mümkün değil; ama sorun şu: Çevreci görünümlü bu yabancı şer odakları, bizdeki benzen eylemleri niçin finanse ediyorlar, destekliyorlar ve kimi kez de bizzat katılıyorlar. Avrupa tarih, emperyal amaçlarla dünyaya olmadık ağır sorunlar yükleyen kirli bir tarihtir; daha da ötesi, iki Dünya Savaşı ve bu süreçte soykırım gibi insanlığın en utanç verici acılarına  neden olan Batı, hâlâ ve hep dünyanın neresinde olursa olsun Batı denetimine aykırı her ulusal çıkışı ezmek için ne gerekirse yapmaya çalışıyor. Bu konuda yerli işbirlikçiler bulma konusunda ise tarihin ger dönemecinde zorluk çekmiyorlar. Ülkemiz ve somut olarak da Mersin bu konuda sayısız dramatik örnekle önümüzdedir. Yukarda kısaca not ettiğim kalkınma çabalarımıza, utanç verici bir arsızlıkla hep karşı çıkılmıştır.     Bu yalnızca bir ilde, Mersin’imizde dış güçlerin tespit ettiğimiz etkileri; kim bilir başka illerde ve ülke genelinde neler yapıyorlar? Türkiye’nin güçlenmesi Batı’nın en büyük korkusudur; buna karşı ellerinden geleni yaparlar ve muhalif güçleri desteklerler.  Şimdi de dış basında  Türkiye aleyhinde,  Hükümet aleyhinde yapılan karşı propagandayı  gereğinde anlayabildik mi? Üç oy hesabıyla bu ülkenin yüz akı başarılarına karşı duyarsız kalan, dahası bu çizgide dış devletlerden yardım kabul eden  politika esnafını elbette not edelim; ama asıl mesele, devletimize, milletimize ve tarihimize bunca düşmanlık besleyen Batı’nin kirli tarihini ve beklentilerini unutmayalım.  Siyaset, meseleler karşısında devletin tercihlerini ve çizgilerini anlatır; bunların geçici hesaplara alet edilmesi ise siyaset değildir! Tarihimizin en sert ve çıplak saldırılarıyla karşı karşıya olduğumuz son kırk yıllık dönem, siyaset anlayışımıza da köklü ve trajik değişimlere yol açtı. Şükürler olsun ki, halkımız büyük iradesiyle ve Anadolu irfanıyla bu konuda siyasete de yön veriyor; ağır yalanlarla ve sapkın algı operasyonlarıyla kirletilen kamu duyarlığını sahipleniyor ve koruyor. Bu bağlamda demokrasiye bağlılığını, sandığa olan güvenini ve saygısını örnek bir duyarlılıkla diri tutuyor. Devleti, milleti ve vatanı gündelik siyaset hesaplarının çok üzerinde bir duyarlıkla, hatta gerektiğinde günlük geçim kaygılarının ve geçici sıkışmaların dışında tutarak siyaset erbabına da ders veriyor.  Umarım ve dilerim, seçimler sonrasında bütün bu konular çok daha yalın ve köklü bir yüzleşmeye neden olur; şüphesiz siyaset kurumu da değişen şatlar uyarınca dipten tepeye yeni bir düzene kavuşur. Mersin de hak ettiği nice üst seviyelere ulaşır.   HARUN ARSLAN…..21 Mayıs 2023
Ekleme Tarihi: 21 Mayıs 2023 - Pazar

SEÇİM ÖNCESİ MERSİN’den “DIŞ GÜÇLERE BAKIŞ”…

Dış güçler diye bir kavramı sıklıkla duyarız; çoğu insan bunu inandırıcı bulmaz, hatta bir kurmaca gibi alaycı bir dille küçümserler.

Kısa bir tarih hatırlatması ile anlatmaya çalışacağım.
İkinci Viyana kuşatmasından sonra Avrupalılar Viyana’nın girişinde Türklerin tekrar gelmesinden haberdar olmak için bir gözetleme kulesi kurmuşlar ve bir bekçi burada görevlendirilmiş. İlginçtir, görevli 1950 yılına kadar burada Türklerin gelmesini gözlemlemiş ancak o yıl buna son verilmiş.
Yine Türkiye’yi hiç görmemiş Güney Amerika’da yaşayan Alman dostlarımdan, yaramazlık yaptıkları zaman çocuklarını  “Türkler geliyor”  diye korkuttuklarını duymuştum.
Avrupa’da tarihsel bir Türk düşmanlığı ve korkusu hep var olmuştur. 
Bu korku ile Türkiye’nin güçlenmesini istememişlerdir.

Yeni zamanlara gelelim:
* Taşucu’nda kurulacak bir tersaneye karşı çıkılmış. Stratejik bir gereksinim ve ülkemize büyük katkı ve ciddi bir istihdam sağlayacak bu büyük proje engellendi. Engellemenin arkasında Alman Kondrad Adenauer Vakfı’nın olduğu ortaya çıktı.
* Tüm dünya nükleer enerji kullanırken, yıllarca Türkiye’nin yapmasını engellediler. Akkuyu Nükleer Santralı’na karşı çıkışın arkasında Greenpeace Çevre Örgütü çıktı. Yine aynı Alman Vakfı Nükleer aleyhinde yazı yazan Mersin yerel gazetecilerini ödüllendirdi.
* 10 yıl önce Balık Çiftliklerine karşı çıkılıp 1 milyar dolarlık yatırımın dış ülkelere gitmesinin arkasında da yine Greenpeace Çevre Örgütü vardı.
* Almanya’da Alman lise öğrencilerinin Akkuyu Nükleer Santrali’ne karşı yaptıkları bir yürüyüşe ne demeli.
* Tarsus’ta yapılacak bir HESS’ e Alman Yeşiller Partisi üyesi bir Meclis üyesinin Tarsus’a gelerek buna karşı çıkmasını nasıl yorumlayabiliriz.

Mersin’de dış örgütler kente ve ülkeye katkı sağlayacak tüm yatırımlara karşı çıkmışlardır. Mersin’de onlarında etkisiyle bir muhalif anlayış yerleşmiştir.
Herhalde Mersin kadar çevrecilik adına adeta her şeye karşı çıkılan başka bir il yoktur!
Ülkemize ve bölgemize büyük katkı verecek projelere yabancı çevreci örgütlerin binlerce kilometre uzaktan gelerek karşı çıkmaları da meselenin özünü oluşturuyor. Ülkemizin gelişmesine karşı çıkan yabancı örgütleri anlamak ve kabullenmek elbette mümkün değil; ama sorun şu: Çevreci görünümlü bu yabancı şer odakları, bizdeki benzen eylemleri niçin finanse ediyorlar, destekliyorlar ve kimi kez de bizzat katılıyorlar. Avrupa tarih, emperyal amaçlarla dünyaya olmadık ağır sorunlar yükleyen kirli bir tarihtir; daha da ötesi, iki Dünya Savaşı ve bu süreçte soykırım gibi insanlığın en utanç verici acılarına  neden olan Batı, hâlâ ve hep dünyanın neresinde olursa olsun Batı denetimine aykırı her ulusal çıkışı ezmek için ne gerekirse yapmaya çalışıyor.
Bu konuda yerli işbirlikçiler bulma konusunda ise tarihin ger dönemecinde zorluk çekmiyorlar.
Ülkemiz ve somut olarak da Mersin bu konuda sayısız dramatik örnekle önümüzdedir. Yukarda kısaca not ettiğim kalkınma çabalarımıza, utanç verici bir arsızlıkla hep karşı çıkılmıştır.    

Bu yalnızca bir ilde, Mersin’imizde dış güçlerin tespit ettiğimiz etkileri; kim bilir başka illerde ve ülke genelinde neler yapıyorlar?

Türkiye’nin güçlenmesi Batı’nın en büyük korkusudur; buna karşı ellerinden geleni yaparlar ve muhalif güçleri desteklerler. 
Şimdi de dış basında  Türkiye aleyhinde,  Hükümet aleyhinde yapılan karşı propagandayı  gereğinde anlayabildik mi? Üç oy hesabıyla bu ülkenin yüz akı başarılarına karşı duyarsız kalan, dahası bu çizgide dış devletlerden yardım kabul eden  politika esnafını elbette not edelim; ama asıl mesele, devletimize, milletimize ve tarihimize bunca düşmanlık besleyen Batı’nin kirli tarihini ve beklentilerini unutmayalım. 
Siyaset, meseleler karşısında devletin tercihlerini ve çizgilerini anlatır; bunların geçici hesaplara alet edilmesi ise siyaset değildir! Tarihimizin en sert ve çıplak saldırılarıyla karşı karşıya olduğumuz son kırk yıllık dönem, siyaset anlayışımıza da köklü ve trajik değişimlere yol açtı. Şükürler olsun ki, halkımız büyük iradesiyle ve Anadolu irfanıyla bu konuda siyasete de yön veriyor; ağır yalanlarla ve sapkın algı operasyonlarıyla kirletilen kamu duyarlığını sahipleniyor ve koruyor. Bu bağlamda demokrasiye bağlılığını, sandığa olan güvenini ve saygısını örnek bir duyarlılıkla diri tutuyor. Devleti, milleti ve vatanı gündelik siyaset hesaplarının çok üzerinde bir duyarlıkla, hatta gerektiğinde günlük geçim kaygılarının ve geçici sıkışmaların dışında tutarak siyaset erbabına da ders veriyor. 
Umarım ve dilerim, seçimler sonrasında bütün bu konular çok daha yalın ve köklü bir yüzleşmeye neden olur; şüphesiz siyaset kurumu da değişen şatlar uyarınca dipten tepeye yeni bir düzene kavuşur. Mersin de hak ettiği nice üst seviyelere ulaşır.  

HARUN ARSLAN…..21 Mayıs 2023

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve inovatifhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.