Mersin’in gündemi son bir haftadır şöyle :
*“Mersin Marka Rotası” etkinliği
*Lojistik Merkez Açılışı
*MESİAD ödül töreni
Peki iki hafta önce Mersin’in gündemi neydi ?
*Aşevinde At Eti
*Serkan Tuncer Kavgası
*Tarsus’ta kurulacak Çimento fabrikası
Kentin kamusal tarihi açısından bunca önemsiz, sıradan suni gündemle insanlar meşgul edilirken, perde gerisinde saklanan, hakkında neredeyse hiç konuşulmayan, yazılmayan, bizim sorumluluk duygusu yüksek yerel basınımız tarafından yok hükmündeki konular nelerdi?
Hemen hatırlayalım:
Mersin’in en önemli sorunu olması gereken yolsuzluk, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma iddiaları… Bununla ilgili gözaltılar, tutuklamalar; kent bütçesine dönük kirli kalkışma iddiaları.
Meselenin gündelik politika tarafına bakmak da mümkün; ama durum bundan ibaret değil ki… En azından iddialar çok ağır; Belediyeler üzerinden kirli işler, akçeli suiistimaller, isim isim bildiğimiz önemli makamlardaki insanlara dönük ithamlar!
Bunlar Mersin kamuoyunu hiç mi ilgilendirmez? Gazeteciliğin temeli olan habercilik açısından tek kelimelik önemi yok mu? Hadi adı sanı belli, artık rozetinden hepimizin tanıdığı angaje gazeteciler (!),kalemi hep kiralık olmuş kafaları anladık; ama hiç olmazsa ayıp olmasın diye bu meseleye dair üç satır yazması gerekenler?
Soru açık ve net; ama KUZULARIN SESSİZLİĞİ filmi oynamaya devam ediyor…
* * *
Kamu malı tüm halkın malıdır ve orada yapılan bir yolsuzlukla halkın ekmeğine el atılmıştır… Bir kent için bundan daha önemli bir konu, konu diyorum; doğrudur, yanlıştır; buna yargı karar verecektir. Suçlamaları, belgeleri ve savunmaları öğreneceğiz. Ama olayın mevcut durumu kent için önemli bir haber değeri taşır; böylesine bir sükut siyaseti, meslek etiği açısından ayıp olması bir yana, iddia edilen suçun gölgesini taşır.
Habercilik, bir angaje insan mesleği değildir; ilgili siyasi partiler bunu gereğince yaparlar, yapıyorlar; ama habercinin bu göz göre göre kalemini susturması, kafasını kuma gömmesi ne oluyor?
* * *
Yıllarca buna benzer konularda açıkça, çekincesiz yazılar yazdım; sorular sordum ve kentim adına kamu bütçesine el uzatanlarla mücadele ettim;
harcanan halka ait paraların sorgulamasını yaptım.
Sadece bir örnek olsun:
Önceki dönemlerde neredeyse her ay kalabalık gruplar halinde yurtdışı fuar gezileri yapan MTSO yönetimi ile mücadele ettim.
Her sene bir dönemi Miami ve Barselona’da halkın parası ile geçiren MTSO Mersin’e ne fayda sağlamıştır? Bu da bir tür yolsuzluk değil midir?
Bu konularda gündeme getirip, karı çıkan, o dönemin MESİAD Başkanı Mehmet Deniz’i minnet ve takdirle anıyorum.
Kendisi bu tür yolsuzluklara açıkça, çekinmeden hep karşı çıkmıştır.
Maalesef o dönemde de Mersin basını tarafından yalnız kaldım.
O gün yolsuzluk yapanların yanında olan, onları savunan, karşı çıkanlara saldıran kişiler şimdilerde yine bazı güçlerin yanında gözüküyorlar, destekçiliğe devam ediyorlar.
Bu gün maalesef durum çok da farklı değil.
Mersin yolsuzluk iddiaları ile sarsılırken Mersin basını, STK Başkanları, kurum yöneticileri sessiz.
Aslında tümünün birlik olarak mücadele etmesi, kentimizi gölgeleyen bu yüz kızartıcı olayların iç yüzünün ortaya çıkması için çalışması gerekmez mi?
Suçu olmayanlar ortaya çıkar, suçlular cezasını çeker; Mersin bu ayıptan kurtulur.
Oysa bir kalın sessizlik; sanki uzayda yaşıyoruz ve bütün ülke medyasının haberleştirdiği bu ağır ithamlar, tutuklamalar hakkında koca kentten tık çıkmıyor!
Maalesef şu anda yalnızca bir kaç internet haber sitesi ve birkaç basın mensubu bu konu ile ilgilense de, genel olarak unutturma tavrı hakim…
Eh; buralarda kamusal sorumluluk, kent duyarlığı ve gazetecilik böyle çalışıyor…
Şu anda Mersin’in en büyük sorunu budur ve sıradan, önemsiz konularla asıl konuyu unutturmaya çalışanlar, sessiz kalanlar, bildiklerini açıklanmayanlar da tarih önünde, kamu vicdanında bu suça iştirak etmiş olacaklardır
Unutmayalım; son tahlilde herkes kendi kaderini kendisi yazıyor ve herkes tarih ve hakikat karşısında hak ettiğini yaşayacaktır.
HARUN ARSLAN….13. 04. 2026

