Mustafa Esmer Cengiz
Köşe Yazarı
Mustafa Esmer Cengiz
.
 

Özakman da gitti.

Gelen gidecekti elbette; doğanın kanunu bu, doğal. Turgut Özakman da gitti. Artık, biraz daha yaşasaydı demek nafile. Bir insan olarak, gerçek bir aydın olarak yapacağını yaptı o. Kendini eğitti,donattı,insanlıkla paylaştı sonra. Beraberinde mezara götürmedi. Acılar, ağrılar içinde kıvranırken bile yarım bırakmadı destanını. Ağır bir işçilikti onunkisi. Olayların geçtiği yerleri bir bir gezmek, görgü tanıklarıyla birebir görüşmek, notlar almak; arşivleri taramak, binlerce belgeyi, dökümanı arayıp bulmak, okumak, sıraya koymak, yorumlamak ve yazmak. Ve yazdı. Çılgın Türkler, Cumhuriyet, Diriliş… Yok sayılan, unutturulmaya çalışılan Çanakkale’yi, Atatürk’ü, atalarımızı en güzel ve en doğru biçimde anlattı bize. Cumhuriyetin ilk yıllarını,yapılanları, düşlenenleri ondan öğrendik biz. Okurken, her üç sayfada bir gözlerimiz nemlendi,gururlandık, kendimize geldik. Bunu “Kurtuluş Savaşı Destanı” adlı destanında büyük usta Nazım başarmıştı; bir de Özakman yaptı. Yüreklerine, dillerine, kalemlerine sağlık. Ulu birer çınardı onlar: köklü. Çatlamış nara benzerlerdi bir dalın en tepesinde, erişilmez. Yaşamları boyunca çağıldayan suydular, uğuldayan rüzgardılar. Duruşlarıyla,eylemleriyle, fikirleriyle örnektiler. Durmadan, dinlenmeden son nefeslerine kadar susmadılar,konuştular, kalemlerini konuşturdular. Ne güzel! Sonbaharın son rüzgarı çok sert esti ne yazık. Düştükleri toprakta yeniden yeşerecekler eminim bundan. Ama bir karanfil olarak saksılarımızda, ama eşiğimizde yasemin olarak. Öyle yağma yok. Sağlam tohumlardı onlar, asil tohumlar. Az bulunur, az rastlanır türden. Kitapları, kitaplığımızın en görünen rafında gülümseyecek nesilden nesile. Alınıp okunacak, okutulacak, yaşatılacak Özakmanlar. Böylesi gitmelere can kurban. Ardında bir ışık üzmesi bırakarak… Uzun soluklu destanını okumuştum daha çıkar çıkmaz. Şimdi bir daha okuyacağım baştan sona. Önüme gelene anlatacağım onu. Onun için yapabileceğim en iyi eylem bu olsa gerek. Öyle sanıyorum ki o da bunu isterdi bizlerden. Siz de benim gibi yapın. Okuyun Özakman’ı, okutun. Unutmayın, unutturmayın. Işıksız kalırız sonra.
Ekleme Tarihi: 02 Ekim 2013 - Çarşamba

Özakman da gitti.

Gelen gidecekti elbette; doğanın kanunu bu, doğal.
Turgut Özakman da gitti.
Artık, biraz daha yaşasaydı demek nafile.
Bir insan olarak, gerçek bir aydın olarak yapacağını yaptı o.
Kendini eğitti,donattı,insanlıkla paylaştı sonra.
Beraberinde mezara götürmedi.
Acılar, ağrılar içinde kıvranırken bile yarım bırakmadı destanını.
Ağır bir işçilikti onunkisi.
Olayların geçtiği yerleri bir bir gezmek, görgü tanıklarıyla birebir görüşmek, notlar almak; arşivleri taramak, binlerce belgeyi, dökümanı arayıp bulmak, okumak, sıraya koymak, yorumlamak ve yazmak.
Ve yazdı.
Çılgın Türkler, Cumhuriyet, Diriliş…
Yok sayılan, unutturulmaya çalışılan Çanakkale’yi, Atatürk’ü, atalarımızı en güzel ve en doğru biçimde anlattı bize.
Cumhuriyetin ilk yıllarını,yapılanları, düşlenenleri ondan öğrendik biz.
Okurken, her üç sayfada bir gözlerimiz nemlendi,gururlandık, kendimize geldik.
Bunu “Kurtuluş Savaşı Destanı” adlı destanında büyük usta Nazım başarmıştı; bir de Özakman yaptı.
Yüreklerine, dillerine, kalemlerine sağlık.
Ulu birer çınardı onlar: köklü.
Çatlamış nara benzerlerdi bir dalın en tepesinde, erişilmez.
Yaşamları boyunca çağıldayan suydular, uğuldayan rüzgardılar.
Duruşlarıyla,eylemleriyle, fikirleriyle örnektiler.
Durmadan, dinlenmeden son nefeslerine kadar susmadılar,konuştular, kalemlerini konuşturdular. Ne güzel!
Sonbaharın son rüzgarı çok sert esti ne yazık.
Düştükleri toprakta yeniden yeşerecekler eminim bundan.
Ama bir karanfil olarak saksılarımızda, ama eşiğimizde yasemin olarak.
Öyle yağma yok.
Sağlam tohumlardı onlar, asil tohumlar.
Az bulunur, az rastlanır türden.
Kitapları, kitaplığımızın en görünen rafında gülümseyecek nesilden nesile.
Alınıp okunacak, okutulacak, yaşatılacak Özakmanlar.
Böylesi gitmelere can kurban.
Ardında bir ışık üzmesi bırakarak…
Uzun soluklu destanını okumuştum daha çıkar çıkmaz. Şimdi bir daha okuyacağım baştan sona. Önüme gelene anlatacağım onu.
Onun için yapabileceğim en iyi eylem bu olsa gerek.
Öyle sanıyorum ki o da bunu isterdi bizlerden.
Siz de benim gibi yapın. Okuyun Özakman’ı, okutun. Unutmayın, unutturmayın.
Işıksız kalırız sonra.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve inovatifhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.