Mustafa Esmer Cengiz
Köşe Yazarı
Mustafa Esmer Cengiz
.
 

Türkiye’de Kadın Olmak

Türkiyemde erkekler, her nekadar, şansım olsaydı kız doğardım, dese de kendilerine “kız gibi, karı gibi “ denmesine bozulurlar nedense. Bu yüzden işi çiddi kavgalara;hatta çinayetlere kadar götürenler bile vardır. Örnekleri çoktur bunların. Bu, neyin nesidir peki? Bu, inançların; ve tabii ki değişen koşulların anaerkil bir yapıyı bozması; gücün erkeklerin eline geçmesi sonucudur. Kadın , bu kavgaya her ne kadar direnmiş olsa da sonuçta beyaz bayrağı çekmek zorunda kalmış,bırakmak zorunda bırakılmıştır. Kavga sürer gibi görünse de , ne yazık ki genel durum budur. Okumamış, okutulmamış, ekonomik özgürlüğüne kavuşamamış kadının yapacağı başka bir şey de yoktur zaten. Mademki çalışan, para kazanan erkektir; o halde güç onda olmalıdır! Kadın kendisine verilenle yetinmeli, evinin temizliğini yapmalı, çoluk çocukla ilgilenmeli, çamaşırı yıkamalı, ütülemeli; üç öğün sofrayı kurmalı, kaldırmalı; bulaşığı yıkamalı; yat deyince yatmalı, kalk deyince kalkmalıdır. Başka ne işi vardır ki kadının! Ne hakkı vardır ki başka bir şey istemeye! Ne de olsa şeytanın kaburga kemiğinden yaratılmıştır o; saçı uzun aklı kısadır; ekilip biçilmeye yarayan bir tarladır sonuçta; karnından sıpası, sırtından sıpası eksik olmamalıdır; o halde; susmalıdır! Aksi halde verdikçe ister, şımartıldıkça tepene çıkar, başına sıçar! Şeytanın ta kendisidir kadın, sakalı kaptırmaya gelmez! Bu, çalışan kadınlar için de böyledir. Kadının suçu, kadın doğmuş olmasıdır. Kadın doğmuş olması da yetmez aslında, hangi bölgede doğmuş olması da onun şanssılığına şanssızlık katar. Her bölgenin kendine özgü töresi vardır çünkü, örfü vardır,adeti vardır. Elalem ne der sonra! Doğu’da bedeli peşin ödenmiş metadır mesela; Karadeniz’de resmen eşekleştirilmiştir; bütün yük onun sırtındadır; İç Anadolu’da Allaha emanettir; Marmara’da iki arada bir derededir; Trakya’da, Ege’de, Akdeniz’de idare eder. Kurtuluş Savaşı’nda tek yürek olan, örnek olan, eli öpülesi, saygın kadının yirmi birinci yüz yılda düşürüldüğü durum budur ne acı ki.Okumuş olsa, okutulmuş  olsa,  ekonomik özgürlüğüne kavuşmuş olsa böyle olmazdı elbet. O zaman daha özgür olurdu kadın, daha öz güvenli olurdu; erkeklerle eşit haklara sahip olduğunun farkında olurdu; ezdirmezdi kendini; kapıyı çarpıp çıkardı gerekirse.Kapıyı çarpıp çıkardı ama…Bir de  “ ama” sı var bu işin. O kadar kolay değil bu işler. Yazılı yasalarımızın yanında bir de yazılı olmayan yasaları vardır erkek milletinin. Yeni kimliğinde her ne kadar “ dul” yazmasa da işi zordur dul bir kadının.“Düşmüştür” bi defa. Eyvah ki ne eyvah! Bütün kem gözler üzerindedir artık; bakışlar yapış yapıştır, ağızlar salyalıdır. Günün belirli saatleri dışında dışarı çıkmak yasaktır ona; çarşıya- pazara çıkmak yasaktır; düğüne derneğe gitmek yasaktır. Hele hele bir lokantaya, hele hele bir bara… Hele hele tek başına…Kısacası Türkiye’de dul kalmaktansa canın çıksın daha iyidir; atıver kendini yardan aşağı kurtul!Sakın ah!Bu bir demdir,gelir gecer.İnadına çık muhallebiciye Orhan Veli’nin dediği gibi; kesiver kara saçlarını Gülten Akın’ın dediği gibi.  Atatürk’ün dediği gibi:Sen ki yerlerde sürünmeye değil, göklerde yükselmeye layıksın. Bil bunu; içinde bulunduğun durumu hak etmiyorsun sen; senin yerin bu olmamalı.Sabret, demiyorum bak; dişini sık, demiyorum, katlan demiyorum sana; sana şunu söylüyorum sadece:Örümcek kafalı erkeğin kafasını değiştirecek olan da, töreyi değiştirecek olan da, kaderini değiştirecek olan da sensin ; o kadar da yalnız değilsin aslında; kavgaya devam.
Ekleme Tarihi: 05 Nisan 2012 - Perşembe

Türkiye’de Kadın Olmak

Türkiyemde erkekler, her nekadar, şansım olsaydı kız doğardım, dese de kendilerine “kız gibi, karı gibi “ denmesine bozulurlar nedense. Bu yüzden işi çiddi kavgalara;hatta çinayetlere kadar götürenler bile vardır. Örnekleri çoktur bunların.
Bu, neyin nesidir peki?
Bu, inançların; ve tabii ki değişen koşulların anaerkil bir yapıyı bozması; gücün erkeklerin eline geçmesi sonucudur. Kadın , bu kavgaya her ne kadar direnmiş olsa da sonuçta beyaz bayrağı çekmek zorunda kalmış,bırakmak zorunda bırakılmıştır. Kavga sürer gibi görünse de , ne yazık ki genel durum budur.
Okumamış, okutulmamış, ekonomik özgürlüğüne kavuşamamış kadının yapacağı başka bir şey de yoktur zaten.
Mademki çalışan, para kazanan erkektir; o halde güç onda olmalıdır! Kadın kendisine verilenle yetinmeli, evinin temizliğini yapmalı, çoluk çocukla ilgilenmeli, çamaşırı yıkamalı, ütülemeli; üç öğün sofrayı kurmalı, kaldırmalı; bulaşığı yıkamalı; yat deyince yatmalı, kalk deyince kalkmalıdır. Başka ne işi vardır ki kadının! Ne hakkı vardır ki başka bir şey istemeye! Ne de olsa şeytanın kaburga kemiğinden yaratılmıştır o; saçı uzun aklı kısadır; ekilip biçilmeye yarayan bir tarladır sonuçta; karnından sıpası, sırtından sıpası eksik olmamalıdır; o halde; susmalıdır! Aksi halde verdikçe ister, şımartıldıkça tepene çıkar, başına sıçar! Şeytanın ta kendisidir kadın, sakalı kaptırmaya gelmez!
Bu, çalışan kadınlar için de böyledir.
Kadının suçu, kadın doğmuş olmasıdır. Kadın doğmuş olması da yetmez aslında, hangi bölgede doğmuş olması da onun şanssılığına şanssızlık katar. Her bölgenin kendine özgü töresi vardır çünkü, örfü vardır,adeti vardır. Elalem ne der sonra!
Doğu’da bedeli peşin ödenmiş metadır mesela; Karadeniz’de resmen eşekleştirilmiştir; bütün yük onun sırtındadır; İç Anadolu’da Allaha emanettir; Marmara’da iki arada bir derededir; Trakya’da, Ege’de, Akdeniz’de idare eder.
Kurtuluş Savaşı’nda tek yürek olan, örnek olan, eli öpülesi, saygın kadının yirmi birinci yüz yılda düşürüldüğü durum budur ne acı ki.
Okumuş olsa, okutulmuş  olsa,  ekonomik özgürlüğüne kavuşmuş olsa böyle olmazdı elbet. O zaman daha özgür olurdu kadın, daha öz güvenli olurdu; erkeklerle eşit haklara sahip olduğunun farkında olurdu; ezdirmezdi kendini; kapıyı çarpıp çıkardı gerekirse.
Kapıyı çarpıp çıkardı ama…
Bir de  “ ama” sı var bu işin. O kadar kolay değil bu işler. Yazılı yasalarımızın yanında bir de yazılı olmayan yasaları vardır erkek milletinin. Yeni kimliğinde her ne kadar “ dul” yazmasa da işi zordur dul bir kadının.
“Düşmüştür” bi defa. Eyvah ki ne eyvah! Bütün kem gözler üzerindedir artık; bakışlar yapış yapıştır, ağızlar salyalıdır. Günün belirli saatleri dışında dışarı çıkmak yasaktır ona; çarşıya- pazara çıkmak yasaktır; düğüne derneğe gitmek yasaktır. Hele hele bir lokantaya, hele hele bir bara… Hele hele tek başına…
Kısacası Türkiye’de dul kalmaktansa canın çıksın daha iyidir; atıver kendini yardan aşağı kurtul!
Sakın ah!
Bu bir demdir,gelir gecer.İnadına çık muhallebiciye Orhan Veli’nin dediği gibi; kesiver kara saçlarını Gülten Akın’ın dediği gibi.  Atatürk’ün dediği gibi:Sen ki yerlerde sürünmeye değil, göklerde yükselmeye layıksın. Bil bunu; içinde bulunduğun durumu hak etmiyorsun sen; senin yerin bu olmamalı.
Sabret, demiyorum bak; dişini sık, demiyorum, katlan demiyorum sana; sana şunu söylüyorum sadece:
Örümcek kafalı erkeğin kafasını değiştirecek olan da, töreyi değiştirecek olan da, kaderini değiştirecek olan da sensin ; o kadar da yalnız değilsin aslında; kavgaya devam.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve inovatifhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.