17 Ağustos’un 27. Yılında: Depremi Unutmadık, Sorumluları Unutturmayacağız!

Güncel 17.08.2026 - 09:50, Güncelleme: 17.08.2026 - 09:50 180 kez okundu.
 

17 Ağustos’un 27. Yılında: Depremi Unutmadık, Sorumluları Unutturmayacağız!

TMMOB Mersin İl Koordinasyon Kurulu, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yılında yaptığı açıklamada, depremde yaşamını yitiren yurttaşları anarak Türkiye’nin afetlere karşı hazırlıklı hale getirilmesi çağrısında bulundu.

20 binden fazla yurttaşın hayatını kaybettiği, 50 binden fazla kişinin yaralandığı ve yüzbinlerce yapının yıkıldığı 17 Ağustos Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. İzmit, Yalova ve Adapazarı başta olmak üzere Doğu Marmara’nın tamamını etkileyen 7,4 büyüklüğündeki deprem, gerekli önlemler alınmadığında doğal afetlerin nasıl büyük toplumsal felaketlere dönüşebileceğinin en acı örneklerinden biri olarak tarihe geçti. TMMOB Mersin İl Koordinasyon Kurulu, aradan geçen 27 yıla ve yaşanan ağır deneyimlere rağmen deprem ve diğer doğal afetlerin yol açtığı can kayıplarından gerekli derslerin çıkarılmadığını belirtti. Açıklamada, bilim ve meslek çevrelerinin risklere ve afet yönetimine ilişkin uyarılarının, hazırlanan raporların ve alınması gereken önlemlere yönelik önerilerin yeterince dikkate alınmadığı ifade edildi. Depremler ihmallerin ağır sonuçlarını gösterdi Türkiye’nin yakın tarihinin büyük ölçüde afetler karşısındaki ihmallerin sonuçlarıyla şekillendiğine dikkat çekilen açıklamada, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin ardından 2003 Bingöl, 2011 Van, 2020 Elazığ-Sivrice ve İzmir depremleri ile 2023 yılında 11 ili etkileyen Kahramanmaraş ve Hatay depremlerinin aynı sorunların ağır sonuçlarını ortaya koyduğu vurgulandı. Marmara Depremi’nden çıkarılması gereken en önemli dersin; coğrafi riskler dikkate alınmadan oluşturulan kentlerin, plansız ve çarpık kentleşmenin ve yeterli mühendislik hizmeti almayan yapıların yurttaşların yaşamı açısından büyük tehdit oluşturduğu olduğu belirtildi. “Rezerv alan uygulamaları plansız biçimde yürütülmemeli” Açıklamada, 6306 sayılı yasa kapsamında Bakanlık tarafından resen belirlenebilen rezerv yapı alanlarına ilişkin uygulamalara da dikkat çekildi. Bu uygulamalar nedeniyle milyonlarca yurttaşın yerinden edilme ve güvencesiz konutlarda yaşama riskiyle karşı karşıya bırakıldığı savunularak, kentsel dönüşüm süreçlerinin kamu yararı ve bilimsel ölçütler temelinde yürütülmesi gerektiği ifade edildi. Kentin değerli arazilerinin ve zeytinliklerin kentsel rant amacıyla yapılaşmaya açılmasının, coğrafi risklerin göz ardı edilmesinin, plansız kentleşmenin ve mühendislik hizmeti almayan yapıların ciddi tehdit oluşturduğu belirtildi. “Afet risklerini azaltmak devletin asli görevlerindendir” TMMOB Mersin İl Koordinasyon Kurulu, devletin asli görevlerinden birinin doğa kaynaklı afetlerin oluşturacağı zararları en aza indirmek olduğunu vurguladı. Açıklamada, temel yaşam hakkının korunması için kentlerde yapıların yer seçiminden başlayarak yapı üretiminin bütün aşamalarında kamusal denetimin sağlanması gerektiği ifade edildi. Depremler başta olmak üzere tüm afetlere karşı sağlıklı, güvenli ve insanca yaşam alanları oluşturulabilmesi için yapı denetimi uygulamalarını yönlendiren kararların ve ilgili mevzuatın; TMMOB ve bağlı odalar, üniversiteler ve ilgili tüm kesimlerin katılımıyla yeniden düzenlenmesi gerektiği belirtildi. “Meslek odaları sürece etkin biçimde dahil edilmeli” Güvenli yapılaşmanın sağlanması ve süreçlerin sağlıklı işletilebilmesi için yeni bir planlama, tasarım, üretim ve denetim modeli oluşturulması gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, meslek odalarının bu süreçlere etkin biçimde katılımının sağlanması çağrısı yapıldı. TMMOB Mersin İl Koordinasyon Kurulu ayrıca kentsel rant odaklı değil, depreme hazırlıklı kentler oluşturmayı esas alan imar planlarının hazırlanması gerektiğini belirtti. Parsel bazındaki imar değişiklikleriyle ormanlık alanların, su havzalarının ve dere yataklarının yapılaşmaya açılmaması gerektiği vurgulandı. “Deprem Şurası ve Ulusal Deprem Konseyi yeniden devreye alınmalı” Açıklamada, Deprem Şurası ve Ulusal Deprem Konseyi gibi bilimsel ve kurumsal yapıların yeniden devreye sokulması gerektiği ifade edildi. Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı’nda yer alan hedeflerin hayata geçirilmesi, başta okullar ve hastaneler olmak üzere Türkiye genelindeki bina envanterinin çıkarılması ve mevcut yapıların hasar görebilirlikleri ile risk durumlarına göre sınıflandırılması gerektiği belirtildi. TMMOB Mersin İl Koordinasyon Kurulu, 27 yıl önce yaşanan acıların yeniden yaşanmaması için Türkiye’nin depreme hazırlıklı hale getirilmesi gerektiğini vurgulayarak, bunun ancak bilimin, tekniğin ve doğanın uyarılarının dikkate alınmasıyla mümkün olabileceğini ifade etti. Açıklama, şu çağrıyla sona erdi: “Ülkemize, yaşamlarımıza, ortak geleceğimize hep beraber sahip çıkalım. Unutmadık. Unutturmayacağız.”
TMMOB Mersin İl Koordinasyon Kurulu, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yılında yaptığı açıklamada, depremde yaşamını yitiren yurttaşları anarak Türkiye’nin afetlere karşı hazırlıklı hale getirilmesi çağrısında bulundu.

20 binden fazla yurttaşın hayatını kaybettiği, 50 binden fazla kişinin yaralandığı ve yüzbinlerce yapının yıkıldığı 17 Ağustos Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. İzmit, Yalova ve Adapazarı başta olmak üzere Doğu Marmara’nın tamamını etkileyen 7,4 büyüklüğündeki deprem, gerekli önlemler alınmadığında doğal afetlerin nasıl büyük toplumsal felaketlere dönüşebileceğinin en acı örneklerinden biri olarak tarihe geçti.

TMMOB Mersin İl Koordinasyon Kurulu, aradan geçen 27 yıla ve yaşanan ağır deneyimlere rağmen deprem ve diğer doğal afetlerin yol açtığı can kayıplarından gerekli derslerin çıkarılmadığını belirtti. Açıklamada, bilim ve meslek çevrelerinin risklere ve afet yönetimine ilişkin uyarılarının, hazırlanan raporların ve alınması gereken önlemlere yönelik önerilerin yeterince dikkate alınmadığı ifade edildi.

Depremler ihmallerin ağır sonuçlarını gösterdi

Türkiye’nin yakın tarihinin büyük ölçüde afetler karşısındaki ihmallerin sonuçlarıyla şekillendiğine dikkat çekilen açıklamada, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin ardından 2003 Bingöl, 2011 Van, 2020 Elazığ-Sivrice ve İzmir depremleri ile 2023 yılında 11 ili etkileyen Kahramanmaraş ve Hatay depremlerinin aynı sorunların ağır sonuçlarını ortaya koyduğu vurgulandı.

Marmara Depremi’nden çıkarılması gereken en önemli dersin; coğrafi riskler dikkate alınmadan oluşturulan kentlerin, plansız ve çarpık kentleşmenin ve yeterli mühendislik hizmeti almayan yapıların yurttaşların yaşamı açısından büyük tehdit oluşturduğu olduğu belirtildi.

“Rezerv alan uygulamaları plansız biçimde yürütülmemeli”

Açıklamada, 6306 sayılı yasa kapsamında Bakanlık tarafından resen belirlenebilen rezerv yapı alanlarına ilişkin uygulamalara da dikkat çekildi. Bu uygulamalar nedeniyle milyonlarca yurttaşın yerinden edilme ve güvencesiz konutlarda yaşama riskiyle karşı karşıya bırakıldığı savunularak, kentsel dönüşüm süreçlerinin kamu yararı ve bilimsel ölçütler temelinde yürütülmesi gerektiği ifade edildi.

Kentin değerli arazilerinin ve zeytinliklerin kentsel rant amacıyla yapılaşmaya açılmasının, coğrafi risklerin göz ardı edilmesinin, plansız kentleşmenin ve mühendislik hizmeti almayan yapıların ciddi tehdit oluşturduğu belirtildi.

“Afet risklerini azaltmak devletin asli görevlerindendir”

TMMOB Mersin İl Koordinasyon Kurulu, devletin asli görevlerinden birinin doğa kaynaklı afetlerin oluşturacağı zararları en aza indirmek olduğunu vurguladı.

Açıklamada, temel yaşam hakkının korunması için kentlerde yapıların yer seçiminden başlayarak yapı üretiminin bütün aşamalarında kamusal denetimin sağlanması gerektiği ifade edildi.

Depremler başta olmak üzere tüm afetlere karşı sağlıklı, güvenli ve insanca yaşam alanları oluşturulabilmesi için yapı denetimi uygulamalarını yönlendiren kararların ve ilgili mevzuatın; TMMOB ve bağlı odalar, üniversiteler ve ilgili tüm kesimlerin katılımıyla yeniden düzenlenmesi gerektiği belirtildi.

“Meslek odaları sürece etkin biçimde dahil edilmeli”

Güvenli yapılaşmanın sağlanması ve süreçlerin sağlıklı işletilebilmesi için yeni bir planlama, tasarım, üretim ve denetim modeli oluşturulması gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, meslek odalarının bu süreçlere etkin biçimde katılımının sağlanması çağrısı yapıldı.

TMMOB Mersin İl Koordinasyon Kurulu ayrıca kentsel rant odaklı değil, depreme hazırlıklı kentler oluşturmayı esas alan imar planlarının hazırlanması gerektiğini belirtti. Parsel bazındaki imar değişiklikleriyle ormanlık alanların, su havzalarının ve dere yataklarının yapılaşmaya açılmaması gerektiği vurgulandı.

Deprem Şurası ve Ulusal Deprem Konseyi yeniden devreye alınmalı”

Açıklamada, Deprem Şurası ve Ulusal Deprem Konseyi gibi bilimsel ve kurumsal yapıların yeniden devreye sokulması gerektiği ifade edildi.

Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı’nda yer alan hedeflerin hayata geçirilmesi, başta okullar ve hastaneler olmak üzere Türkiye genelindeki bina envanterinin çıkarılması ve mevcut yapıların hasar görebilirlikleri ile risk durumlarına göre sınıflandırılması gerektiği belirtildi.

TMMOB Mersin İl Koordinasyon Kurulu, 27 yıl önce yaşanan acıların yeniden yaşanmaması için Türkiye’nin depreme hazırlıklı hale getirilmesi gerektiğini vurgulayarak, bunun ancak bilimin, tekniğin ve doğanın uyarılarının dikkate alınmasıyla mümkün olabileceğini ifade etti.

Açıklama, şu çağrıyla sona erdi:

“Ülkemize, yaşamlarımıza, ortak geleceğimize hep beraber sahip çıkalım. Unutmadık. Unutturmayacağız.”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve inovatifhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.