3 Ocak: Bir Kurtuluşun Ötesinde, Ortak Yaşamın Hazırlayıcı Çimentosu
3 Ocak: Bir Kurtuluşun Ötesinde, Ortak Yaşamın Hazırlayıcı Çimentosu
3 Ocak, geçmişin hatırasını korurken, geleceğin demokratik, üretken ve kapsayıcı Mersin’ine doğru yürüyüşün de adı olmalıdır.
3 Ocak, geçmişin hatırasını korurken, geleceğin demokratik, üretken ve kapsayıcı Mersin’ine doğru yürüyüşün de adı olmalıdır.
3 Ocak, Mersin’in tarihsel hafızasında yalnızca bir kurtuluş günü değil; aynı zamanda bu kentin çok kültürlü, çok sesli ve barış içinde bir arada yaşama iradesinin simgesidir. Seksen yılı aşkın süredir bu anlamlı gün, resmi geçitler, benzer nutuklar ve tekrar eden törenlerle anılmaktadır. Bu törenler, elbette tarihsel bir saygının ifadesidir; ancak zaman içinde, içeriğinden çok biçimi öne çıkan, duyguyu canlı tutmaktan ziyade alışkanlığa dönüşen bir ritüel halini de almıştır.
Oysa Mersin’in ruhu, yalnızca marşlarla yürüyen bir geçmişe değil; üreten, çoğalan, paylaşan ve geleceği inşa eden bir bugüne ve yarına işaret eder.
Kurtuluşun gerçek anlamı, toprağın bereketle buluştuğu üretim alanlarının açılmasıyla, ormanların çoğaltılmasıyla, kent estetiğini ve yaşam kalitesini yükselten yatırımlarla, sosyal adaleti gözeten yerel ve merkezi yönetim politikalarıyla somutlaşır.
Bu nedenle 3 Ocak, Mersin’de panellerin, festivallerin, kültür ve sanat etkinliklerinin, gençlerin ve çocukların özgürce söz alabildiği platformların günü olmalıdır. Katılımcı demokrasinin, yalnızca bir kavram olarak değil, halkın gündelik yaşamında hissedilen bir değer olarak görünür kılındığı bir gün olmalı.
Üniversitelerin, sivil toplumun, emek örgütlerinin, kadınların ve gençlerin sözünü ortaya koyduğu; kentin ortak aklının şekillendiği bir buluşma zamanı olmalıdır.
Mersin’i Mersin yapan en temel değer, farklı kimliklerin, inançların ve kültürlerin yüzyıllardır bu topraklarda çatışmadan, birbirini incitmeden bir arada yaşayabilme becerisidir. Bu kent, barışı bir söylem olarak değil, gündelik hayatın doğal bir parçası olarak üretmiştir. İşte bu eşsiz deneyim, yalnızca Mersinlilere değil, tüm Türkiye’ye ve hatta dünyaya anlatılması gereken güçlü bir toplumsal mirastır.
3 Ocak, geçmişin hatırasını korurken, geleceğin demokratik, üretken ve kapsayıcı Mersin’ine doğru yürüyüşün de adı olmalıdır.
Bu gün; resmi takvimde yer alan bir kutlamadan öte, ortak yaşam iradesinin, aklın ve vicdanın birlikte konuştuğu bir toplumsal sözleşme olarak ele alındığında gerçek anlamına kavuşacaktır.
Bedrettin GÜNDEŞ
Sosyolog/Yazar
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

