Akdeniz Isınırken: Akkuyu ve Mısır’ daki El-Dabaa NGS’ lerinin İklim Testi…

Güncel 19.08.2026 - 13:30, Güncelleme: 19.08.2026 - 13:30 167 kez okundu.
 

Akdeniz Isınırken: Akkuyu ve Mısır’ daki El-Dabaa NGS’ lerinin İklim Testi…

Akkuyu NGS' nin tam olarak hangi deniz suyu sıcaklığı limitlerine göre tasarlandığı konusunda bugüne kadar kamuoyuna tatmin edici bir bilgilendirme yapılmış değil.

Akkuyu NGS'nin potansiyel risklerini değerlendirirken üzerinde durduğum argümanlar arasında, Doğu Akdeniz'e konuşlanan tesisin soğutma suyuyla ilgili sorunları önemli bir yer tutuyordu. Oysa yıllardır yaz-kış ortalama sıcaklığı bile hayli yüksek olan Doğu Akdeniz'den alınıp yeniden denize bırakılacak suların ileride nasıl sorunlara yol açacağı konusu hep geçiştirildi. Şimdi ise neredeyse kapalı bir havza haline gelen Akdeniz'in, deyim yerindeyse "kaynamaya başladığı" haberleri medyada sıklıkla yer almaya başladı. Elbette bildiğimiz anlamda sular fiziken kaynamayacak. Ancak son günlerde 33-34 dereceye ulaşan deniz suyu sıcaklıklarından söz ediliyor ki bu durum, en azından yaz mevsimlerinde gerçekten kritik bir evreye geçildiğini gösteriyor. Açık okyanus akıntılarıyla yeterince tazelenemeyen yarı kapalı bir çanağı andıran Doğu Akdeniz'i, güneş radyasyonu ve sıcak hava dalgaları hızla ısıtıyor. Bu ısınmanın iklim değişikliği nedeniyle önümüzdeki dönemde daha da artacağı ise yadsınamaz bir gerçek. Soğutma amaçlı çekilen su, tesisi soğutup yeniden denize verildiğinde sıcaklığı 7-10 derece kadar yükselmiş oluyor. Bir başka ifadeyle, 33 derecede çekilen su, denize 40 ile 43 derece arasında bir sıcaklıkla geri dönüyor. Bu dereceye ulaşan bir deşarj suyu, kıyı şeridinde çözünmüş oksijen seviyesini hızla düşürerek balık ölümlerine, mercan ve bentik yaşamın zarar görmesine yol açar. Yasal çevre mevzuatları deşarj sıcaklığını ve etki alanını kesin sınırlarla kısıtladığı için, şartlar aşıldığında santralin üretimi durdurmak zorunda kalması dahi olasıdır. Bir diğer risk ise biyolojiktir: 33 °C üzerindeki deniz suyu sıcaklıkları; denizanası, midye ve mikroskopik alglerin patlama şeklinde çoğalmasını tetikler. Bu canlılar soğutma suyu alma yapılarının filtrelerini ve ızgaralarını tıkayarak santralin aniden devreden çıkmasına neden olabilir. Uzmanlara göre dünyadaki birçok nükleer santralin acil durum soğutma sistemleri ve ısı eşanjörleri, maksimum 28–32 °C deniz suyu sıcaklığına göre tasarlanmıştır. Su sıcaklığı 33–34 °C’ye ulaştığında bu güvenlik marjları hızla daralır. Çünkü soğutma suyu sıcaklığı arttıkça buharın yoğuşması zorlaşır ve kondansatör içi basınç yükselerek vakum kaybı yaşanır. Giriş suyu sıcaklığındaki her 1 °C'lik artış, elektrik üretiminde yaklaşık %0,5 ile %0,7 arasında verim kaybı anlamına gelir. Akkuyu NGS' nin tam olarak hangi deniz suyu sıcaklığı limitlerine göre tasarlandığı konusunda bugüne kadar kamuoyuna tatmin edici bir bilgilendirme yapılmış değil. Ancak şu gerçeği biliyoruz: Doğu Akdeniz’in genel ortalamasının sürekli 33 °C olması iklim modellerine göre önümüzdeki onlarca yılın senaryosu olsa da; yaz aylarında Doğu Akdeniz kıyılarında ve körfezlerinde 33 °C’lik lokal sıcaklıklar şimdiden ölçülmekte ve yaşanmaktadır. Türkiye çevre mevzuatına ve ÇED taahhütlerine göre, santralden salınacak suyun karıştığı deniz alanındaki sıcaklık artışının doğal ortam sıcaklığını en fazla 1-2 °C aşmasına izin verilmesi söz konusu. Bu sınırlar zorlandığında reaktörün güvenlik protokolü gereği otomatik veya manuel olarak tamamen durdurulması gündeme gelir. Nitekim Avrupa'daki (Fransa, İspanya) nükleer santraller; nehir ve deniz birleşimlerinde su sıcaklığı 28 °C'yi geçtiğinde reaktör güçlerini düşürmekte veya çevresel yasalar gereği üretimi tamamen kesmektedir.   Son günlerde artan sıcaklıklar ve kurumaya yüz tutan nehirlerin yarattığı riskler sonucu Avrupa ülkelerindeki NGS'lerde yaşanan son durumu özetlersek: Macaristan (Paks NGS): Ülke elektriğinin %40'ından fazlasını üreten Tuna Nehri kıyısındaki Paks NGS, nehirden yeterli soğutma suyu çekilememesi ve su seviyesinin kritik sınıra gerilemesi nedeniyle kapasitesini %10 seviyelerine kadar düşürmüş, tamamen kapanmanın eşiğinden dönmüştür. Romanya (Cernavodă NGS): Tuna Nehri'ndeki su akışının düşmesi üzerine Romanya ordusu ve sivil yetkililer, santrale su akışını yönlendirmek amacıyla nehir yatağındaki kaya oluşumlarına patlatma yapmak ve geçici setler çekmek zorunda kalmıştır. Buna rağmen santralde reaktör kısıntılarına gidilmiştir. İsviçre (Beznau NGS): Aare Nehri'nin aşırı ısınması nedeniyle Beznau Nükleer Santrali'nde üretimin düşürülmesi gerekmiştir. Elektriğinin yaklaşık %70'ini nükleerden sağlayan Fransa'ya gelince: Santral reaktörleri yüksek sıcaklıklara dayanıklı olsa da soğutma sonrasında nehre geri salınan suyun ekosistemi yakmaması için yasal deşarj limitleri uygulanmaktadır. Nehir sıcaklıkları 28 °C eşiğine yaklaştığında santral işletmecisi EDF, reaktör güçlerini %50–%80 seviyelerine düşürmekte veya reaktörleri tamamen durdurmaktadır. EDF, nehir suyuna bağımlılığı azaltmak ve deşarj suyunu ekstra soğutacak yatırımları yapmak için milyarlarca avroluk adaptasyon paketlerini devreye sokmaya çalışıyor. Mersin Akkuyu ve karşı yakadaki Mısır kıyılarında yükselen El-Dabaa NGS, Rus Devlet Atom Enerjisi Kurumu ROSATOM tarafından, 3+ Nesil VVER-1200 reaktör teknolojisiyle inşa ediliyor. Her iki santral de Doğu Akdeniz’in ısınma koşulları dikkate alınarak tasarlanmış olsa da beklenmedik biçimde hızlanan küresel ısınma, teknik kısıtları derinleştiriyor. Deniz yüzey suyu sıcaklığı yazın 33 °C’ye ulaşsa dahi, soğutma suyunun yüzeyden değil derinlerden çekileceği ve giren suyun daha soğuk olacağı doğal. Ancak derin su alımına rağmen genel Akdeniz çanağındaki ısınmanın ve ekolojik değişimin yaratacağı riskleri göz ardı etmek, sorunu fazla hafife almak demektir. Su sıcaklığındaki artış ve deşarj dengesindeki hassasiyetler nedeniyle ileride şu sorunların yaşanması kaçınılmaz: Örneğin yoğuşma verimi düşmesi ve elektrik üretiminin azalması sonucu yaz aylarında yükselen deniz suyu sıcaklığı nedeniyle gerek Akkuyu gerekse El-Dabaa NGS'de %5 ila %15 arasında güç kısıntısına gidilmesi söz konusu olabilir. Ama asıl büyük tehdit biyolojik kökenli; Doğu Akdeniz’in ısınması sonucu daha şimdiden Kızıldeniz kaynaklı denizanası, makro-yosun ve midye popülasyonlarında patlama gözleniyor… Aşırı ısınan Akdeniz sularında çoğalan bu canlılar; sadece balıkçılığı ve turizmi vurmakla kalmayıp NGS'lerin soğutma suyu alma sistemlerindeki filtreleri tıkama potansiyeline de sahip. Böylesi gelişme ise santrallerin güvenlik gerekçesiyle aniden devre dışı bırakılmasına yol açabilecek kadar ciddi bir risk potansiyeli taşıyor… Yukarıdaki senaryonun en kötümser olasılıkları içerdiğinin farkındayım… Ancak söz konusu Nükleer Santral gibi bir projeyse başta insan olmak üzere tüm canlıları ve doğayı yaşamsal anlamda ilgilendirmesi nedeniyle en küçük bir detayı dahi göz ardı etmek mümkün olabilir mi? Bugüne kadar Tuna ve Ren gibi tüm kıta Avrupa’ sına hayat veren iki nehrin gün gelip kuruyacağı kimin aklına gelirdi ki? Ama oldu… Bu gelişmeler ışığında olası her felakete göre planlar yapmak zorunda olduğumuzu akıldan çıkarmamamız gerekiyor… Abdullah Ayan
Akkuyu NGS' nin tam olarak hangi deniz suyu sıcaklığı limitlerine göre tasarlandığı konusunda bugüne kadar kamuoyuna tatmin edici bir bilgilendirme yapılmış değil.

Akkuyu NGS'nin potansiyel risklerini değerlendirirken üzerinde durduğum argümanlar arasında, Doğu Akdeniz'e konuşlanan tesisin soğutma suyuyla ilgili sorunları önemli bir yer tutuyordu.

Oysa yıllardır yaz-kış ortalama sıcaklığı bile hayli yüksek olan Doğu Akdeniz'den alınıp yeniden denize bırakılacak suların ileride nasıl sorunlara yol açacağı konusu hep geçiştirildi.

Şimdi ise neredeyse kapalı bir havza haline gelen Akdeniz'in, deyim yerindeyse "kaynamaya başladığı" haberleri medyada sıklıkla yer almaya başladı. Elbette bildiğimiz anlamda sular fiziken kaynamayacak. Ancak son günlerde 33-34 dereceye ulaşan deniz suyu sıcaklıklarından söz ediliyor ki bu durum, en azından yaz mevsimlerinde gerçekten kritik bir evreye geçildiğini gösteriyor.

Açık okyanus akıntılarıyla yeterince tazelenemeyen yarı kapalı bir çanağı andıran Doğu Akdeniz'i, güneş radyasyonu ve sıcak hava dalgaları hızla ısıtıyor. Bu ısınmanın iklim değişikliği nedeniyle önümüzdeki dönemde daha da artacağı ise yadsınamaz bir gerçek.

Soğutma amaçlı çekilen su, tesisi soğutup yeniden denize verildiğinde sıcaklığı 7-10 derece kadar yükselmiş oluyor. Bir başka ifadeyle, 33 derecede çekilen su, denize 40 ile 43 derece arasında bir sıcaklıkla geri dönüyor.

Bu dereceye ulaşan bir deşarj suyu, kıyı şeridinde çözünmüş oksijen seviyesini hızla düşürerek balık ölümlerine, mercan ve bentik yaşamın zarar görmesine yol açar. Yasal çevre mevzuatları deşarj sıcaklığını ve etki alanını kesin sınırlarla kısıtladığı için, şartlar aşıldığında santralin üretimi durdurmak zorunda kalması dahi olasıdır.

Bir diğer risk ise biyolojiktir: 33 °C üzerindeki deniz suyu sıcaklıkları; denizanası, midye ve mikroskopik alglerin patlama şeklinde çoğalmasını tetikler. Bu canlılar soğutma suyu alma yapılarının filtrelerini ve ızgaralarını tıkayarak santralin aniden devreden çıkmasına neden olabilir.

Uzmanlara göre dünyadaki birçok nükleer santralin acil durum soğutma sistemleri ve ısı eşanjörleri, maksimum 28–32 °C deniz suyu sıcaklığına göre tasarlanmıştır. Su sıcaklığı 33–34 °C’ye ulaştığında bu güvenlik marjları hızla daralır.

Çünkü soğutma suyu sıcaklığı arttıkça buharın yoğuşması zorlaşır ve kondansatör içi basınç yükselerek vakum kaybı yaşanır. Giriş suyu sıcaklığındaki her 1 °C'lik artış, elektrik üretiminde yaklaşık %0,5 ile %0,7 arasında verim kaybı anlamına gelir.

Akkuyu NGS' nin tam olarak hangi deniz suyu sıcaklığı limitlerine göre tasarlandığı konusunda bugüne kadar kamuoyuna tatmin edici bir bilgilendirme yapılmış değil.

Ancak şu gerçeği biliyoruz: Doğu Akdeniz’in genel ortalamasının sürekli 33 °C olması iklim modellerine göre önümüzdeki onlarca yılın senaryosu olsa da; yaz aylarında Doğu deniz " class="text-dark font-weight-bold" target="_blank">Ak deniz kıyılarında ve körfezlerinde 33 °C’lik lokal sıcaklıklar şimdiden ölçülmekte ve yaşanmaktadır.

Türkiye çevre mevzuatına ve ÇED taahhütlerine göre, santralden salınacak suyun karıştığı deniz alanındaki sıcaklık artışının doğal ortam sıcaklığını en fazla 1-2 °C aşmasına izin verilmesi söz konusu. Bu sınırlar zorlandığında reaktörün güvenlik protokolü gereği otomatik veya manuel olarak tamamen durdurulması gündeme gelir.

Nitekim Avrupa'daki (Fransa, İspanya) nükleer santraller; nehir ve deniz birleşimlerinde su sıcaklığı 28 °C'yi geçtiğinde reaktör güçlerini düşürmekte veya çevresel yasalar gereği üretimi tamamen kesmektedir.

 

Son günlerde artan sıcaklıklar ve kurumaya yüz tutan nehirlerin yarattığı riskler sonucu Avrupa ülkelerindeki NGS'lerde yaşanan son durumu özetlersek:

Macaristan (Paks NGS): Ülke elektriğinin %40'ından fazlasını üreten Tuna Nehri kıyısındaki Paks NGS, nehirden yeterli soğutma suyu çekilememesi ve su seviyesinin kritik sınıra gerilemesi nedeniyle kapasitesini %10 seviyelerine kadar düşürmüş, tamamen kapanmanın eşiğinden dönmüştür.

Romanya (Cernavodă NGS): Tuna Nehri'ndeki su akışının düşmesi üzerine Romanya ordusu ve sivil yetkililer, santrale su akışını yönlendirmek amacıyla nehir yatağındaki kaya oluşumlarına patlatma yapmak ve geçici setler çekmek zorunda kalmıştır. Buna rağmen santralde reaktör kısıntılarına gidilmiştir.

İsviçre (Beznau NGS): Aare Nehri'nin aşırı ısınması nedeniyle Beznau Nükleer Santrali'nde üretimin düşürülmesi gerekmiştir.

Elektriğinin yaklaşık %70'ini nükleerden sağlayan Fransa'ya gelince:

Santral reaktörleri yüksek sıcaklıklara dayanıklı olsa da soğutma sonrasında nehre geri salınan suyun ekosistemi yakmaması için yasal deşarj limitleri uygulanmaktadır. Nehir sıcaklıkları 28 °C eşiğine yaklaştığında santral işletmecisi EDF, reaktör güçlerini %50–%80 seviyelerine düşürmekte veya reaktörleri tamamen durdurmaktadır. EDF, nehir suyuna bağımlılığı azaltmak ve deşarj suyunu ekstra soğutacak yatırımları yapmak için milyarlarca avroluk adaptasyon paketlerini devreye sokmaya çalışıyor.

Mersin Akkuyu ve karşı yakadaki Mısır kıyılarında yükselen El-Dabaa NGS, Rus Devlet Atom Enerjisi Kurumu ROSATOM tarafından, 3+ Nesil VVER-1200 reaktör teknolojisiyle inşa ediliyor.

Her iki santral de Doğu Akdeniz’in ısınma koşulları dikkate alınarak tasarlanmış olsa da beklenmedik biçimde hızlanan küresel ısınma, teknik kısıtları derinleştiriyor.

Deniz yüzey suyu sıcaklığı yazın 33 °C’ye ulaşsa dahi, soğutma suyunun yüzeyden değil derinlerden çekileceği ve giren suyun daha soğuk olacağı doğal.

Ancak derin su alımına rağmen genel deniz " class="text-dark font-weight-bold" target="_blank">Ak deniz çanağındaki ısınmanın ve ekolojik değişimin yaratacağı riskleri göz ardı etmek, sorunu fazla hafife almak demektir.

Su sıcaklığındaki artış ve deşarj dengesindeki hassasiyetler nedeniyle ileride şu sorunların yaşanması kaçınılmaz:

Örneğin yoğuşma verimi düşmesi ve elektrik üretiminin azalması sonucu yaz aylarında yükselen deniz suyu sıcaklığı nedeniyle gerek Akkuyu gerekse El-Dabaa NGS'de %5 ila %15 arasında güç kısıntısına gidilmesi söz konusu olabilir.

Ama asıl büyük tehdit biyolojik kökenli; Doğu Akdeniz’in ısınması sonucu daha şimdiden Kızıl deniz kaynaklı denizanası, makro-yosun ve midye popülasyonlarında patlama gözleniyor…

Aşırı ısınan deniz " class="text-dark font-weight-bold" target="_blank">Ak deniz sularında çoğalan bu canlılar; sadece balıkçılığı ve turizmi vurmakla kalmayıp NGS'lerin soğutma suyu alma sistemlerindeki filtreleri tıkama potansiyeline de sahip. Böylesi gelişme ise santrallerin güvenlik gerekçesiyle aniden devre dışı bırakılmasına yol açabilecek kadar ciddi bir risk potansiyeli taşıyor…

Yukarıdaki senaryonun en kötümser olasılıkları içerdiğinin farkındayım…

Ancak söz konusu Nükleer Santral gibi bir projeyse başta insan olmak üzere tüm canlıları ve doğayı yaşamsal anlamda ilgilendirmesi nedeniyle en küçük bir detayı dahi göz ardı etmek mümkün olabilir mi?

Bugüne kadar Tuna ve Ren gibi tüm kıta Avrupa’ sına hayat veren iki nehrin gün gelip kuruyacağı kimin aklına gelirdi ki?

Ama oldu…

Bu gelişmeler ışığında olası her felakete göre planlar yapmak zorunda olduğumuzu akıldan çıkarmamamız gerekiyor…

Abdullah Ayan

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve inovatifhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.