Kocamaz: “Sosyal inceleme raporu çocuk adalet sisteminin pusulasıdır”
Kocamaz: “Sosyal inceleme raporu çocuk adalet sisteminin pusulasıdır”
İYİ Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz, TBMM Genel Kurulu’nda Çocuk Koruma Kanunu’nun 14. maddesi üzerine İYİ Parti Grubu adına yaptığı konuşmada, 15-18 yaş grubundaki çocuklar hakkında sosyal inceleme raporlarının alınmasına ilişkin düzenlemeyi değerlendirdi.
İYİ Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz, TBMM Genel Kurulu’nda Çocuk Koruma Kanunu’nun 14. maddesi üzerine İYİ Parti Grubu adına yaptığı konuşmada, 15-18 yaş grubundaki çocuklar hakkında sosyal inceleme raporlarının alınmasına ilişkin düzenlemeyi değerlendirdi.
Kocamaz, mevcut düzenlemenin sorunu çözmek yerine savcı ve mahkemelerin takdirine dayalı sistemi sürdürdüğünü belirterek, sosyal inceleme raporlarının çocuk adalet sistemi açısından zorunlu ve önemli bir araç olduğunu vurguladı.
“Hangi şartlarda rapor alınmayacağı açıkça belirlenmeli”
Kanunda 15-18 yaş grubundaki çocuklar bakımından sosyal inceleme raporunun zorunlu hale getirilmesinin tek başına yeterli olmadığını ifade eden Kocamaz, savcı ve mahkemelerin hangi somut şartlarda rapor istemekten vazgeçebileceğine ilişkin açık, objektif ve bağlayıcı ölçütler bulunmadığını söyledi.
Kocamaz, “Rapor aldırmayabilirsin, yeter ki gerekçe yaz” şeklindeki yaklaşımın yeterli olmadığını belirterek, hangi gerekçelerin hukuken kabul edilebilir olduğunun kanunda açık biçimde ortaya konulması gerektiğini ifade etti.
“Dosya kapsamı dikkate alınarak rapor istenmesine gerek görülmemiştir” veya “suçun niteliği itibarıyla sosyal inceleme yaptırılmamıştır” gibi ifadelerin gerçek anlamda gerekçe sayılamayacağını savunan Kocamaz, hukuk devletinde gerekçenin somut, kişiselleştirilmiş, denetlenebilir ve kanuni ölçütlere dayanması gerektiğini dile getirdi.
“Mahkeme dosyayı görür ama çocuğu göremez”
Sosyal inceleme raporlarının çocukların içinde bulunduğu koşulların anlaşılması açısından kritik öneme sahip olduğunu belirten Kocamaz, raporların çocuğun aile yapısından eğitim hayatına, ihmal ve istismar risklerinden sosyal çevresine kadar birçok alanı değerlendirdiğini söyledi.
Bu raporlarla çocuğun aile içi şiddete maruz kalıp kalmadığının, ihmal veya istismar yaşayıp yaşamadığının, eğitim hayatındaki sorunların nedenlerinin ve ekonomik, psikolojik ya da ailevi koşulların ortaya konulabildiğini ifade eden Kocamaz, çocukların suç örgütleri, sokak çeteleri, uyuşturucu satıcıları veya kendilerini kullanan yetişkinlerin baskısı altında olup olmadığının da araştırılması gerektiğine dikkat çekti.
Kocamaz, sosyal inceleme raporunun bir formalite olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Sosyal inceleme raporu çocuk adalet sisteminin pusulasıdır. Pusulayı ortadan kaldırırsanız mahkeme dosyayı görür ama çocuğu göremez; suçu görür ama suça sürükleyen düzeni göremez; karar verir ama sorunu çözemez.”
“Mahkemeler arasında uygulama birliği sağlanmalı”
Türkiye’de çocuk yargılamalarında sosyal inceleme raporlarına ilişkin uygulama farklılıklarının bulunduğuna dikkat çeken Kocamaz, Yargıtay’ın kurumsal yayınlarında da çocuk yargılamalarında hangi yaş grubundaki çocuklar hakkında sosyal inceleme raporu alınması gerektiği konusunun sorun alanlarından biri olarak değerlendirildiğini söyledi.
Kocamaz, farklı mahkemelerde farklı uygulamaların ortaya çıkmasının çocuklar açısından hukuki eşitlik ve hukuk güvenliği sorununa yol açabileceğini belirtti.
“Bir mahkeme 17 yaşındaki çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırırken başka bir mahkeme yaptırmıyorsa, bir savcı çocuğun aile ve okul hayatını araştırırken başka bir savcı yalnızca kolluk tutanağına bakıyorsa burada hukuki eşitlikten söz edilemez” diyen Kocamaz, uygulama birliğinin sağlanmasının zorunlu olduğunu ifade etti.
“Takdir yetkisinin sınırları kanunda gösterilmeli”
Aynı yaşta, benzer şartlarda ve benzer fiillerle yargılanan iki çocuğun yalnızca dosyalarının farklı mahkemelere düşmesi nedeniyle farklı muamele görmesinin hukuk güvenliği açısından kabul edilemeyeceğini belirten Kocamaz, Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesine dikkat çekti.
Kocamaz, hukuk devletinin bütün işlemlerin belirli, öngörülebilir ve denetlenebilir olmasını gerektirdiğini belirterek, hâkim ve savcılara takdir yetkisi verilebileceğini ancak bu yetkinin sınırlarının kanunda açık biçimde gösterilmesi gerektiğini söyledi.
İYİ Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz, çocuk adalet sisteminde farklı uygulamaların önüne geçilmesi, sosyal inceleme raporlarının etkin biçimde kullanılması ve çocukların yalnızca işledikleri iddia edilen fiiller üzerinden değil, içinde bulundukları sosyal ve ailevi koşullarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak konuşmasını tamamladı.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
