Mısır’ ın ekmek ve nükleer enerjiyle imtihanı… Abdullah Ayan yazdı
Mısır’ ın ekmek ve nükleer enerjiyle imtihanı… Abdullah Ayan yazdı
Bugünlerde Kahire yönetimi, yoksulların temel gıda maddelerinden sembolik fiyatlarla yararlanmasını sağlayan on yıllardır süren tarihi sistemin tümüyle değiştirilmesine hazırlanıyor.
Bugünlerde Kahire yönetimi, yoksulların temel gıda maddelerinden sembolik fiyatlarla yararlanmasını sağlayan on yıllardır süren tarihi sistemin tümüyle değiştirilmesine hazırlanıyor.
Bugünlerde Sisi yönetiminin ekonomik darboğazdan çıkış için atmaya hazırlandığı " ekmek karnesi" yerine "nakit yardım" adımı, Mısır' ın sokak hafızasını yeniden uyandırma potansiyeline sahip en riskli kumarı olma özelliği de taşıyor…
Bugünlerde Kahire yönetimi, yoksulların temel gıda maddelerinden sembolik fiyatlarla yararlanmasını sağlayan on yıllardır süren tarihi sistemin tümüyle değiştirilmesine hazırlanıyor.
Yeni sisteme kayıt yaptırması beklenen 21 milyon haneyi, yani tam 71 milyon insanı kapsayan bu devasa kitleye ucuz ekmek ve gıda verilmesi uygulamasına son verilerek, her ay hesaplarına nakit para aktarılacak "akıllı yardım kartları" dağıtılacak.
Bu nakit desteği, daha sonra süpermarketlerden yiyecek ve diğer temel ihtiyaç maddelerini satın almak için kullanılabilecek. Ancak kart sahiplerine aylık ne kadar nakit aktarılacağına dair henüz resmi ve net bir açıklama yapılmış değil.
Mevcut ürün bazlı (ayni) sistemde, kayıtlı milyonlarca kişiye her ay pirinç, makarna, yemeklik yağ ve şeker gibi temel gıda maddelerinden belirli bir miktar veriliyor. 2025/26 mali yılında hükümetin 3,6 milyar dolar harcadığı gıda yardımlarının aslan payı ise doğrudan ekmek sübvansiyonlarına gidiyor. Öyle ki, sübvansiyonlar on yıllardır Mısır bütçesini adeta felç etmiş durumda; nitekim 2025/26 mali yılında hükümetin planladığı toplam bütçe harcamalarının yüzde 21,5'i gibi devasa bir oran doğrudan gıda sübvansiyonlarına ayrıldı.
Hükümet bu yükü hafifletmek adına son yıllarda yararlanıcı veri tabanlarını defalarca "temizleyerek", usulsüz şekilde ya da kriter dışı olarak yardımlardan faydalanan yüz binlerce kişiyi listeden çıkardı.
Başbakana göre bu operasyon devlet hazinesine milyonlarca dolarlık tasarruf sağladı ve bugüne kadar aslında ekonomik olarak ihtiyaç duymadığı halde bu ekmek yardımlarından faydalanan her dört kişiden birinin suiistimali önlenmiş oldu…
Şu anda yürürlükte olan sistemde Mısırlılar, piyasa fiyatının sadece %15'ine denk gelen bir bedelle günde beş somun ekmek alabiliyor. Ulusal ekmek yardımı sistemi kapsamındaki "temwin kartı" sahibi 71 milyon insan, her gün hayata tutunmak için gerekli 350 milyon somun ekmeği sembolik denecek paralarla sofrasına koyuyor. Piyasa fiyatı 1,5 Mısır lirası olan ekmeğin sadece 20 kuruşunu (piastr) kart sahibi öderken, geri kalan 1,3 lirayı devlet karşılayıp doğrudan fırına ödüyor.
Matematiksel olarak bakıldığında uçurum daha net anlaşılıyor: Sübvansiyon olmadan günde 5 ekmeği fırından alacak bir kişi, ayda ortalama 225-300 Mısır lirası (yaklaşık 4 ila 5.4 dolar) ödemek zorundayken; devlet desteğiyle aynı 150 ekmeğe ayda sadece yarım dolar ödüyor. Geri kalan yaklaşık 4.5-4.8 dolarlık yükü hükümet üstleniyor. İşte Sisi yönetimi, bu yükü tamamen ortadan kaldırıp ayni yardımları nakde çevirmek istiyor.
Bu radikal reformların arka planında uluslararası finans dünyasının dayatmaları yatıyor. Atılan adımların, Kahire ile Uluslararası Para Fonu (IMF) arasında varılan anlaşmalarla tamamen uyumlu olduğu bildiriliyor. IMF, Mısır'a can suyu olacak milyarlarca dolarlık krediyi, sosyal koruma ve sübvansiyon programlarında köklü değişiklikler yapılması şartıyla serbest bırakmıştı. Bunu yaparken Kahire, gıda güvenliğinin azalması ihtimalinden ürken milyonlarca insanın öfkesini göze alıyor. Yine de bütçe dengeleri göz önüne alındığında hükümetin pek fazla seçeneği yok gibi görünüyor.
Temel sorunun yanıtı belirsiz; Yönetim Yiyecek yerine para vererek daha sağlıklı bir yardımı mı gerçekleştirmek istiyor, yoksa altından kalkılması hayli güç sorunu başka yönteme kanalize etmeye mi çalışıyor?
Mısır'daki yüksek yoksulluk oranı en büyük endişe kaynağı olmaya devam ederken, yeni nakit planının enflasyon karşısında ne kadar dayanıklı olacağına dair derin bir güven eksikliği var. Mısır Merkez Bankası'nın IMF talepleri doğrultusunda bir dizi sert devalüasyon gerçekleştirmesinin ardından Mısır poundu değerinin çok büyük bir kısmını kaybetti. Bu hamle uluslararası finans kuruluşları tarafından takdirle karşılansa da halkın satın alma gücünü yerle bir etti; temel emtia fiyatları yakın geçmişe kıyasla 3-4 katına çıkmış durumda…
Ülkede asgari ücret 8 bin Mısır lirası (yaklaşık 160 dolar) ve devlet destekli gıda yardımıyla ayakta durmaya çalışan yaklaşık 33 milyon emekçi (11 milyon kayıtlı ve 22 milyon kayıt dışı) faturalarını ödemekte ve sofraya yemek koymakta zorlanıyor. Ülkenin en büyük tabanını oluşturan çalışan kesimin asıl kaygısı nakit olarak verilmesi planlanan yardımın enflasyona yenik düşme olasılığı…
Bu kaygıyı gidermenin yolu ise yapılacak yardımın enflasyona endeksli olması…
Hükümet, endişeleri gidermek amacıyla, yeni sistemde verilecek nakit miktarının fiyat artışlarıyla orantılı olmasını sağlama, "yardımı düzenli olarak gözden geçirme" sözü verdi ki vaat enflasyon oranı yükselmesi halinde yardımın sürekli artırmak zorunda kalacağı anlamına geliyor…
Burada en ciddi risk, hükümet açısından ölümcül ve istenmeyen sonuçlara yol açma ihtimali…
Devlet üzerindeki mali yükü azaltmak için çıkılan bu yol, kontrolden çıkan bir enflasyon sarmalında devletin sırtındaki yükü daha da artırabilir.
Mısır halkı için ekmek, sadece bir gıda maddesi değil; beslenmenin temel kaynağı, yaşamın ta kendisi ( Mısır lehçesinde ekmeğe direkt 'A'ish' yani 'Hayat' denir) ve toplumsal barışın en hassas kırmızı çizgisi.
Yakın tarih, bu çizgi aşıldığında nelerin yaşandığını anlatıyor:
1977 İsyanı: Enver Sedat yönetimine yönelik yaşanan büyük toplumsal kalkışmanın arkasındaki temel itekleyici güç, yine bir IMF talebiyle ekmekteki sübvansiyonların kaldırılmak istenmesiydi. Sokakların ateşe verilmesi üzerine geri adım atılmıştı.
2008 Krizi: Küresel buğday tedarikinde yaşanan sıkıntı ve un bulunamayışı sonucu ekmeğe erişemeyen milyonlarca yoksul sokağa dökülmüştü. İsyanı bastırmak için ordu devreye girmek zorunda kalmış, askeri stratejik buğday ve un stokları fırınlara aktarılmıştı. O dönemde büyük bir kalkışmanın tüm Orta Doğu bölgesini sarsacağı kaygısıyla başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkeleri hızla devreye girerek Mısır'a acil buğday ithalatı için finansal yardımda bulunmuştu.
2011 Devrimi: Arap Baharı dalgasıyla Mısır'a sıçrayan ve Hüsnü Mübarek'in 30 yıllık diktatörlüğünün devrilmesiyle sonuçlanan devrim hareketinin meydanları inleten sloganı: “Ekmek, Özgürlük, Sosyal Adalet!”
Sisi yönetiminin ekonomik darboğazdan sıyrılmak için atmaya hazırlandığı bu adım, yapısal olarak kaçınılmaz bir reform gibi sunulsa da Mısır'ın kırılgan toplumsal fay hatları üzerinde büyük bir sarsıntı yaratma potansiyeline sahip. Nakit paranın enflasyon canavarı karşısında eriyip gittiği bir senaryoda, 71 milyon insanın sofrasındaki somunların küçülmesi, Mısır sokaklarının en iyi bildiği o eski hafızayı yeniden canlandırabilir mi?
Çelişkiler ülkesi Mısır’ ın içinden geçtiği sancılı süreç bu kadarla da sınırlı değil…
121 milyona ulaşan nüfusun 71 milyonu devletin ekmek yardımına muhtaç, açlıkla baş etmeye çalışan Mısır, 21 milyon haneye yılda 3,6 milyar dolar tutan gıda yardım desteğini bütçeye getirdiği yük nedeniyle kaldırmaya hazırlanıyor...
Güneş zengini aynı Mısır, Rusya Rosatom şirketinin inşa ettiği 25-30 milyar dolara mal olacak Akkuyu' nun ikizi Nükleer Güç Santralinin tamamlanmasını bekliyor.
Halka 'cebinizden beş kuruş çıkmayacak' ninnisiyle müjdelenen Nükleer Santralin üreteceği elektriği Mısır'ın kaç yıl süreyle ve hangi fiyattan satın alacağı 'ticari sır' örtüsü altında gizleniyor..
Bilinen bir şey var: Akkuyu' nun ikizi ve tıpkı Akkuyu gibi 1200 MW lık 4 üniteden oluşan NGS için elektrik alım garantisi dışında Mısır hazinesi %3 faizle yaklaşık 25 milyar dolar borçlandığı Rusya' ya 22 yıl boyunca yıllık yaklaşık hesapla 1,6 milyar dolar ödemekle yükümlü...
71 milyon insanın açlıktan ölmemesi için gerekli 3,6 milyar doları bulmakta zorlandığı için sübvansiyonları kaldırmaya hazırlanan yönetim Rusya' ya her yıl 1,6 milyar dolar ödeyecek, satın alma garantisi verdiği elektriğe ne kadar ödeyeceği ise meçhul...
Not: Rosatom, Akdeniz' in koynuna bıçak gibi saplanan Akkuyu gibi Mısır' da da El Dabaa NGS' yi Akdeniz kıyısına inşa ediyor...
İki santral Doğu Akdeniz'in iki yakasında birbirine göz kırpacak şekilde tasarlanmış...
Tesadüfün bu kadarına ben şapka çıkardım.
Abdullah Ayan
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

