Özdemir 'Bakliyatta Küresel Eğilimleri Doğru Okumalıyız'

Ekonomi 02.07.2026 - 17:15, Güncelleme: 02.07.2026 - 17:18
 

Özdemir 'Bakliyatta Küresel Eğilimleri Doğru Okumalıyız'

Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Özdemir, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından yayımlanan "Tarımsal Görünüm 2026-2035" raporunu değerlendirerek, Türkiye'nin bakliyat sektöründe sahip olduğu üretim ve ihracat potansiyelinin doğru politikalarla çok daha ileri seviyelere taşınabileceğini söyledi.

Bakliyatın yalnızca beslenme açısından değil, sürdürülebilir tarım bakımından da stratejik öneme sahip bir ürün grubu olduğuna dikkat çeken Özdemir, raporda yer alan değerlendirmelerin sektörün geleceğine ışık tuttuğunu belirtti. Raporda; bitkisel protein, diyet lifi, kompleks karbonhidrat, vitamin ve mineraller açısından zengin olan bakliyatın aynı zamanda biyoaktif bileşikler içerdiğinin vurgulandığını ifade eden Özdemir, düşük nem oranı sayesinde uzun süre depolanabilmesinin hasat sonrası kayıpları azaltan önemli bir avantaj sağladığını, toprağa azot bağlama özelliğiyle de tarımsal verimliliği artırarak sürdürülebilir üretim sistemlerinin temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Rapora göre bakliyat üretimi ve verimindeki artışın tahıl ve yağlı tohumlara kıyasla daha sınırlı gerçekleştiğini belirten Özdemir, bunun temel nedenleri arasında araştırma faaliyetleri ve sulama yatırımlarındaki yetersizlik ile tahıllarla yaşanan üretim rekabetinin yer aldığını ifade etti. Tüketim Alışkanlıkları Değişiyor Bakliyat tüketiminde dünyada iki önemli eğilimin öne çıktığını kaydeden Özdemir, düşük ve orta gelirli ülkelerde bakliyatın uygun maliyetli bitkisel protein kaynağı olmayı sürdürdüğünü, yüksek gelirli ülkelerde ise gelişen işleme teknolojileri sayesinde bakliyattan elde edilen protein, nişasta ve lifin et alternatiflerinden atıştırmalıklara, fırıncılık ürünlerinden birçok işlenmiş gıdaya kadar geniş bir kullanım alanı bulduğunu söyledi. Sağlıklı ve sürdürülebilir beslenmeye yönelik ilginin artmasının da bakliyat ve bakliyat türevlerinin gıda sanayisindeki kullanım alanlarını hızla genişlettiğini belirten Özdemir, bu gelişmenin sektör açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. Dünya Üretimini Artırırken Türkiye İçin Durağan Bir Görünüm Öngörülüyor OECD ve FAO verilerine göre, 2025 yılında 104 milyon ton olan küresel bakliyat üretiminin 2035 yılına kadar yüzde 14 artışla 119 milyon tona ulaşmasının beklendiğini belirten Özdemir, aynı dönemde dünya bakliyat ticaretinin 23,2 milyon tondan 25 milyon tona çıkacağının, Kanada, Avustralya ve Rusya'nın ise başlıca ihracatçı ülkeler olmayı sürdüreceğinin öngörüldüğünü söyledi. Raporda küresel kişi başına bakliyat tüketiminin yüzde 11 artışla yıllık 8,2 kilograma yükseleceğinin tahmin edildiğini aktaran Özdemir, Türkiye açısından ise daha farklı bir tablo çizildiğine dikkat çekti. Son yıllarda yaklaşık 1,3 milyon ton seviyesinde seyreden Türkiye bakliyat üretiminin önümüzdeki dönemde de aynı düzeyde kalacağının öngörüldüğünü belirten Özdemir, dünya genelinde beklenen yüzde 14'lük üretim artışı dikkate alındığında bu tahminin sektör açısından düşündürücü olduğunu söyledi. Dış ticarette de 2035 yılında Türkiye'nin 1,5 milyon ton ihracata karşılık 1,7 milyon ton ithalat gerçekleştireceğinin ve miktar bazında net ithalatçı konumunu sürdüreceğinin tahmin edildiğini ifade eden Özdemir, kişi başına tüketimin ise küresel eğilimin aksine yüzde 5,7 azalarak yıllık 11,4 kilograma gerilemesinin beklendiğini kaydetti. "Bu Tablonun Değişmesi Bizim Elimizde" OECD ve FAO tarafından hazırlanan raporun mevcut eğilimler doğrultusunda hazırlanmış bir projeksiyon olduğunu vurgulayan Özdemir, Türkiye için öngörülen üretim, ihracat ve tüketim görünümünün gerçekleşmesini arzu etmediklerini belirtti. Raporda, Hindistan'ın önümüzdeki on yılda tohum ıslahı, mekanizasyon, destekleme alımları, araştırma faaliyetleri ve sulama yatırımları sayesinde küresel bakliyat üretimindeki büyümeye öncülük edeceğinin öngörüldüğünü hatırlatan Özdemir, benzer bir yaklaşımın Türkiye için de güçlü bir yol haritası oluşturacağını ifade etti. Doğru, istikrarlı ve uzun vadeli politikalarla üretim altyapısının güçlendirilmesi halinde Türkiye'nin mevcut bakliyat üretimini iki hatta üç katına çıkarabilecek potansiyele sahip olduğunu belirten Özdemir, tam kapasite çalışmayan işleme tesislerinin yeniden üretime kazandırılabileceğini, katma değerli üretimin artırılabileceğini ve sektörün ekonomiye çok daha büyük katkı sağlayabileceğini söyledi. Özdemir, Türkiye'nin hem düşük ve orta gelir grubunun temel gıda ihtiyacını karşılayan geleneksel bakliyat ürünlerinde hem de yüksek gelirli ülkelerde hızla büyüyen bitki bazlı protein ve katma değerli bakliyat ürünleri pazarında güçlü bir ihracat potansiyeline sahip olduğunu belirterek, üretimden Ar-Ge'ye, sulamadan mekanizasyona kadar tüm alanlarda uygulanacak bütüncül politikalarla bu potansiyelin ekonomik değere dönüştürülebileceğini sözlerine ekledi.
Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Özdemir, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından yayımlanan "Tarımsal Görünüm 2026-2035" raporunu değerlendirerek, Türkiye'nin bakliyat sektöründe sahip olduğu üretim ve ihracat potansiyelinin doğru politikalarla çok daha ileri seviyelere taşınabileceğini söyledi.

Bakliyatın yalnızca beslenme açısından değil, sürdürülebilir tarım bakımından da stratejik öneme sahip bir ürün grubu olduğuna dikkat çeken Özdemir, raporda yer alan değerlendirmelerin sektörün geleceğine ışık tuttuğunu belirtti.

Raporda; bitkisel protein, diyet lifi, kompleks karbonhidrat, vitamin ve mineraller açısından zengin olan bakliyatın aynı zamanda biyoaktif bileşikler içerdiğinin vurgulandığını ifade eden Özdemir, düşük nem oranı sayesinde uzun süre depolanabilmesinin hasat sonrası kayıpları azaltan önemli bir avantaj sağladığını, toprağa azot bağlama özelliğiyle de tarımsal verimliliği artırarak sürdürülebilir üretim sistemlerinin temel unsurlarından biri olduğunu söyledi.

Rapora göre bakliyat üretimi ve verimindeki artışın tahıl ve yağlı tohumlara kıyasla daha sınırlı gerçekleştiğini belirten Özdemir, bunun temel nedenleri arasında araştırma faaliyetleri ve sulama yatırımlarındaki yetersizlik ile tahıllarla yaşanan üretim rekabetinin yer aldığını ifade etti.

Tüketim Alışkanlıkları Değişiyor

Bakliyat tüketiminde dünyada iki önemli eğilimin öne çıktığını kaydeden Özdemir, düşük ve orta gelirli ülkelerde bakliyatın uygun maliyetli bitkisel protein kaynağı olmayı sürdürdüğünü, yüksek gelirli ülkelerde ise gelişen işleme teknolojileri sayesinde bakliyattan elde edilen protein, nişasta ve lifin et alternatiflerinden atıştırmalıklara, fırıncılık ürünlerinden birçok işlenmiş gıdaya kadar geniş bir kullanım alanı bulduğunu söyledi.

Sağlıklı ve sürdürülebilir beslenmeye yönelik ilginin artmasının da bakliyat ve bakliyat türevlerinin gıda sanayisindeki kullanım alanlarını hızla genişlettiğini belirten Özdemir, bu gelişmenin sektör açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti.

Dünya Üretimini Artırırken Türkiye İçin Durağan Bir Görünüm Öngörülüyor

OECD ve FAO verilerine göre, 2025 yılında 104 milyon ton olan küresel bakliyat üretiminin 2035 yılına kadar yüzde 14 artışla 119 milyon tona ulaşmasının beklendiğini belirten Özdemir, aynı dönemde dünya bakliyat ticaretinin 23,2 milyon tondan 25 milyon tona çıkacağının, Kanada, Avustralya ve Rusya'nın ise başlıca ihracatçı ülkeler olmayı sürdüreceğinin öngörüldüğünü söyledi.

Raporda küresel kişi başına bakliyat tüketiminin yüzde 11 artışla yıllık 8,2 kilograma yükseleceğinin tahmin edildiğini aktaran Özdemir, Türkiye açısından ise daha farklı bir tablo çizildiğine dikkat çekti.

Son yıllarda yaklaşık 1,3 milyon ton seviyesinde seyreden Türkiye bakliyat üretiminin önümüzdeki dönemde de aynı düzeyde kalacağının öngörüldüğünü belirten Özdemir, dünya genelinde beklenen yüzde 14'lük üretim artışı dikkate alındığında bu tahminin sektör açısından düşündürücü olduğunu söyledi.

Dış ticarette de 2035 yılında Türkiye'nin 1,5 milyon ton ihracata karşılık 1,7 milyon ton ithalat gerçekleştireceğinin ve miktar bazında net ithalatçı konumunu sürdüreceğinin tahmin edildiğini ifade eden Özdemir, kişi başına tüketimin ise küresel eğilimin aksine yüzde 5,7 azalarak yıllık 11,4 kilograma gerilemesinin beklendiğini kaydetti.

"Bu Tablonun Değişmesi Bizim Elimizde"

OECD ve FAO tarafından hazırlanan raporun mevcut eğilimler doğrultusunda hazırlanmış bir projeksiyon olduğunu vurgulayan Özdemir, Türkiye için öngörülen üretim, ihracat ve tüketim görünümünün gerçekleşmesini arzu etmediklerini belirtti.

Raporda, Hindistan'ın önümüzdeki on yılda tohum ıslahı, mekanizasyon, destekleme alımları, araştırma faaliyetleri ve sulama yatırımları sayesinde küresel bakliyat üretimindeki büyümeye öncülük edeceğinin öngörüldüğünü hatırlatan Özdemir, benzer bir yaklaşımın Türkiye için de güçlü bir yol haritası oluşturacağını ifade etti.

Doğru, istikrarlı ve uzun vadeli politikalarla üretim altyapısının güçlendirilmesi halinde Türkiye'nin mevcut bakliyat üretimini iki hatta üç katına çıkarabilecek potansiyele sahip olduğunu belirten Özdemir, tam kapasite çalışmayan işleme tesislerinin yeniden üretime kazandırılabileceğini, katma değerli üretimin artırılabileceğini ve sektörün ekonomiye çok daha büyük katkı sağlayabileceğini söyledi.

Özdemir, Türkiye'nin hem düşük ve orta gelir grubunun temel gıda ihtiyacını karşılayan geleneksel bakliyat ürünlerinde hem de yüksek gelirli ülkelerde hızla büyüyen bitki bazlı protein ve katma değerli bakliyat ürünleri pazarında güçlü bir ihracat potansiyeline sahip olduğunu belirterek, üretimden Ar-Ge'ye, sulamadan mekanizasyona kadar tüm alanlarda uygulanacak bütüncül politikalarla bu potansiyelin ekonomik değere dönüştürülebileceğini sözlerine ekledi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve inovatifhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.