Bekir Zorba
Köşe Yazarı
Bekir Zorba
 

İyi Bayramlar Demeden Önce

“İnsan bir fabrika olsaydı eğer; sadece mazeret üretirdi”     Son günlerde yine hüzün kapladı her yanı. İsrail’in kullandığı orantısız güç ve vahşet, vicdanlı yüreklerde infiale yol açtı. Duyarlı insanlar ne diyeceklerini, ne yapacaklarını şaşırdı. Söz; yetersiz kaldı. Toplumda biriken gazı almada, iyi ki sosyal medya var. Milyonlar orada rahatladı. Yahudi icadı bir sistemle, Yahudilere beddua yağdırdı.     Benzer hadiselerde boykot listeleri çabucak yayılır… Ayrıca o listede adı geçen markaların sahipleri ve ortaklık durumları nasıl belirleniyor onu da anlamış değilim açıkçası. Oldum olası boykot çağrılarına itibar etmedim. Zamlar gelir, zincir marketler boykot edilmek istenir. Avrupa ve ABD ile sorunlarda hemen boykot edilecek ürünlerin listesi yayınlanır. Şimdi de İsrail ürünleri zannedilen markalar dolaşıyor. Ayrıca o markalar tamamıyla İsrail markaları değil, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan Yahudilere ait olduğu varsayılan markalardır.     Geçenlerde de bir paylaşım ağı ambargoya maruz bırakılmak istendi. Sonuç?  Ambargo çağrıları sadece toplumun gazını almaya yöneliktir o kadar. Yoksa gerçekte işe yaramaz. Kimse kolay kolay konforundan ve alışkanlıklarından vazgeçmez. Çünkü yıllar içerisinde oluşan alışkanlık, hadi bağımlılık da diyebilirsiniz; öyle bir çağrı ile sonlanmaz. Bırakmak, terk etmek de tıpkı alışkanlık, bağımlılık oluşması gibi uzun soluklu bir iştir.     Bayramı tatsız, buruk karşıladık. Başka türlüsü de bugünkü dünya düzeninde pek mümkün değil. Kan, gözyaşı, ölümler, iflaslar, hasretler, kapanmalar derken insanların ekonomileri, sağlıkları iyice bozuldu. Buradan iddia ediyorum işe yaramaz kapanmalar devam ederse eğer; ülkemiz salgından da ağır sonuçlar yaşayacaktır.     Kapanma önlemleri de boykot çağrıları gibi toplumun gazını almaya yöneliktir. Hükümet ne yapsın? Göstermelik kapanma önlemi almayan hükümet; insanların sağlığı ile oynamakla suçlanacaktır. Hoş, kapanma kararı ne derece uygulanıyor ve kimlere yarıyor? Benim kapanmadan anladığım tam kapanmadır. Çin mesela salgını kendi ülkesinde öyle kontrol altına aldı. Bizde tam kapanma uygulansa yine mesele edilir. Tam kapanmaya da diktatörlük geldi diye karşı çıkarız.     Hükümet bir an evvel bu cendereden çıkmalıdır. Her şey tekrar normale dönmelidir. Tüm kısıtlamalar son bulmalıdır. Bazı kısıtlamaların hükümetin işine geldiği de bilinmektedir. Salgını bahane ederek, bazı sıkıyönetim tedbirleri demek ki ülkeyi yönetenlerin işine yarıyor galiba. Oysa vatandaşın daha fazlasını kaldırmaya tahammülü kalmadı. Bir işadamı- yazar demiş ki; “ Ölümler acıdır ama işsiz kalmak da iflas etmek de bi o kadar acıdır.” Hani pek de haksız sayılmaz yazarımız.         Ancak güçlü ülkeler yurttaşlarına, başka coğrafyalardaki soydaşlarına, din kardeşlerine daha  fazla yardım eder. Güçlü demek, her açıdan ama özellikle askeri ve ekonomik manada güçlü demektir. Bunun yolu da üretim ekonomisinden, teknolojik yenilik ve atılımlardan geçer. Yukarıda söylediğim gibi alışkanlık, bağımlılık zaman isteyen bir şeydir. Hakeza bağımlılık yapan tembellik alışkanlığından kurtulmakta zaman ister. Tembellikten çıkmak, Tv ve sosyal medya kampanyaları ile olacak iş değildir. Bir birikim ve kültür meselesidir ayrıca.     Üretim kültürü kuşaklara aşılandığında, birçok şey kendiliğinden yürümeye başlar. Genç Cumhuriyetin üretim atağı, 1940’lardan itibaren akamete uğratıldı. Bugünlerde Batı ile İsrail ile nasıl baş edeceğimiz hararetle tartışılıyor. Oysa onlar üretim kültürüne bizden iki asır önce geçmişler. Bizdeki taze ve heyecanlı girişimler ise engellenmiş. Neden ilk yerli traktör seri üretime geçemedi, ilk yerli lokomotif üretimi durduruldu? Nuri Demirağ’a ait uçak fabrikası neden kapatıldı? Nuri Killigil’in silah fabrikası neden havaya uçuruldu?  Şakir Zümre uçak bomba fabrikası neden kapatıldı? Vecihi Hürkuş’un uçması neden yasaklandı? Türkiye’nin ilk yerli otomobili ‘Devrim’ niçin durduruldu?  Gümüş motor üretimi türlü desiselerle engellendi. Emek televizyon fabrikası kapatıldı. Aselsan yerli cep telefon üretimi bitirildi…     Tüm bunlar ve daha fazlası engellenmeseydi salgını daha kolay atlatacaktık. Filistin’e daha güçlü müdahale edecektik. Son yirmi yılda ve özellikle 2016’dan bu tarafa hızlı ve güçlü atılımlar; yine içteki ve dıştaki benzer odakların çabalarıyla engellenmek isteniyor. İyi bayramlar demeden önce bunlar üzerinde iyice düşünmek lazım. İYİ BAYRAMLAR… 
Ekleme Tarihi: 13 Mayıs 2021 - Perşembe

İyi Bayramlar Demeden Önce

“İnsan bir fabrika olsaydı eğer; sadece mazeret üretirdi”

 

  Son günlerde yine hüzün kapladı her yanı. İsrail’in kullandığı orantısız güç ve vahşet, vicdanlı yüreklerde infiale yol açtı. Duyarlı insanlar ne diyeceklerini, ne yapacaklarını şaşırdı. Söz; yetersiz kaldı. Toplumda biriken gazı almada, iyi ki sosyal medya var. Milyonlar orada rahatladı. Yahudi icadı bir sistemle, Yahudilere beddua yağdırdı.

 

  Benzer hadiselerde boykot listeleri çabucak yayılır… Ayrıca o listede adı geçen markaların sahipleri ve ortaklık durumları nasıl belirleniyor onu da anlamış değilim açıkçası. Oldum olası boykot çağrılarına itibar etmedim. Zamlar gelir, zincir marketler boykot edilmek istenir. Avrupa ve ABD ile sorunlarda hemen boykot edilecek ürünlerin listesi yayınlanır. Şimdi de İsrail ürünleri zannedilen markalar dolaşıyor. Ayrıca o markalar tamamıyla İsrail markaları değil, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan Yahudilere ait olduğu varsayılan markalardır.

 

  Geçenlerde de bir paylaşım ağı ambargoya maruz bırakılmak istendi. Sonuç?  Ambargo çağrıları sadece toplumun gazını almaya yöneliktir o kadar. Yoksa gerçekte işe yaramaz. Kimse kolay kolay konforundan ve alışkanlıklarından vazgeçmez. Çünkü yıllar içerisinde oluşan alışkanlık, hadi bağımlılık da diyebilirsiniz; öyle bir çağrı ile sonlanmaz. Bırakmak, terk etmek de tıpkı alışkanlık, bağımlılık oluşması gibi uzun soluklu bir iştir.

 

  Bayramı tatsız, buruk karşıladık. Başka türlüsü de bugünkü dünya düzeninde pek mümkün değil. Kan, gözyaşı, ölümler, iflaslar, hasretler, kapanmalar derken insanların ekonomileri, sağlıkları iyice bozuldu. Buradan iddia ediyorum işe yaramaz kapanmalar devam ederse eğer; ülkemiz salgından da ağır sonuçlar yaşayacaktır.

 

  Kapanma önlemleri de boykot çağrıları gibi toplumun gazını almaya yöneliktir. Hükümet ne yapsın? Göstermelik kapanma önlemi almayan hükümet; insanların sağlığı ile oynamakla suçlanacaktır. Hoş, kapanma kararı ne derece uygulanıyor ve kimlere yarıyor? Benim kapanmadan anladığım tam kapanmadır. Çin mesela salgını kendi ülkesinde öyle kontrol altına aldı. Bizde tam kapanma uygulansa yine mesele edilir. Tam kapanmaya da diktatörlük geldi diye karşı çıkarız.

 

  Hükümet bir an evvel bu cendereden çıkmalıdır. Her şey tekrar normale dönmelidir. Tüm kısıtlamalar son bulmalıdır. Bazı kısıtlamaların hükümetin işine geldiği de bilinmektedir. Salgını bahane ederek, bazı sıkıyönetim tedbirleri demek ki ülkeyi yönetenlerin işine yarıyor galiba. Oysa vatandaşın daha fazlasını kaldırmaya tahammülü kalmadı. Bir işadamı- yazar demiş ki; “ Ölümler acıdır ama işsiz kalmak da iflas etmek de bi o kadar acıdır.” Hani pek de haksız sayılmaz yazarımız.    

 

  Ancak güçlü ülkeler yurttaşlarına, başka coğrafyalardaki soydaşlarına, din kardeşlerine daha  fazla yardım eder. Güçlü demek, her açıdan ama özellikle askeri ve ekonomik manada güçlü demektir. Bunun yolu da üretim ekonomisinden, teknolojik yenilik ve atılımlardan geçer. Yukarıda söylediğim gibi alışkanlık, bağımlılık zaman isteyen bir şeydir. Hakeza bağımlılık yapan tembellik alışkanlığından kurtulmakta zaman ister. Tembellikten çıkmak, Tv ve sosyal medya kampanyaları ile olacak iş değildir. Bir birikim ve kültür meselesidir ayrıca.

 

  Üretim kültürü kuşaklara aşılandığında, birçok şey kendiliğinden yürümeye başlar. Genç Cumhuriyetin üretim atağı, 1940’lardan itibaren akamete uğratıldı. Bugünlerde Batı ile İsrail ile nasıl baş edeceğimiz hararetle tartışılıyor. Oysa onlar üretim kültürüne bizden iki asır önce geçmişler. Bizdeki taze ve heyecanlı girişimler ise engellenmiş. Neden ilk yerli traktör seri üretime geçemedi, ilk yerli lokomotif üretimi durduruldu? Nuri Demirağ’a ait uçak fabrikası neden kapatıldı? Nuri Killigil’in silah fabrikası neden havaya uçuruldu?  Şakir Zümre uçak bomba fabrikası neden kapatıldı? Vecihi Hürkuş’un uçması neden yasaklandı? Türkiye’nin ilk yerli otomobili ‘Devrim’ niçin durduruldu?  Gümüş motor üretimi türlü desiselerle engellendi. Emek televizyon fabrikası kapatıldı. Aselsan yerli cep telefon üretimi bitirildi…

 

  Tüm bunlar ve daha fazlası engellenmeseydi salgını daha kolay atlatacaktık. Filistin’e daha güçlü müdahale edecektik. Son yirmi yılda ve özellikle 2016’dan bu tarafa hızlı ve güçlü atılımlar; yine içteki ve dıştaki benzer odakların çabalarıyla engellenmek isteniyor. İyi bayramlar demeden önce bunlar üzerinde iyice düşünmek lazım. İYİ BAYRAMLAR… 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve inovatifhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.