Faik Saraçoğlu’nun Bedduası Kimlerin Üzerinde? Abdullah Ayan yazdı
Faik Saraçoğlu’nun Bedduası Kimlerin Üzerinde? Abdullah Ayan yazdı
Faik Saraçoğlu, bir hukukçu ya da toprak sahibi olmanın ötesinde yenilikler peşinde koşan Vizyoner bir girişimci…
Faik Saraçoğlu, bir hukukçu ya da toprak sahibi olmanın ötesinde yenilikler peşinde koşan Vizyoner bir girişimci…
Konuya vakıf olanların anlatacaklarım karşısında pek te şaşıracaklarını sanmıyorum…
Sanmıyorum çünkü aşağıda okuyacaklarınız tipik bir Mersin dramı ötesinde bir mevzu değil...
Dişiyle tırnağıyla, vizyonuyla var ettiği devasa bir serveti; "insanın en ağır devresi" diye tanımladığı yaşlılık döneminde, kimsesizlerin sığınağı olsun diye yaşadığı kentin en güvenilir kurumlarına emanet eden bir çınarın ve o emaneti hoyratça yağmalayanların öyküsü bu…
Faik Saraçoğlu, bir hukukçu ya da toprak sahibi olmanın ötesinde yenilikler peşinde koşan Vizyoner bir girişimci…,
O kadar ki, 1950’lerde Beyrut’tan avokado çekirdeği getirip Kargıpınarı’ ndaki bahçesinde yetiştiren bir Vizyoner…
Böbrek hastalarına şifa olan avokado yapraklarını paketleyip konağının altında ücretsiz dağıtan, halkın dilinde adı “Avukatın Yaprağı” olarak kendisiyle anılmasını sağlayan, yıllarca kente girişimcilik yanında iyiliksever olarak ta dokunmuş isim.
Faik bey 4 Kasım 1972 günü, Mersin 3. Noteri İsmet Varan’ a başvurur ve Noter ile şahitlerin huzurunda, bugün hayal bile edilemeyecek büyüklükte bir mal varlığını kuracağı "Yardım ve İyilik Vakfı" na bağışladığını beyan eder…
Noter Senedinde beyan ettiği amacı nettir:
Din, dil, ırk gözetmeden; yoksul, miskin ve düşkün yaşlılara hayatlarının son demlerinde huzurlu bir barınak sağlamak.
Vakfa bırakılan mülkler gerçekten de akılları baştan alacak büyüklük ve değerdedir:
Mersin merkezde dükkanlar ve tarihi Sorsuk Hamamı,
Kargıpınarı’ nda, bugün kentin en değerli turizm ve yerleşim aksında bulunan yaklaşık 300 dönüm (297.357 m²) limon bahçesi,
Ve irili ufaklı başka taşınmazlar…
Faik Bey, bu mülklerin korunması için vasiyetine değiştirilmesini kimsenin aklından geçirmeyi düşünmeyeceği türden deyim yerindeyse çelikten güçlü maddeler koydurdu:
"Satılamaz, devredilemez, ipotek edilemez, toptan kiralanamaz!" Hatta sadece camilerin bakımı için ayırdığı yıllık 100 bin liralık limit ki 2026 yılı satın alma gücüyle yıllık 100 bin dolara yaklaşan bir kaynak ayrılmasını ön gören hükümler…
Sadece hayırlı bir hizmet için bu bütçeyi ayırabilen bir vakfın toplam gücünü varın siz hesap edin.
Saraçoğlu, daha sağlığında bir şeylerin ters gittiğini, "kurtların pusuda olduğunu" hisseder..
1976’da vakfın yönetimini Mersin’in tüm kurumlarına (Belediye, Baro, Ticaret Odası vb.) açarak bir "vicdan barajı" kurmaya çalışır.
Ancak nafile...
1991 yılına gelindiğinde, 89 yaşındaki o koca çınar, akli dengesinin yerinde olduğuna dair rapor gibi bir yönüyle incitici işlemleri de yerine getirerek 8 Temmuz 1991 günü kurduğu Vakıf’ a yeni bariyerler kurmak üzere bir kez daha Noter’ in kapısını çalar…
Son zeyilnamede yer alan Faik beye ait aşağıdaki tespit, bir kentin utanç vesikasıdır aynı zamanda:
"Kurduğum vakıf ne yazık ki bugüne kadar gayesine uygun çalışamamış, yönetime gelenler bu kıymetli malları elden çıkarmıştır."
Emanete İhanet mi, Kent Suçu mu?
Faik Bey, son nefesine yakın vakfı "el koyanlardan" kurtarmaya çalışır ve senedin sonuna o ağır notu düşer:
"Bunu kötüye kullananların cezasını Allah’a havale ederim."
Bugün dönüp şu soruyu sormamız en azından Faik Saraçoğlu’ nun anısına karşı saygı anlamına gelmez mi?
O tek ağacına dokunulmayacağı hükmünü koyduğu 300 dönümlük büyük bölümü denize sıfır bahçelerine ne oldu?
O dükkanlar kimlerin himayesinde? Mersin’in en değerli taşınmazlarının önemli bir bölümü hangi "arka kapı" operasyonlarıyla buharlaştırıldı?
Bir dönem bu vakıfta yer alıp, olup bitene dayanamayarak sessizce ayrılan "kentin ileri gelenleri" ne zaman çıkıp konuşacak? Tarihe tanıklık etme anlamında yaşananları anlatmak için neyi bekliyor, ya da kimlerden çekiniyorlar?
Vicdanlarının sesine uyup Allah’ ın bildiğini kuldan da saklamama refleksiyle o tek tuğlayı çekip, aslında herkesin bildiklerini ne zaman faş edecekler
Emanete ihanet edilir mi?
Burası Mersin...
Burada sadece vakıf malları değil, bir hayırseverin kutsal vasiyeti ve kimsesiz yaşlıların geleceği de yağmalandı.
Faik Saraçoğlu’nun ruhu huzur bulur mu kim bilir?
Ama onun ‘Allaha havale ettiği’ yağmacılara yüklediği ağır bedduanın kimlerin sırtında olduğu sorusunun yanıtı tartışılmaz netlikte karşımızda duruyor…
Abdullah Ayan
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

