Özdemir 'Ürün Deseni ve Hasat Takvimini Etkin Yönetmeliyiz'

Güncel 18.05.2026 - 19:12, Güncelleme: 18.05.2026 - 19:12
 

Özdemir 'Ürün Deseni ve Hasat Takvimini Etkin Yönetmeliyiz'

Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir 'Mersin açısından tarımsal üretimin son 20 yıllık dönüşümü çok iyi analiz edilmelidir. Son 20 yılda Mersin’de tarım alanları yüzde 18 küçülerek 3,26 milyon dekara gerilemiştir. "dedi.

Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir Mersin'in tarımsal üretimini değerlendirdiği açıklamasında şu ifadelere yer verdi: TÜİK verilerine göre Mersin, Türkiye tarım alanlarının yüzde 1,4’üne ve kayıtlı çiftçi sayısının yüzde 1,8’ine sahip olmasına rağmen; yüzde 14’lük pay ile meyve üretiminde Türkiye genelinde ilk sırada yer almakta, yüzde 6’lık pay ile de ülkemizin en fazla sebze üreten başlıca illeri arasında bulunmaktadır. Üretim hacminin yanı sıra; limanı, lojistik altyapısı ve tarıma dayalı sanayisiyle ülkemizin dış pazarlara açılan en önemli kapılarından biridir. Türkiye’nin 32,6 milyar dolarlık tarımsal ihracatının yüzde 12’si Mersinli firmalar tarafından gerçekleştirilmektedir. Mersin açısından tarımsal üretimin son 20 yıllık dönüşümü çok iyi analiz edilmelidir. Son 20 yılda Mersin’de tarım alanları yüzde 18 küçülerek 3,26 milyon dekara gerilemiştir. Bu dönemde meyvelik alanlar yüzde 115 büyüyerek 1,7 milyon dekara ulaşırken; tahıl alanları yüzde 61 azalarak 967 bin dekara, sebze alanları ise yüzde 32 düşerek 248 bin dekara inmiştir. Bu tablo, tarımda kalan üreticilerin daha yüksek gelir sağlayan ve birim ihracat değeri daha yüksek olan meyve üretimine yöneldiğini; tarımdan çıkan alanların ise büyük ölçüde inşaat ve farklı kullanım alanları nedeniyle tarım dışına kaydığını göstermektedir. Bundan 20 yıl önce Mersin’deki meyvelik alanların yüzde 63’ünü yalnızca üzüm ve narenciye oluştururken, bu oran 2025 yılında yüzde 32’ye gerilemiştir. Buna karşılık, başta zeytin, şeftali ve nektarin olmak üzere muz, kayısı, erik ve avokado dikili alanlarda artış görülmüştür. Ancak içerisinden geçtiğimiz süreç ve yapılan bilimsel çalışmalar, önümüzdeki 20 yılın geçmiş 20 yıldan daha zorlu geçeceğine işaret etmektedir. İklim krizi, su stresi, ani don olayları, artan sıcaklıklar ve küresel rekabet koşulları; özellikle uzun ömürlü meyve bahçelerinde çok daha büyük riskler yaratacaktır. Artık yalnızca tarımsal üretim hacmi değil; hangi ürünün, hangi iklim koşullarında, hangi pazarlara ve yılın hangi dönemlerinde arz edileceği de kritik önem taşımaktadır. Bu nedenle Mersin’in yeni dönemde öngörülen riskleri doğru tespit etmesi ve bu riskleri nasıl yöneteceğine yönelik adımlar atması gerekmektedir. Özellikle öne çıkan meyve üretiminde; erkenci, normal sezon ve geççi çeşitlerin birlikte planlandığı, hasadın yılın tamamına daha dengeli yayıldığı ve ürün deseninin çeşitlendiği bir üretim modeline ihtiyaç vardır. Çünkü üretimin belirli haftalara sıkışması; aynı anda oluşan arz ve fiyat baskısına, nitelikli iş gücü temininde yaşanan sorunlara, lojistik, depolama ve soğuk zincir maliyetlerinin artmasına, ihracatta pazar kayıplarına ve zirai don gibi afetlerde ürünlerin aynı dönemde topluca risk altına girmesine neden olmaktadır. Başta arz ve fiyat baskısı olmak üzere bu olumsuzluklar, ithalat açısından gümrük vergisi politikalarının değiştirilmesine ya da ihracat yasakları ve çeşitli kısıtlamaların uygulanmasına yol açabilmektedir. Bu nedenle önümüzdeki dönemde ürün planlaması yalnızca üretim hacmi ve verim odaklı değil; iklim riski, hasat takvimi, su tüketimi, stok politikası ve ihracatın sürekliliği birlikte değerlendirilerek yapılmalıdır. Böylece hem iç pazarda ürün arzı ve fiyat baskısının oluşmasının önüne geçilebilir hem de dış pazarlarda rekabetçi yapı daha güçlü ve sürdürülebilir hale getirilebilir.
Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir 'Mersin açısından tarımsal üretimin son 20 yıllık dönüşümü çok iyi analiz edilmelidir. Son 20 yılda Mersin’de tarım alanları yüzde 18 küçülerek 3,26 milyon dekara gerilemiştir. "dedi.

Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir Mersin'in tarımsal üretimini değerlendirdiği açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

TÜİK verilerine göre Mersin, Türkiye tarım alanlarının yüzde 1,4’üne ve kayıtlı çiftçi sayısının yüzde 1,8’ine sahip olmasına rağmen; yüzde 14’lük pay ile meyve üretiminde Türkiye genelinde ilk sırada yer almakta, yüzde 6’lık pay ile de ülkemizin en fazla sebze üreten başlıca illeri arasında bulunmaktadır. Üretim hacminin yanı sıra; limanı, lojistik altyapısı ve tarıma dayalı sanayisiyle ülkemizin dış pazarlara açılan en önemli kapılarından biridir. Türkiye’nin 32,6 milyar dolarlık tarımsal ihracatının yüzde 12’si Mersinli firmalar tarafından gerçekleştirilmektedir.

Mersin açısından tarımsal üretimin son 20 yıllık dönüşümü çok iyi analiz edilmelidir. Son 20 yılda Mersin’de tarım alanları yüzde 18 küçülerek 3,26 milyon dekara gerilemiştir. Bu dönemde meyvelik alanlar yüzde 115 büyüyerek 1,7 milyon dekara ulaşırken; tahıl alanları yüzde 61 azalarak 967 bin dekara, sebze alanları ise yüzde 32 düşerek 248 bin dekara inmiştir. Bu tablo, tarımda kalan üreticilerin daha yüksek gelir sağlayan ve birim ihracat değeri daha yüksek olan meyve üretimine yöneldiğini; tarımdan çıkan alanların ise büyük ölçüde inşaat ve farklı kullanım alanları nedeniyle tarım dışına kaydığını göstermektedir.

Bundan 20 yıl önce Mersin’deki meyvelik alanların yüzde 63’ünü yalnızca üzüm ve narenciye oluştururken, bu oran 2025 yılında yüzde 32’ye gerilemiştir. Buna karşılık, başta zeytin, şeftali ve nektarin olmak üzere muz, kayısı, erik ve avokado dikili alanlarda artış görülmüştür.

Ancak içerisinden geçtiğimiz süreç ve yapılan bilimsel çalışmalar, önümüzdeki 20 yılın geçmiş 20 yıldan daha zorlu geçeceğine işaret etmektedir. İklim krizi, su stresi, ani don olayları, artan sıcaklıklar ve küresel rekabet koşulları; özellikle uzun ömürlü meyve bahçelerinde çok daha büyük riskler yaratacaktır. Artık yalnızca tarımsal üretim hacmi değil; hangi ürünün, hangi iklim koşullarında, hangi pazarlara ve yılın hangi dönemlerinde arz edileceği de kritik önem taşımaktadır.

Bu nedenle Mersin’in yeni dönemde öngörülen riskleri doğru tespit etmesi ve bu riskleri nasıl yöneteceğine yönelik adımlar atması gerekmektedir. Özellikle öne çıkan meyve üretiminde; erkenci, normal sezon ve geççi çeşitlerin birlikte planlandığı, hasadın yılın tamamına daha dengeli yayıldığı ve ürün deseninin çeşitlendiği bir üretim modeline ihtiyaç vardır.

Çünkü üretimin belirli haftalara sıkışması; aynı anda oluşan arz ve fiyat baskısına, nitelikli iş gücü temininde yaşanan sorunlara, lojistik, depolama ve soğuk zincir maliyetlerinin artmasına, ihracatta pazar kayıplarına ve zirai don gibi afetlerde ürünlerin aynı dönemde topluca risk altına girmesine neden olmaktadır. Başta arz ve fiyat baskısı olmak üzere bu olumsuzluklar, ithalat açısından gümrük vergisi politikalarının değiştirilmesine ya da ihracat yasakları ve çeşitli kısıtlamaların uygulanmasına yol açabilmektedir.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde ürün planlaması yalnızca üretim hacmi ve verim odaklı değil; iklim riski, hasat takvimi, su tüketimi, stok politikası ve ihracatın sürekliliği birlikte değerlendirilerek yapılmalıdır. Böylece hem iç pazarda ürün arzı ve fiyat baskısının oluşmasının önüne geçilebilir hem de dış pazarlarda rekabetçi yapı daha güçlü ve sürdürülebilir hale getirilebilir.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve inovatifhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.