Cumhuriyetin 6. Yılı 1929’ da Mersin’ de nasıl kutlandı?

Güncel 02.11.2026 - 10:16, Güncelleme: 02.11.2026 - 10:16 237 kez okundu.
 

Cumhuriyetin 6. Yılı 1929’ da Mersin’ de nasıl kutlandı?

Hükümet konağının batı yanındaki Sursok binasının önünde yer alan bu heybetli takı, gece gündüz yakından görmeye gelen halkın heyecanı görülmeye değerdi.

O günkü takvimlere göre tarih 29 Teşrinievvel 1929,günlerden Salı… Mersin ağacının dallarını günler öncesinden taşımaya başlamıştır arabalar. Katolik kilisesi ile Gümrük Meydanı arasındaki ana caddenin (o günlerdeki adıyla İskele, sonrasında Uray caddesi olarak anıldı) iki yanı yeşil Mersin dallarıyla süslenir… Özellikle Mersin Chevrolet (şevrole) bayii Kırmızı Yıldız ticarethanesinin kurduğu tak (Millî bayramlarda veya önemli bir olayı anmak için düzenlenen şenliklerde, geçit yapılacak caddelere geçici olarak kurulan, süslü kemer –aa-), süsleme ve aydınlatılmasıyla tüm dikkatleri üzerine çekiyordu. Hükümet konağının batı yanındaki Sursok binasının önünde yer alan bu heybetli takı, gece gündüz yakından görmeye gelen halkın heyecanı görülmeye değerdi. Derken 29 Ekim günü geldi çatar… Saatler 9’ u gösterirken Hükümet Konağının önündeki meydanda başlar resmi tören. İstiklal marşı, ardından bir kız ve erkek öğrencinin günün anlam ve önemini anlatan konuşmaları. Derken Halk Fırkası (CHP) adına Muhtar* çıkar hazırlanan kürsüye. “Muhterem hemşehriler, muhterem arkadaşlar, kahraman askerler, mini mini yavrular” diye başladığı uzunca konuşmasını yoğun tezahüratı arasında “yaşasın aziz Reisi Cumhurumuz Ulu Gazi, asil Türk milleti, Cumhuriyet ve ordu” diyerek bitirir… Ve ardından Vali konağı önünde yer alan protokol ve karşı taraftaki halkın alkışları eşliğinde resmigeçit başlar… Önce askerler, ardından bir Jandarma müfrezesi, okul öğrencileri ve İdmanyurdu bünyesinde yer alan gençler günler öncesinden hazırlandıkları gösterileri icra ederler… Özellikle Gazipaşa mektebinin sergilediği ve ‘saltanat devrini esaretini, devrimlerle başlayan istiklal ve hürriyeti’ anlatan sahneler ilgiyle izlenir… Resmigeçidin ardından Hükümet konağında Vali ve protokol tebrikleri kabul eder. Kutlamalar için Mersin’e gelmiş mebuslar, üst rütbeli subaylar, zabitler, müfettişler, amir ve memurlar, Halk Fırkası üyeleri, Belediye temsilcileri, Dernekler ve halktan arzu edenler sırayla kutlarlar bayramı. Saat 11’ de konsoloslar, Mersin’deki yabancı banka ve diğer yabancı şirketlerin temsilcileri Vali nezdinde Cumhuriyete olan bağlılık mesajlarını iletirler… Törenle ilgili gönderilen davetlerde “merasime iştirak edecek zevatın frak, mümkün olmazsa jaketatay (arkası uzun ve yırtmaçlı ceket –aa-) bunun da mümkün olmaması halinde siyah elbise) giyilmesi zorunluluğunun anımsatıldığını da anımsatmakta yarar var… 29 Ekim Salı günü tüm dükkân ve mağazalarla evlerin gündüz mümkün olduğunca iyi biçimde süslenmesi, gece ise fener alayının geçişi süresince elektrik lambalarının yakılarak aydınlatılması konusu kutlama komitesince günler öncesinden rica edilmiştir… Akşam saat 19’ da başta askerler olmak üzere, öğrenciler, İdmanyurdu’na mensup gençler ve halktan arzu edenler kışla meydanında toplanırlar. Meşaleler yakılır, düzenlenen fener alayı, kışladan (bugünleri Çamlıbel ile Müftü deresi arasında kalan askeri lojmanların yer aldığı bölge) hareketle istasyon caddesine gelirler. Cumhuriyet mektebi, Polis Dairesi ve Jandarma dairesi önünden Yoğurt Pazarına, buradan da Çankaya mektebinde (özgür çocuk parkı) sona erer fener alayı. Ve gecenin ilerleyen saatleri… Halk günün heyecanla dolu tatlı yorgunluğunu atmak üzere evlerine çekilirken Halk Fırkasının hazırladığı Cumhuriyet Balosu başlar Tüccar Kulübünde. En şık kıyafetleriyle süslü kadınlar, smokinli beyler, orkestra eşliğinde filmlerden akıllarında kaldığı kadarıyla vals ve tango figürlerini uydurarak her türlü dansa iştirak etmeye çalıştıklarını görür tanıklar.. Balo izlenimlerini Ateş Böceği rümuzuyla Yeni Mersin gazetesindeki köşeye taşıyan muzip kalem uzunca yazısının bir yerinde şöyle anlatacaktır: “Dansa ayak uydurarak dönen çiftlerin adedi günün coşkun neşe ve saadetinin yorgunluğuna rağmen çoğalıyordu. Meydan sarı, kırmızı, beyaz, pembe, eflatun renkler; siyah kağıtlara sarılmış hareketli buketlerle doldu. Bu kadar hareket içinde çınarlı meydanda çember çeviren çocuklar gibi damını geniş adımlarla koşturan kavalyeden, kendinden daha uzun damını muhafaza için kaçan küçük adımlı ve fraklı zat, büyük itina ile altın iskarpinli eşini kavrayan iri omuzlu gence çarptı. Diz kapaklarını bükerek ayaklarını sağa, sola fırlatan yaptığı danstan emin birinin yanında esmer, genç zabit ince işlenmiş hareketlerle adeta akıyor, kayıyordu. Alkışlarıyla herkesi dansa teşvik eden bir sima ise erkenden uykusuna kavuşmak için kayboldu. Vals ve tangoların ardından nihayet kadril yapılmasına karar verildi. Fakat idare edenlerin bile tam bilmemesi ve iyi anlaşılmaması yüzünden işler karıştı. Artık içeriye dalmanın tam zamanıydı. Gecenin zevkle giyinen kraliçesini sordum. Kadınların hepsi kendisini gösterdi. Ben de kendileri dışındaki ikinciyi tarif etmelerini istedim. Kimi koyu mercan rengi üzerine beyaz işlenmiş elbiseyi, kimisi mavi saten üzerine taşlarla süslenmiş tuvaleti, kimisi de omuzlarında kırmızı ile sarı sırma güllü siyahlıyı gösterdiler. Hepsini ayrı ayrı güzel, ince ve o kadar da zarif buldum. Mamafih bunların arasında balo ve dansı kabul ettikleri halde uzun kollu gündüz elbiseleri ile gece hayatına karışan hanımların bu kıyafetleri hem çok iğreti hem de tuhaf oluyor. Bu hayatı kabul ederken onun teferruatına da itina etmek herhalde cemiyete hürmet edenler için bir vazifedir.” 81 yıl önceki bir Cumhuriyet Bayramını tozlu arşivlerin satır aralarından bulduğum bilgi kırıntılarıyla anlatmaya çalıştım. Hükümet konağının önünü dolduran heyecan dolu halkıyla, gece düzenlenen fener alayı ve bugünlerin moda deyimiyle ‘beyazların’ batı taklidi, özentisi içindeki gerçek Cumhurdan kopuk Tüccar Kulübü balosuyla… Değişen ne çok şey var o günlerden bugüne pek değişmeyen nice davranış… Cumhuriyetin 7. Yılından 87. Yılına uzanan kimisine göre çileli, kimisine göre muhteşem yolculuk, belki de nefes kesen bir koşu… Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun, nice bayramlara, Cumhurun daha da öne çıkacağı Cumhuriyetin 100. Yılına… Nice Bayramlara… *Muhtar bey soyadı kanunundan sonra Berker (Beriker) soyadını alacaktır.. Kendisi Tekfen Holding kurucusu ve patronu Feyyaz Berker’ in babasıdır.. Abdullah Ayan
Hükümet konağının batı yanındaki Sursok binasının önünde yer alan bu heybetli takı, gece gündüz yakından görmeye gelen halkın heyecanı görülmeye değerdi.

O günkü takvimlere göre tarih 29 Teşrinievvel 1929,günlerden Salı…

Mersin ağacının dallarını günler öncesinden taşımaya başlamıştır arabalar.

Katolik kilisesi ile Gümrük Meydanı arasındaki ana caddenin (o günlerdeki adıyla İskele, sonrasında Uray caddesi olarak anıldı) iki yanı yeşil Mersin dallarıyla süslenir…

Özellikle Mersin Chevrolet (şevrole) bayii Kırmızı Yıldız ticarethanesinin kurduğu tak (Millî bayramlarda veya önemli bir olayı anmak için düzenlenen şenliklerde, geçit yapılacak caddelere geçici olarak kurulan, süslü kemer –aa-), süsleme ve aydınlatılmasıyla tüm dikkatleri üzerine çekiyordu.

Hükümet konağının batı yanındaki Sursok binasının önünde yer alan bu heybetli takı, gece gündüz yakından görmeye gelen halkın heyecanı görülmeye değerdi.

Derken 29 Ekim günü geldi çatar…

Saatler 9’ u gösterirken Hükümet Konağının önündeki meydanda başlar resmi tören.

İstiklal marşı, ardından bir kız ve erkek öğrencinin günün anlam ve önemini anlatan konuşmaları.

Derken Halk Fırkası (CHP) adına Muhtar* çıkar hazırlanan kürsüye.

“Muhterem hemşehriler, muhterem arkadaşlar, kahraman askerler, mini mini yavrular” diye başladığı uzunca konuşmasını yoğun tezahüratı arasında “yaşasın aziz Reisi Cumhurumuz Ulu Gazi, asil Türk milleti, Cumhuriyet ve ordu” diyerek bitirir…

Ve ardından Vali konağı önünde yer alan protokol ve karşı taraftaki halkın alkışları eşliğinde resmigeçit başlar…

Önce askerler, ardından bir Jandarma müfrezesi, okul öğrencileri ve İdmanyurdu bünyesinde yer alan gençler günler öncesinden hazırlandıkları gösterileri icra ederler…

Özellikle Gazipaşa mektebinin sergilediği ve ‘saltanat devrini esaretini, devrimlerle başlayan istiklal ve hürriyeti’ anlatan sahneler ilgiyle izlenir…

Resmigeçidin ardından Hükümet konağında Vali ve protokol tebrikleri kabul eder. Kutlamalar için Mersin’e gelmiş mebuslar, üst rütbeli subaylar, zabitler, müfettişler, amir ve memurlar, Halk Fırkası üyeleri, Belediye temsilcileri, Dernekler ve halktan arzu edenler sırayla kutlarlar bayramı.

Saat 11’ de konsoloslar, Mersin’deki yabancı banka ve diğer yabancı şirketlerin temsilcileri Vali nezdinde Cumhuriyete olan bağlılık mesajlarını iletirler…

Törenle ilgili gönderilen davetlerde “merasime iştirak edecek zevatın frak, mümkün olmazsa jaketatay (arkası uzun ve yırtmaçlı ceket –aa-) bunun da mümkün olmaması halinde siyah elbise) giyilmesi zorunluluğunun anımsatıldığını da anımsatmakta yarar var…

29 Ekim Salı günü tüm dükkân ve mağazalarla evlerin gündüz mümkün olduğunca iyi biçimde süslenmesi, gece ise fener alayının geçişi süresince elektrik lambalarının yakılarak aydınlatılması konusu kutlama komitesince günler öncesinden rica edilmiştir…

Akşam saat 19’ da başta askerler olmak üzere, öğrenciler, İdmanyurdu’na mensup gençler ve halktan arzu edenler kışla meydanında toplanırlar. Meşaleler yakılır, düzenlenen fener alayı, kışladan (bugünleri Çamlıbel ile Müftü deresi arasında kalan askeri lojmanların yer aldığı bölge) hareketle istasyon caddesine gelirler. Cumhuriyet mektebi, Polis Dairesi ve Jandarma dairesi önünden Yoğurt Pazarına, buradan da Çankaya mektebinde (özgür çocuk parkı) sona erer fener alayı.

Ve gecenin ilerleyen saatleri…

Halk günün heyecanla dolu tatlı yorgunluğunu atmak üzere evlerine çekilirken Halk Fırkasının hazırladığı Cumhuriyet Balosu başlar Tüccar Kulübünde.

En şık kıyafetleriyle süslü kadınlar, smokinli beyler, orkestra eşliğinde filmlerden akıllarında kaldığı kadarıyla vals ve tango figürlerini uydurarak her türlü dansa iştirak etmeye çalıştıklarını görür tanıklar..

Balo izlenimlerini Ateş Böceği rümuzuyla Yeni Mersin gazetesindeki köşeye taşıyan muzip kalem uzunca yazısının bir yerinde şöyle anlatacaktır:

“Dansa ayak uydurarak dönen çiftlerin adedi günün coşkun neşe ve saadetinin yorgunluğuna rağmen çoğalıyordu. Meydan sarı, kırmızı, beyaz, pembe, eflatun renkler; siyah kağıtlara sarılmış hareketli buketlerle doldu.

Bu kadar hareket içinde çınarlı meydanda çember çeviren çocuklar gibi damını geniş adımlarla koşturan kavalyeden, kendinden daha uzun damını muhafaza için kaçan küçük adımlı ve fraklı zat, büyük itina ile altın iskarpinli eşini kavrayan iri omuzlu gence çarptı.

Diz kapaklarını bükerek ayaklarını sağa, sola fırlatan yaptığı danstan emin birinin yanında esmer, genç zabit ince işlenmiş hareketlerle adeta akıyor, kayıyordu.

Alkışlarıyla herkesi dansa teşvik eden bir sima ise erkenden uykusuna kavuşmak için kayboldu. Vals ve tangoların ardından nihayet kadril yapılmasına karar verildi. Fakat idare edenlerin bile tam bilmemesi ve iyi anlaşılmaması yüzünden işler karıştı.

Artık içeriye dalmanın tam zamanıydı. Gecenin zevkle giyinen kraliçesini sordum. Kadınların hepsi kendisini gösterdi. Ben de kendileri dışındaki ikinciyi tarif etmelerini istedim. Kimi koyu mercan rengi üzerine beyaz işlenmiş elbiseyi, kimisi mavi saten üzerine taşlarla süslenmiş tuvaleti, kimisi de omuzlarında kırmızı ile sarı sırma güllü siyahlıyı gösterdiler.

Hepsini ayrı ayrı güzel, ince ve o kadar da zarif buldum. Mamafih bunların arasında balo ve dansı kabul ettikleri halde uzun kollu gündüz elbiseleri ile gece hayatına karışan hanımların bu kıyafetleri hem çok iğreti hem de tuhaf oluyor. Bu hayatı kabul ederken onun teferruatına da itina etmek herhalde cemiyete hürmet edenler için bir vazifedir.”

81 yıl önceki bir Cumhuriyet Bayramını tozlu arşivlerin satır aralarından bulduğum bilgi kırıntılarıyla anlatmaya çalıştım.

Hükümet konağının önünü dolduran heyecan dolu halkıyla, gece düzenlenen fener alayı ve bugünlerin moda deyimiyle ‘beyazların’ batı taklidi, özentisi içindeki gerçek Cumhurdan kopuk Tüccar Kulübü balosuyla…

Değişen ne çok şey var o günlerden bugüne pek değişmeyen nice davranış…

Cumhuriyetin 7. Yılından 87. Yılına uzanan kimisine göre çileli, kimisine göre muhteşem yolculuk, belki de nefes kesen bir koşu…

Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun, nice bayramlara, Cumhurun daha da öne çıkacağı Cumhuriyetin 100. Yılına…

Nice Bayramlara…

*Muhtar bey soyadı kanunundan sonra Berker (Beriker) soyadını alacaktır.. Kendisi Tekfen Holding kurucusu ve patronu Feyyaz Berker’ in babasıdır..

Abdullah Ayan
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve inovatifhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.